Yazar: cemalumit

Dünyanın En Zor Portresini Yazmak: Cemal Süreya

“Hep zorlanarak yazdım; mecburdum sanki. Elimde bulunan bir ilk imge ya da bir ilk dizenin şiddetli dürtüsünden de hiçbir zaman kurtulamadım. Bu dürtünün benim için yalnız sanat değil, hayat dürtüsü de olduğunu söyleyebilirim.” Cemal Süreya Önceleyin Şimdiye kadarki bütün yazılarımda, göğe uzanmaya çalışan bir servinin gövdesini sundum hep. Ama bu kez kökleri toprağı deldi ve

okumak için tıklayınız

Simone de Beauvoir’dan “Moskova’da Yanlış Anlama”

Türkçede ilk kez yayımlanan “Moskova’da Yanlış Anlama”, orta yaşı geçmiş bir çiftin çıktığı yolculukta beliren iletişim güçlüğünü ve birbirini yeniden keşfedişini anlatıyor. Simone de Beauvoir’ın kaleme aldığı metin, bir krizin varoluşsal çözümlemesiyle beraber yaşlanmanın getirdiği kimi sıkıntıları da ortalığa saçıyor. ‘Katıksız bir şimdiki zaman’ Simone de Beauvoir’a popülist biçimde yaklaşanlar, onun Jean-Paul Sartre’la yaşadığı büyük

okumak için tıklayınız

Salvador Dali’nin astroloji resimleri çizdiği ortaya çıktı.

Dünyaca ünlü sürrealist ressam Salvador Dali’nin astroloji resimleri çizdiği ortaya çıktı. İspanyol sanatçının 1972’de taşbaskı yöntemiyle çizdiği 12 burç resmi, ABD’nin Milwaukee eyaletinde sergileniyor. İspanyol sürrealist ressam Salvador Dali’nin yıllar önce astrolojiye el attığı resimlerin orjinalleri sergileniyor. ABD Milwaukee eyaletinde bulunan David Barnett Galeri’de sergilenen 12 burç, ünlü ressam tarafından taş baskılar üzerine resmedilmiş.

okumak için tıklayınız

William Faulkner 117 yaşında

Özellikle “Ses ve Öfke”, “Döşeğimde Ölürken” ve “Absalom, Absalom” adlı eserleriyle tanınan William Faulkner 117 yaşında! “William Faulkner’la Konuşmalar” başlığı altında toplanan yazılar bize Faulkner’ın sevdiği kitaplar ve yazarlar, genç yazarlara tavsiyeleri, yayıncılık sektörü, modern edebiyat, eğitim, medeniyet, toplum ve birey üzerine düşüncelerini gösteriyor. “Bill ufak tefek ve zayıf bir adam, güçsüz görünür ama sağlıklıdır.

okumak için tıklayınız

“Bir gün umarım kendi gerçek hikayemi de yazabilirim” Kürşat Başar’la Söyleşi: Elif Şahin Hamidi

Kürşat Başar, 11 yıl gibi uzunca bir aradan sonra “Yaz” isimli yeni romanıyla okura merhaba dedi. Başar, henüz küçük bir çocukken sarsıcı kayıplar yaşayarak hayatla tanışan Murat’ın varoluş serüvenini resmettiği bu romanda 60’lı-70’lı yılların Kıbrıs olaylarını da fon olarak seçmiş. Bugün çoğu insanın belki hiç duymadığı, bilmediği “kayıp otobüs” ve “Erenköy savunması” da hikâyede kendine

okumak için tıklayınız

Koş Bingo koş!

Afrika’nın, kenar mahallelerin, yoksulluğun, suçun, siyah ve beyazların savaşının, din tacirliğinin, sınıfsal farkların, kısacası bir topluma dair olağan pek çok şeyin hikâyesini barındıran bir kitap; Bingo’nun Koşusu (Bingo’s Run). “Geçmiş, insanı ezer, geçmişin yükü arttıkça hareket edemezsin.” O, Bingo Mwalo. Kibera’nın, Nairobi’nin ve muhtemelen dünyanın en hızlı koşan taşıyıcısı. Boyu kısa aklı uzun 15 yaşındaki

okumak için tıklayınız

Sermaye, Siyaset, Medya – Zafer Köse

SERMAYENİN ÜRETTİĞİ Bunca mal ve hizmet, elbette bir üretim sistemi içinde, bir yönetim anlayışı ile üretiliyor. Üretim ilişkileri; toplumdaki değer yargılarının, güzellik anlayışlarının, kişisel görüşlerin oluşmasında belirleyici oluyor. Paylaşım meselesi ve yaşam biçimi konusu, üretim biçiminden bağımsız olamıyor. Sonuçta eğitim sisteminden şehirlerin yerleşim planına, akrabalık ilişkilerinden modaya kadar birçok olgu, üretim sisteminin özelliğine göre şekilleniyor.

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya Yayın Hayatı ve Papirüs – Burak Abatay

– Kaç dergi çıkardınız bugüne kadar? – 17 Dergi batırdım. İşte Papirüs, üç kez batırdım. Türkiye Yazıları Dergisi’nin kurucusu ve yazı kurulu başkanıydım. İkinci sayıdan sonra ayrıldım. Sonra Maliye Yazıları Dergisi’ni kurduk. İkinci sayıda onlar beni tasfiye ettiler. Türk Dili Kurumu Dergisi’nin yazı kurulundaydım. Şaka bir yana ben yalnızca kendi çıkardığım dergilerin batmasından sorumluyum herhalde.

okumak için tıklayınız

“Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim” Pablo Neruda

Neruda, dizeleriyle halkları özgürlüğe davet ederken, tıpkı pek sevdiği dostu Nâzım gibi aşkı devrimle bütünleştirdi. “Buğdayın Türküsü”nde bağımsızlığı, hürriyeti vurgularken, “Yirmi Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı”yla da aşkın büyülü rüzgarını estirdi. 23 Eylül 1973’te sonsuzluğa adını yazdıran Neruda’nın şiirleri nesilden nesile aktarılmaya, dilden dile dolanmaya devam ediyor. Pablo Neruda, yaşamı boyunca zorbalara karşı işçi

okumak için tıklayınız

Sanatçılardan çağrı: Şengal’e ses ver! “Paylaştığın senindir, sakladığın değil.”

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Aram Tigran Kent Konservatuarı Sinema Bölümü eğitmenlerinden yönetmen Zeynel Doğan’ın Şengal için hazırladığı kamu spotu için sanatçılar kamera karşısına geçti. “Ezidiler günde üç kez güneşe döner, dua ederler. Belki de insan soyunun şimdiye kadar söylediği en güzel dualar onlarındır. Onbinlerce Ezidi göç yollarında… Şengal’e bir ses ver…

okumak için tıklayınız

Dağlar – Sabahattin Ali (Seslendiren: Tuncel Kurtiz, Şarkı: Sezen Aksu)

DAĞLAR Başım dağ, saçlarım kardır, Deli rüzgarlarım vardır, Ovalar bana çok dardır, Benim meskenim dağlardır. Şehirler bana bir tuzak; İnsan sohbetleri yasak; Uzak olun benden, uzak, Benim meskenim dağlardır. Kalbime benzer taşları, Heybetli öter kuşları, Göğe yakındır başları; Benim meskenim dağlardır. Yarimi ellere verin; Sevdamı yellere verin; Yelleri bana gönderin; Benim meskenim dağlardır. Bir gün

okumak için tıklayınız

Tefrika edilerek gazetede yayımlanan Kürk Mantolu Madonna, gazete sahibi tarafından beğenilmeyince Sabahattin Ali ne dedi?

Roman gazetede tefrika edilmiş ama Sabahattin Ali telifini alamamış, gazete sahibi Cemal Hakkı ile aralarında giderek sertleşen yazışmalar olmuş, Cemal Hakkı romanın beğenilmediğini söyleyince Sabahattin Ali de 10 Şubat 1941?de şu yanıtı vermiştir: ?Benim yaptığım, bana defaatle vaat edildiği halde, hiç sebep zikredilmeden incaz edilmeyen bir hakkı istemektir. Bir de sizin yaptığınıza bakalım:

okumak için tıklayınız

Nâzım Hikmet, Sabahattin Ali ile tanışmasını şöyle anlatmaktadır:

Nâzım Hikmet, Sabahattin Ali ile tanışmasını şöyle anlatmaktadır:  “Bir gün dergi redaksiyonuna kısa boylu, gözlüklü bir genç geldi. Almanca bildiğini, hikâyeler yazdığını ve adının ?Sabahattin Ali? olduğunu söyledi, hikâyelerinden birini bıraktı, çıktı. Bu hikâye, orman işçilerinin yaşamı üzerineydi. Alman romantizminin etkisi altında yazılmış olmasına karşın, konu ve içerik bakımından Türk edebiyatında bir yenilik oluşturuyordu. Genç

okumak için tıklayınız

Tanpınar’a nasıl “huzur” verilir?

Tanpınar bir anlamda ne sağa ne de sola yaranamamış (bunu da istememiş) bir yazardır: “Gariptir ki eserimi sathî (yüzeysel) okuyorlar ve her iki taraf da ona göre hüküm veriyorlar. Sağcılara göre ben angajmanlarım –Huzur ve Beş Şehir– hilafında (uygun olmayarak) sola kayıyorum, solu tutuyorum. Solculara göre ise ezandan, Türk musikisinden, kendi tarihimizden bahsettiğim için ırkçıların

okumak için tıklayınız

Borçlandırılmış İnsanın İmali (Neoliberal Durum Üzerine Deneme) – Maurizio Lazzarato

Gerek özel gerek kamusal, borç bugün ekonomiden ve politikadan “sorumlu olanların” ana meşguliyeti gibi görünüyor. Bununla birlikte, Borçlandırılmış İnsanın İmali’nde, Maurizio Lazzarato, borcun, kapitalist ekonomi için bir tehdit olmak şöyle dursun, neoliberal projenin tam merkezinde yer aldığını gösteriyor. Marx’ın değeri pek bilinmemiş bir metninin yanı sıra, Nietzsche, Deleuze, Guattari ve yine Foucault’nun yazılarını yeniden okumak

okumak için tıklayınız

Flann O’Brien’in Ağaca Tüneyen Sweeny’i üstkurmacanın en incelikli eserlerinden biri.

Öyle kolay bir kitap beklemeyin. Çok akıcı, bir çırpıda okunuyor gibi sözler söylememi de. Ağaca Tüneyen Sweeny, sizi yoracak zihninizin dehlizlerinde kaybolup durmanıza sebep olacak bir modern klasik. Ustalıkla örülmüş bir metin, birbirine bağlanan/bağlanmayan başlı başına bir kurgu içeren hikâyeler kafanızı fazlaca karıştıracak. Anlatıcı kimdi, bu okuduğum kimin hikâyesi, Dublinli hayalperest öğrencinin huysuz amcasıyla yaşadığı

okumak için tıklayınız

‘Labirent: Ölümcül Kaçış’

Geçen yıl ülkemizde de yayınlanmış olan çok-satar fantastik gençlik romanları dizisi “Labirent”in ilk kitabı “Labirent: Ölümcül Kaçış”ın (The Maze Runner) Hollywood yapımı aynı adlı sinema uyarlaması ABD ile eş zamanlı olarak dün (Cuma) ülkemizde de vizyona girdi. Son yıllarda bir hayli popülerleşen ve çoğu sinemaya da uyarlanan fantastik gençlik romanlarında iki alt-tür şekillenmiş durumda. Bunlardan

okumak için tıklayınız

Motivasyon – Zafer Köse

TANIMI VE ÖNEMİ Motivasyon, bireyi davranışa sevk eden içsel güç, olarak tanımlanıyor. Bir davranışı başlatan, bu davranışın yönünü ve sürekliliğini belirleyen bir içsel güç. Bu gücü oluşturan en önemli etken ise bireyin bir gereksinimi karşılama isteği. Motivasyon hiç sağlanamasaydı, insanları çalıştırmak için sürekli baskı yapmak, hatta doğrudan fiziksel şiddet uygulamak gerekirdi. Kölelik sistemlerinde motivasyon, önemsenecek

okumak için tıklayınız

‘Gülün Öteki Adı’: Bahçemizin solmayan gülleri

Mine Kırıkkanat “Gülün Öteki Adı” kitabında, kendini, İslam ve Hıristiyanlık gibi iki büyük İbrahimi dinin heterodoks yorumlarına dayandıran iki büyük mücadeleyi karşılaştırmalı olarak inceliyor. Kitabın alt başlığı gerekli ipucunu da veriyor; “Kathar şövalyelerinden Şeyh Bedreddin yiğitlerine…” Ezilen sınıfların egemenler ve onların kurduğu ilişkilerle olan mücadelesi insanlık tarihi kadar eskidir ve çok farklı biçimlerle ortaya çıkmıştır.

okumak için tıklayınız