Yazar: cemalumit

“Büyük kapatılma” devam ediyor! – Emek Erez

Kapatılma başlığı ile yayımlanan Teorik Bakış dergisi 4.Sayı, Michel Foucault?nun Deliliğin Tarihi kitabında ?Büyük Kapatılma? adını verdiği kavramdan yola çıkıyor. Descartes?ın akl? ve olmayan ayrımından yola çıkan bu kavram; zamanla kendi dışında olanı ?farklı?, ?öteki? olarak kuran iktidarların, disiplinel uygulamalarının bir parçası haline geliyor. Dergi; hapishane, okul, yayıncılık, uydu kentler ve serbest bölge adı verilen

okumak için tıklayınız

Faşizmler – Henri Michel

İtalyan ve Alman faşizmleri Avrupa tarihini derinden etkiledi. Sadece siyasi sistemleri değil toplumsal yapıyı da dönüştüren faşizm, insanlık tarihinin en kanlı sayfalarının yazılmasına sebep oldu. Ancak faşizmi özellikli kılan yalnızca kıyıcılığı değil, toplumsal hayatı, zihniyet kalıplarını, kültürel algı ve zenginliği de kötürümleştiren yüzüdür. Modern tasavvurun, Aydınlanma ideallerinin olumsuz anlamda en uç noktalara taşınmış olması da

okumak için tıklayınız

Evreni Yöneten Dört Yasa – Peter Atkins

Evreni tanımlayan yüzlerce yasa içinde, az miktarda güçlü yasa gizlenmiş olarak bulunur. Bunlar enerjinin özelliklerini ve dönüşümünü özetleyen termodinamiğin yasalarıdır. Kavramlar on dokuzuncu yüzyılda ortaya çıkmış olsa da, termodinamiğin yasaları formüle edilip, sonuçları keşfedildikçe, kimyadan yola çıkıp yaşam süreçlerine varana kadar, oldukça geniş olay aralığına dokunabileceği görülmüştür. Evreni Yöneten Dört Yasa’dan

okumak için tıklayınız

Uğur Kurt anısına…

Onlar ümidin düşmanıdır, sevgilim, akar suyun, meyve çağında ağacın, serpilip gelişen hayatın düşmanı. Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına : ? çürüyen diş, dökülen et ?, bir daha geri dönmemek üzre yıkılıp gidecekler. Ve elbette ki, sevgilim, elbet, dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya, dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle : işçi tulumuyla bu güzelim memlekette hürriyet… Nazım Hikmet

okumak için tıklayınız

Dünyanın Ucunda – Zafer Köse

John ile William?ın karşılaşmasının hikayesi bu. Aile ilişkilerinin açtığı derin yaraların sızladığı bir roman. Dünyanın ucunda geçiyor, Avustralya?da. Bu dünyada yani, o kadar yakın. İçinde toprak sevgisi, yurt edinme çabası var. Sevginin yozlaşarak sahip olma tutkusuna dönüşmesi var. Olaylar 1992 sonbaharında başlayıp 93 sonunda bitiyor. Hikaye, 9 yaşındaki William?ın bir yangında babasını kaybetmesiyle, aslında her

okumak için tıklayınız

Katil uşak değil patron

Kurşunlu Benzinin Gizli Tarihi?nde daha ilk sayfadan katilin kimliği açıklanıyor: ?Katil uşak değil patrondur!? Mizah dergilerinden birinde yayımlanan bir karikatürde evin sahibi, uşağına ısrarla Sebastian diye hitap etmekte, uşak ise kararlılıkla düzeltmektedir: ?Sebastian değil Sabahattin!? Birkaç çizim boyunca süren bu didişmenin son karesinde, uşak Sabahattin tarafından bıçaklanan patronun kanlar içinde yüzükoyun yatan cesedi bulunur. Patron

okumak için tıklayınız

“Güz Çığlığı”- Mehmet Özçataloğlu

Mayıs demek isyan demek, mayıs demek yas demek, mayıs demek devrim demek. Devrim şiirsiz olmaz. Fakat günümüzde iyi şiire rastlamak pek olanaklı görünmüyor. Hemen her sokakta şairi olan bir toplumda(!) nitelikli şiire ulaşmanın zor olması da ne ola? Neyse ki Şerif Temurtaşlar da var ve biraz olsun ferahlıyoruz bu şiirsizliğimizde, iyi şiiri arama yolunda. ?Güz

okumak için tıklayınız

Maltepe Üniversitesi’ndeki sınav sorusu duygulandırdı

Maltepe Üniversite Hukuk Fakültesi?nde, Soma katliamından yaralı kurtulan maden işçisinin ?Çizmemi çıkarayım sedye kirlenmesin? sözleri final sorusuna konu oldu. Hukuk Fakültesi?nin iktisat dersi final sınavında ?İktisadi adam (homo ecenomicu) ölümcül kaza atlattıktan sonra sedyeyi kirletmemek için ?çizmemi çıkarayım mı?? der mi? Ya da bunu diyebilen insanları çoğaltmak için nasıl bir ekonomik sistem önerirsiniz?? şeklinde soru

okumak için tıklayınız

Sait İçin – Bedri Rahmi Eyüboğlu

Uzun bir yolculuktan sonra, uçakla döndüğümüz gece, Yeşilköy?e gelen dost yüzler arasında Sait de vardı. Günlerden perşembe olduğu için onu Yeşilköy?de görmek beni şaşırtmadı. İki üç senedir bizim atelyenin perşembe akşamlarına katılıyordu. O akşam da atelyede buluşmuşlar, acentanın otobüsüyle meydana gelmişlerdi. Yüzü gülüyordu. Onu, en yakınlarının arasında ve neşeli görmek içime hatırı sayılır bir sevinç

okumak için tıklayınız

Freud’un bencil listesi

Freud’un hayatını merak edenler ve bütün “kardeşler” Freud’un Kız Kardeşi’ni okumalı. Roman, bir dâhinin sırdaşı olan kız kardeşine yüz çevirme, onu kendi kaderiyle baş başa bırakma hikâyesi. “Siz gelmeyeceksiniz.” “Gelmeyecek miyiz?” “Gerek yok” diyor Sigmund. “Ben de kendim istediğim için gitmiyorum zaten. Britanya ve

okumak için tıklayınız

Kalabalık, Yalnızlık ve Flâneur

Tarım toplumundan üretim toplumuna, ardından tüketim toplumuna doğru geçişle birlikte kentler yeni anlamlar yüklenmeye başladı. Yeni anlamlarla birlikte yeni gerçeklikler, yeni yaşam biçimleri ve yeni kavramlar eş zamanlı olarak ortaya çıkmış oldu.. Nüfusun kent merkezlerine doğru yönelmesiyle birlikte, alışveriş yapmak, eğlenmek, dinlenmek, gezinmek isteyen insanlar kendilerini caddelerde, ardında pasajlarda ve onun devamı niteliğinde olan alışveriş

okumak için tıklayınız

Unutulmaz bir çocuk klasiği: Heidi

İlk basımı 1880 yılında yapılan Heidi bugün hâlâ çocuklar tarafından beğeniyle okunmaya devam ediyor. En önemli çocuk klasiklerinden biri olarak kabul edilen Heidi, pek çok dilde yayımlanmış, birçok ülkede çizgi filme uyarlanmıştır. Çocuklara iyilik, saygı, insan, doğa ve hayvan sevgisi, görgü kuralları gibi kavramları sıcacık bir hikâyeyle anlatan bu kitap, küçük-büyük bütün okurları olumlu nitelikleriyle

okumak için tıklayınız

?Anılar, Düşler ve Önemsiz Şeyler? – Öznur Özkaya

Bir insan niçin yazar, yazmak ister? Kafka?nın ?Bir şey söylediğim zaman, söylenen o şey anında ve kati olarak ehemmiyetini yitiriyor. Bir şey yazdığım zaman da öyle; ama yazılan şey, bazen yeni bir ehemmiyet kazanıyor.? sözüne mi kulak kabartmalı, Umberto Eco gibi ?Çünkü çocuklarım büyümüştü ve artık kime hikâye anlatacağımı bilemiyordum.? diye mi yanmalı? Yoksa Sartre?nın

okumak için tıklayınız