Yazar: cemalumit

Unutma, hayatı hatırla: Deniz Hüseyin Yusuf!

“Devir, her şeyden önce, unutma ve hatırlama üzerine bir roman. Çıkış noktası ise dilsizlik.” Bir süre önce mübadele döneminin edebiyata yansımaları üzerine küçük bir araştırma yapmıştım. Mübadelenin Türk edebiyatına yansıması o kadar cılız, Yunan edebiyatına yansıması o kadar büyüktü ki şaşırıp kaldığımı hatırlıyorum. Mübadelenin özel bir yeri de yoktu üstelik, toplumsal travmalarımızın hemen hepsi edebiyata

okumak için tıklayınız

Modern romanın başyapıtlarından: ‘Körleşme’

Elias Canetti, Kafka’nın özellikle Dönüşüm’ündeki dilden etkilenmiş, onun kadar yalın yazmaya çalışmış ama sonuçta ortaya 565 sayfalık dev bir yapıt çıkmış. “Körleşme”, modern romanın başyapıtlarından biri olarak tekrar tekrar okunmayı, hakkında konuşmayı, tartışmayı hak eden bir roman.

okumak için tıklayınız

Ölümün Ağzı – İrfan Yalçın

“Mükellefin urganı, terli olur yorganı; mükelleften kurtulan, çifte kessin kurbanı.” Anonim türkü İkinci Dünya Savaşı yıllarında zorla çalıştırılan Zonguldak maden işçisinin yaşamını ” Ölümün Ağzı ” adlı kitabıyla romanlaştıran İrfan Yalçın, 2. Dünya Savaşı döneminde, 27 Şubat 1940’ta başlatılan, ama savaşın bitimini de aşarak 1 Eylül 1947’ye kadar uygulanan (zorunlu çalışma yükümlülüğü) “iş mükellefiyeti”ni konu

okumak için tıklayınız

Gök ve Yer Arasında – Jidi Majia

Dünyanın en çok sayıda insanını barındıran uçsuz bucaksız Çin coğrafyasındaki sekiz milyonluk Yi halkının içinden çıkarak şiirin evrensel okyanusunda özgün ve seçkin bir konuma ulaşan bu şair, ait olduğu coğrafyadan ve kültürden dünyaya seslenirken, şiirin, insanı, yaşamı, ağacı, kuşu, toprağı, geçmişi, şimdiyi, geleceği, varoluşumuza ilişkin her şeyi nasıl kucaklayabileceğini kanıtlıyor…

okumak için tıklayınız

Köpekler güvenilmez kişileri ayırt edebiliyor

Köpekler kendi kuyruklarını kovalarken çok da zeki görünmeyebilir, ama birçok konuda çok akıllı hayvanlar. En büyük özelliklerinden biri ise sosyal farkındalıklarının çok yüksek olması. Yapılmış birçok araştırma, onların insan duygularını anlayabildiğini gösteriyor. Mutlu ve üzgün yüzleri ayırt edebiliyor, hatta kıskançlık yapabiliyorlar.

okumak için tıklayınız

İnsanın “terbiye edilmiş kaosa” teslimi

Batma sanatı İnsanın “terbiye edilmiş kaosa” nasıl da teslim olduğunu görmek açısından çarpıcı bir kitap. İlk sayfası açılan her kitap günceldir. Ne var ki bir yandan o kitabın güncelliği ve değeri sadece edebi yetkinliği ile değil aynı zamanda işlediği ruhun sürekliliği ile de ilişkilidir. 1946’da yazılmış bir kitabın bizim için vazgeçilmez tarafı nedir diye sorabiliriz.

okumak için tıklayınız

Unutulmaz bir öykü kişisi: “Kancay”

Halikarnas Balıkçısı Merhaba Akdeniz’in genişletilmiş ikinci basımı 1962’de yapılır. Bu öykü kitabında yer alır “Kancay”. Unutulmayacak öykü kişilerinden biridir. Unutulmaz roman kişilerinden sık sık söz açarız. Ya öykü kişileri? Unutulmayacak pek çok öykü kişisi var edebiyatımızda. Ne var ki pek anılmıyorlar. Sabahattin Ali’nin, Sait Faik’in kişileri; Kemal Bilbaşar’ın “Zümbül Hanım”ı, Nezihe Meriç’in “Ümit Fakirin Ekmeği”ndeki

okumak için tıklayınız

“Hapishaneler mükemmelleştirilemez”

İçerdekiler daha ilk sayfalarında usta bir yazarın elinden çıktığını belli ediyor. Hapishane yaşamının bireyin iç dünyasına, düşüncelerine ve bedenine yaptığı etkiyi çarpıcı bir dille işlemiş Victor Serge. Geçen hafta Şeytan’ın Günlüğü romanını değerlendirirken, yazarı Andrey Andreyev’in Ekim Devrimi’nden sonra Rusya’yı terk ettiğini belirtmiştim. Andreyev’in Finlandiya’ya göç ettiği tarihlerde genç bir adam devrime katılmak için Rusya’ya

okumak için tıklayınız

Yurttaş Brych – Jan Otchenachek

24 Şubat 1979’da hayatını kaybeden Çekoslovak Yazar Otchenachek, “Yurttaş Brych” romanında, Nazi işbirlikçilerine karşı gerçek bir demokrasi mücadelesi veren emekçilerle, sömürü çarklarının devamı için çaba harcayan ve bu uğurda Nazi vahşetiyle işbirliği yapan burjuvalar arasında tarafını belirlemekte bocalayan Brych’in, işçilerle kurduğu ilişki sonucu yaşadığı evrilmeyi anlatır. Brych’in düşüncelerindeki bu evrim elbette kendiliğinden gerçekleşmemiştir.

okumak için tıklayınız

Keçiyi Beklerken – Yevgeniy Panteleyeviç Dubrovin

“Keçiyi Beklerken” Yevgeniy Dubrovin’in en önemli yapıtıdır. Bu yapıtta savaşla parçalanmış, savaştan önce var olan insanlık ilişkilerinin yok edildiği yeryüzünde ahlaksal değerlerin gerekliliği son derece trajik bir boyut kazanır ve bir absürdün yol açtığı yıkım işlenir. Şiddetle karşı karşıya kalan yetim çocuk ve yeni yetmelerin yazgısıyla sarsılan okur, iyiliğin yaşama yeniden dönmesi ve kalıcılaşması davasında

okumak için tıklayınız

Manşet olmayan Iraklı gazeteciler – Jon Henley (çeviren: Özden Göksal)

Geçtiğimiz 10 ay içinde en az 17 Irak’lı gazeteci IŞİD tarafından infaz edildi, kaçırılanların akıbeti ise bilinmiyor.Gazetecilerden Mohanad al-Aqidi’nin vurulduğu söyleniyor. Raad Muhammed al-Azaoui’nin ise herkesin gözü önünde kafasının kesildiği belirtiliyor.

okumak için tıklayınız

Ortadoğu gazeteciliğinde yapılması ve yapılmaması gerekenler – Ramzy Baroud (Çeviren: Özden Göksal)

Ortadoğu hakkında yazmak ve orada muhabirlik yapmak kolay bir iş değil özellikle bu karışık ve kargaşalı yıllarda. Fiziki haritalar büyük ölçüde sağlam kalırken, bölgenin jeopolitik haritası sürekli bir akış halinde. Bölgedeki mütevazı deneyimlerinden yola çıkarak, yazarken ve bildirirken Ortadoğu’ya nasıl yaklaşılması gerektiğini, yapılması ve yapılmaması gerekenleri paylaşıyorum.

okumak için tıklayınız

Bi ‘Bakele’

“BAKELE”, bi’bakayım hele deyip, iki yüz sayfayı yek nefeste okutan bir Sezgin Kaymaz kitabı. April Yayıncılık tarafından çıkarılan kitabı Bakele ile okurunun karşısına yalın haliyle çıkıyor yine, hep olduğu gibi. Sezgin Kaymaz okuru çözmüş; müdavim okurları da onun dilini çözmüş. Muhabbet zaten hazırda kurulu, buyur etmiyor, zira o hikayelerin aşikarı, tanığı ve vicdanı olduğunuzu siz

okumak için tıklayınız

Bir Tersakan Geçti Çukurova’dan: Hasan Hüseyin Gündüzalp – Müslüm Kabadayı

Çeliğinin sertliği bakımından coşkundur dağ adamı. Dağ yeli gibi estiğinde çarpar ovalıları. Ancak her daim çıkınında yeni yolculuklara çıkaracak kadar yaşama sevinci ve mücadele azmi yüklüdür. Toroslar’ın Gürleşen köyünde doğup Çukurova biteğinde boy atan sevgili Hasan Hüseyin Gündüzalp de yaşam coşkusunu ve mücadele azmini bulunduğu her ortamda hissettiren bir kişilikti. Onunla 1995’te tanışmıştık; o yıl

okumak için tıklayınız

Bizim Bobby – Zafer Köse

Granma teknesi, 2 Aralık 1956 günü şafaktan önce Küba’nın güneydoğu sahiline yaklaştı. Bordada dikilmiş karanlık sahile bakan Fidel’in yanı başında, kardeşi Raul ve henüz fazla kimsenin tanımadığı Ernesto Che Guevara duruyordu. Devrim başlıyordu. Ernesto, bu yolculuğa çıkmadan önce, memleketi Arjantin’deki annesine Meksika’dan yazdığı mektupta, umutlu olduğunu, zafere inandığını ama işler yolunda gitmezse her şeyi göze

okumak için tıklayınız

Gerçeğin büyülüsü makbuldür

Nikolay Leskov’un “Büyülü Gezgin” başlıklı seçme öyküleri Türkçede. Leskov böylece diğer Rus klasikleriyle kitapçı raflarında buluşmuş oldu. Seçkide, Büyülü Gezgin dışında oldukça kısa dört başka öyküyle birlikte Walter Benjamin’in altı çizilecek cümlelerle dolu bir yazısı da yer alıyor. Yankı Enki’nin değerlendirmesi…

okumak için tıklayınız

Opera Tarihi Cilt 1, Cevad Memduh Altar

Dört ciltlik bir eser olan Opera Tarihi, opera sanatının eski Mısır ve Yunan uygarlıklarıyla Ortaçağ Avrupa’sındaki ilk izlerinden başlayarak Rönesans’la birlikte operaya başlangıç olan müzik hareketlerini inceledikten sonra, 16. yüzyılın ikinci yarısında İtalya’da başlayan gerçek operanın 20. yüzyıl sonlarına kadar geçen 450 yıllık gelişimini akarmaktadır. Eserin ilk cildi, operanın uzak geçmişteki ilkel izlerinden başlayan gelişimini

okumak için tıklayınız

Opera Tarihi 3.Cilt, Cevad Memduh Altar

Dört ciltlik bir eser olan Opera Tarihi?nin bu üçüncü cildinde, Verismo ve Verismo dışı oluşumlar ile birlikte opera sanatında modernleşme, 20. yüzyıl müzik sanatında yenilenme ve Strauss ile Alman opera sanatında başlayan Geç Romantizm akımına yer verilmiştir. Dört ciltlik bir eser olan Opera Tarihi, opera sanatının eski Mısır ve Yunan uygarlıklarıyla Ortaçağ Avrupa’sındaki ilk izlerinden

okumak için tıklayınız

Opera Tarihi 2. Cilt, Cevad Memduh Altar

Dört ciltlik bir eser olan Opera Tarihi’nin bu ikinci cildi, opera sanatının 18. yüzyıl sonlarındaki Romantik Opera ve Verdi döneminden başlayarak 20. yüzyıl başlarına kadar gelen 150 yıllık tarihini incelemektedir. Bu ciltte 100’den fazla besteciye ve onların belli başlı eserlerine yer verilmiştir.Opera sanatının Rönesans’tan son çağlara kadar olan tarihsel gelişimi 1.ciltte ana hatlarıyla verilmeden önce,

okumak için tıklayınız