Turquetto – Metin Arditi

1519’da Osmanlı topraklarında, Konstantiniyye’de dünyaya gelen Eli, resim yapma tutkusuyla yanmaktadır. Ancak o bir Yahudi’dir ve dini, resim yapmasını yasaklamıştır. Tutkusunun peşinden gitmeyi seçen delikanlı, özgürce resim yapabilme hayaliyle bir gemiye atlayıp Rönesans’ı yaşayan İtalya’ya, Venedik’e kaçar. Sanatı için her şeyden, hatta kimliğinden bile vazgeçen, Venedik’in en büyük ressamlarından Eli ya da üstadı Tiziano’nun verdiği

okumak için tıklayınız

Tarihsel Maddecilik Üzerine – Franz Mehring

Bugün olan biteni “daha iyi anlamamız” için tarihe ihtiyacımız mı var? O halde Wall Street ya da Tahrir Meydanı’ndakiler evlerinden hiç çıkmamalıydı. Çünkü tarih, insanların evde oturmalarının tarihidir, tabii sonradan “önemli” ilân edilen birkaç “an” dışında. Bu “anlar” ise ancak bugünden bakıldığında anlamlı kılınabilirler. Benzer şekilde dünün “anlamlı anları” da bugün “komik ve çarpıtılmış” bulunarak

okumak için tıklayınız

Dergah’ın Sırrı / Aleviliğin Kayıp Hafızası – Erdoğan Çınar

Hacı Bektaş Veli Dergâhı uzun ömründe, çok badireler yaşamış her defasında, bir canlı refleksi ile dışardan gelen tehditlere karşı kendisini ustalıkla, metanetle, sabırla savunmuş ve zamandan zamana, iklimden iklime geçerek kendisini hiç bilmediğimiz bir geçmişten bu güne taşımayı bilmiş eşine az rastlanır bir mabettir. Bu ünlü Alevi Dergâhı bir sırlar mektebidir. Bu gizem okulunun müfredatı

okumak için tıklayınız

Sınırda Ağaçlar Ağlarken? – Müslüm Kabadayı

?Ağaçlar gibi ayakta ölmek istiyorum.? demişti, ?bitmedi daha sürüyor o kavga/ ve sürecek / yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!? diyen şair Adnan Yücel, on iki yıl önceki bir sohbetimizde. Temmuz 2002?de bu doğa ve insan sevdalısı şairimiz toprağa kavuşurken, ben Şam?da Arapça yazı dilini ve edebiyatını öğrenmekle meşguldüm. Komşu bir ülkenin doğasını, tarihini, kültürünü de

okumak için tıklayınız

Medya Gözcüsü – Esra Arsan

İnternet ya da gazete arşivlerinde kaybolup gideceği yerde, derli toplu bir kitap olarak ve her halükarda fikir ve yaklaşım birliği oluşturan bu makaleler, Türk egemen medyasının perişan halini somut olarak gözler önüne seriyor. Ele aldığı konuların çeşitliliği bir yana, hangi konuyu işlerse onu mutlaka hem genel gazetecilik pratiği ve teorisi çerçevesinde konumlandırması hem de dünya

okumak için tıklayınız

Zamanın Döngüsünde Dersim – Turabi Saltık

Turabi Saltık bu çalışmada, Dersim bölgesini eskiçağ döneminden yakın döneme kadar incelenmektedir. Bir tarih anlatısı içinde Dersim’de yaşayan ve hüküm süren hakları, bu hakların bıraktığı kültür mirasını, dilini, inancını, toplumsal yaşamını sağlayan gelenek ve göreneklerini, ekonomisini, ticaretini anlatmaktadır. Yazar, kitabında yer verdiği düşüncelerini güçlendirmek için yakın dönem tanıklıklarına da yer vermektedir. Bu çalışmayı okuyunca Dersim’in

okumak için tıklayınız

Kirazcan ile Kirazım?ın maceraları – Gaye Dinçel

Siz hiç kahramanları kiraz olan bir kitap gördünüz mü? Kırk yıldır çocuğum, ben görmedim. ?Hep hayvanlar, hep hayvanlar? derken kirazlar, erik, yapraklar ve armudun başrollerde olduğu bu maceralarla karşılaşmak çok güzel. Tabii hayvanlar da var: kelebek, baykuş, salyangoz ve kurtçuklar! O kadar güzel ki bu iki kiraz, kıpkırmızı! Kirazcan ile Kirazım?dan söz ediyorum. h2o kitap,

okumak için tıklayınız

Kapitalist Toplumda Sanatçının İşi – Karl Marx

BİR Üretken emek burada kapitalist üretim bakımından ta­nımlanıyor, ve Adam Smith burada konunun en canalıcı nok­tasına dokunuyor. Onun en büyük bilimsel artamlarından biri budur (Malthus’un doğru olarak gözlediği gibi, üretken olan ve olmayan emek arasındaki bu ince fark, bütün burju­va ekonomi politiğinin temeli olarak kalır): Adam Smith, üretken emeği sermaye ile doğrudan doğruya değişilen emek

okumak için tıklayınız

Denizde – Anton Çehov (Çeviren: Nazım Hikmet)

Göze görünen, yalnız, gerideki limanın ürperen ışıklarıyla katran gibi kara bir gökyüzüydü. Soğuk, ıslak bir yel esmekte. Üstümüzde ağır bulutları, onların yağmur olup boşanmak dilekle­rini duyuyor ve soğuğa, yele bakmaksızın sıcaktan boğuluyorduk sanki. Biz, gemiciler, baş altında toplanmış zar atıyorduk. Bizimkile­rin gürültülü, sarhoş kahkahaları yükseliyor, içimizden birisi, alay olsun diye, ara sıra horoz gibi ötüyordu.

okumak için tıklayınız

Futbolu Neden Sevmeli? / Neden Sevmemeli? – Hazırlayan : Maksut Köksal, Yasemin Gedik, İlker Maga

Bu konuda söylenecek çok şey olmasına rağmen izafiyete müsaade etmeyecek bir gerçek var: Futbol, spor disiplinleri arasında en çok ilgi göreni. Burada bir methiye olmadığı gibi bir eleştiri de yok. En çok sevileni mi ya da en çok sevilmeyeni mi? Ülke ve dünya genelinde bu soruyu aydınlatacak geniş bir araştırma yok henüz. Öne çıkan kadarıyla

okumak için tıklayınız

Ekmeği Taştan – Jean Freville

“Goncourt ödülüne layık, özlü, çok güzel bir kitap. Gelecekteki kitaplarınızla bu ödülü hak edeceğinizi umuyorum, zira böylesi bir yapıt gelecek hakkında da çok şeyler vaat ediyor.” Roman Rolland “Nazi işgalinin kanlı karanlığı içinde, Ekmeği Taştan, bana 1936 yılının güneşli günlerini yaşattı yeni baştan.” Jaques Duclos

okumak için tıklayınız

Sherlock Holmes nasıl yaratıldı? – Zeynep Heyzen Ateş

‘The Narrative of John Smith’, Sherlock Holmes’ün nasıl yaratıldığına dair ipuçları içeriyor. Sherlock Holmes?ün yaratıcısı Sir Arthur Conan Doyle?un hiç yayınlanmamış bir romanının ?ilk romanının- keşfedildiğini yine bu köşede duyurmuştuk. İşte o roman çıktı. Şimdilik sadece Independent?ın gördüğü yapıt, gazetenin haberine göre ?Sherlock Holmes?ün nasıl yaratıldığına dair ipuçları içeriyor.? Yazılışından 128 yıl sonra okuyucularla buluşacak

okumak için tıklayınız

Geriye Kalan Ağıttır! – Uğur Beydili

“Geçmiş gelecekten çok daha belirsizdir!” Bu söz ideolojik duruşların, taraf tutmanın ve iktidarların tarihe yaklaşımını çok iyi özetlemektedir.  Dersim meselesi yakın tarihin sırlarından biri(ydi). Gündeme düşmeden kimsenin daha o tarihte ne olduğunu tam bilmediği bir sırdı Dersim. Üzerinde daha önceden yapılan araştırmalara yeni araştırmacılarda eklenince ortaya bir hayli “Dersim meselesi hakkında” bir yığın araştırma çıktı.

okumak için tıklayınız

Bir Yetimin Romanı – Ahmet Oktay

Her yazınsal metin, kendini kuşatan daha önceki metinlerin ortamına doğuyor. O metinlerle sürdürdüğü diyalojik ilişkilerle biçimleniyor, güdüm kurgusu da (text strategy) içerik, biçim ve biçem düzeylerinde sürüp giden bu gerilimli ilişkiler çerçe vesinde netlik kazanıyor. Öteki metin, neredeyse ontolojik bir zorunluluk. Yazar, sürekli biçimde öteki metinlerle hesaplaşı-yor, yaklaşıyor ve kaçıyor onlardan. Yazınsal kanon son kertede

okumak için tıklayınız

Tekel’in Elleri (Mücadele ve Yordam) – N. Cemal

Durduk yere, kendiliğinden işçi sınıfını oluşturuyorlardı, diğer milyonlarca işçiyle beraber. Şu ya da bu etnik kökenden, dinden, mezhepten, dilden kadın ya da erkekler olarak diğerleriyle beraber kendi halinde işçi sınıfını oluşturuyordu TEKEL işçileri. Adeta otobüs durağındakilerin “otobüs durağındakileri” oluşturması gibi. Onlar aynı zamanda aile babası, çocuk annesi, apartman sakini, kiracı, ev sahibi, falanca takım taraftarı

okumak için tıklayınız

Aşkale Yolcuları / Varlık Vergisi ve Çalışma Kampları – Rıdvan Akar

Rıdvan Akar, ilk baskısı 1999’da yapılan “Aşkale Yolcuları’nda, azınlık karşıtı politikaların tipik bir örneği olan Varlık Vergisi olayına ışık tutmaya çalışıyor. Resmi tarih anlayışını eleştirel bir bakışla irdeleyen çalışmasında Akar, Varlık Vergisi’nin öncesindeki gelişmeleri; kanunun nasıl çıktığını; fişlemelerin nasıl yapıldığını; azınlık mallarının haraç mezat satılışını; azınlıklara verilen cezaları; çalışma kamplarını; basının ve aydın kesimin Varlık

okumak için tıklayınız

Horasan Kimin Yurdu? – Faik Bulut

Horasan kimin yurdu? Mistifikasyon ve karacahillik zeminine oturmuş sağ kanat tarihçiliği şunu ileri sürer: ” Horasan, ezelden beri Türk yurdudur. Orada yaşayanlar öz Türklerdir. Sufilik ve Alevilik, Türk İslamının esasını teşkil eder. Alperen dervişler, Türklük ruhunu Anadolu’ya taşımış ve Türkçe’yi yaymak için gazavat yapmışlardır. Dolayısıyla Horasan Alevilerinin hepsi Türk oğlu Türktür. “ Böylesine büyük iddialara

okumak için tıklayınız

50 Soruda Deprem – Haluk Eyidoğan

50 Soruda dizisinin “50 Soruda Deprem” adlı kitabı, İTÜ Jeofizik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr Haluk Eyidoğan, bu toprakların değişmez gerçeği deprem olgusunu bilimsel olarak kavramamıza ve deprem kayıplarını en aza indirebilmemize hizmet eden bir çerçeveyle dolaşımdaki yalan yanlış bilgileri düzeltiyor, bölük pörçük bilgileri yerine oturtuyor. Depremle ilgili akla gelen tüm soruların yanıtını bulabileceğiniz bu

okumak için tıklayınız

Şirket Egemenliği Çağı (Sosyal Devletten Ceza Devletine) – Yasemin Özdek

Bugün dünyanın birçok ülkesinde siyasal kararlar, artık dev şirketlerin yöneticileri ve sermaye örgütleri tarafından alenen alınıyor. Siyasal kararların alınma sürecinin parlamento dışına kayması, siyasal alanı özelleştiriyor ve temsili demokrasileri de facto geçersizleştiriyor. Sosyal işlevlerinden giderek sıyrılan devletin baskı politikalarının öne çıkması ise, siyasal rejimlerin otoriterleşerek olağanüstü hal usullerinin süreklilik kazanmasında izleniyor. Küresel sermayenin dünya çapında

okumak için tıklayınız