Yazar: cemalumit

Yaşar Kemal ve Metin Göktepe’yi aynı fotoğraf karesinde buluşturan gerçek

İşte Türkiye’nin fotoğrafı bu. Metin Göktepelerin ölümden korkmadan muhabirlik yaptığı, Yaşar Kemallerin “İpe çekeceklerini bilsem yine yazmaya devam ederim” dediği bir toprak. “Bize Türkiye’yi anlat, derse bir gün birisi, bu fotoğrafı gösterin: Yaşar Kemal ve Metin Göktepe.”

okumak için tıklayınız

Sanatçı dostları Yaşar Kemal’i anlattı

Ferit Edgü’den Oya Baydar’a, Fazıl Say’dan Gülriz Sururi’ye sanatçı dostları Yaşar Kemal’i anlattı. Abidin’le “kaynatıyordur” FERİT EDGÜ Yaşar Kemal, eski yeni, bizim romancılarımız arasında, hem bu kadar yerel, hem bu kadar evrensel olmayı başarmış tek örnektir.

okumak için tıklayınız

Zülfü Livaneli Yaşar Kemal’i anlatıyor…

Hey Yaşar Abi! O güzel atlara binip gittin ha! Gidip de bizi bu dar-ı dünyada bir başımıza koydun ha! Ne demeli bilemiyorum; yıllarca “Arkam sensin, kal’am sensin dağlar hey” dedim, şimdi dağlarım devrildi, kalelerim yıkıldı, kolum kanadım kırıldı. Böyle bir günde senin üstüne inceleme yazamam, romanlarını anlatamam; ancak senin rüzgârlı kişiliğinden akılma gelen bölük pörçük

okumak için tıklayınız

Cumhuriyet gazetesi, Yaşar Kemal’in 1951 tarihli ilk yazısını yayımladı.

Cumhuriyet gazetesi, cumartesi günü tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Yaşar Kemal’in gazete 1951 tarihli ilk yazısını yayımladı. Yaşar Kemal’in 1951 yılında Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Diyarbakırdaki göçmen köylerini gezerken neler gördüm?” başlıklı yazısı şöyle:

okumak için tıklayınız

‘Selam olsun insanlık tükenmeden umudun tükenmeyeceğini gösterenlere’ Yaşar Kemal

Çağdaş Gazeteciler Derneği 2011 yılında Onur Ödülü’nü kabul eden Yaşar Kemal’in kendilerine yazdığı mektubu “Beni bu ödülle onurlandırdığınız için teşekkür ederim. Bugün sizinle birlikte olamadığım için üzülüyorum. Yine de, fırsat buldukça birçok yerde söylediğim, yazdığım düşüncelerle karşınızdayım.

okumak için tıklayınız

Bilinçaltı sandığımızdan daha mı zeki?

Beynimizi kullanarak bulmaca çözerken ya da okurken kontrolün bizde olduğunu sanırız; ama yeni bir deney birçok şeyin bilinçaltımızda olup bittiğini gösteriyor. Kendi aklımızı, zihnimizi, beynimizi tanıyormuşuz gibi bir yanlış algı var. Günlük hayatımızın basit işlerini yerine getirirken, yürürken, konuşurken aklımızdan geçen düşünceler vardır. “Bugün ne yesem?” diye sorarız kendimize örneğin. Ya da “Acaba bu kadın

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal: Çeltik tarlalarından yazı ustalığına

Irgat kâtipliği, ırgatbaşılık, öğretmen vekilliği, kütüphane memurluğu, traktör sürücülüğü, çeltik tarlalarında kontrolörlük… Osmaniye’nin bir köyünde 1923’te (nüfus kaydına göre 1926) dünyaya gelen Kemal Sadık Gökçeli, ortaokulu son sınıfta terk ettikten sonra bu tür işlerde çalışmaya başlamıştı. Daha o zamandan şiirler kaleme alıyordu. O şiirler, Gökçeli’nin hayatını yönlendirecek, onu yazarlığa ve ‘Yaşar Kemal’ olmaya sürükleyecekti.

okumak için tıklayınız

Jean Paul Sartre da Özgürlük Metafiziği – Mert Sarı

Bendenizin felsefeye ilgisi, yönelimi yazın (edebiyat) üzerinden deneme üslubu iledir. Dolayısıyla ereğim akademik bir felsefeden çok yazınsal bir felsefeyi kotarmaktır. Felsefi gizemli, tuhaf insan gerçekliğinin yorumlamakta bir entelektüel araç olarak görmekteyim. Bu felsefi uğraşım varlığıma birazcık erdem katıyorsa o da işin cabası, kısa günün karı. Yine yazınla felsefeyi bireşime vardıran bir kişi olan Jean Paul

okumak için tıklayınız

Kâğıt Ev Hikayesi – Onur Köybaşı

Aslında Kâğıt Ev’i yazmak için farklı bir giriş düşünüyordum, taki bu sabah yaşadığım olaya kadar.Sevdiğim kitaplar bana her zaman farklı sürprizler hazırladı.Bu sürprizler;bazen kitaba başlarken ya da kitabı bitirip onun hakkında düşünüp araştırma yaparken karşıma çıktı.Kâğıt Ev tam da böyle oldu: Onu bitirip onun hakkında araştırma yaparken karşıma çıktı. Bende yarattığı derin hüznü, gündelik bir

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal’in Sonsuz Yürüyüşü – Zafer Köse

Yaşar Kemal’i birazcık tanıyan herkes bilir ki, sokaktaki insanın, hayat mücadelesi içindeki insanın görüşlerini önemsediği kadar hiçbir şeyi önemsemez. Elbette memleketinin insanını, aynı yıllarda yaşadığı insanları kendine en yakın bulur. Ama dünyanın dört bir yanında dostları olduğunu, 40 yıl önceki, 5 bin yıl önceki, 2 yüzyıl sonraki insanlarla da iletişim halinde olduğunu bilir. Yıllara sığmayan,

okumak için tıklayınız

Kuşatmanın senfonisi

Sarah Quigley Orkestra Şefi’nde, Şostakoviç’in 7. Senfoni’sinin besteleniş öyküsüne ve Leningrad’ın II. Dünya Savaşı sırasında yaşadıklarına bambaşka bir pencereden bakıyor. Dimitri Şostakoviç, 20. yüzyılın en önemli ve üretken bestecilerinin başında gelir. 25 Eylül 1906 günü St. Petersburg’da dünyaya gelmiş, on üç yaşında konservatuvar eğitimine başladığında doğduğu kentin adı Petrograd olmuştu.

okumak için tıklayınız

Filistin Sokaklarını Tuval Olarak Kullanan Banksy’den 16 Duvar Resmi

Banksy’den ikinci Gazze çıkarması: Dünyanın en büyük açık hava hapishanesine ‘turistik’ gezi Dünyaca ünlü sokak sanatçısı Banksy, 2005’teki ziyaretinin ardından bir kez daha Gazze’ye giderek, geçen yaz İsrail’in hava saldırılarının ardından harabeye dönen kentte yeni eserler yaptı. Banksy bu çalışmalarını iki dakikalık bir belgeselde topladı.

okumak için tıklayınız

Berlin karası

Nazi Almanyası’nın siyasi, toplumsal, ekonomik ve ideolojik görünümünü 1930’ların Berlin’i ile birlikte yansıtan Mart Menekşeleri, hem tarihi hem siyasi bir polisiye. İlk olarak 1989 yılında yayımlanan Mart Menekşeleri, 1956 Edinburg doğumlu İskoç yazar Philip Kerr’in “Berlin Noir” üçlemesinin -ve Bernie Gunther polisiyelerinin- ilk kitabı. Tarihsel dönem olarak 1936-1948 yıllarını kapsayan üçleme The Pale Criminal (1990)

okumak için tıklayınız