Soruyorum Size Hanımlar ve Beyler – Leon Z. Surmelian

Aras Yayıncılık, Batı Ermeni edebiyatı ve Amerikan edebiyatında kendine özgü bir yere sahip olan Leon Z. Surmelian’ın otobiyografik romanı Soruyorum Size Hanımlar ve Beyler’i 70 yıl sonra Türkçeye kazandırıyor.

Soruyorum Size Hanımlar ve Beyler, 1915 yılındaki tehcir ve katliamlarda hayatı altüst olan Trabzonlu Ermeni bir ailenin ve savaşın ortasında bir başına kalarak yıllar sürecek bir ölüm-kalım mücadelesine atılan on yaşındaki Levon’un hikâyesini konu ediniyor.

Leon Z. Surmelian, kendi hayat hikâyesinden yola çıkarak yazdığı

Devamını oku

Kaybolan Umut – Wedat Kaymak

Ayaklanma tarihi tam olarak belirlenmemiş olmasına rağmen, 1925 yılının ilkbaharının hemen başında başlayıp, kısa bir süre içersinde tüm bölgeyi sarıyor. Siyasi bir olgunluktan yoksun, gerekli askeri savaş talimatlarından habersiz bir gurupla harekete geçen bu ayaklamanın başarısızlığa uğrayacağı baştan beli olmasına karşın, resmi devlete büyük korkular yaşatmıştı. Ama mevcut koşullarda bir mucize gerçekleşemediği gibi, ayaklanma kanla ve katliamlarla bastırıldı. Ayaklanmanın

Devamını oku

Beyoğlu’nun En Güzel Abisi – Ahmet Ümit

Yılbaşı gecesi işlenen bir cinayet… Tarlabaşı’nın arka sokaklarında bulunan bir erkek cesedi. Öldürülmüş erkeklerin en yakışıklısı, belki de en kötüsü. Karanlık sırların ortaya çıkardığı utanç verici bir gerçek. Gururlarının kurbanı olmuş erkekler, onların hayatlarını yaşamak zorunda olan kadınlar. Bu cinayetler yatağında, bu kötülükler bahçesinde, bu insan eti satılan can pazarında masumiyetini korumaya çalışan bir adam. Bir zamanlar İstanbul’un en gözde yeri olan Beyoğlu’nun hazin hikâyesi.

Devamını oku

Suat Derviş?in yüreği kadar fosforlu Cevriye! – Oylum Yılmaz

?Ben yazar Suat Derviş?im, kimsenin karısı olarak yad edilemem!? İşte tam da bu yüzden unutulmuş olmalı adı… Ayağını yere vurup ?ben yazar Suat Derviş?im? diye bağırdığı, bağırabildiği için hayata, ta 1940?larda? Erkek egemen Türkiye edebiyatı ve Türkiye entelijansiyası, bu hem komünist, solcu hem de kadın yazarlık mücadelesi veren yazarı itinayla zayıf hafızasının derinliklerine gömmekte başarılı olmuş. Tıpkı türünün diğer örneklerine hep yaptığı, yapmaya çalıştığı gibi?

Devamını oku

Konuşkan bir ölü – A. Ömer Türkeş

Harold Bloom?a göre ?Brezilya?nın en büyük yazarı?dır o. Susan Sontag daha ileri giderek Machado de Assis?i ?Latin Amerika?nın çıkardığı en büyük yazar? ilan edecektir.
Brezilya?nın en büyük romanlarından kabul edilmesine, 20. yüzyılda önemli yazar ve eleştirmenlerin övgülerini toplamasına rağmen Mezarımdan Yazıyorum?un ve yazarı Joaquim Maria Machado de Assis?in -en azından okurlar nezdinde- hak ettiği değeri bulduğu söylenemez. Türkiye?de ise roman ve yazarı neredeyse hiç tanınmıyor. Brezilya?da ilk kez 1881?de yayımlanan kitap Türkçeye 2000 yılında çevrilmiş ve

Devamını oku

Katliam yaraları – A. Ömer Türkeş

Geçmişle hesaplaşma anlayışının iyi bir örneği olan Kayıp Gergedanlar, etkileyici bir roman…
Cem Kalender?in edebiyat yaşantısı 2009 yılında yayımlanan Klan ile başlamış, ikinci romanı Zamanın Unutkan Koynunda (2011) ile iyi bir çıkış yakalamıştı. Her iki romanında da kendi dilini ve anlatım dünyasını kurma çabası takdire değerdi. Gerçekle gerçeküstünün zengin metaforlarla içiçe geçtiği Kayıp Gergedanlar?da bu arayışını sürdürüyor.

Devamını oku

Kapitalizmin Doğuşu: Renkli Bir Tarih – Bülent Yavuz

Kapitalizmin nasıl ortaya çıktığı sorusu on dokuzuncu ve yirminci yüzyılın başlarında en çok sorulan sorulardan birisi olsa da bu soruya verilen cevaplar genelde birbirine benzer. Sömürgecilik ile ortaya çıkan uzak pazarlar, burjuva sınıfının yükselişi, protestan ahlakı gibi nedenler sıralanır; ama asıl mesele olan bu değişimlerin nedeni ve tarihsel gelişimi, yaratılmak istenen ideoloji yararına hep yanıtsız bırakılmıştır: İnsanları kapitalist tarzda örgütlenmeye iten şey nedir? Buna verilen cevaplar ağırlıklı olarak bir zorunluluk fikrine dayandırılmıştır. Mesele zorunluluğa dayandırıldığı zaman da soru,

Devamını oku

Ankara Mahpusu – Suat Derviş

Şehir, sokaklarda sürünenler, köprü altında yatanlar, arsalarda, oyuklarda, kovuklarda tüneyenler… binlerce biçare, binlerce sefille doluydu. Bu tıklım tıklım şehrin tek insanları, yalnız insanları nereye giderler, onu kimse bilmezdi.

Vasfi, tıp fakültesinde okurken mahallesindeki Zeynep adlı kıza âşık olur. Gözü Zeynep’in aşkından başka bir şey görmeyen Vasfi, Zeynep’in büyük amcasıyla evlenmesinin ardından yıkılır. Zeynep’e toz kondurmayan Vasfi,

Devamını oku

?İnsan, unutmada birinci? – Ömer Erdem

Yazarlığını geriye çeken karakteriyle, artist yazarlar neslinden ayrılır Büke.
Eğer hayata dair bir öykü anlatıyorsa ilkin yalın bir gerçeklikle gelmeli önümüze yazar. Yöntemi ne olursa olsun, daha ilk cümlelerinden itibaren yazdıkları sanki gerçekmiş ve içimizde, yanı başımızda olup bitenlermiş duygusunu vermeli. Birdenbire bir kalabalığın içine giriverdiğimizde ya da sebepsiz bir köşeden dönüverdiğimizde de hissetmeliyiz o satırların ruhunu.

Devamını oku

Minör Bir Direniş Destanı: Kızıl Darı Tarlaları – Görkem Dağdelen

Nobel ödülleri her yıl açıklandığında, edebiyatçılar ve edebiyat eleştirmenlerine ödülü alan yazar hakkında sorular yöneltilir. Yaptığım internet taramasında, 2012?deki ödül sonrası Türkiyeli edebiyatçıların yorumlarına fazla rastlayamadım. Bunun muhtemelen en önemli nedeni, 2012 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Mo Yan`ın hiçbir kitabının (o an itibariyle) Türkçe`ye çevrilmemiş olmasıydı. Türkiye`de Uzak Doğu Asya edebiyatına ilginin (Afrika edebiyatı gibi) az olmasının Mo Yan hakkındaki bilgi eksikliğinin diğer bir nedeni olduğu söylenebilir.

Devamını oku

Aşktan ve savaştan ibaret yaşamlar – Eray Ak

Yirminci yüzyıl savaşlarının en çarpıcı görüntülerini insanlığın belleğine kazıyan fotoğraflar için deklanşöre basan “Robert Capa”. Susana Fortes’in yeni yayımlanan romanı “Robert Capa’yı Beklerken”, dünya tarihi açısından da önem taşıyan fotoğrafçının yaşamından bir kesiti hikâyeleştiriyor. Ancak bu roman sadece Capa’nın ve savaşın romanı değil, en çok aşkın romanı. Capa?nın yoldaşı ve meslektaşı Gerda Taro ile yaşadığı aşk…

İkinci Dünya Savaşı’nı ve insanlığın bu felakete

Devamını oku

Fosforlu Cevriye – Suat Derviş

Atilla Dorsay’ın önsözüyle…

Bir gece kadınına, bir karanlık kızına bundan daha güzel ve onu daha iyi vasıflandıran bir sıfat bulmaya imkân mı vardı! Güzelliği kadar, ismi de kaldırımlarda meşhurdu.

Güzelliği dillere destan, yeri geldiğinde mangalda kül bırakmayan, gökyüzündeki yıldızlardan düştüğüne inanacak kadar saf bir fahişe Fosforlu. İstanbul’un her sokağını, karakollarını bilen Cevriye’nin karşısına hiç tanımadığı bir adam çıkar.

Devamını oku

Fay Kırığı – 3: Rojin – Mehmet Eroğlu

Mehmet eğer buradan kurtulabilirse bu savaşı unutabilecek miydi?
Ruhunu zalim bir efendinin buyruğuna vermek, kölesi olmak:
Savaşmak buydu. Ama savaşı unutmak! Bundan emin değildi.
Doksanlı yılların Güneydoğusu… Biri Rojin diğeri Mehmet olan ve
birbirlerine karşı savaşan iki asker…Benzer hassasiyetlerle büyümüş iki düşmanın, bir erkekle bir kadının gözünden cepheler…

Devamını oku

Gecenin Kapıları – Ozan Özgür

“Bir sembol olarak da bilinen Abdullah Çatlı ve onun şahsında bir kuşağı anıyoruz. Şahsi çıkarlarını milletin çıkarlarına feda eden bir kuşağın. Devletin yönetiminin felç olduğu, yargı ve hukukunun işlemediği bir dönemde bu millet ve devlet için ne yapabiliriz düşüncesindeydik.”
BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, birkaç gün önce bu sözleri Abdullah Çatlı’nın mezarı başında sarf etti. Dualar okundu ve sembol bir kez daha taçlandırıldı? Fakat

Devamını oku

Cennet Bilek’in kitabı: Babil’de Sürgün – Mehmet Söğüt

Bu son yıllarda okuduğum en iyi romanlardan biri Babil’de Sürgün adlı kitap. İnsanı alıp geçmişe götürüyor; dayak yiyişlerimize, hakaretlere… Çocukluğumuzda yaşadığımız ayrımcılıklar bir bir gözlerimizin önünde geçiyor. Kitabı okurken hüzünleniyoruz. Düşünüyoruz. Kadim halkın evladını kendisine konu aldığı için, sevinçli hiçbir anına rastlamıyoruz. Ve insanı bir kimlik arayışına götürüyor. Romantizim, sosyoloji, felsefi ve psikolojik öğelerle romanını daha da zenginleştirmiş. Ekseninde ise

Devamını oku

Tencerenin Dibi – Gülazer Akın

Gülazer? Bir ağır mahpus? Ve bir yeni roman

Gülazer Akın. 1975 Bitlis ili Ahlat ilçesi doğumlu bir ağır mahpus. Çocuk yaşta katılmış özgürlük mücadelesine, genç yaşta girmiş mahpus damına. 1996?dan bu güne tam 18 yıldır zindanda. Deyim yerindeyse mahpusta büyümüş. Ama yıllar onun onurlu inadından hiçbir şey eksiltmemiş. İlk gençlik yıllarının idealleri, ?geçici heves? olarak kalmamış. Özgürlük ve eşitlik sevdası kendi gibi yasaklara, tecride ve F tiplerine rağmen

Devamını oku

İsyanın Cinleri Üzerine – Haki Gürtaş

Harun Ahmet?in İsyanın Cinleri romanı, Kürt isyanlarını konu edinen Türkçe yazılmış ve şu ana kadar kaleme alınmış bütün Kürt romanlarından içerik ve anlatım tarzıyla farklılaşan bir başkaldırı romanı.

Roman, Kürdün sadece politik eylemini ve isyancıları konu edinmemiş, yaşamı bütün çelişkileriyle isyanın iç içeliğini işlemiş. İsyanın Cinleri başlığıyla Kürtler ?in yaradılış teorisindeki mitolojik geçmişleri ile başkaldırı doğasındaki çelişki,

Devamını oku

Yara – China Mieville

Köle olarak sürgüne gönderilen bir insan yükü… Okyanuslar boyunca çekilen bir korsan şehir… Ortaya çıkarılmak üzere olan gizli bir hazine…

Yara, China Miéville’in “Yeni Crobuzon” adlı roman üçlemesinin ikinci kitabı. Üçlemenin ilk kitabı Perdido Sokağı İstasyonu gibi Yara da hiç temposu düşmeyen bir roman.

Bu bir mahkûmun yolculuğu… Unutulmuş bir halkın yaşadığı adayı, denizlerdeki en akıl almaz yaratığı ve sonunda,

Devamını oku

Torunuma Yunan Mitleri (Evren, Tanrılar, İnsanlar) – Jean-Pierre Vernant

9 Ocak 2007’de doksan üç yaşında ölen Jean-Pierre Vernant, XX. yüzyılın yetiştirdiği en büyük Antikçağ tarihçisiydi. Ve benim dostumdu. Sorbonne’un merdivenlerinde gizli gizli ince purolarından tüttürdüğümüzü, Malamoud’un Eski Hint seminerlerinde yanyana oturup fısır fısır physis konuşmamızı, o müthiş kahkasını, babacanlığını ve samimiyetini unutamayacağımı biliyorum. Ama bütün bunlar Eski Yunan’a bakışımızı kökten değiştiren bu büyük adamı anlatmaya yetmez. Jipé derdi yakınları ona. II. Dünya Savaşı sırasında

Devamını oku

Büyülenme – Hermann Broch

“Broch’un Büyülenme adlı romanı yirminci yüzyılın en önemli romanlarından biridir, hattâ belki de Thomas Mann’ın Doktor Faustus’undan daha başarılı olduğu söylenebilir. Her iki eser de Hitlerizmin psikolojik köklerini açığa çıkarmaktadır.”
-George Steiner-

“Nasıl ki dünya edebiyatında, modern düzyazı alanında İngiltere’yi Joyce, Fransa’yı Proust temsil ediyorsa Hermann Broch da yeni Alman düzyazısını temsil eder.”
-Rudolf Brunngraber-

Devamını oku

Cezaevi kontör yükleme