Yazar: cemalumit

Yaşar Kemal’in eksantrikleri – Jale Parla

Yaşar Kemal Türk romanının en çok okunmuş, en çok incelenmiş yazarıdır. Böyle olunca onun yapıtları hakkında yeni bir şey söylemek güçleşiyor. Bu güçlüğün farkında olarak yaptığım bu çalışmada başlangıç noktası olarak onun çok ilgi çekmiş yapıtlarından Dağın Öte Yüzü üçlemesini seçtim. Türk romanının dönemeçlerinden biri saydığım bu üçlemede, Yaşar Kemal’in özgünlüğünün anahtarını bulmaya çalıştım.

okumak için tıklayınız

Heidi’nin ayakları neden çıplaktı? – Sevim Akyürek

Verdingkinder… Bu kelimeyi, “Sözleşmeli Çocuk” diye çevirsek de Türkçeye, kapsadığı karanlık ve acı öyküyü bilmeden anlamını açıklayamayız. Bu yazıda onlardan “çıplak ayaklı çocuklar” olarak söz edeceğiz. Karlı dağlarla çevrili yemyeşil çimenlerin üzerinde, sardunyalarla süslü ahşap çiftlik evlerini gösteren kartpostal resimlerinden tanırız İsviçre’yi.

okumak için tıklayınız

Domates elması

Benim gibi domatesin meyve olduğuna inananlardan mısınız? Oldum bittim itiraz etmişimdir onun sebzelerden sayılmasına. Her tür pişmiş ve kızarmış halinde ayrı bir lezzet saklayan domatesi en çok hissettiğimiz an, şöyle bir güzel kokladıktan sonra dişlediğimiz an değil midir? Hele üzerine biraz tuz ekilmiş böyle bir domatesi anlatmak için sayfalar dolusu cümle kurmak gerekir. Dünyamızı Biçimlendiren

okumak için tıklayınız

Hangisi sizin “Küçük Prens”iniz?

Antoine de Saint-Exupéry’nin ölümsüz eseri “Küçük Prens”in telif hakları 1 Ocak 2015 tarihi itibarıyla serbest bırakıldı. Ve o tarihten bugüne “Küçük Prens”i basmayan yayınevi neredeyse kalmadı. Gazeteler, sadece ilk on günde 30’dan fazla yayınevinin “Küçük Prens”i yayımladığını haber yaptı. Ayrıca kitap, önceki yıllarda, yılda ortalama birkaç bin satılırken, 1 Ocak sonrasında 130 bin adetlik bandrol

okumak için tıklayınız

Bozguncu – Maksim Gorki

İnsan ruhunun en büyük araştırmacılarından biri olan Gorki, genellikle özyaşamöyküsel olan edebiyat eserlerinde insanı, iradesi ve iradesizliğiyle, yeteneği ve yeteneksizliğiyle, en çelişkili yönleriyle anlattı. Yaşamın her katmanından insanları anlatan edebiyatıyla hem çarlık döneminde hem de Sovyetler döneminde dile gelmemiş hayatların gür sesi oldu. Bu derlemede yer alan ve 19. yüzyıl sonunda Rusya’nın engin bozkırlarına, sayısız

okumak için tıklayınız

Nezanin (Bilmemek) – Milan Kundera

Fransızca yazılmış, orijinal adı L’ignorance olan “Nezanîn” (Bilmemek) Fransızca’dan Kürtçe’ye çevrilmiş, Milan Kundera’nın önemli eserlerinden biridir. Nezanîn, Milan Kundera’nın Kürtçe’ye çevrilmiş ilk kitabı olması açısından da önem taşımaktadır. Yazar Milan Kundera, kitabın Kürtçe’ye çevrilmesi aşamasında, özellikle kapak tasarımları için birebir sürecin içerisinde yer almıştır.

okumak için tıklayınız

Finansallaşma, Devlet ve Politik İktisat – Hakan Mıhcı

Kapitalist üretim tarzındaki birikim rejimlerini temel alan ve birbirini izleyen iktisadi krizler sonucunda bu rejimlerde meydana gelen finansal sermaye yanlısı değişimleri tartışma gündeminin odağına yerleştiren bu kitapta yer alan yazılarda genel hatlarıyla devletin gelir dağılımı ve bölüşüm süreçlerindeki değişen işlevinin politik iktisadın perspektifinden hareketle değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

okumak için tıklayınız

“Laik – Bilimsel Anadilinde Eğitim ve Demokratik Yaşam İçin Boykottayız!”

Haydi Veliler, Okuldan Kaçmaya! Okuyan, doğru kitapları okuyan, kitapları doğru okuyan çocuklar için… İnsanokur olarak, “Laik – Bilimsel Anadilinde Eğitim ve Demokratik Yaşam İçin Boykottayız!” çağrısını destekliyoruz. Dostlarımızı, büyüklerimizi, kardeşlerimizi, tüm duyarlı yurttaşları, 13 Şubat günkü boykota ve etkinliklere katılmaya çağırıyoruz.

okumak için tıklayınız

İmkânsızın Sınırlarında “Adalet” – Murat Özbek

Ryunosuke Aktagava hayatının son onaltı yılında tüm eserlerini, son on yılında ise en önemli eserlerini kaleme almıştır. Eserlerinde ulus bilincinden ziyade sınıf bilincine yönelik temalar işleyen yazarın görüşlerini Şuiçi Kato Japon Edebiyatı Tarihi isimli kitabında şöyle bir alıntıyla örnekler: “İçinde bulunduğumuz çağın ötesine geçemeyiz, içinde bulunduğumuz sınıfında öyle.”

okumak için tıklayınız

Ahlâk ve Mantık Arasındaki Sarkaç – Merve Tokgöz

Modern Japon edebiyatının mihenk taşlarından biri olarak kabul edilen Natsume Soseki’nin Küçük Bey adlı kitabı 2003 yılında Oğlak Yayınları tarafından basıldı. 2003’e dek Japon edebiyatına ait diğer kitaplar İngilizceden çevrilirken, bu kitap Mariko Erdoğan ve Hüseyin Özkaya’nın emekleriyle Japoncadan Türkçeye çevrilmesi hasebiyle bir ilk olma özelliğini de taşıyor.

okumak için tıklayınız

İntihardan Katharsise Kısa Yoldan Varolmak – Deniz Yavuz

Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları Popüler Japon Edebiyatı’nın çok satan yazarı Haruki Murakami’nin -yayınlandıktan kısa bir süre sonra- diğer kitaplarının da çevirmeni olan Hüseyin Can Erkin tarafından Türkçeye çevrilen son romanıdır. Kitabın adının aksine epey renkli bir yazar Murakami; Aklınıza gelebilecek neredeyse her filozoftan, yazardan alıntılar ya da bu kişilere ve bağlantılı okullara, ekollere (bilhassa

okumak için tıklayınız

Yaşam İçin ve Yaşama Karşı Kurbanlar – Bulut Yavuz

“Savaş Yolu anlamını ölümle kazanır. Ölüm kalım durumunda, çabucak seçilecek olan ölümdür. Tereddüte yer yoktur. Kararlılıkla ölüme ilerlemek gerekir”; Yamamoto’nun bu sözleri Yukio Mişima’yı anlamak için elzemdir. Mişima bütün yaşamını ve yaşamı boyunca ürettiklerini bu anlamı yakalamaya doğru yazmıştır. Kalbi artık saflaştığında (hiçleştiğinde) seppuku yapması da bunu doğrular niteliktedir. Hagakure Nyūmon adıyla Yamamoto’nun Hagakure’sinin modern

okumak için tıklayınız

Pislik – Zafer Köse

O dünyadaki en pis şey pisliktir. Zaten pislikten başka bir şey yok. Kaçılamaz pislikten. Örneğin o hava. İletken bir maddedir hava. Pisliği iletir. Ve Üstüngel Arı’nın romanı Hikayesi Olan Ölüler, işte o havayla dolu. Bu atmosferin etkisinde bulunduğunuz bir sırada, dünyayı ve insanları hiç de hoş biçimde algılamazsınız. Gece okuduğunuz romanı da yanınıza alıp işe

okumak için tıklayınız