Nazım Hikmet’in Kalem Kavgaları
Eski arkadaşı Vâ-Nû’yu görür, durumunu anlatır. Onun aracılığıyla Mehmet Zekeriya ve Sabiha Zekeriya (Sertel) ile tanışır.
okumak için tıklayınızOkuyun ama yutmayın, çiğneyin.
Eski arkadaşı Vâ-Nû’yu görür, durumunu anlatır. Onun aracılığıyla Mehmet Zekeriya ve Sabiha Zekeriya (Sertel) ile tanışır.
okumak için tıklayınız31 Ağustos 1938’de Nâzım Hikmet İstanbul Tevkifhanesi’ne gönderilir. Kemal Tahir ile Hikmet Kıvılcımlı da yanındadır.
okumak için tıklayınızNâzım Hikmet babası Hikmet Beyi çok sever. Onu hem babası, hem de kardeşi, arkadaşı sayar. Bunu 1 Ocak 1932’de yazdığı şu dizelerle dile getirir:
okumak için tıklayınızMurray Bookchin, 14 Ocak 1921’de New York City’de Rus göçmeni Yahudi bir ailenin çocuğu olarak doğdu. 1930’da Genç Öncüler1 e ve ardından Genç Komünist Birliği’ne girerek Komünist gençlik hareketine katıldı. 1939’da Komünistler “Troçkist-anarşist sapmaları” nedeniyle onu uzaklaştırdılar. Bunun ardından Troçkistlerin Sosyalist İşçi Partisi’ne katıldı. 1940’tan 1944’e kadar Bayonne, New Jersey’de dökümhanede çalıştı. Burada işçileri kitlesel
okumak için tıklayınız“En çok seni seviyorum diyorum; ama gerçek sevgi bu değil sanırım, sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki… ”
okumak için tıklayınızStefan Zweig 1881 yılında Viyana’da doğdu. Sanayici, varlıklı bir babanın oğlu olan Zweig küçük yaşlardan itibaren iyi bir eğitim aldı. Avusturya, Fransa ve Almanya’da öğrenim gördü. Üniversite de felsefe eğitimi aldı.
okumak için tıklayınızNâzım Hikmet, şiiri sessizce babasının masasına bırakır. Anadolu’daki “millî mücadele”ye katılmak amacıyla evden çıkar.
okumak için tıklayınızNâzım Hikmet’in 3 Ekim 1918’de Yahya Kemal’in yardımıyla Yeni Mecmua’da Mehmet Nâzım imzasıyla ilk şiiri çıkar:“Hâlâ Servilerde Ağlıyorlar mı?”.
okumak için tıklayınızNâzım Hikmet, 16 Aralık 1914’te “Bir Bahriyelinin Ağzından” başlıklı bir şiir yazar. Aile dostlarından Bahriye Nâzırı Cemal Paşa’nın önünde okur. Nâzır pek duygulanır.
okumak için tıklayınız1925 yılında meydana gelen otobüs kazası ile hayatı değişen Frida Kahlo‘nun çektiği acıları hemen hemen bütün resimlerinde açık bir şekilde görebiliyoruz.
okumak için tıklayınızSen ki gözlerinle görmüştün 57’de Babanın parçalanmış beynini Kağıt bir paketle koydular mezara
okumak için tıklayınız“En kolay şey insanın kendisini aldatmasıdır, çünkü bir insan genellikle arzu ettiği şeyin gerçek olduğuna inanır.” Demosthenes (MÖ 384-322)
okumak için tıklayınız“Bu kölelik ve tutkunluk hadisesi nedir? Uyumsuz kalmayı ve durmadan bedel ödemeyi gerektirecek alışkanlık nerede kendini var eder? Kadınlar feragat, vicdan, merhamet gibi olgularla daha mı fazla haşır neşir olurlar? Ve bütün bunlar onların boynuna hiç çıkartılmamak üzere takılmış birer kolye midir?”
okumak için tıklayınızTesla’nın araştırma notlarına ve yazılarına ulaşmak Batılı bilim insanları için güçleştiyse de bu durum, tabii ki Tesla tarzı araştırmaların bittiği anlamına gelmiyordu. Tam tersine bu belirsizliğin yarattığı gizemli hava pek çok araştırmacıyı mucidin deneylerini tekrarlamaya yöneltiyordu. Ve tutkularının çerçevesinin genişliği eninde sonunda başarılı bir sonuca ulaşılmasını olanaklı kılıyordu. Ama Tesla’nın izinden yürüyenlere verdiği en büyük
okumak için tıklayınızSaat tam sekizde asil görünüşlü, otuzlarında bir bey Waldorf-Astoria otelinin Palmiye Odası’nda, her zamanki masasında yerini almıştı. Uzun boylu ve narindi, zarif bir giyimi vardı ve tüm dikkatleri anında üzerine çekiyordu; yine de çevresinde yemeklerini yemekte olan diğer insanlar, mahremiyetine fazlasıyla düşkün olduğunu bildikleri bu mucidi görmemiş gibi davranıyorlardı. Masasının üzerinde her zaman olduğu gibi,
okumak için tıklayınızÇocukluk günlerim boyunca unutamadığım tek şey, yağmur olmuştur. Güney Kutbu’ndan, ta Horn Burnu’ndan gelen bu yağmurların düştüğü topraklarda, anavatanımın uzak güneyinde hayata hazırlandım ben: Dünya için, şiir için ve yağmurlar için.
okumak için tıklayınızNazım Hikmet, kendisinden 12 yaş genç olan şairi takibi sürdürür. Kendisi de iyi bir ressam olan ressam olan Nazım Hikmet, Adalet Cimcoz’a (büyük bir olasılıkla) 1948’de yazdığı mektupta şunları yazıyor:
okumak için tıklayınızYolda bir posta istasyonunda Dostoyevskiler, o günlere özgü gösterişli bir üniforma giymiş, başında beyaz sarı ve yeşil sorgucu rüzgarda uçuşan, üç köşeli şapkasıyla resmi bir ulağın yıldırım gibi geldiğini gördüler.
okumak için tıklayınız