Yazar: cemalumit

Oktay Rifat?ın ?Horozcu?luğu

Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, Oktay Rifat?ı doğumunun 100. yılında ?Elleri Var Özgürlüğün? adlı sergi ile anıyor. Sergide çağdaş şiirimizin klasiklerinden Oktay Rifat?ın yaşamından kesitler, ailesi ve edebiyatçı dostlarıyla ilişkileri yansıtılıyor. Fotoğraflarının yanında el yazısı ile şiirleri, imzalı kitapları, resmi belgeleri, mektupları, daktilosu, küllüğü, pardösüsü, kasketi, saati gibi özel eşyaları da sergileniyor. Nâzım Hikmet?in annesi

okumak için tıklayınız

William Shakespeare ve sonelerin özellikleri

Ne yaldızlı hükümdar anıtları, ne mermer Ömür süremez benim güçlü şiirim kadar; Seni pasaklı Zaman pis bir mezara gömer. Ama satırlarımda güzelliğin ışıldar Savaşlar tepetaklak devirir heykelleri Çökertir boğuşanlar yapı demez sur demez, Ama Mars?ın kılıcı, cengin ateş selleri Şiirimde yaşayan anını yok edemez. Ölüme ve her şeyi unutturan düşmana Karşı koyacaksın sen; yeryüzünü mahşere

okumak için tıklayınız

Arif Damar, arkadaşlarınız size Arif Barikat diyor. Nereden geliyor “Barikat” soyismi?

Arkadaşlarınız size Arif Barikat diyor. Nereden geliyor “Barikat” soyismi? Kars Valisi’nin oğlu Doğan Aksoy bana verdi Barikat soyismini. Onların evinde nişanlandım ben. Nişanda Ruhi Su, Enver Gökçe, Yaşar Kemal gibi isimler vardı. Bu arada ben Kars’a gittim görevli olarak. Kars’tan dönünce nişanlım Güner “sensiz de yaşayabiliyormuşum” dedi ve böylece ayrıldık. O dönem çok üzüldüm. Askere

okumak için tıklayınız

Bir vaka arşivi

İş Cinayetleri Almanağı, iki senedir, ulusal basına yansıyan cinayetlerin günbegün çetelesini tutmakta. Çalıştığı forklift / kamyonet üstüne devrildi. Halatı kopan asansörün / üzerine çöken duvarın / kömür yüklü vagonun altında kaldı. Elektrik arızasını giderirken / inşaata kablo döşerken akıma kapıldı. Metan gazı patlaması / toprak kayması sonucu göçüğün altında sıkıştı. Doğalgaz kaçağından / borudan sızan

okumak için tıklayınız

Direnlibido – Cemal Dindar

#direnlibido, despotizme karşı yaşamı savunmak için bireyleri direnişe geçiren ruhsal dinamikler üzerine bir inceleme. Bu dinamiklerin Türkiye’nin uzak-yakın tarihi ile bağlarını kuruyor. ‘Bin yıllık’ tarihimizin dertlerine, 24 Ocak-12 Eylül Darbesi’nin yarattığı ruhsal iklime ve neoliberalizme karşı Gezi Direnişi’nin anlamını araştırıyor. Bastırılmış olan döner. Bastırılan, olanca yaşama arzusunu kuşanarak, geri döndü.

okumak için tıklayınız

Zaman Tüneliyle Gezi Direnişi

Bağımsız İletişim Ağı (bianet) Gezi direnişinin yıldönümünde “”Zaman Tüneliyle Gezi Direnişi” başlıklı geniş bir dosyaya imza attı. Bianet çalışanlarının 4 ay çalışarak hazırladığı dosya, 27 Mayıs’ta başlayan Gezi direnişinin ilk gününden Mart 2014’e kadar uzanan süreci ele alıyor. Direnişin bütün yönlerini interaktif bir ortamda derleyen çalışmada birçok yazı, direnişin unutulmaz fotoğraflarının yer aldığı galeriler, “orantısız

okumak için tıklayınız

Oktay Rifat 100 yaşında: “Bir şeyler yaptım galiba!”

“Övünmekten ve övülmekten hoşlanmayan, gerçeği, gerçek değerleri görmeye, anlamaya çalışan, alabildiğine alçak gönüllü bir kişilik. ‘Kimin kaç dizesi kalmış bir iki yüzyıl sonrasına! Öyleyse bu tafra, bu kabarma niye!’ Yetmiş yaşını geçtiğinde, tüm şiirlerini bir araya getiren tuğla kalınlığındaki cildi sık sık eline alır, karıştırır, orasından, burasından okurdu sessizce. ‘Bir şeyler yaptım galiba!’ Ve son

okumak için tıklayınız

“Taksim Meydanı’nda Tarih Yapılıyor!”

Yordam Kitap tarafından basılan Marksist Dünya Tarihi, Gezi’nin 1. Yıldönümünde çıkıyor! Neil Faulkner, çeviri süreci başlamış olan kitaba Gezi isyanının sıcak ortamında bir önsöz yazdı. İşte o önsözden tadımlık pasajlar: “Britanya?dan olayların seyrini izlerken Taksim Meydanı ilham verici gözüküyordu. Uykusundan silkinen halk kitleleri işte yeniden tarih sahnesine dönüyordu. İşte ?çoğunluk? bir kez daha ?azınlık? karşısında

okumak için tıklayınız

“Türkiye İşçi Partisi’ne Aşık Oldum” – Hamdi Doğan

“Gülerek çantamdan bildirileri çıkartıp arkadaşlara dağıttım. ‘Yoluna canımı koyduğum TİP’e âşık oldum. Onun için köy köy dolaşıyorum. Karımı, çocuklarımı bırakmış sabah akşam adam bulmak için çırpınıyorum. Buna aşk denmez de ne denir? Beni bir gün bu yolda öldürürler bunu böyle bilin.’ Seyfettin Çavuş: ‘Senin dinin, Allah’ın var mı? Biz de bu adam kudurmuş mu da

okumak için tıklayınız

Zamanın Manzarası – Mehmet Eroğlu

Acıya dayanacak kadar güçlü olduğumu düşünmüştüm. Garip ama gerçek; aslında acısız yaşayamıyoruz. Çünkü bilgi ve gerçeğin asıl kaynağı olan acı, varlığımızın farkına varmamızı da sağlıyor. Bizi sahici kılıyor. Yansız akıp giden, hayat denen saçmalık. Bitmek bilmeyen, kötü geçmeye kararlı yıllar. Geçmiş zaman, şimdiki zaman ve gelecek. “Neden

okumak için tıklayınız

Peter Weiss ile söyleşi – Tezer Özlü

1982 yılı Bremen Edebiyat Ödülü Peter Weiss?a verildi. Bu, Federal Almanya?da verilen en önemli edebiyat ödülü. Yirmi yıla yakın bir süredir okuduğum ve Alman yazının savaş sonrası yazarları içinde en sevdiğim bu büyük yazarı tanımak ve onunla Milliyet Sanat Dergisi okurları adına konuşmak için Berlin?den Bremen?e gitmek ne büyük bir olanak. Sabah saat altıda Berlin

okumak için tıklayınız

İktidarın ve Sermayenin “Fıtrat”ı

Soma madencilerinin anısına Bugün işçi sınıfı edebiyatının en büyük romanlarından birisi olan Germinal’i ve dünya edebiyatında yazarlığı kadar entelektüel kimliğiyle de ayrıcalıklı bir yer edinen Émile Zola’yı hatırlatmak istiyorum. Yordam Kitap’ın uzun süredir yayıma hazırladığı romanın Soma’daki işçi katliamının hemen ertesine denk gelmesi bir rastlantı. Ancak maden kazalarını “fıtrat”a bağlayan bir zihniyet tarafından yönetilen bir

okumak için tıklayınız

Sessiz bir ortamda okuyun çünkü çok gürültülü

Kitabın adına aldanmayın; gürültüden öte sesin tarihi anlatılıyor burada. Afrika?daki ?konuşan davullar?dan şehir hayatına uzanıyor hat ve arada neredeyse sesle ilgili her yere ulaşıyor. Ansiklopediler, ?gürültü?yü iki türlü tanımlar: Ses kirliliği ve istenmeyen ses. İkisi farklı şeydir. Bülent Ortaçgil?in sessiz Bozburun?u tarif ederken ?en küçük bir ses bile sanki gökgürültüsü? dediğine bakmayın, sessiz bir ortamda

okumak için tıklayınız

Esas Duruşta Cinayet – İsmail Saymaz

İsmail Saymaz Esas Duruşta Cinayet’te, çeşitli örnekleriyle asker ölümlerini mercek altına alıyor. Tahkir, kötü muamele, dayak, eziyet, intihar ve cinayet sebebiyle hayatlarını kaybeden askerlerin başlarına gerçekte ne geldiğini araştırıyor, ölümlerin gerçek sebeplerini ve bunların üzerinin nasıl örtüldüğünü ortaya koyuyor. Başka canların sorumsuzca feda edilmesine göz yumulmasın diye? Baba Kenan Polat: “Asker ölüsü, tavuk ölüsü gibi?

okumak için tıklayınız

Bir gardrop dolusu kıyafetimiz varken neden yenisini isteriz?

Geoffrey Miller, ?Tüketimin Evrimi? kitabında Victoria?s Secret iç çamaşırından Van Gogh tablolarına, iPod?dan Viagra?ya 21. yüzyıl tüketim kültürünü onlarca örnekle tanımlayarak şu soruyu soruyor: ?Dünyanın en zeki primatları neden taşıma için çok da elverişli bir araç olmayan Hummer H1 Alpha sportif arazi aracına bu kadar para verir?? Tüketim kapitalizmi her ne ise odur ve biz

okumak için tıklayınız

Notaların beynimize iltimasıdır müzik

Nörolog Oliver Sacks?ın ?Müzikofili? kitabı nöroloji ile müzik arasındaki keşfedilmeyi bekleyen muazzam ilişkiyi ele alıyor. Kolunu kaybeden piyanistin fantom uzuv ağrısının ritmik olması, Alzheimer hastalarının müzikle iletişim kurabilmeleri gibi. İngiliz asıllı Amerikalı nörolog Oliver Sacks (81) çizgi dışı bir bilim adamı. Yaklaşık 45 yıldır yazıyor. ?Yazacak elbet, bilim adamı değil mi?? diye sorulabilir. Ama o,

okumak için tıklayınız

Gezi – Şükrü Erbaş

GEZİ, 12 yıldır, bir mağdur edebiyatı ve ?ileri demokrasi? aldatmacası ile adım adım bütün özel alanlarına girilen her yaştan insanın, kendi haysiyetine, bedenine, hayatına sahip çıkmasının çok özel bir tarihidir. GEZİ, ?kentsel dönüşüm? adı altında yağmalanan bütün kentlerin-ağaçların-parkların-oyun alanlarının, aklını ve ahlakını parayla değişmiş,

okumak için tıklayınız

Sınırın berisinde bitmeyen kavga

Dünyanın kavgaya tutulduğu o kanlı dönemlerde baskı, zulüm, açlık ve kıtlık ve de o tükenmez çatışmaların yaşandığı o yıllar anlatılır; sürgünlerle, göçlerle geçen bir yaşam… Kuzeyden Geldiler, Eşref Ayaz?ın doğduğu topraklarda nüvelenir ve başkaldırır hem kök salan feodaliteye, ağalara, beylere hem de o çatışma ortamından yararlanmak isteyen güçlere… Osmanlı?nın son demleridir. Doğu cephelerinde alınan yenilgiler,

okumak için tıklayınız

Reşat Nuri Güntekin’in ilk ses kaydı yayınlandı

1950’li yıllarda yapılan bir röportajı Radyo 1’de yayınlandı. Türkiye edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Reşat Nuri Güntekin’in daha önce hiç yayınlanmamış ses kaydı TRT’de yayınlandı. Radyo 1’de gerçekleştirilen “Mazideki Ses” programında, ünlü şair Behçet Kemal Çağlar’ın 1950’li yıllarda Reşat Nuri’yle yaptığı 12 dakikalık ses kaydına yer verildi.

okumak için tıklayınız

Çocuklara düş çizen sihirli kalem

Çocuklar için yazdığı ?Sudanya Gezegeni? adlı kitabı hakkında söyleştik Halime Yıldız ile. Çocukluğunu ?ses, koku ve sözcükler? ekseninde paylaştı bizimle. Göçle birlikte değişen hayatı, eski zamanı hüzünle yad ettirse de kendisine, çocukluğunu tarif ettiği o kokuyu duyumsamasına engel olmamış hiç ve böylece biriktirebilmiş düşlerini çocuklar için heybesinde? Annesinin masallarıyla büyümüş ve şimdi kendisi masallar yazmakta,

okumak için tıklayınız