Yazar: cemalumit

Yedinci Ağıt & Okumak (Elegie 7), Emmanuel Hocquard

(*) “Okumak, görmek gibidir: görmeyi ve okumayı öğrendiğimiz gibi görür ve okuruz, zorlayıcı biçimde, bilinmeyeni önceden bilinene götürerek. Yani onu yok ederek. Sonuç sıfır. Sanırım bu yüzden, birçok insan imgeleri ve mecazları sever: sürpriz etkisi geçtiğinde, aykırılığın arkasında olanın, aslında tanıdık oluşunu farketmekte güven verici bir şey vardır. İleti çözülür, ayaklar yere, sıfır noktasına basar.

okumak için tıklayınız

Yağmurlar Cumhuriyeti, Stoyan Daskalov

(*)”Yaşam kavgasında çok değişik karakterler yer alıyor; insanların kimi direngen kimi atılgan kimi hain kimi gevşek kimi yelkenleri suya indiriveriyor çabucacık; böylesine karmaşık koşullar altında yaşam benim için olanca niteliğiyle bir okul oldu.” Bu kitap, çağdaş Bulgar edebiyatının yetkin imzası Stoyan Daskalov’un en ünlü romanıdır. Bu kitpta bir sel felaketinin ardından gelişen olaylar zincirinde, önce

okumak için tıklayınız

Kurtboğan, Mustafa Balel

Mustafa Balel’in ilk öykü kitabı Kurtboğan 1974’de yayımlandı. “Mustafa Balel’İn yalın dili, sıcak ve candan anlatımının, toplumcu özle bütünleştiği “Kurtboğan”, çetin doğa koşullarının daha da ezdiği Anadolu insanımızın buruk yaşamını vurgulayan toplumcu öykülerden oluşmaktadır. Doğayla başbaşa bırakılmış, burunları dibindeki uygarlıktan nasiplerini almaları önlenmiş insanların yanında yer alıp, birlikte acı çekip, birlikte mutlu olacağınız “Kurtboğan”ı seveceksiniz.”

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin mektupları: “Canım Aliye, Ruhum Filiz” – Ali Bulunmaz

Sevengül Sönmez’in yayıma hazırladığı “Canım Aliye, Ruhum Filiz”de, Sabahattin Ali’nin eşi ve kızına yazdığı mektuplardan örnekler var. Mektuplar, Sabahattin Ali’yi bir sevgili, eş ve baba olarak bize bir kez daha tanıtırken yazarın içindeki o büyük sevgiyi ve sorumluluğu da anlamaya davet ediyor. Üç güzel insan 13 Ağustos 2009 günü Cumhuriyet Kitap’ta yayımlanan söyleşide, bir başka

okumak için tıklayınız

Üvercinka – Cemal Süreya

Cemal Süreya, ilk kitabı Üvercinka 1958’de çıktığında, 27 yaşında, ilk şiiri (“Şarkısı Beyaz”) daha beş yıl önce yayımlanmış genç bir şairdi. Bu kitapla çağcıl Türk şiirinin en çok konuşulan, en çok tartışılan akımlarından İkinci Yeni’nin öncülerinden biri olacağını ne kendisi ne de bir başkası bilebilirdi. Lirik, erotik, ideolojik… Sıcak, tılsımlı ve ölümsüz. Türk şiirinin kavşak

okumak için tıklayınız

Bir Kırlangıcın Daha Var – Cemal Süreya

Sen bir çocuksun, annen sinirden bir de sevinçten doğurdu seni yırtılan ipek sesiyle; Bir çocuksun sen, bedeviler gibi ezberindeki şiirlerle bulmak zorundasın çölde yitirdiğin yolu; yeryüzü şenliğinin azımsanamaz bir parçasıdır yaktığın ateş, kıvrıldığın dönemeç, açtığın şemsiye, kucakladığın yaşlı ağaç; iyi çocuksun; tuhaf çocuksun; ağzını burnunu tıkasalar gözlerinle soluk alırsın; gözlerini bağlamaya kalksalar el ve ayak

okumak için tıklayınız

Hitit Anadolu Rüzgarı (Dünya Uygarlıkları) – Ali Narçın

Beylerin egemenlik sürdüğü “Hatti” ülkesinde bir zamanlar bilinmeyen bir nedenle saldırıların olduğu arkeolojik kazılar sırasında elde edilen çalışmalardan anlaşılmıştır. Yangınlar olmuş, kentler yakılıp, yıkılmış, beylikler belki de inanılması güç olan bir yaşam ile karşı karşıya kalmışlardı. Merkezi sistemin olmadığı, doğrusu böyle bir sistemle yönetilmenin yeni zararlar getireceği kaçınılmaz bir tehdit olarak algılanmıştı. Ancak bilindiği gibi

okumak için tıklayınız

Av. Erdinç Uzunoğlu Unutulmayacaktır – Müslüm Üzülmez

Bir güzel insan daha bizi bırakıp gitti. Diyarbakır Barosu avukatlarından Erdinç Uzunoğlu, 21 Ocak 2014?de gece saat 22.00 de evinde vefat etti. Bir gün sonra da Diyarbakır?da defnedildi. Ölüm hayatın ötesi, ayrılığın ebediliğidir. Giden çok yakınınsa ve de gidişinin acısını yüreğinde duyuyorsan gidenin ardından yazı yazmak çok zor. Erdinç kardeşimin cenazesinde, mezarı başında, taziyesinde bulunamadım.

okumak için tıklayınız

Musa Hawamdeh ‘in Hayatı.

“Yazmak benim için bu acıları bir şekilde paylaşma biçimi. İçimdekileri dışarı çıkarma biçimi. Zaten yazılarımda bunun etkisi her zaman vardır. Belki de köyümüze gelen İsrail askerilerinin o gün bizlere yaşattıklarından dolayı bir eziklik var, belki de bir acizlik. Aslında tüm çocuklar orada aynı şartları yaşıyor ve benzer duyguları hissediyor. Zaten 10 yaşımdan itibaren de hep

okumak için tıklayınız

Ece Temelkuran ‘ın Hayatı

“İnsanın bir duruşu olmalı, yaşama ve yaşanılanlara karşı… Hayata nerden ve nasıl bakacağını kendi belirlemeli ve sakınmadan rengini belli etmeli. (…) Bazen en uzak halk kendimizinkidir bize. Okyanus aşırı bir memlekettir bazen Türkiye. Bu toprağın yeniden bizim toprağımız olmasını istiyorsak eğer yeniden birleştirmemiz gerekiyor tepelerimizin hikâyelerini. Söküldüğümüz yerlerden, ?çilemizi? çözüp çözüp yeniden örmemiz gerekiyor kendimizi.

okumak için tıklayınız

AKP’li Belediyelerde Neler Olmuş Neler – Aykut Küçükkaya

Türkiye’yi sarsan “Büyük Rüşvet Operasyonu”nun ardından Başbakan Tayyip Erdoğan ve AKP hükümeti, kamuoyunda bir algı oluşturmaya çalıştı: “Bu iktidarın üyelerinin adı, 17 Aralık 2013’teki yolsuzluk ve rüşvet operasyonundan önce herhangi bir yolsuzluğa karışmadı!” Sahi!.. Gerçek böyle miydi?

okumak için tıklayınız

Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian

Bu araştırmada yer alan 700 tanıklık ve müzik dahil sözel tarih kaynakları, 55 yılı aşkın bir süre boyunca kelimesi kelimesine, parça parça yazıya dökülerek, ses ve görüntü kaydı yapılarak derlendi. 1955 yılında, Yerevan Haçatur Abovyan Pedagoji Enstitüsü’nde öğrenci olan Verjine, başlangıçta Batı Ermenisi olmanın dürtüsüyle ve kendi şahsî inisyatifiyle başlattığı bu çalışmayı, 1960 yılından itibaren Ermenistan Bilimler

okumak için tıklayınız

Mardin 1915 (Bir Yıkımın Patolojik Anatomisi) – Yves Ternon

Bu olağanüstü araştırma 1915 soykırımı sırasında bir Ermeni cemaatinin imhasının hangi koşullarda gerçekleştiğini (o güne dek) eşi görülmemiş bir kesinlikle ortaya koymanın yanı sıra, bir şehrin, yani Mardin’in ve bir bölgenin -Mardin sancağının ve Diyarbakır vilayetinin- yerel tarihiyle bireysel trajedileri birbirine bağlıyor. Kürdistan Platosu’yla Mezopotamya Ovası’nın birleştiği noktada yer alan Mardin farklı Hıristiyan cemaatlerinin birlikte

okumak için tıklayınız

Keçi (Zanlı, Kurban, Cefakar) – Ömer F. Oyal

Keçi… İnsanlığın en eski dostlarından biri. İlk evcilleştirilen hayvanlardan biri. Ancak keçinin gerçekten evcilleşip evcilleşmediğine karar vermek biraz zor. O hem biraz evcildir hem de değildir. Hem insanla iç içe bir yaşam sürer hem de aslında başına buyruktur. Keçi güdülemez, sürünün liderini izler o kadar. Tabii o da yaşlı bir tekedir. İnsana olan bu yakınlığa

okumak için tıklayınız

‘Kedilerin Felsefesi, Filozofların Kedileri’ – Atilla Akar

Efendim; ne zaman tadım bozuk, keyfim kaçık olsa; yahut siyasetin bezdirici tartışmalarından uzaklaşma arzusu duysam, ya kitaplara ya da kedilere sığınırım. Kedilerin mırıltısı ve sayfaların hışırtısının tedavi edici etkisi olur bende. Bu kez her ikisini bir arada barındıran henüz çok yeni bir kitaba sığındım. Kitabın adı ?Kedilerin Felsefesi, Filozofların Kedileri?. Yazarı, bir felsefeci olan Federica

okumak için tıklayınız

Melek Tavus’un Halkı Ezidiler – Sabiha Banu Yalkut

Ezidiler, dini inançlarının kurbanı bir halktır. İnandıkları Melek Tavus, Tanrı’nın cennetten kovduğu melekle, yani Şeytan’la bir tutulduğu için Müslüman ve Hıristiyan komşuları tarafından dışlanmış, lanetlenmişlerdir. Sabiha Banu Yalkut, Ezidiler üzerine çalışmaya 1979 yılında bir arkeoloji öğrencisi olarak gittiği Mardin’in Midyat ilçesinde karar verdi. Yıllarca onların izini sürdü; Almanya’da, diaspora koşullarında yaşayan Ezidilerle düzenli bir biçimde

okumak için tıklayınız

En mahrem, en kırılgan yerlerimizden yakalanıyoruz – Aysel Sağır

?İstem Dışı Körlük?te, iktidar(lar)ın, hür seçme hakkına dair farkındalığı manipüle etmeye yönelik stratejileri yatıyor.’ Sonunda olan oldu, artık hepimiz körüz. Üstelik bu körlüğü uzun süredir yaşadığımızın yeni farkına varmak gibi vahim bir gecikmişlik içindeyiz. Oğuz Atay?ın roman kahramanlarından biri ?bat dünya bat, gözün kör olsun da piyango bileti sat? diye beddua ettiğinde, biraz daha zaman

okumak için tıklayınız

Bildiğimiz Tarımın Sorunu (Küresel İktidar ve Köylülük) – Çağlar Keyder, Zafer Yenal

Tarım sorunu (die Agrarfrage), 20. yüzyılın başından itibaren siyasetin ve sosyal bilimlerin en önemli tartışma alanlarından biriydi. 1980’lerin düşünce ikliminde ivme kaybedip şekil değiştirdi ve daha çok “hormonlu sebzeler”, “doğal beslenme”, “permakültür” gibi “kentli” başlıklar altında bambaşka bir tartışmaya dönüştü; üretim ve üreticiler yerine gıda ve tüketimle ilgili meseleler gündemin baş köşesine oturdu. Küçük üreticiliğin

okumak için tıklayınız

Hayvanların olmadığı çocukluk neye yarar ki? – Semih Gümüş

Elias Canetti yazarlarımdandır. Körleşme romanı ve yazılarının derlendiği Sözcüklerin Bilinci, Türkçede ilk yayımlandıkları günlerde kitaplarım arasında yer aldı. Canetti çağımızın önemli aydınlarından, Nazizm illetine karşı durmuş, aynı zamanda ağırlığı olan bir kimliğin de sahibi. Onun Hayvanlar Üzerine kitabını bilmiyordum, Türkçede yayımlanır yayımlanmaz okudum, benim için gerçek bir sürpriz oldu. Canetti?nin hayvanlar üstüne düşünceleri ve bakış

okumak için tıklayınız

Nereden sevdim o zalim takımı… – Burak Kuru

Futbol takımı taraftarlığında ?sevilen?i anlatmak mümkün. Tanıl Bora ile Ziya Adnan, Kimi Başrol Kimi Karakter?de, futbol kulüplerinin hikâyelerini anlatarak ?sevilen?i tasvir ediyor. Ülkemizde insanın kendisini tanımladığı kimliklerden biri, hatta zaman zaman en önemlisi olarak karşımıza çıkıyor ?desteklediği takımın mensubu? olmak. O unvanı şerefle taşımak, hayata o pencereden bakmak, kararlarını bu unvanla ilişkili olarak vermek, kısacası

okumak için tıklayınız