Yazar: cemalumit

Albert Einstein: Bilim ve Toplum

Bilim, insan işleri üzerinde iki yoldan etki yapar. Birincisi, hepimizin bildiği bir yoldur: Bilim insan hayatını baştan başa değiştiren, dolaysız, daha çok dolaylı olarak bir takım olanaklar yaratır, ikinci yol eğitici bir nitelik taşır insan düşüncesini etkiler. Bunun etkisi üstünkörü bir bakışla görülmezse de, daha az derin değildir. Bilimin en gözle görünen pratik etkisi, hayatı

okumak için tıklayınız

Albert Einstein: Bilim ve Uygarlık

Yaşadığımız bu ekonomik sıkıntı çağında ulusları ayakta tutan mânevi güçlerin ne olduğu açıkça belirmektedir. Umarız ki, geleceğin tarihçisi, Avrupanın politik ve ekonomik bakımdan birleştiği bir gün, çağdaş olayları yargıladığı zaman, günümüzde bu kıtanın özgürlük ve onurunun Batı devletleri tarafından kurtarılmış olduğunu, bu güç zamanlarda kin, nefret ve zorbalığa kaymadan sıkıntıya karşı koyan Batı Avrupa’nın kişi

okumak için tıklayınız

Psikoloji, Çocuk Psikolojisi ve Eğitim Üzerine Okunabilecek 50 Yazar-Kitap Listesi

1. Thomas Gorden Etkili İletişim Serisi Kitapları 2. Yankı Yazgan Düşe Kalka Büyümek Çocuklu Hayat İçin Yazılar 1 Labirent Yolculukları Psikolojisiyle ve Biyolojisiyle Yaşantılar Hiperaktif Çocuk Okulda Devlet Baba, Tabiat Ana 99 Sayfada Bebeklikten Çocukluğa

okumak için tıklayınız

Mina Urgan: İnsanların içindeki kötülük; Sineklerin Tanrısı

William Golding 1911 yılında İngiltere’de doğdu. Önce fen bilimleri, sonra da İngiliz edebiyatı okuyarak Oxford Üniversitesi’nde eğitim gördü. İkinci Dünya Savaşı’ndan önce ve sonra uzun süre öğretmen olarak çalıştı. Savaşta deniz eri oldu; müttefiklerin Normandiya Çıkartması’na ve daha birçok çarpışmaya katılıp subaylığa yükseldi. Golding, 1934’te hiç kimsenin ilgisini çekmeyen bir şiir kitabı çıkarmıştı. “Şiir yazamadığım

okumak için tıklayınız

Kafka’nın “Babaya Mektup”unun biyografik arka planı, oluşumu ve işlevi

Önnot Babaya Mektup’un ekleri iki bölüme ayrılıyor. Birinci bölüm –bir anlamda giriş olarak– Kafka’nın bu mektubu yazdığı dönemdeki hayatının arka planına, mektubun alıcısının biyografisine ve –bölümün sonunda– bu mektubun Franz Kafka açısından taşıdığı işleve (ya da işlevlere) ilişkin açıklamalar sunuyor. İkinci bölümde, metnin içindeki ayrıntılara ilişkin, aydınlatıcı değinmeler olarak düşünülmüş açıklamalar veriliyor. Bu açıklamalar Kafka’nın

okumak için tıklayınız

Lenin: Leon Tolstoy ve Dönemi

LEON TOLSTOY VE DÖNEMİ Leon Tolstoy’un yaşadığı ve öğretisinde olduğu gibi, olağanüstü değerdeki eserlerinde de dikkate değer bir özellikle yansıyan dönem 1861-1905 yıllar,ı arasında uzanır. Tolstoy’un edebi etkinliği hiç kuşkusuz ki, bu dönemin başlangıcından önce başlamış, bu dönemin bitiminden sonra sonuçlanmıştır. Ancak Leon Tolstoy bir sanatçı ve düşünür olarak asıl bu yıllar süresinde kesinlikle oluşmuştur.

okumak için tıklayınız

Hitler’in ‘Kavgam’ı ne demektir? – Tanıl Bora

Orta birdeyken bir gün, ‘Heil Hitler, pireler ve bitler1 yazmıştı arkadaşlar tahtaya. Komiklik olsun diye. Almanca öğretmenimiz. İkinci Dünya Savaşı’nı yaşamış bir aksaçlı Alman, ‘Hitler’ kelimesini gördüğü anda, yüzündeki munis ifade kaybolmuştu. Buz kesmişti. Hiçbir şey söylemeden tahtayı sildi, biz de ‘Hitler’in şakaya gelir bir şey olmadığını anladık. Hitler, faşizm, nasyonal sosyalizm, şakası yapılacak, başka

okumak için tıklayınız

Supra: Bir Parçacık Sonsuzluk – Taner Güler

Bir parçacık mutluluk için hayalleri değil bir teorisi vardı fizikçi Şafak’ın. Ancak bu teoriyi hayata geçirecek teknoloji bugün için yoktu. Geleceğe havale edilen çözüm geçmişten gelebilir miydi? İnşa edilen kozmik makine Şafak’ın sadece düşüncelerini alt üst etmekle kalmayacak, hayatını da sonsuza kadar değiştirecektir. O artık, hiçbir yere ait olmayan bir insandır, hatta kendi evrenine bile.

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin Puşkin Konuşması – Konstantin Mochulsky

Moskova’daki Puşkin anıtının açılış töreni 26 Mayıs 1880’de yapılacaktı. Dostoyevski ve Turgenyev, büyük şair hakkında konuşmak üzere Rus Edebiyatını Sevenler Topluluğu’ndan davet aldı. Karamazov’un yazarı, zorlu çalışmasını böldü ve hayatı boyunca hayranlık duyduğu, manevi yol göstericisi ve büyük Rus dehası olarak gördüğü Puşkin hakkında bir konuşma hazırladı. Pobedonostsev’e gönderdiği mektupta Dostoyevski şöyle der: “Puşkin hakkındaki konuşmamı, fikirlerimi keskin bir biçimde ifade ederek yazıp

okumak için tıklayınız

Milliyetçi ideoloji ile insan hakları arasındaki evrensel çelişki

Milliyetçilik ile insan hakları, modermizmin birbiriyle didişen iki çocuğudur (tabiî erkek çocuk!). Gerçi Fransız Devrimi’yle taçlanan Aydınlanmacılık akımı, bu İkiliyi birbiriyle uyuşturma iddiasındaydı. İnsan hakları açısından ‘uyuşturma’nın iki anlamını da içeren bir terkipti bu: İnsan hakları hem milliyetçilikle uyumlu kılmıyor, hem de -böylelikle- felç ediliyordu. Milliyetçilik ve millî devlet, kamilen insan olmanın, uygarlaşmanın onsuz olunmaz

okumak için tıklayınız

1862’de Dostoyevski ve Avrupa Gezisi üzerine- Edward Hallett Carr

( . . . ) Haziran 1 862’de, Dostoyevski yurtdışına ilk gezisini yapmak üzere Petersburg’dan ayrıldı. Berlin, Dresden ve Cologne’den geçerek Paris’e geldi; Londra’da sekiz gün kaldı -lngiltere’ye tek gidişiydi bu-, sürgünde olan ve o sırada Paddington’da, Westbourne Terrace’de oturan Herzen’i ziyaret etti, sonra Paris’e döndü, Cenevre’ye gitti, orada Strakhov ile karşılaştı. lki arkadaş, İtalya’ya geçtiler, Torino, Cenova ve Floransa’yı ziyaret ettiler.

okumak için tıklayınız

Korkunun Toplumsal Fonksiyonu

Tarih içinde, kollektif korku nesnelerinin sürekli değişimine tanık olunur. Bununla birlikte, şu ya da bu döneme özgü koşulların ötesinde bu türlü bi­çimlere girme aralıksız olarak devam ederken, korku sürüp gider. Durum böyleyken, bu sürekliliğin bir anlamı olması ve her zaman bilincinde olunmasa da bu heyecanın tüm toplumun hayatı içinde önemli bir rol oynaması pekala mümkündür . Oysa bu korkuların düzenli olarak ve

okumak için tıklayınız

Dostoyevski: Sevgili okuyucum, darılmayın ama kendi kendinizin düşmanı olduğunuz için gülüyorum.

Sevgili okuyucum, o öylesine güzel bir geceydi ki, böylesini ancak gençliğimizde görebiliriz! Gökyüzünün aydınlığına, yıldızların parlaklığına bakıp bakıp da, “Böyle bir göğün altında insan nasıl olur da öfke duyar, hırçınlaşabilir?” diye düşünürsünüz. Ama bu düşünce de gençler içindir, sevgili okuyucum, hem de çok gençler için. Dilerim, sizin de gönlünüz uzun süre genç kalsın.

okumak için tıklayınız

Yazarların Seyahat Çantası – Elif Şahin Hamidi

Bir yazarın en sadık yol arkadaşı hiç kuşkusuz kitaplardır. Elbette not defteri ve kalem de yolculukların olmazsa olmazları arasındadır. Seyahat çantasında onlara özel bir yer tahsis edilir mutlaka. Hatta tıka basa dolmuş olan bavuldan birkaç parça kıyafet çekiştirilerek çıkarılır, yerine iki üç kitap daha tıkıştırılır. Peki artık gönlü rahat mıdır yazarın? Belki… Ama kimileyin gözü

okumak için tıklayınız

Tolstoy: Sanat tükenir, sanatçı ezilir ve ortalığa bir anlamsızlık hakim olursa, hem kendimizi hem de geleceğimizi yitiririz.

Yüzyılın ilk yarısında sanat, okuma ve dinlemeye yö­nelik bütün etkinliklere egemendi. Goethe, Sebiller, Beethoven, Chopin, Raphael, da Vinci, Michaelangelo gibi o devirde yaşayan ya da yaşamayan kişiler dönemin yıldızlarıydı. Ancak, sanatın sürekli yenilenmesi görüşü yanlıştır. Çünkü sanatın amacı, sürekli tırmanmak, yükselmek, ilerlemek değildir. “Kendi döneminde yükselen sanatçı yıldızdır” görüşü yanlıştır. Çünkü, örneğin Van Gogh’un değeri çok sonradan anlaşılmıştır.

okumak için tıklayınız

Modernlikle inanç arasındaki muhafazakâr: Emine – Elif Şahin Hamidi

Siyasal roman deyince hemen akla gelen isimlerden biri olan Mehmet Eroğlu, Fay Kırığı üçlemesinin ikinci kitabında yine insana, yine Türkiye’ye ve yine bu topraklarda yaşananlara dokunuyor. Türk-Kürt, Laik-Müslüman ve zengin-yoksul eksenindeki fay hattı üzerinden ülkedeki bölünüşe ayna tutuyor. Günümüzün yükselen Müslüman burjuva sınıfını daha yakından tanımak adına da dikkat çekici bir roman sunuyor.

okumak için tıklayınız

Anayasalarda İlginç Maddeler – Cemal Süreya

Anayasalarda İlginç Maddeler Fransız Anayasasında başka hiçbir anayasada bulunmayan bir madde var: “Özgürlük uğrunda çalışmasından ötürü zor gören herkes Cumhuriyet toprağına sığınma hakkına sahiptir.” Çin Anayasasında da kendine özgü bir madde görüyoruz: “Faal askeri hizmet görenler dışında hiç kimse askeri bir mahkeme önüne çıkarılamaz.”

okumak için tıklayınız

Musa Anter: Falih Rıfkı Atay’dan hem hoşuma giden ve hem de okuyucularımı düşündürecek üç fıkrasını anlatayım

40’lı yıllarda Feneryolu Bedirhani Murat Paşa Köşkü’nde oturuyordum. Yeni evliydim. Büyük oğlum Anter 3 yaşında, kızım Rahşan da 1 yaşında idi. Bugün Adana zenginlerinin eline geçen Çiftehavuzlar’daki meşhur Ragıp Paşa Köşkü o vakit Marmara Yat Klübü idi ve müdürü de Falih Rıfkı Atay’dı. Çarşamba günleri ailelere açıktı. Giderdik. Falih Rıfkı’yı sevmezdim ama bir devrin canlı

okumak için tıklayınız

Albert Einstein: Dünyayı Nasıl Görüyorum

Biz dünyalıların ne garip bir durumu var! Burada kısa bir süre için bulunuyoruz. Niçin geldiğimizi bilmiyoruz, sezer gibi oluyoruz zaman zaman. Ama, çok derinlere gitmeden, günlük yaşam bakımından başkaları için var olduğumuzu biliyoruz; önce, bütün mutluluğumuzu gülümsemelerin eve rahatlarına bağladığımız kimseler için, sonra da, yakından tanımadığımız ama kaderlerine sevgiyle bağlı olduğumuz bütün insanlar için. İç

okumak için tıklayınız