Yazar: cemalumit

“Acı günlerden geçiyoruz” – Ahmet Ümit

İki ayda bir yayımlanan edebiyat dergisi Notos?un yeni sayısını (Haziran-Temmuz 2014) yazar Ahmet Ümit hazırladı. Ümit?in dergi için kaleme aldığı sunuş yazısını yayımlıyoruz: ?Yaşadığımız acı günlerden bir edebiyat izleği olarak cinayete…? “Acı günlerden geçiyoruz. Gözümüzün önünde toplu cinayetler işleniyor. Soma?da yüzlerce emekçi kardeşimiz iktidarın ve

okumak için tıklayınız

İşte Mahir Çayan, Hüseyin Cevahir ve Sibel Erkan Olayının Bant Kaydı

Turhan Feyizoğlu’nun çektiği İki Adalı kitapta Türk siyasi tarihine damgasını vuran Sibel Erkan olayı’nın bilinmeyen yönleri gün yüzüne çıktı. Habertürk’ten Bülent Günal’ın haberine göre; Araştırmacı yazar Turhan Feyizoğlu’nun Alfa yayınlarından çıkan son kitabı “İki Adalı”, Türkiye’nin devrimci gençlik liderlerinden Hüseyin Cevahir, Ulaş Bardakçı ve Mahir Çayan’ın yaşamlarına, siyasi mücadelerine ışık tutuyor. Kitapta ne dikkat çeken

okumak için tıklayınız

Yeni Bir ?Yasak Kitap? – Adil Okay

Patika Yayınevi tarafından okurla buluşan ?Yasak Kitap”, Deniz Faruk Zeren’in 25 öyküden oluşan ilk öykü kitabı. Kitabı elime alınca bırakamadım. İki günde bitirdiğim öyküleri geri dönüp bazı bölümlerini işaretledim. Ve Zeren?in kitabı hakkında yazmalıyım dedim. Zeren?i iki nedenle kutluyorum. Birincisi ?en alttakileri? yazma cesareti gösterdiği için. Malum postmodern dünyada bazı eleştirmenler,

okumak için tıklayınız

Direniş ve edebiyat

Ağaçtan, daldan, yapraktan hatta börtü böcekten söz etmenin suç olduğu bir köyde yaşıyoruz. Nazilerin gücünü sürekli yükselttiği yıllarda Bertolt Brecht itirazını dile getirip şikâyet ediyordu. Ağaçtan söz etmenin suç sayıldığı bir Almanya?ya karşıydı itirazı. O günden bugüne, zaman hızla akıp gitti; giderken yanına Nazileri de alıp götürdü. Şimdi onlar tarihin çöplüğünde yavaş yavaş eriyip yok

okumak için tıklayınız

“Kitap okumam. Çok merak ettiğim bir şey olursa kitapçıya gidiyorum, son sayfalarını okuyup bırakıyorum.” Demet Akalın

Hürriyet’te yer alan habere göre “Nuri Bilge Ceylan ‘Kış Uykusu’ filmiyle Cannes Film Festivali’nde ‘En İyi Film’ ödülünü aldı, ne hissettiniz?” sorusuna şu cevabı verdi: “Gurur duydum, çok sevindim. Ama ‘Filme hemen gider misin?’ diye sorarsanız, sanmam. 3 saat 16 dakikaymış. Açıkça söyleyeyim, sanat filminden ya da bir tablodan anlamam. Kitap okumam. Çok merak ettiğim

okumak için tıklayınız

Kül olanlara – Nejdet Evren

?İdeolojinin Yüce Nesnesi? (*) aşkın olana, insanın, kendi öz-yaşamından vazgeçmesini emreder/dayatır. Aşk ile dönenler, aşk içinde ve aşk için kül olanlardır. İdeolojinin aşk öznesi ile gerçek yaşamdaki aşk öznesi hiçbir zaman ve yer diliminde örtüşmemişlerdir, örtüşmeleri de olanaksızdır; biri soyut, diğeri ise somuttur. Yaşamdan ötelenenlerin ötelenmeyenlerden daha değersiz olduklarını kim ve hangi haklı nedenlere dayanarak

okumak için tıklayınız

Böyle olur Necib Mahfuz polisiyesi

Mahfuz?un 1952 devriminin ardından kaleme aldığı Hırsız ve Köpekler kısa ama yazarın siyasi görüşleri ve edebi kariyerindeki değişimi yansıtması açısından önemli bir roman. Hırsız ve Köpekler, Necib Mahfuz romanlarının kapsayıcı, panaromik yapısına alışkın okurları şaşırtacak bir roman. Hapiste geçirdiği birkaç yıldan sonra özgürlüğüne kavuşan bir adamın dışarıda geçirdiği iki haftalık süreyi ?kara roman? tarzında bir

okumak için tıklayınız

Avrupa ve ABD dijital yayıncılıkta hayatlarının savaşını mı veriyor? – Zeynep Heyzen Ateş

Frankfurt Kitap Fuarı?ndan sonra Penguin-Random House?un taze CEO?su Markus Dohle?nin Amazon ile kardeş kardeş oynayacakları mesajına fazla ehemmiyet vermemek gerektiğini yazmış ve dünyadaki yayıncılık devlerinin -gerçek devlerin- kimler olduğundan bahsetmiştim. Bu liste Hachette, Mondadori, MacMillan ve elbette Amazon ile baş edebilmek ve dijitalleşme sürecini hızlandırmak için birleşme yoluna giden Penguin ve Random House?u içeriyordu.

okumak için tıklayınız

“Şey”lerin Kitabı

Şeyin hikayesi mi olurmuş demeyin, oluyormuş işte. Tuncer Erdem öyle yapmış, kavramlara isim vermeyi bırakmış ve bu hikayenin adı da dahil bütün her şeyi “şeyleştirmiş”. Yazar Tuncer Erdem, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan, “bak, gene o şey” adlı öykü kitabında tuhaf bir öykü anlatıyor bizlere. Tuhaf diyorum çünkü; nesnelerin ve kavramların içi boşaldığında nasıl anlamsız olduğunu,

okumak için tıklayınız

Sevda Kuşun Kanadında*

“Sevda kuşun kanadında, ürkütürsen tutamazsın ökse ile sapanla vurursun da saramazsın.* (Cem Karaca) Kanadı kırılan kuşlara benzeyen kadınlar var bu hikâyelerde, ürkek kuşlar gibi telaşlı ve yalnız. “Özgür bir kadın olmanın çelişkili yalnızlık duygusundan” kendini uzak tutan kadınların mücadelesi; özgür düşünen kadınların kazanımları, kaybedişleri ama pes etmeyişleri sonucunda; serde yalnızlık var! “Bir insan, bir başka

okumak için tıklayınız

Hakikat mi? – “Hayat Bir Kere!”

“Atın ite, kuşun kurda sevdalandığı bu çağın bir romanı hiçliğinde: ‘Hayat bir kere!’.” Özen Yula, Everest Yayınları’ndan çıkan “Hayat Bir Kere” adlı romanında; Mezopotamya tarihinin en eski anlatısı olan, Uruk kralı Gılgamış’ın efsanesini, zamandan ve mekândan azade olarak yeniden işliyor. Modern çağda ölümsüzlük ve bilgelik arayışı ile birlikte çeşitli mitolojik efsanelerin de yer aldığı bu

okumak için tıklayınız

?İnsan Olmaya Dair?/ Karlar Altındaki Ülke? – Mehmet Özçataloğlu

?Irkçılık, bir çocukluk hastalığıdır, insanlığın kızamığıdır? demiş Einstein. Ve biz toplum olarak iyileşemiyoruz çocukluk dönemlerimizden yetişkinlik dönemlerimize değin. Kızamıklı yaşıyoruz hep. İyileşme isteği gösterenimiz de yok! Yapı Kredi Yayınları?nın Doğan Kardeş Kitaplığı?ndan yayımlanan ?Karlar Altındaki Ülke? insanoğlunun kızamığını işleyen bir kitap, Sergio?nun hikâyesi. Sergio, hiç göremediği ninesine

okumak için tıklayınız

“Zenabir: Eşek Arıları” – Öznur Özkaya

Tiyatro sanatı gün geçtikçe yara alıyor, çöküş yaşıyor ülkemizde. Devlet & şehir tiyatroları sahnelerinin az sayıda olması ve zor koşullarda çok iş yapmaya çabalaması, özel tiyatroların az ödenek alması ya da hiç alamamasından dolayı bilet fiyatlarını ülke standartlarının üstünde tutması, eğitim sisteminde öğrencilere sanatsal merak, sevgi, ilgi sağlayabilecek içerikte dersler konulmaması hem tiyatrolara darbeyi vuruyor

okumak için tıklayınız

Arif Damar, 1951’de birçok şair ve yazar cezaevine girdi. Siz de onlardan birisiniz. Neler yaşandı o dönem?

Arif Damar, 1951’de birçok şair ve yazar cezaevine girdi. Siz de onlardan birisiniz. Neler yaşandı o dönem? Askerden geldikten sonra Türkiye Gizli Komünist Partisi’ne üye oldum. O sırada Mahmutpaşa’da işportacılık yapıyordum. Sonra TKP sanığı olarak 1951’de tutuklandım. “Dayanılmaz” diye bir şiir yazmıştım. 1. Şube Müdürü Ahmet Topaloğlu, gece yarısı geldi dedi ki “Seni Yeryüzü dergisinde

okumak için tıklayınız

İş cinayetleri ve faillerin eşkalleri

İş Cinayetleri Almanağı 2013?e göre geçen yıl en az bin 235 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Sadece basına yansıyan sayı bu. Almanağın sunuş yazısında bir nevi eşkaller açıklanmış. ?Kaç kişi?? ?Bilmiyoruz.? ?Açıklama yok mu?? ?Yok.? ?Hiçbir yerde yazmıyor mu?? ?Yazmıyor.? ?Nasıl?? ?Yazmıyor işte.?

okumak için tıklayınız

Mıgırdiç Margosyan, kendi hayat yolculuğunu ekmek üzerinden anlatıyor.

Türkiyeli Ermeni yazar Mıgırdiç Margosyan, Yemek ve Kültür dergisinin sonbahar 2008 sayısında kendi hayat yolculuğunu yemek üzerinden anlatıyor. 1938?de Diyarbakır?da doğan, üniversite eğitimi için İstanbul?a gelen 1952-53, Diyarbakır. Margosyan sağ alttaMargosyan?ın Pelin Özer?e verdiği röportajın ?ekmek?le ilgili kısmı. Oğlum doğacağı zaman, -1976- annesini aldım Zeynep Kamil?e götürdüm. Yine Kadıköy?de bugün oturduğumuz evdeydik. Hemşireler bana ?Beklemeyin,

okumak için tıklayınız

Muharrem Yazıcıoğlu hakkında bilgi – Ayhan Hüseyin ülgenay

MUHARREM YAZICIOĞLU ÇALIŞMA HAYATI; 02.01.1928 Malatya / Erguvan / Dolaylı ( Harpuz ) Köyü doğumlu.İlk soyadı BULUT , daha sonra YAZICIOĞLU soyadını aldı.Baba adı;Mehmet Ana Adı;Gülendam,evli,( 1952 ),üç çocuk babası.İlk okulu kendi köyüne yakın bir köyde, ( Dördüncü sınıfa kadar okudu ) beşinci sınıfı Tahir Nahiyesi?nde okuyarak bitirdi.(1944) Orta Okulu Malatya?da

okumak için tıklayınız

Öteki “Proletarya” (De-proletarizasyon ve Mevsimlik Tarım İşçileri) – Sidar Çınar

“İşçi kavramının uzağında modern veya yarı köle olarak adlandırılmaya müsait çalışma koşulları ile mevsimlik tarım işçileri durmaktadır. Mülksüzleşerek girdikleri işçi sınıfından çoğunun hayatta kalmak için tek varlıkları olan emek güçlerine el konulmuş olarak, evlerinden olduğu gibi dört başı mamur işçi sınıfından da sürekli göç etmektedirler” “Sınıfın” kavramsal kapılarından

okumak için tıklayınız

Sermaye İmparatorluğu – Ellen Meiksins Wood

2000’li yıllar boyunca yeni emperyalizm hakkında çok söylendi ve yazıldı; konunun bu yoğunlukta tartışılmasının nedeni ABD’dir. ABD, Irak’a karşı yürüttüğü saldırıyı, “terörizme karşı savaş” ve “önleyici savunma politikası” gibi “makul” gerekçelere dayandırmıştı. Ama sömürgeci fetihler ve doğrudan emperyal yönetim olmadığı zaman emperyalizmin anlamı ne olabilir ki? Ellen Meiksins Wood, bu kitapta,

okumak için tıklayınız

Maden işçileri “Zorunlu”ydular “gönüllü” oldular…

Bugün Soma?da ve Zonguldak?ta yaşananlar ?Gönüllü Mükellefiyet?tir. Bir zamanlar zorla madenlere sokulan bu insanlar şimdi yaşam şartlarının zorluğu ve işsizlik yüzünden ocaklara girmektedirler. Sonuçta 1867?de başlayan Mükellefiyet de halen sürmektedir. ?Birgün, bir yerde, biri çıkıp -Uğradığın zulüm, 140 yıl sonra da olsa mutlaka tarihle yüzleştirilecek!- dese eminim inanmazsınız.? Böyle başlamıştım, Zonguldak üçlemesinin ilk kitabı Mükellefiyet?i

okumak için tıklayınız