Etiket: Roman

İstanbul’da Bir Pınar – Zafer Köse

Cervantes’ten beri roman okuruz. Aslında hikayelerle olan ilişkimiz çok daha eski tarihlerden gelir. Destanlar, masallar, hatta mağara duvarlarına çizilen resimler var. İnsanın günlük hayatı ve içinde yaşadığı toplulukla ilişkisi değiştikçe, onun hikayesini anlatma yolları da değişti. Ve elbette hayatın değişmeyen yönleri gibi, anlatının da değişmeyen yönleri devam etti. Biliyoruz ki, iyi romanlar insanları kabaca “iyiler

okumak için tıklayınız

Derdi Olan Bir Roman

(Sarsılmak romanı üzerine Zafer Köse ile bu röportaj, 2009 Aralık ayında, Vatan Gazetesi kitap eki adına arayan bir kişi tarafından yapıldı. Ancak yayımlanmadı. Güncelliğini kaybetmeyen niteliğinden dolayı, okurların ilgisine sunuyoruz.) *** Yalova’da yaşayan Serhan’ın, 17 Ağustos 99’daki o büyük depremde sarsılarak uyanmasıyla başlıyor roman. İkinci bölümde aynı kişi gene sarsılarak uyandırılıyor. Ama bu kez tarih

okumak için tıklayınız

Atların Kardeşliği’ne dair – Sadık Güvenç

Ali Rıza Kars’ın romanı Atların Kardeşliği, Sanat Yapım Yayıncılık’tan 2014’te çıktı, 220 sayfa. Daha önce şiir kitaplarıyla (Hayalin Gözümde Kızıl Gül Oldu, Işıkla Öpüşürdü, Kendi Pınarından Akardı Gülmelerin, Düş ve Sokak, Yüksek Debili Aşklar, Gitme Zamanı) tanıdığımız Ali Rıza Kars, bu kez bir romanla çıktı okuyucunun karşısına.

okumak için tıklayınız

Naif ve Bilge – Zafer Köse

Virajdan sonra ani bir uçurum. Tesadüfen yol kenarında bulunuyorsunuz ve bir aracın hızla yaklaştığını görüyorsunuz. Ne yaparsınız? E, can kurtarmak için elinizi kolunuzu biraz sallamayı esirgemezsiniz herhalde. Peki, aracın içindekilerin katil, faşist, insanlık düşmanı olduğunu biliyorsanız? O güne kadar birçok insana yaşattıkları büyük acılara her an yenilerini ekleyebilecek kişilerse?

okumak için tıklayınız

Tarih ile Edebiyat Arasında Burjuva – Franco Moretti

Franco Moretti, edebiyat tarihi ve eleştirisi konusunda özgün örnekleri ve renkli dili nedeniyle istisnai bir figürdür. Burjuva’da da aynı şekilde özgün bir tartışmayı ortaya atar: Moretti için faydalı, verimlilik, konfor, ciddi, tesir, ağırbaşlı gibi sözcüklerin neler anlatmak üzere kullanıldığı ve bu kullanımların tarihsel dönüşümü çarpıcıdır. Romanın nasıl yazıldığı, metnin ne şekilde inşa edildiği, bu inşanın

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal (Zülfü Livaneli’nin Konuşması)

Yaşar Kemal bana edebiyatta, müzikte, resimde, hangi dalda olursa olsun oyun oynamamayı öğretti. * Bir roman dünyası yaratmak ve o dünyayı gerçeğinden ayırarak bir mikrokozmos haline getirip bu yolla bütün insanlığı anlatmak çok zor bir iştir. —————————————– Benim için Yaşar Kemal üstüne konuşmak çok zor. Çünkü kırk yıllık bir dostluğun anlatımı ayrı, Yaşar Kemal’in edebiyatını

okumak için tıklayınız

Gerçekliğe Doğru – Zafer Köse

Bir mimar olsaydı, tasarımını koşarak yapardı. Eskizlerini koşarak geliştirir, bilgisayarda çalışırken verdiği aralarda koşar, ploterden çıktıyı almaya koşarak giderdi. Bir romancı olsaydı, zihnine düşen hikayeyi koşarak sürdürürdü. Temayı işleyecek biçimde olayları ilerletirken, kahramanlarını canlandırırken koşardı. Unutmamak için durup not eder ve koşmaya devam ederdi.

okumak için tıklayınız

Yalınlıkla Süslenen Bir Roman – Zafer Köse

Kitabın arka kapağında verilen bilgiye göre, Factotum, her işi yapan kişi anlamına geliyor. Genelde kahya, ayakçı gibi unvanla, bir vasıf gerektirmeyen işlerde çalışılan kişi. Bu tür işlerde çalışanların, bir işyerindeki ömürlerinin pek uzun olmadığı bilindiğine göre, Factotum sözcüğü, biraz da iş arayan kişiyle özdeşleşiyor. Bir tür “her işi yaparım abi” tipi. Bukowski, Factotum adlı romanında,

okumak için tıklayınız

Günah Taşları – Zafer Köse

Kalabalık bir grup, recm cezasını uygulamak üzere toplanmıştır. Maria Magdalena, günahkar bir hayat yaşadığı için öldürülecektir. Taşlar hazırdır. Maria çaresizce beklemektedir. O anda, Nasıralı Marangoz Yusuf’un oğlu ufukta belirir. Herkes onun Maria’yı kurtaracağını bilir, ama bunu nasıl yapacağını merak ederler. O kitlenin elinden, böyle bir anda bir kadın nasıl kurtarılır?

okumak için tıklayınız

Roman, Film, Müzik ve Livaneli

* “SON OZAN” KİTABINDA (ZAFER KÖSE, MEVSİMSİZ YAYINLARI, 2007) YER DEMİR GÖK BAKIR FİLMİYLE İLGİLİ BÖLÜMDEN KISA PARÇALAR: * … (1986) Yıllarca hazırlandıktan sonra bir filme başlıyor. 1974 yılında İsviçre’de ‘Otobüs’ filminin müziğini yaptığından beri yüreğini kanırtan bir istekti bu. Otuzu aşkın film müziği vesilesiyle değişik uluslardan yönetmenlerle çalışmıştı. Çoğu zaman o sahnelere ayrı yorum getirmek

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal’in okuduğu ilk roman neydi?

Okuduğunuz ilk roman neydi? İlk okuduğum roman Alphonse Daudet?nin Le Pe­tit Chose idi. Daudet?nin torununun Ceyhan?da bir çiftliği bir de küçük fabrikası vardı. Kitabı da Amasya?da bir öğretmen çevirmişti. Ondan sonra da Kerem ile Aslı?yı okudum. Beni ilk etkileyen kitap Don Kişot oldu. Onu okuduğum­da on yedi yaşındaydım. Daha önce Don Kişot?tan parçaları bi­zim ilkokul

okumak için tıklayınız

Yavru Ceylan – Magda Szabo

Yavru Ceylan’ın kahramanı Ezster, kırsal Macaristan’ın acımasız koşullarında, yoksul düşmüş seçkin bir ailenin çocuğu olarak yetişmiştir. Hayatını aşağılanma ve yoksulluğu tanıdığı çocukluk yıllarından başlayarak, kronolojik olmayan bir dizi iç monologla anlatır. Hem toplumsal hem duygusal anlamda bir dışlanmayı yaşamış, ayakta kalmak ve sevgi için sürekli ama karşılığı alınmamış bir mücadele vermiştir. Şimdi zengin,başarılı, ünlü ve

okumak için tıklayınız

Bir Roman Okudum ve Hayatım Değişmedi (Livaneli – Kardeşimin Hikayesi) ? Selma Sayar

Yaşamda her insanın hayranlık duyduğu, bağlandığı önemli kişilikler mutlaka vardır. Şair, yazar, sanatçı, politikacı? Bu kişiliklerin ünlü olması, onlara duyulan hayranlığı hep zirvelere taşır. O, mutlaka yüreğimizin kendisine ayrılan özel yerinde varlığını sürdürür. ? ?Bu satırların amatör yazarı,

okumak için tıklayınız

Mezarı Olmayan Kadın – Assia Djebar

?Mezarı Olmayan Kadın?, Süleyha?dır; Assia Djebar?ın Cherchell?de ailesiyle birlikte bir zamanlar oturduğu evin duvar komşusu? Süleyha, kentteki kadınlar arasında, Fransız egemenliğine karşı bir direniş ağı kurdu sessiz sedasız; 1957?de dağa çıktı, sömürge ordusu tarafından yakalandı ve geriye hiçbir iz bırakmadan kaybedildi? Bu sıra dışı, açık sözlü, coşkulu ve tahsilli kadın, yaydığı enerjisiyle etrafındaki herkes için

okumak için tıklayınız

Serdar Çekinmez’in yeni romanı “Tayyare” Yitik Ülke Yayınları’ndan çıktı

Fransa’da yaşayan genç yazar Serdar Çekinmez, “Tayyare” adlı ilginç ve sürükleyici romanıyla Yitik Ülke Yayınları’nda. Oldukça neşeli ve sürprizlerle dolu kitaplara imza atan genç yazarın daha önce “Hatice” adlı bir romanı daha aynı yayınevince yayımlanmıştı. Çekinmez’in “Tayyare” adını verdiği yeni kitabında, zengin olma hayalleriyle gittiği Şikago’da, işyerindeki seksi dilberin ayak oyunlarına kurban giden karakter Peyami,

okumak için tıklayınız

Varoluşsal tutunma ve öldüren “olağanüstülük” – Berivan Kaya

Yolları Salzburg’daki bir müzik okulunda kesişen üç adam: Glenn Gould, Wertheimer ve roman süresince yazarın iç sesi gibi duyumsanan Anlatıcı. Anlatıcı’nın romanda adı verilmemiş ama 1932’de doğan ve 1982’de beyin kanamasından ölen, Kanadalı, ünlü piyano virtüözü Glenn Gould gerçek bir kahraman. Yazar Thomas Bernhard’ın, Glenn Gould ile aynı müzik okulunda, aynı yıllarda müzik eğitimi aldığı

okumak için tıklayınız

Kuzeye Göç Mevsimi – Arzu Özyön

Sudanlı yazar Tayeb Salih?in ilk olarak 1966 yılının Eylül ayında yayınlanan Kuzeye Göç Mevsimi adlı romanı konusu ile olduğu kadar dili ile de insanı etkileyen bir roman. 2011 yılında Ayrıntı Yayınları tarafından yeniden basılan, 136 sayfa ve 10 bölümden oluşan roman Arapça aslından Türkçe?ye Adnan Cihangir?in akıcı ve özenli çevirisi ile kazandırılmıştır. Sömürgecilik Sonrası Edebiyatı

okumak için tıklayınız

İlaç Değil Zehir – Yalçın Hafçı

Lise yıllarımda gecenin geç saatlerine kadar kitap okurdum. Toy bir çocuktum ve benim için okumadığım her kitap yaşanmamış bir hayat demekti. Annem, tehlikeli şeyler okuduğumu düşünerek, bazen odamın kapısından başını uzatarak kaygılı bakışlarla uyumamı söylerdi. Tamam, derdim ama kitabı da elimden bırakamazdım. Yine öyle bir anda, Malroux?nun şöyle bir cümlesini okumuş ve nefesim kesilmişti: ?Yaşamak

okumak için tıklayınız

Estetik Kalkışma (Roman – Öykü Nasıl Yazılmalı, Nasıl Okunmalı) – Cengiz Gündoğdu

Bu yapıtta iki amaç güttüm. İlki, gerçeki bir roman gerçekçi bir öyküyü estetik konuma getiren öğeleri örneklerle göstermek. Ama şu bilinmeli. Gerçekçi öykü, gerçekçi roman yazmak için bunlar yeterli değildir. Yazarda gerçekliği derinden kavrama gücü, sağlıklı tür bilinci, bir de düş gücü olmalıdır. İkinci amaç okurlar için. Türkiye’de okur, bir romanı, bir öyküyü değerlendirecek ölçütlerden

okumak için tıklayınız

Ekmeği Taştan – Jean Freville

“Goncourt ödülüne layık, özlü, çok güzel bir kitap. Gelecekteki kitaplarınızla bu ödülü hak edeceğinizi umuyorum, zira böylesi bir yapıt gelecek hakkında da çok şeyler vaat ediyor.” Roman Rolland “Nazi işgalinin kanlı karanlığı içinde, Ekmeği Taştan, bana 1936 yılının güneşli günlerini yaşattı yeni baştan.” Jaques Duclos

okumak için tıklayınız