Yazar: cemalumit

Saramago’nun son romanı Türkçede

José Saramago’nun tamamlama fırsatı bulamadan yaşama veda ettiği son romanı Mızraklar, Mızraklar, Tüfekler, Tüfekler ilk kez Türkçede. José Saramago’nun silah endüstrisini sorguladığı Mızraklar, Mızraklar, Tüfekler, Tüfekler romanı ilk kez Türkiyeli okurla buluştu. Yarım kalmış son romanında yazar, sonu gelmez savaşların silah endüstrisi ve silah fabrikalarıyla ilişkisini irdeliyor ve “Neden silah sanayiinde hiç grev olmaz?” sorusunun

okumak için tıklayınız

Gustave Flaubert: “Almanlar Paris’i kuşatırsa gidip savaşacağım. Tüfeğim hazır.”

Gustave Flaubert, Prusya ordusu tarafından kuşatılmadan bir ay önce, Ağustos 1870’te Paris’e gitti, şehirde üç gün kaldı ve Croisset’ye döner dönmez dostu George Sand’a bir mektup yazdı: “Yazmayı bir tarafa bırak, herhangi bir şey okuyamıyorum bile. Bütün günümü, herkes gibi, haber bekleyerek geçiriyorum. Annem olmasaydı çoktan orduya katılmıştım! Kendimi nasıl meşgul edeceğimi bilemeyince Rouen’deki Hôtel-Dieu’de

okumak için tıklayınız

Amerikalı şair Ezra Pound’un faşizmi desteklemesi

Amerikalı şair Ezra Pound 1930’ların başında faşizme “meyletti” ve 1935-1945 yılları arasında, Roma radyosunda, çoğu Amerika, Roosevelt yönetimi ve Yahudi aleyhtarı yüzlerce konuşma yaptı. İtalya’nın teslim olmasının ardından önce birkaç ay Pisa’nın kuzeyindeki Birleşik Devletler Ordu Disiplin Eğitim Merkezi’ndeki bir hücreye, “vatana ihanet” suçlamasıyla yargılandıktan sonra da on üç sene boyunca (1958’e kadar) Washington, D.C.’deki

okumak için tıklayınız

Samuel Beckett’in faşizme karşı mücadelesi

Samuel Beckett, 1940’ta, Alman işgali sırasında Fransız Direniş Hareketi’ne katıldı; birkaç kere Gestapo’ya yakalanma tehlikesi atlattı; 1942’de sevgilisi Suzanne’le beraber yürüyerek güneye, Roussillon isimli kasabaya gitti ve bir yandan ikinci romanı Watt’ı yazarken bir yandan da evinin arka bahçesinde cephane saklayarak Direniş’e destek olmaya devam etti; Fransız hükümeti tarafından Direniş Madalyası’yla ödüllendirildi; sonraki yıllarda Direniş

okumak için tıklayınız

George Orwell: “Sisteme karşı kitap yazmak yeterli değil”

George Orwell 1938’de, yani gönüllü olarak katıldığı İspanya İç Savaşı’ndan döndükten bir sene sonra (bir keskin nişancı mermisinin boğazında açtığı yara yeni iyileşmişti), bir yazısına [“Neden Bağımsız Emek Partisi’ne Katıldım”] şöyle başladı: “Belki de en dürüstçesi konuya öncelikle kişisel açıdan yaklaşmak olacak. Ben bir yazarım. Her yazarın dürtüsü ‘siyasetten uzak durmak’tır. Yalnız başına kalmak ister

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’ten yurtseverlik temalı bir sevda masalı: “Sevdalı Bulut” izle

Nazım Hikmet’in masalı “Sevdalı Bulut”un 1959’da yayımlanan Rusça animasyonu ve Çizgi Film Senaryosu Filmin ve masalın ana konusu aynıdır. İyi niyetli ve temiz ruhlu Ayşe’nin güzelim bahçesini ele geçirmek isteyen zalim Seyfi’nin kurnazlıkları, Ayşe’ye sevdalanan Bulut’un aklı ve özverisiyle sonuca ulaşamaz. Sonuçta kazanan sevgidir, sevdikleri ve inandığı değerler uğruna kendini feda etmek durumunda kalanların yaşamının

okumak için tıklayınız

Dedektif Rino : Kırmızı Havuzun Gizemi

Dedektif Rino ve yardımcısı Paco gizemli vakaları şıp diye çözüyolar! Yani çoğu zaman… Fillerden biri kayıp mı olmuş? Aslanların yemeğini mi çalmışlar? Birileri kunduzları mı zehirlemiş? Pandanın üstüne bir kutu boya mı dökülmüş? Havuzda kan mı var? Sırtlana isimsiz mektuplar mı gönderiliyor? Devekuşuna tuzak kuran da kim? Ve geceleri ortaya çıkıp flamingoları korkutan bu gizemli

okumak için tıklayınız

Kan Revan İçinde : Tıbbın Kısa Tarihi – Roy Porter

“Hastalık ile hekimler arasında tenin savaş alanında süren savaşın başı ve ortası var ama sonu yok. Bir başka deyişle, tıp tarihi sonu zaferle biten basit bir hikâye olmaktan çok uzak.” Böyle diyor Britanyalı tarihçi Porter, tıbbın doğuşunu ve gelişimini ana hatlarıyla anlatan kitabının başında. Ve ardından, on binlerce yıl önce yaşamış avcı-toplayıcı topluluklarından başlayarak insanın

okumak için tıklayınız

“Mesut Kimdir?”: Sait Faik’in hiçbir kitabına girmemiş öyküsü

Muhteşem bir finali olan hikâye “Mes’ut Kimdir?”, 12 Haziran 1948’de Yedigün’de (sene 16, No 13) yayınlanmış. Bu dönemde yazdığı başka metinleri de başka araştırmacılar bulursa hiç şaşmam. Zira o sıralarda zaten hep belli bir geleneği olmuş bu tür “edebiyatlı magazin” dergilerinde (bunu özel bir tür adı olarak teklif etmek isterim) bir tür patlama yaşanmıştı ve

okumak için tıklayınız

Camus ve Yabancı – Vedat Günyol

XX. Yüzyıl Fransasının, dahası, dünyasının düşünce yaşamına damgasını, dünyamızın, Bertrand Russell, Einstein, Sartre gibi yüceleri yanında, romanları, tiyatro yapıtları, politika yazılarıyla, tutumu davranışı, özel genel yaşamıyla, çıkarsız bir aydın örneğini vermiş bir insan olarak özel bir yeri var Camus’nün, yüzyılımızda. Albert Camus’nün dünya görüşü, yaşamın anlamsızlığından, saçmalığından kaynaklanan bir anlayış kavrayıştan yola çıkmaktadır. Değil mi

okumak için tıklayınız

Roman Gibi – Sabiha Sertel

Roman Gibi, hayatı bu adı fazlasıyla hak eden bir kadının, Sabiha Sertel’in hayatını anlatıyor. 1895’te Selanik’te başlayan yolculuğu 1968’de Sovyetler Birliği’nde, Bakü’de son bulan Sabiha Sertel, Türkiye basın ve yayın dünyasının en güçlü ve dirençli isimlerinin başında geliyor. “Cins bilinci”nin yanında “sınıf bilinci”ne de sahip olan Sabiha Sertel, bu “son” kitabında, Türkiye’de bir kadın olarak

okumak için tıklayınız

“Sokaktan Geçen Kadın”: Sait Faik’in hiçbir kitabına girmemiş öyküsü

“Sokaktan Geçen Kadın” Salon dergisinin 1 Şubat 1949 tarihli 31 nolu sayısında yayınlanmış. Sait Faik, yine bu dergide yayınladığı diğer üç hikâyeyi (“Karanfiller ve Domates Suyu”, “Ermeni Balıkçı ve Topal Martı” ve “Sinağrit Baba”yı), 1950’de çıkan Mahalle Kahvesi kitabına almış ama nedense bunu almamış. Belki bu metni ileride çıkacak bir kitabına daha çok yakıştırmıştır (bunu

okumak için tıklayınız