Yazar: cemalumit

Soykırımın Planlanması ve Uygulanışı – Yeraz Der Garabedyan

Berdjouhi [Bercuhi], 1889-1940 yılları arasında yaşamış, literatürde çok rastlanmayan 1915 İstanbul’una dair tanıklığını kaleme almış bir Ermeni yazardır. Kitap 1930’lu yıllarda yazılmış, Boston ve Paris’de iki ayrı Ermenice edisyondan sonra Fransızca tercümesi yazarın oğlu Armen Barseghian yapılmış ve Jours de cendres à Istanbul adı altında yayınlanmıştır.

okumak için tıklayınız

Yavru Baykuş Umut’la sese giriş

Baykuşlar nasıl bir seslenir? Neden arkadaşları Umut’un “Bum buuuum buuuuummmmmm” diye seslenmesine cevap vermemiş olabilirler? Seslerin muhteşem dünyasına doğru bir gezinti bu. Bu hafta okuduğumuz kitap tam da Yalvaç Ural’ın bize her daim açtığı “hayvan sesleri ve dildeki yansımaları” kapısından içeri girdiğimizde karşımıza çıkacak kitaplardan. Çocuklarla sohbeti esnasında hayvanların çıkardığı seslerden bahsettiğine sıkça tanık olduğumuz

okumak için tıklayınız

Yılmaz Güney’in kızı Elif: Babam özsuyundan kopmuş ağaç gibiydi

Yılmaz Güney’in doğum günü olan 1 Nisan Çarşamba günü Kadıköy Belediyesi Barış Manço Kültür Merkezi’nde ‘Türkiye Sinema Tarihi ve Yılmaz Güney’ başlıklı bir panel düzenlendi. Panelin katılımcıları arasında Zeki Demirkubuz, Agah Aydın ve Zafer Diper bulunuyordu. Sinemanın usta ismi Yılmaz Güney’in doğum günü vesilesiyle Türkiye’ye gelen kızı Elif Güney Pütün’le sohbet etme imkânımız oldu.

okumak için tıklayınız

Kalemim bile dik dururken nasıl nötr olabilirim?

Malezya’da karikatüriste tweet davası Malezya’nın tanınmış karikatüristlerinden Zunar’a attığı tweetlerden ötürü, halkı isyana teşvik suçlamasıyla dava açıldı. Zunar takma adıyla bilinen Zülküfli Enver Elhak, muhalefet lideri Enver İbrahim’e eşcinsel olduğu gerekçesiyle verilen cezayı Twitter’dan eleştirmiş ve yargının bağımsızlığını sorgulamıştı.

okumak için tıklayınız

Solun tarihi ve Ermenileri görmemek!

‘Biz’den önceki ‘bizimkiler’ Ermeniler… Sanki hiç olmamışlar gibi kuşaklar boyunca, unutturulmaya çalışıldı. Köy, kasaba, mahalle adları değiştirildi, kiliseleri ya yağmalandı, yıkıldı, dinamitlendi ya da camiye çevrildi. Pek çok yerde, eskiden binlercesinin yaşadığı mahalleler kelimenin tam anlamıyla dümdüz edildi. Fiziksel hiçbir izleri kalmasın istendi. Sanatçıların, bestekârların, edebiyatçıların adlarını öğrenmememiz, hatırlamamamız için “derinden” çalışıldı. Hakikaten çok çalışıldı!

okumak için tıklayınız

Beyin Yaşlanır mı? – Andre Aleman

Yaygın bir inanç vardır: Beyin hücrelerimiz zamanla ölürler. Son bilimsel araştırmalar durumun böyle olmadığını gösteriyor. Herkes ara sıra belleği ve aklıyla ilgili şüpheler duyar, özellikle elli yaşını geçenler. İnsan beyni gerilemeye çok daha önceden başlar, ancak korkulacak kadar vahim bir durum yoktur. Hatta yaşlı beyinler genç beyinlere oranla strese karşı daha dirençlidir, karmaşık durumlarla daha

okumak için tıklayınız

Sınırdaki Ölü – Fakir Baykurt

İlk basımı 1975’de yapılan Sınırdaki Ölü’yü yeniden okurla buluşturuyoruz: “Yokluğun anasını avradını sinkaf edeyim candarmalar!” diye sövdü muhtar. “Na bu ölen oğlan vary a! Dinime imanıma bizim köyün çiçeğiydi! Öyle bir çiçek bird aha ne zaman açar? Dul anası kırıp sarıp para ulaştırdı. O da makine gibi gürül gürül okudu. Bütün sınıflarını geçti takıntısız. Bir

okumak için tıklayınız

İçerdeki Oğul – Fakir Baykurt

Fakir Baykurt, öykülerinde köy yaşamının sertliği, yoksulluk, cahillik, taassup, batıl inanç, sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor. Gözlemlerden, canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar, günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor; bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran “sıradan

okumak için tıklayınız

Bizi Güneşe Çıkardılar – Aysel Sağır

Türkiye solu 1970’lerde -başta öğrenciler olmak üzere- geniş toplumsal kesimlere ulaşırken, aynı ölçüde kadınları da içine aldı. Yüzlerce kadının sol siyaset içinde yer almasının tarihi de olan 1970’ler, aynı zamanda toplumsal cinsiyet yapısının sorgulanmasının nüvelerini de içinde taşıdı. Düşüncelerinden, eylemlerinden ötürü tutuklanan yüzlerce kadın için “özel” kadın koğuşları oluşturuldu. Ankara’da gözaltına alınan kadınlar önce Yıldırım

okumak için tıklayınız

Kayıtsızlık Şenliği – Milan Kundera

Kayıtsızlık Şenliği, Milan Kundera’nın 2003’de yayımlanan Bilmemek’ten sonra kimsenin beklemediği bir anda çıkagelen yeni romanı. Beş arkadaşın, kayıp annesiyle konuşan Alain’in, işsiz oyuncu Caliban’ın, mutluluğun peşindeki Ramon’un, bir kukla oyunu yazma hayali kuran Charles’ın ve narsisist D’Ardelo’nun hikâyesi. Gerçekle hayali, karakterlerin evreniyle yazarınkini, şimdiki zamanla tarihsel geçmişi üst üste bindirerek başka bir gerçeklik kurmayı hep

okumak için tıklayınız

Sürekli Portakal Kabukları’na dair – Onur Köybaşı

Bir savaştan çıkagelmiş, üstelik yenilmiş biri,ellerinde kelimeler… Üstesinden gelmiş, üstelik dilsiz ve çok dilli, milletsiz ve çok kimseli,tanrısız ve çok tanrılı.Bitmeye yakın bir başlangıçtan aralanan bir kapı.Sonra bir ağaç kök salmaya başlıyor; kalbinizde bir portakal ağacı büyüyor, size uzattığı kelimeler ile okudukça büyüyor ağaç, okudukça filizleniyor ve çiçek vermeye başlıyor: Portakal çiçekleri.Güzel kokuyor, düşleriniz kadar

okumak için tıklayınız

Kahramanlar, Kurbanlar, Direnişçiler – Foti Benlisoy

Bu kitap, Türkiye’de Milli Mücadele ya da Kurtuluş Savaşı, Yunanistan’da ise Küçük Asya Seferi veya Küçük Asya Felaketi olarak adlandırılan savaş esnasında Yunan askerlerinin çoğu zaman örtük ve dolaylı, kimi zamansa açık bir hal alan savaş karşıtı direnişlerine dair. Çalışmada, 1919-1922 yılları arasındaki savaşın sonunu tayin eden faktörlerden biri olan “asker grevi” ve o grevin

okumak için tıklayınız

Ermeni Devrimci Paramaz – Kadir Akın

Beyazıt Meydanı’nda on dokuz arkadaşıyla birlikte idam edilen Paramaz’ın ve Osmanlı-Ermeni devrimci hareketinin mücadelesini irdeleyen elinizdeki kitap, resmi ideolojinin ve kendisini bu ideolojinin tesiriden kurtaramamış sosyalist hareketin örttüğü bir tarihe ışık tutuyor. Kadir Akın, bu ilk kaynak niteliğindeki çalışmasında Paramaz ve arkadaşlarını anlatmakla yetinmiyor, onların mücadelesinin daha iyi kavranabilmesi için o dönemin siyasi koşullarını ve

okumak için tıklayınız

Piranalarla Yüzen Çocuk – David Almond

Balıkların dilinden anlayan “sıradan” bir çocuğun öyküsü! Günışığı Kitaplığı koleksiyonunda Ay’a Tırmanan Çocuk, Garajdaki Giz, Dünya Büyülü Bir Yer ve Alevler Arasında kitaplarıyla özel bir yeri olan, Hans Christian Andersen ödüllü İngiliz yazar David Almond’dan, etkileyici bir çocuk romanı daha Türkçe’de. Roman, işsiz kalan amcasının, üretim alanına çevirdiği evde, sadece çalışarak geçen tekdüze yaşama hapsolmuş

okumak için tıklayınız

Kentli Flâneur; Atılgan – Özgür Akbulut

Varlığı,düşsel algısı,herdaim yazı ve yalnızlığı imleyen,sinematografik yalınlığında gözleri içine akan,kişisel arayış sarmalındaki modern kaotik bireyi dıştalayan sendromu ile patolojik kavrayışın son hâli: Atılgan varoluş ile yalıtılmış olma durumu,taşra sıkıntısına içkin ve bir o kadar da ardıllarını içeren iki kavrayış,iki kozmik durum.Bu hal-i ahvâl bir bakıma kaçış,yaşamsal bir dayatma değil,kimi değer/siz ikilemlerden kaynaklı bilinçli bir tercih

okumak için tıklayınız

İnsanın şiiri aşk

“Mesafelerin ayırdığı ama duyguların birleştirdiği iki şairin” hem edebi hem insancıl mektuplarından oluşuyor Kalp Zamanı… Ne kalır bu mektuplardaki aşkı aradan çıkarsak, geriye tam olarak ne kalır? Belki tam olarak, Celan’ın Bachmann için kurduğu şu son cümle kalır; “İyilikler diliyorum! İçtenlikle.” Böylesine siner dil ve böylesine kuraklaşıp soğur. Oysa o değil midir daha önceden; “Sana

okumak için tıklayınız

Bilime ve aydınlığa adanmış bir yaşam İrene Joliot Curie

“Bir kara haber de verdi bu akşam radyo: Irene Joliot Curie ölmüş. Daha gençti. Yıllar var bir kitap okudumdu ölenin anası üstüne yazılmış. Bir yerinde iki kız çocuğundan bahseder, -satırlar gözümün önüne geldi- sarışın iki Yunan heykeli gibi, der. İşte bu çocuklardan biri öldü. (…)

okumak için tıklayınız