Yazar: cemalumit

Yol Boyu Gölgesiz ve Selami Karabulut – Ayşe Kaygusuz

Selami Karabulut, “yol boyu gölgesiz” romanına, Rilke’den, (Duıno Ağıtları)’dan alıntıyla yaptığı girişi okuduğunuzda kitabın tamamında ne anlatılmak istediğini ya da kurgusunu az çok kestirebiliyorsunuz. Hemen arkasından romana girişte, “Zamansız yağan yağmurlar…” sözcüğü, insan hayatındaki zamansızlıkları açığa çıkartıyor bir çırpıda. Hayatımıza erken girenler-erken gidenler; geç gelenler-erken gidenler, yani bir zamansızlık kavramı ve bu zamansızlığın insana yaşattığı

okumak için tıklayınız

Komün’ün Asi Kadınları – Gay L. Gulickson

Gay L. Gullickson, canlı bir dille yazılmış ve resimlerle zenginleştirilmiş bu kitapta, Paris Komünü olarak bilinen başkaldırının bir parçası olan kadınların nasıl temsil edildiğini inceliyor. Bu isyanla ve onun Fransız ordusunca kanlı biçimde bastırılması ile ilgili hararetli tartışmalar bugün de modern tarihçiler arasında devam ediyor. Özellikle kadınların Paris Komünü’nde oynadığı rol hakkında birbirinden çok farklı

okumak için tıklayınız

Sosyalist Açıdan Jöntürk Hareketi – Yuriy Aşatoviç Petrosyan

Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk örgütlü muhalif hareketi olan Jöntürkler kimlerdi? 1908 Devrimi’ne giden yolda nasıl bir rol oynadılar, siyasi hedefl eri nelerdi? Cumhuriyet’in ilanına ve sonrasındaki politik ve sınıfsal mücadelelere nasıl bir etkileri oldu? Yuriy Aşatoviç Petrosyan, bütün bu sorular ekseninde Jöntürk hareketi tarihinin temel dinamiklerine ışık tutuyor.

okumak için tıklayınız

Tanrı’ya Kafa Tutan Bir ‘Kabil’ – Elif Şahin Hamidi

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Jose Saramago, ölmeden önce kaleme aldığı son eseri Kabil’de insanoğlunun yeryüzünde var olduğu o ilk güne geri dönüyor. Ve yazgısı “katil” olarak yazılmış Kabil üzerinden Tanrı ile sonu gelmez bir tartışma süreci içine giriyor. Her şeyin yaratıcısı olan ve gücü her şeye yeten Tanrı’nın, dünya üzerindeki bunca katliama, cinayete, savaşa, öfkeye

okumak için tıklayınız

Ali Gürbüz hakkında bilgi – Ayhan Hüseyin Ülgenay

Ali Gürbüz, 1924 yılında Malatya’nın Darende İlçesi Mığdı köyünde de doğdu. Baba adı;Mehmet Ana adı;Cemile. Okula gidemedi.Okuma Yazmayı kendi çabası ile öğrendi.Evli. 4 çocuk babası. Şiir yazmaya 1939 yılında Erzincan depreminden etkilenip büyük ozanların şiirlerini okuyarak ve satarak başladı.Aşık Ruhsati’yi kendisine üstat kabul etti. Çalışma yaşamına Çerci olarak başladı. Şiirlerini de Destanlaştırarak Anadolu da dolaşırken

okumak için tıklayınız

Özne, Nesne, Biliş – Viktor A. Lektorski

Viktor A. Lektorski bu kitabında insana dair bir etkinlik olarak bilginin niteliği, yine felsefenin özel bir alanı olan epistemoloji tarafından bilginin tarihsel olarak nasıl yorumlandığı ve ortaya çıkan yaklaşımlar ekseninde de bilgi sorunsalı üzerine bir tartışma yürütüyor. Felsefe tarihinin ilk sorunlarından biri olan ve özellikle son yüzyıldaki bilimsel devrimin etkisiyle daha dinamik bir incelemeye konu

okumak için tıklayınız

Roman Kahramanı Madam Bovary – Raşel Rakella Asal

19.yy romanının en başarılı örneklerinden “Madam Bovary” hem ele aldığı konu hem de Flaubert’in üslubu ile çarpıcı bir metindir. Anlatılan Emma Bovary’nin trajik hayat hikâyesi ve karşılıksız aşkları gibi görünse de Flaubert, Emma karakteri ile 19. yy Fransız kadınının kıstırılmış hayatını, evlilik müessesinin insan doğasına aykırılığını, toplumsal değer yargıları ve ahlak ölçülerinin ikiyüzlülüğünü ele alır.

okumak için tıklayınız

Orhan Pamuk’un Kara Kitap romanı üzerine – Tahsin Yücel

Kötü bir yazar iyi bir romancı olabilir mi? İlk bakışta olmazmış gibi geliyor insana. Ama bunca yıldır Orhan Pamuk’un yapıtlarını göklere çıkaran ünlü eleştirmenlerimize, özellikle de şu son aylarda aynı yazarın Kara Kitap adlı romanı konusunda yazılanlara biraz olsun değer veriyorsanız, bu soruyu “Evet, bazı bazı”, “Evet, neden olmasın?” ya da “Evet, olabilir; hatta iyi

okumak için tıklayınız

Jean-Paul Sartre – Tahsin Yücel

Jean-Paul Sartre 1905 yılında doğar, ilk önemli yapıtı Bulantı’yı 1938’de, son yapıtı L’Idiot de la famille’i 1972’de yayımladığına göre, şöyle böyle otuz beş yıllık bir süre içinde yapıt verir. Gene de 20. yüzyılın en önemli yazarının kim olduğu konusunda kapsamlı bir soruşturma yapılacak olsa, büyük bir olasılıkla en başta o gelir. Oysa bu adamın nasıl

okumak için tıklayınız

Didem Madak’ı Okumak – Hazırlayan: Solmaz Zelyüt

2011 yılında kaybettiğimiz şair Didem Madak’ın yapıtı, son yıllarda çok sevilen, ilgiyle elden ele dolaşan üç kitaptan oluşuyor : Grapon Kâğıtları, Ah’lar Ağacı ve Pulbiber Mahallesi. Aralık 2014’te Didem Madak’ın dostları, eleştirmen ve akademisyenler ve tutkulu okurları bir sempozyumda bir araya geldiler ve onun eserini farklı veçheleriyle ele aldılar. Madak’ın poetikası kimlik, benlik, dil, zaman

okumak için tıklayınız

Öteki Yunan Solu, Syriza’nın Solundaki Parti ve Örgütler – Derleyen: Kemal Ülker

Syriza ve Yunanistan Komünist Partisi’nden öte SoL… Yunanistan, muhtemelen Arjantin’in dışında, dünya üzerindeki en büyük ve en fazla çeşitlilik gösteren anti-kapitalist sola sahip olan ülkedir. Bu durum, uzun yıllar boyunca yaşanmış olan bölünmelerin ve varlığını sürdürmekte olan zengin anarşist ve komünist geleneklerin bir sonucudur. Hemen hemen her yerde anti-kapitalist sola egemen olan parçalanmışlık ve iç

okumak için tıklayınız

Gezi’den Sonra Sınıf : Neoliberal Sınıf Teorilerinin Eleştirisi – Selim Ergunalp

Sınıf fobisi Kapitalizmin bekası için her zaman daha çabuk, daha fazla tüketmenin erdem haline getirildiği, tüketim yoğunluğunun refah olarak anlaşıldığı günümüzde tüketim ahlâkı toplumsal bilimlere de sızmış görünüyor. Çağdaş, modern teorisyenler, sosyologlar “eski teorilerden sıkıldık, hepsini tükettik, bize yeni teoriler, yeni sınıflar gerekli,” diye haykırıyorlar.

okumak için tıklayınız

Nabokov: “Don Kişot, şimdiye kadar yazılmış en acı ve en barbarca kitaptır”

Nabokov’un Don Quixote derslerindeki bazı ifadeleri, onun Dostoyevski’ye yönelik yergilerini dahi gölgede bırakabilecek denli serttir. Nabokov, romanı “zalimce” bulur ve dersleri boyunca defalarca, ısrarla, büyük rahatsızlık duyduğunu belli ettiği bu “zalimliğin” izini sürer. “Don Quixote gerçek bir zalimlik ansiklopedisidir,” ona göre. “Bu bakış açısıyla, şimdiye kadar yazılmış en acı ve en barbarca kitaptır.”

okumak için tıklayınız

Lenin’in dedesinin evinde…

Marksizm-Leninizmin dünyadaki üçüncü büyük kuramcısı, Ekim Devrimi’nin lideri ve Sovyetler Birliği’nin Kurucusu Vladimir İlyiç Ulyanov Lenin’in, Avrupa Rusya’sı kentlerinden Ulyanovsk’ta (O zamanki adıyla Simbirsk) doğduğunu bilenimiz az değildir. Ünlü devrimcinin üniversitede hukuk okumak üzere ilk gençliğinin bir kısmının, Tataristan’ın başkenti Kazan’da geçtiği ise kamuoyuna daha fazla mal olmuş bir bilgidir. Rusların çoğu gibi ben de

okumak için tıklayınız

Koryürek’ten müzikli kukla oyunları ve resimli çocuk öyküsü – Serkan Fırtına

Gülşah Özdemir Koryürek’in müzikli kukla oyunu olarak kurguladığı, “Nina’nın Rüyası” ve “Küresel Şaşırma” adlı oyunları, çocuk tiyatrosu alanında önemli bir atılama geçen Sıfırdan Yayınları etiketiyle okuyucularla buluştu. Korküyerk’in her iki oyuna da şu giriş cümlesi ile başlaması, oyunların dili ve anlatımı açısından önemli bir saptama: “Aslında her şey bir efsane ile başladı; Bir zamanlar dünyada

okumak için tıklayınız

Franz Kafka: Mahkeme

Kanun önünde bir kapı görevlisi vardır. Köylü bir adam, kanuna giriş izni ister bu görevliden. Fakat görevli ona bu izni şimdilik veremeyeceğini söyler. Adam düşünür, sonra girmesine izin verilip verilmeyeceğini sorar. ‘Sonra belki girebilirsin, der kapı bekçisi. ama şimdi değil’. Kanunun kapısı sürekli olduğu gibi açık durur ve kapı görevlisi kenara çekilir.

okumak için tıklayınız