Yazar: cemalumit

?Yazdıkça hatırlar insan!?

?Romanın arkasına saklanabilir yazarlar. Trençkotla siste yürüyen insanlar gibi. Vücut kıvrımlarını göremezsiniz. Sadece gittiği yönü anlayabilirsiniz yazarın. Ama öykü öyle değil işte. En sevdiğiniz öyküyü usul usul yeniden okuyun. Yazarı sizden gözlerini kaçırmaya uğraşacaktır. Ama nafiledir bu da. Bir sarraf tartısı gibi anlarsınız onun kıymetini.? (s. 68) diyor Ahmet Büke son kitabı ?Yüklük?te. Üzerine çokça

okumak için tıklayınız

“Tiyatronun İlkeleri”ne dair – Serkan Fırtına

Ülkemizde Tiyatro alanında yapılan akademik çalışmaların kitap haline getirilmesi ile artan bir kuramsal tiyatro kütüphanesi oluşmaya başlamıştır. Ancak buna rağmen, Sevda Şener, Özdemir Nutku ve Metin And, Zehra İpşiroğlu gibi isimlerin yazmış oldukları temel başvuru kitaplarını saymazsak tiyatroya başlangıç seviyesi düzeyindeki öğrenci ve amatörler için akademik elden veya deneyimli bir sanatçı tarafından hazırlanmış

okumak için tıklayınız

“Acılarımız üstüne cenneti kuranlara”

Şair ve Gravürcü William Blake (1757-1827), Sanayi Devrimi?nin çocuklara yönelik acımasız uygulamalarını anlatır. Varlık Yayınevi bu günlerde Blake?in şiirlerinden Tozan Alkan?ın yaptığı bir seçkiyi yayımladı: Kehanetin Gölgeleri. Varlık Yayınevi bu kitabın Türkçedeki en kapsamlı Blake şiirleri seçkisi olduğunu açıkladı. İngiltere?nin sanayi devriminde, genç nüfusta patlama olduğu dönemde çocuklar çırak olarak köle gibi satılıyor, bunlardan bazıları

okumak için tıklayınız

?Pek yaşadın denemez, oysa…” Georges Perec

?Pek yaşadın denemez, oysa her şey çoktan söylendi, çoktan bitti. Topu topu yirmi beş yaşındasın, ama yolun çizilmiş bile. Roller hazır, etiketlerde, bebekliğindeki oturaktan yaşlılığındaki tekerlekli sandalyeye varana kadar oturulacak tüm yerler orada durmuş sıralarını bekliyorlar. Serüvenlerin öyle iyi betimlenmiş ki, en şiddetli isyan bile kimsenin kılını kıpırdatmayacaktır. Sen istediğin kadar sokağa çıkıp insanların şapkalarını

okumak için tıklayınız

Korku çağı – Albert Camus

17. yüzyıl, matematik çağı, 18. yüzyıl fizik çağı, 20. yüzyılımız korku çağıdır. Diyeceksiniz ki korku bir bilim değildir. Ama, bu korkuda bilimin payı var. çünkü kuramsal alandaki son gelişmeleri onu kendi kendini yadsımaya götürdü; pratik alandaki gelişmeleri ise, bütün dünyayı yok edebilecek duruma geldi. üstelik, korku bir bilim sayılmasa bile, onun bir teknik olduğu su

okumak için tıklayınız

‘Yandaş medyanın gerçek tirajı Erdoğan’ı çıldırttı’

Yandaş Medya’nın manşetten verdiği haberlerin bile etkili olmadığı MİT Başkanı Fidan tarafından Başbakan’a iletilince, Erdoğan danışmanlarına bir rapor hazırlattı. Danışmanlar Başbakan’a bir rapor verdi. Danışmanların raporuna göre, 400 bin civarı olduğu söylenen Sabah gazetesinin gerçek tirajı: 118 bin. Diğer yandaş gazetelerin gerçek tirajları da rapora göre şöyle sıralanıyor:

okumak için tıklayınız

Orhan Kemal Edebiyatında İşçi – Oluş ve Ücretli Hayat – İlyaz Bingül

Ücretli çalışmanın kıyısından, kenarından, üzerinden değil, içinden bakarak Orhan Kemal’i kelimenin her iki anlamıyla da okumanın neye benzeyeceğini gösteriyor yazar. İçinden yazmakla dikizlemek arasındaki fark da, 18 satırlık bir dipnotun son cümlesinde bir çengel atıyor zihinlere. Türkiye’nin yakın tarihi, batının modernleşmesi, romanın piyasa yapan kaldırım orospuluğu, politik iktisattan sosyolojiye, tarihten edebiyata gezintimizde, okuma parçaları dünya

okumak için tıklayınız

Zizek’ten Nükteler (Şu Hegel Fıkrasını Duydun mu?) – Slavoj Zizek

“Ciddi ve iyi bir felsefi çalışma tamamen nüktelerle yazılabilir” Ludwig Wittgenstein Slavoj Zizek’in diğer kitaplarının aksine yazılarından derlenen nükteler, fıkralar ve şakalar onun felsefi, politik, psikanalitik düşünceleri için bir dizin sağlıyor. Zizek’e gore nükte felsefi bir içgörünün kısa yolu olan eğlenceli hikayelerdir. “Emniyet teşkilatındaki rüşvetçiliği dalgaya alan eski bir Yugoslav fıkrası vardır: Bir polis habersizce

okumak için tıklayınız

‘İki dil konuşmak beyni genç tutuyor’

İkinci dil öğrenmenin beyin fonksiyonlarını olumlu etkilediği ve beynin yaşlanmasını geciktirdiğine dair bulgular elde edildi. İskoçya’daki Edinburgh Üniversitesi’nde yürütülen çalışmada, ikinci dil öğrenen yetişkinlerde dahi beynin daha genç kaldığı tespit edildi. 262 kişilik bir örneklem grubu ile çalışan araştırmacılar, en az iki dil bilenlerde zekânın geliştiğini ve beynin daha iyi

okumak için tıklayınız

Kürdün ?sol? oluşunun arşivi

Türkiye?nin Kürt sol hareketlerinin 1960?lardan günümüze seçme metinlerini bir araya getiren Kürdistan Sosyalist Solu Kitabı temininde güçlük olan metinleri bir araya getirerek bakışımızı genişletiyor. Gerçi Kürt beşerî coğrafyasında bir ?sol? ve bir ?sağ? yok değil. Beri yandan hem sağdan hem soldan bakan birçoklarına göre, ?Kürt? deyince bu zaten sol demektir! Bu algının oluşum tarihini anlamak

okumak için tıklayınız

“…Sorun seçimlerini hep iki kötü arasında yapmak zorunda kalmandaydı ve…” Charles Bukowski

“…Sorun seçimlerini hep iki kötü arasında yapmak zorunda kalmandaydı ve seçimin ne olursa olsun bir parçanı daha kesiyorlardı. Kesecek bir şey kalmayana dek. İnsanların çoğu yirmi beş yaşında mahvolmuştur. Araba süren, yemek yiyen, çocuk sahibi olan, kendilerine en çok benzeyen başkan adayına oy vermek gibi her şeyi yapılabilecek en kötü şekilde yapan götlerden oluşmuş bir

okumak için tıklayınız

“Herkesin uykuda olduğu saatleri kullanır şairler. Çünkü zaman hırsızıdırlar.” Murathan Mungan

“Şairlerin ortalığa hâkim olacakları saatler herkesin uykuda olduğu saatlerdir. Geceyarısından sonradır ve sabahın ilk saatleridir. Herkesin uykuda olduğu saatleri kullanır şairler. Çünkü zaman hırsızıdırlar. Başkalarının zamanlarını çalarlar. Yeryüzünün saklı zamanlarını, uykulu zamanlarını kullanırlar. Herkesin ortak kullandığı saatlerde zaman zayıflar, güçsüz düşer. Çünkü paylaştırılmış, bölüştürülmüş, diri tutulmuştur; ışığın ve gölgenin oyunlarından mahrum bırakılmıştır;

okumak için tıklayınız

“Ah, Milena… Denize düşmüşüz sanki,..” Franz Kafka

“Anladığım kadarı ile Milena ikimiz de çok çekingen ve ürkek kişileriz. Birbirimize gönderdiğimiz mektuplar o kadar çekingen o kadar korku dolu ki. Cevaplar dersen onlar ayrı bir korku kaynağı ikimize de doğuştan gelmemiş bu özellikler ama ben de huy edinmiş artık. Bir odadayız Milena. Birbirine bakan iki kapının ardındayız ama ayrı ayrı. Biri açacak olsa

okumak için tıklayınız

Katil Kim? – Zafer Köse

O gün o genç adamın öldürüleceğini daha ilk cümlede öğreniyorsunuz. Marquez, “kırmızı pazartesi” günü yaşananları, yıllar sonra kasabaya geri dönen bir kişinin dilinden anlatıyor. Bu kısacık büyük romandaki herkes biliyor Santiago Nasar’ın öldürüleceğini. Cinayetin nedenini de fazla merak etmenize gerek kalmıyor, çünkü hemen başlarda açıklanıyor. Kimin öldüreceği bilgisi de veriliyor. Anlıyorsunuz ki, Pedro ve Pablo

okumak için tıklayınız

Game of Thrones’u Tarihsel Materyalizm ile Okumak

“Yaşamı belirleyen bilinç değil, tersine, bilinci belirleyen yaşamdır.” Alman İdeolojisi, Karl Marx – Friedrich Engels Bilmeyenler için kısa bir özet geçelim: Game of Thrones, George R. R. Martin’in Buz ve Ateşin Şarkısı (A Song of Ice and Fire) adlı roman serisinden uyarlanan Demir Taht için yedi krallık arasında geçen mücadeleleri anlatan bir TV dizisidir. Daenerys

okumak için tıklayınız

?Öteki olduğumuzu Sevak öldürülünce anladık?

Dayak, silah ve intihar sonucu meydana gelen kışladaki şüpheli asker ölümlerini Radikal muhabiri İsmil Saymaz Esas Duruşta Cinayet ismiyle kitaplaştırdı. Radikal gazetesi muhabiri İsmail Saymaz?ın kışlalarda şüpheli ölümleri ele alan Esas Duruşta Cinayet adlı yeni kitabı bu cuma günü okurlarla buluşuyor. Dayak, silah, bomba ve intihar sonucu meydana gelen asker ölümlerini 15 dava dosyası etrafında

okumak için tıklayınız

The Last Bookshop / Son Kitabevi kısa filmi (Türkçe altyazı)

The Last Bookshop / Son Kitabevi (Türkçe altyazı) Kitapların olmadığı gelecek zamanda genç bir çocuk, dışarıdaki terk edilmiş dükkânları keşfetmek ister. Çok eski bir kitapçıya girer ve içeride 25 yıldır müşteri bekleyen bir kitapçı ile karşılaşır… Bağımsız kitapçıların durumunu fantastik bir hikâye ile gözler önüne seren bir kısa film… İyi seyirler. Yönetmen: Richard Dadd, Dan

okumak için tıklayınız

?Kuşlar, öldüklerinde sadece düşerler. Ama sen…? Andrea Bajani

Soma cinayetinin ardından, yeni taşeron yasalarıyla işçi güvenliğinin daha da geriletilmesi söz konusuyken, bu sayıda sizlerle bir işçi ölümü hikâyesi paylaşıyoruz. Hikâyemiz İtalya?da geçiyor ve 2008 yılında İşçilikten Ölmek adındaki derlemede yer almış. Hikâyenin orijinal ismi ?Tanto Si Doveva?, neoliberal dünyada işçi ölümleriyle ilgili hemen her dilde bir karşılığı bulunduğu kesin olan ?olur böyle şeyler?

okumak için tıklayınız