Yazar: cemalumit

“Ritim ve dil becerisi ilişkili olabilir”

ABD’de yapılan bir araştırma okul öncesi çocuklarda ritim tutturabilme ile okumayı öğrenmeye hazır olma derecesi arasında ilişki olabileceğini ortaya koydu. ABD’nin Northwestern Üniversitesi’nden araştırmacılar, okulöncesi çocuklarda verili ritmi tutturabilme becerisinin, daha sonraki okuma becerilerini ne kadar iyi geliştireceklerinin göstergesi olabileceğini buldular.

okumak için tıklayınız

Yılmaz Güney’in ilk kez yayımlanan İmralı Cezaevi günleri fotoğrafları

Türkiye sinemasının unutulmaz ustası Yılmaz Güney’in yaşamının büyük kısmı cezaevlerinde geçti. Güney’in bir süre yattığı İmralı Cezaevi günleri ise ilk kez gün ışığına çıktı. Yılmaz Güney’in İmralı’da çekilen fotoğrafları kitaplaştırıldı ve Everest Yayınları tarafından yayınlandı.

okumak için tıklayınız

Lanetlenmiş Bir Dahi Edgar Allan Poe – Ahmet Ümit

Lanetlenmiş yaratıcılar vardır. Onlar, insan iyidir, güzeldir, mükemmeldir gibi safsatalar yerine benliklerindeki kötülüğü, yıkıcılığı, nefreti anlatırlar. Oysa toplum bunları okumak, bilmek istemez. İnsanların istediği aşkla, sevgiyle, güzellikle örülü, acıklı da olsa sonunda umutlu biten öykülerdir. Gerçekten kaçmak, onunla yüzleşmekten daha kolaydır. Bu yüzden lanetli yazarların kabul edilmesi zordur. Zordur ama dehanın da bütün unutturma, yok

okumak için tıklayınız

Edebiyatımızın Ağır İşçisi : Orhan Kemal – Ahmet Ümit

Sık sık, köklü bir roman geleneğimizin olmayışından, edebiyatımızın cılız olduğundan söz edilir. Oysa, Batı Edebiyatı kadar görkemli olmasa da edebiyatımız hiç de küçümsenecek bir durumda değildir. Ama farkında olana. Farkında olana diyorum çünkü, yazarlarımızın çoğu edebiyat tarihimizi bilmezler. Kendi dilimizde yazan sanatçıları bilmenin önemini bile kavrayamamışlardır. Biraz da bu yüzden olacak, tüketim kültürünün, güncel olan

okumak için tıklayınız

Puşkin’i nasıl anlatmalı?

Yapıtlarının tümünü asıllarından ve birçok kez okuduğum, Türkçede iki kalın cilt tutan anlatı (roman-öykü) türünde yapıtlarını birkaç yıl emek vererek dilimize çevirdiğim, yani üstünde yoğun biçimde kafa yorduğum Aleksandr Puşkin üstüne yazmak bana her zaman güç gelmiştir… Rus edebiyatının herhangi bir başka yazarı üstüne, Gogol, Dostoyevski, Turgenyev, Çehov, Tolstoy vb. konusunda sanki daha kolaylıkla yazılabilirmiş

okumak için tıklayınız

Düzenin dışında, aykırı bir adamın hikâyesi…

Kostas Murselas’ın “Kızıla Boyalı Saçlar” kitabı adeta okura meydan okuyan, yüzüne bir bardak suyu boca edip ayıltan, sorgulatan, kızdıran, güldüren ve dahası hayli sert eleştirilerle dolu unutulmaz bir roman. “Sefil düşünceler ve küçüklükler arasında kaybolup, hayattaki büyük sırrı çözemedik, soru da cevapsız ve acımasız kalakaldı: Nasıl yaşadın, neden öyle yaşadın, neyi yapabilecekken yapmadın? Başka bir

okumak için tıklayınız

Lou Andreas Salome’nin hayat hikayesi

Öyle bir kadın ki neredeyse tüm ünlü düşünürleri kendine aşık etti. Henüz 1800’lerin ikinci yarısında bir kadın olarak, kural tanımadı, yasaklara uymadı… Nietzsche’nin kadınlardan nefret etme sebebi olarak gösterildi, Rilke en güzel şiirlerini onun için yazdı… Lou Andreas Salome,12 Şubat 1861 yılında St. Petersburg da doğdu. Babası, bir Rus generaldi. Salome, henüz o yıllarda yasa,

okumak için tıklayınız

Güzel ev (n)için… Müslüm Kabadayı

Merdivenlerden zincir sesi geliyordu. Zincirle bağlı Toraman’ın derin derin inlemesini duyunca yatağından fırladı. Perdeyi aralayıp dışarı baktığında henüz alacakaranlıktı. Köpeğin üst basamaktan alta, alttan üste doğru çırpınarak gidip geldiğini, dikkatli bakınca fark etti. Her gün etle beslenen ve çevreye duyarlı çok iyi eğitilmiş hayvanın huysuzluğu, hayra alamet değildi. Yayladağı’na giden asfalt yola doğru kulaklarını dikerek

okumak için tıklayınız

Mistik Cinayet Romanı Yazarı: Dostoyevski – Ahmet Ümit

Kimi eleştirmenler Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sı ile Karamazov Kardeşlerini polisiye roman olarak adlandırırlar. Benzer değerlendirmeler Sofokles’in Oedipus’u ve Shakespeare’nin Hamlet’i için de yapılmıştır. Hamlet’in başına geldi mi bilinmez ama önemli tiyatro okullarında öğrencilerin Oedipus’u dedektif giysileri içinde sergiledikleri bile olmuştur. Gerçekten de bu yapıtların ekseninde suç, dahası cinayet yer alır. Onları polisiye olarak tanımlanmasına yol

okumak için tıklayınız

Tuncel Kurtiz’in seslendirdiği dinlemeye doyamayacağınız 6 şiir

1 Şubat 1936 İzmit doğumlu Türkiye sinema ve tiyatro oyuncusu, yönetmen, yapımcı, senaristtir. 27 Eylül 2013’te kalp krizi sonucu 77 yaşında hayata gözlerini yumdu. Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı Çamlıbel köyünde defnedilmiştir. “Yaşadığım ne varsa sadece haklılıklarımdan bahsetmiyorum, yanlışlıklarımdan da bahsediyorum. Hepsi benim… Onları yaşamasaydım bugünkü Tuncel Kurtiz olamazdım” diyen büyük insanı birinci ölüm yıl dönümünde

okumak için tıklayınız

205 aydından Kobanê bildirisi

205 aydın ortak bir bildiriye imza atarak Türkiye’nin DAİŞ politikasına tepki gösterdi. “Türkiye’nin Kobanê’ye yönelik politikaları Kürtlerle barışın önündeki en tehlikeli engel” diyen aydınlar “IŞİD’e karşı başlatılan askeri operasyon dikkatlerimizi dağıtmamalı, bizleri bölge halkları, Kürtler ve özellikle Kobani halkı ile dayanışma konusunda tereddüde düşürmemeli” uyarısında da bulundu.

okumak için tıklayınız

Emek’ten kimler geldi kimler geçti

Hülya Uçansu’nun festival yılları boyunca kişisel olarak tanıştığı ve İstanbul Film Festivali’nde ağırladığı 12 yönetmeni anlattığı Nisan, Ayların En Güzeli sinemaseverler için bulunmaz nitelikte bir yapıt. Yüzüncü yılını kutlayan Türk sinemasının bu yılının dolu dolu geçmesi için sinemacılar, kültür sanat çevreleri, sinemaseverler oldukça yoğun bir uğraş içindeler. Türk sinemasının dünya sinema çevrelerinde tanınmasında kimi yönetmen,

okumak için tıklayınız

Bir Nietzsche yaratmak 2 – Nazê Nejla Yerlikaya

Nietzsche’nin dünyayı anlatmak için edebi sanatsal modellere başvurduğunu biliyoruz. Nehamas’a göre Nietzsche hayatlarımızı sanatçıların yapıtlarını biçimlendirdiği şekilde biçimlendirdiğimizi iddia ediyor. Özgürlüğün kendini yönetme biçimi olduğunu söyleyen Nietzsche sanatçılar için şu cümleleri sarf ediyor: “Başka konularda onlardan daha zeki olmamıza rağmen sanatçılardan ders almalıyız. Çünkü bu incelikli[ düzenleme, şeyleri güzelleştirme] gücü ancak onlarla, sanatın bitip hayatın

okumak için tıklayınız

Bir Nietzsche yaratmak 1 – Nazê Nejla Yerlikaya

“bu benim yolum, ya sizinki nerede? –Bana ‘asıl yolu’ soranlara verdiğim cevap bu işte. Çünkü asıl yol- zaten yok ki” Zerdüşt Böyle Buyurdu Nietzsche’nin çok-üsluplu bir edebi yazma tarzıyla kaleme aldığı yapıtlarının bütününden özel bir karakter inşa ettiğini düşünen Alexander Nehamas, “Edebiyat Olarak Hayat” isimli kitabında bu sorgulamayı derinleştirip Nietzsche’nin kendisini edebi bir karaktere dönüştürüp

okumak için tıklayınız

Bilinen, bilinmeyen Diyarbakır – Şeyhmus Diken

Kürtçe adı sîsalik (otuz yıl) olan “meymenetsiz” bir kuş varmış. Otuz sene yaşadığına inanılırmış. Leyleğinse onca göçerliğine rağmen ömrünün hepi topu bir yıl olduğuna inanılırmış. Bu sîsalik denilen “mahlukat” ömrünün bereketine böbürlenip birgün dayanmış leyleğin kapısına; “Seninkisi de hayat mı arkadaş? Bir yıllık hayat! Bak bana, otuz yıl yaşıyorum” demiş. Leylek, bilge bir edayla karşısındaki

okumak için tıklayınız

Mikropların varlığının bilinmediği dönemler

Tarih Vakfı Yurt Yayınları’ndan yeni bir kitap. Uzun bir adı var: 14. Yüzyıldan Cumhuriyet’e: Hastalıklar, Hastaneler, Kurumlar (Sağlık Tarihi Yazıları 1). Yazarı İstanbul Üniversitesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı başkanı Prof. Dr. Nuran Yıldırım. Girişinde, kitabın bir makaleler toplamı olduğu ve geniş bir zaman dilimine ait olmasına karşın yazıların çoğunun Tanzimat sonrası ve II.

okumak için tıklayınız

Direniş ve Zaferin Şehri: Stalingrad (şimdi Kobanê)

Stalingrad Muharebesi, Stalingrad Meydan Muharebesi[2] ya da Stalingrad Savaşı, II. Dünya Savaşı’nın Doğu Cephesi’nde, Mihver ordularıyla Kızıl Ordu arasında, Stalingrad kenti için yapılan savaştır. Hemen hemen tüm tarihçiler tarafından II. Dünya Savaşı’nın kesin dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir. [3] Bu savaş, tarafların tüm güç ve azimlerini ortaya koydukları, kıran kırana süren ve sonuçta, toplam

okumak için tıklayınız

Yılmaz Güney’in bilinmeyen yüzü kitap raflarında

Yılmaz Güney’in İmralı’daki tutsaklığını anlatan kitap, Everest yayınları tarafından yayımlandı. Yılmaz Güney’in İmralı tutsaklığı iki önemli tanığının bir araya gelmesiyle gün ışığına çıktı. Ölümüne değin Yılmaz Güney’in en yakınında bulunan isim olan Nihat Behram’ın yoğun çabaları sonucunda, ünlü sinemacının set dışında ilk kez fotoğraflarının çekilmesine izin verdiği Ahmet Boga’nın deklanşöründen yansıyan fotoğraflar okurla buluştu.

okumak için tıklayınız

Anton Çehov’un yaşam ve ölüme ilişkin yorumu

Bir gün, sedire uzanmış, kuru kuru öksürerek elindeki termometreyle oynarken şöyle demişti: “Sonunda ölmek için yaşamak eğlenceli bir şey değil ama vaktinden önce öleceğini bile bile yaşamak da çok aptalca…” Başka bir defa, açık pencerenin önünde oturmuş, uzaklara, denize bakarken ansızın kızgınca şöyle demişti: “Güzel bir hava, iyi bir ürün, hoşa giden bir roman umuduyla,

okumak için tıklayınız