Yazar: cemalumit

Prof. Edward W. Said ‘in İsrail tarafına taş atması ve üniversite yönetiminin baskılara karşı özgürlükçü yanıtı

Columbia Üniversitesi’nde Yahudi öğrenci birlikleri, İsrail tarafına taş atarken fotoğrafı basılan Said’in görevden uzaklaştırılmasını ister. Üniversite yönetiminin yanıtı, bugün Türkiye’de akademisyenlere baskı uygulayan rektörlere de bir yanıt. Edward Said’i İsrail tarafına taş atarken gösteren fotoğrafın yayımlanmasının ardından, Columbia Üniversitesi’nde Yahudi öğrenci birlikleri, Said’in görevden uzaklaştırılması talebinde bulundular. Aşağıdaki metin, Edward Said’in Columbia Üniversitesi’nden atılması talebine

okumak için tıklayınız

Dostoyevski ve Anna arasındaki aşk

Dostoyevski’nin edebiyat alanına kazandırdığı eserleri, dünya klasikleri arasında en vazgeçemediklerimizden. Kusursuz bir edebi yönün yanı sıra, yaşamı da büyük ölçüde dikkatimizi çekiyor onun. Çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirmiş biri çünkü Dostoyevski. Genç yaşında, annesini tüberkülozdan kaybetmiş ve sert disiplinli bir okulda almış eğitimini. Sonrasında da zaten orduda görev

okumak için tıklayınız

Dizelerin hep var olsun Mustafa Önal – Müslüm Kabadayı

Şair, beslendiği toprakla bezediği şiir coğrafyasının sevdalısıdır. Aynı zamanda başka toprakların ve insan kardeşlerinin yüreklerinin gezginidir. Mustafa Önal da, 1950’de doğduğu Hatay Yayladağı’na bağlı Kandıl (Aslanyazı) köyünden derlemeye başladığı şiir tanelerini Antakya’da lise öğrencisiyken dizelere dönüştürür.

okumak için tıklayınız

Hayalle gerçeği buluşturan büyücü: Gabriel Garcia Marquez – Elif Şahin Hamidi

1982 yılında Nobel Ödülü’ne layık görülen, Kolombiyalı masal ustası Gabriel Garcia Marquez, ömrünü hikâye anlatmaya adayarak pek çok değerli esere imza attı. 1967’de ilk baskısı yayınlanan ve o günden bu yana otuzdan fazla dile çevrilen Yüzyıllık Yalnızlık, bu masalcı adamın ismini tüm dünyanın duymasını sağladı. Marquez eserlerinde, Latin halkının sıradan hikâyesini resmederken; aile, ölüm, aşk,

okumak için tıklayınız

Katalonya Başkanı göreve Nazım’ın şiirini okuyarak başladı

İspanya’nın doğusundaki Katalonya Özerk Yönetimi’nin Başkanı seçilen Carles Puigdemont resmen görevini teslim aldığı törende yaptığı konuşmada Türkiye şairi Nazım Hikmet’in şiirinden bir mısrayı okudu. Katalonya’da bağımsızlık yanlısı girişimlerin devam edeceğini vadeden Puigdemont, bağımsızlık adımlarına atfen “Çok fazla şeyleri yaşadığımız uzun bir seyahatten geliyoruz. Ama yorulmadık” diye konuştu.

okumak için tıklayınız

Metin Kaçan’a Tanıklık – Elif Şahin Hamidi

Demir Özlü: “Cepheden resmimi bastınız, bir de profilden olanı yayınlayın” Takvimler 15 Kasım 1961’i gösterirken Kayseri-İncesu’da dünyaya geldi Metin Kaçan. Ve henüz altı aylık bir bebekken ailesi, çocuklarını alarak “taşı toprağı altın” İstanbul’a geldi. Kaçan’ın çocukluğu Dolapdere’de geçti. Ermenilerin, Rumların, Çingenelerin, Anadolu’nun farklı yerlerinden göç etmişlerin bir arada yaşadığı, ezan seslerinin çan seslerine karıştığı;

okumak için tıklayınız

V for Vendetta: Ulusa Sesleniş “Korku, sizi bozguna uğrattı, panik halinde kendinizi düzene teslim ettiniz”

Hiç kuşkusuz, konuşmamızı istemeyenler de var. Hatta şimdi, telefonda emirler yağdırılmıştır ve eli silahlı adamlar yola çıkmak üzeredir. Neden? Çünkü sözler yerine kaba kuvvet kullanılabilse de; kelimeler gücünü hep koruyacaktır. Kelimeler anlama ulaşmanın yollarını ve dinleyenlere hakikatin telaffuzunu gösterir. Gerçek şu ki; bu ülkede feci yanlışlar var. Zulüm ve adaletsizlik, müsamahasızlık ve baskı. Bir zamanlar

okumak için tıklayınız

Kafka’nın elyazmalarının akıbeti

Bu hikâyenin Kafka için iyi bir öykü konusu oluşturacağını düşünmemek elde değil. Ama önemli olan, arşivlerin korunabilmesi… Franz Kafka’nın, 1924’teki ölümünden önce, yayımlanmamış birçok eserini de içeren elyazmalarını arkadaşı Max Brod’a “öldükten sonra yakılmaları” şartıyla bıraktığı ve Brod’un bu vasiyeti yerine getirmeyip bunları yayına hazırladığı genel olarak bilinir. (Yaşadığı sırada fazla kitap yayımlamayan Kafka’nın çoğu

okumak için tıklayınız

Yukarı Fırat Ermenileri 1915 ve Dersim – Hovsep Hayreni

Yazar Hovsep Hayreni’nin uzun yıllara dayanan araştırmaları ve yoğun emeğinin ürünü olan Yukarı Fırat Ermenileri, 1915 ve Dersim kitabını tam da o karanlık ve kanlı geçmişin Abdülhamit ile Talat ve Enver Paşa taklitleri tarafından âdeta yeniden hortlatılmaya çalışıldığı bir zamanda elinizde tutuyorsunuz. Yazar Yukarı Fırat bölgesiyle sınırladığı bu çok ayrıntılı araştırmasında üç ana konu üzerinde

okumak için tıklayınız

İbn Battuta Seyahatnamesi

İbn Battuta (“Gezginler gezgini” olarak bilinen Faslı hukukçu, gezgin, alim, coğrafyacı ve bilim insanı) Orta Çağ olarak bilinen Batı’da bilimin baskılanıp ayaklar altına alındığı karanlık dönemde, gezegen üzerinde en fazla yol kat eden isimdir. Yaptığı bütün bu geziler sayesinde “İslam Gezgini” unvanına layık görülmüştür. Yolculuğu 1325 yılında, 21 yaşındayken doğum yeri olan Fas’ta başlamıştır ve tam

okumak için tıklayınız

Sözcüklerin Çizgilerle Buluşması: Sustuklarımıza Konuştuklarım – Müslüm Üzülmez

Yaşama dair an’ları ölçülü bir şekilde sözcüklerle anlatmaya şiir, çizgilerle anlatmaya da karikatür diyebiliriz. Şiir; coşturur, hüzünlendirir, eğlendirir, düşündürür… Karikatür; güldürür, kızdırır, düşündürür… Şair Sedat Kılıç ve karikatürist Lütfü Çakın, yeni yılın arifesinde, bizleri biraz hüzünlendirmek biraz da düşündürmek için Sustuklarımıza Konuştuklarım adlı kitaba birlikte imza atmışlar.

okumak için tıklayınız

Yabanıl Toplumda Suç ve Gelenek – Bronislaw Malinowski

Antropolojiyi “masabaşı”nda yapılan bir iş olmaktan çıkaran Bronislaw Malinowski, bugün hatasıyla sevabıyla bizzat bir düşünce klasiği haline gelmiş durumda. Yabanıl Toplumda Suç ve Gelenek de onun temel metinlerinden biri. Okur bu küçük kitapta, yapıtlarından birine Batı Pasifik Argonautları gibi şiirsel bir isim verebilmiş olan Malinowski’nin hâlâ birçok soru üretmeye elverişli düşünceleriyle ilk elden tanışma fırsatı

okumak için tıklayınız

Gönül Gibi – Suat Derviş

Toplumcu gerçekçi romanlarıyla daha yakından tanıdığımız Suat Derviş, bu kez gençlik dönemine ait melankolik bir aşk hikâyesiyle karşımızda. Yurtdışına kadar uzanan bu hikâyenin kahramanları, kendi önyargılarının, çaresizliklerinin, kendilerine dair bilgilerinin ve bilgisizliklerinin kurbanı olarak karanlık bir dünyada sürükleniyorlar.

okumak için tıklayınız

Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı / Andronikos Neden Kaçtı? – Elif Şahin Hamidi

“Andronikos için bir tek yol kalmıştı; kaçmak. Gitmek… Kendini de başkalarını da aldatmayacağı, aldatmak zorunda kalmayacağı bir yere kaçmak, bir yere gitmek. Öyle bir yer ki kendisinden yalnız inancını değiştirmesi değil, eski inancına göre hareket etmesi, davranması da istenmesin. Öyle bir yer ki bugüne dek topluluk içinde Andronikos neyi simgelemişse, orada öyle bir şeye yer

okumak için tıklayınız

“Saf” bir bilim insanı Nikola Tesla’yı anarken – Derin Demir

“Saf” bir bilim insanını anarken “Saf” kavramı bildiğiniz üzere doğal olan, katıksız, bozulmamış anlamına geliyor. Ancak maalesef ki günümüz anlamına bakıldığında “saf olmak”, aptallık, öngörüsüzlük anlamında kullanılıyor. O yüzden bugün birçok değişen kavramı günlük yaşantımızdaki anlamıyla kullanmak yerine asıl anlamını koruyarak kullanmak en zor olan ve en doğru olanıdır ve bu ısrara devam edilmelidir. Çünkü

okumak için tıklayınız

En büyük sıkıntımız düş görememek, düş göremeyecek kadar şimdi ‘ye kapatılmış yaşamak

SAVAŞ VE BARIŞ ÜZERİNE KENDİMLE KONUŞMA -İnsanlar savaşı sevmediklerini, barışı çok sevdiklerini söylerler genellikle. Pekçok toplantı yapılmıştır savaş ve barış konusunda, bu gibi toplantılarda barışı göklere çıkarırlar, savaşı yerin dibine batırırlar. Ne dersin ? -Evet: bir çeşit barış goygoyculuğu her zaman her yerde geçerlidir, iyi adam olmanın, değerli aydın olmanın, ilerici aydın olmanın ölçütüdür bu. Yaşasın ve kahrolsun ikilemi içinde dar

okumak için tıklayınız

Giordano Bruno: Karanlığın aydınlığa çıkması için kendini ateşe vermekten çekinmeyen bir insan

1548 yılında doğmuş olan, İtalyan filozof, rahip, gökbilimci ve okültist Giordano Bruno. Rönesans felsefesini biçimlendiren filozofların en önemlilerinden biri ve şair yönüyle de edebiyata en yakın duranı. Ona “doğacı coşkunluğun düşünürü” demek hiç de yanlış olmaz. Aristotelesçi kapalı evren görüşünden ilk sıyrılanlar arasında yer alan Giordano Bruno, Kopernik’in tezini de cesaretle savunmasıyla biliniyor.

okumak için tıklayınız