Kategori: Biyografiler

“Neden bu kadar çok acı var şiirlerinde?” diye soruyorlar bana – Metin Altıok

Bir yanım göçük altında kalmış, çürüyor. Bir yanım son umuduyla 900’lü telefonlara sarılıyor. Bir yanım dağ başlarında kurşunlanmış yatıyor. Bir yanım çaresiz kendini satıyor. Bir yaram canına kıymanın uygun yollarını arıyor. Bîr yanım avuç açmış dileniyor sokaklarda. Bir yanım seccadenin üstünde beş vakit namaz kılıp Tanrı’ya yakarıyor. Bir yanım şifa bekliyor hastane kapılarında. Bir yanım

okumak için tıklayınız

Ey Tebrizli Şems, yüzünü gördüğümden beri dinim aşktır – Mevlana

Yakın bir dosta ve düşünce arkadaşına sahip olmanın mutluluğundan sonra yeniden yalnız kalmak, Celâleddin için ölümden beterdi. Aklı bu ayrılığın düşüncesine bile karşı çıkıyordu. Tadına doyamadığım ömür gibi gidiyorsun ama bizi unutma İnadımıza ayrılık atma eyer vurdun ama, bizi unutma Gökkubbe altında ne dostlar bulursun sen ama

okumak için tıklayınız

“Hiçbir işe yaramaz ve haddini bilmez yazar bozuntusuyum.” Montaigne

Düşünceler, Montaigne’in kafasında birbirini izlemektedir; Montaigne, onları kendini hiçbir yükün altına sokmaksızın kâğıda döker; çünkü Montaigne Şatosu’nun efendisi, bu küçük denemeleri bastırmayı aklının ucundan bile geçirmemektedir. “Düşüncelerimi böyle kumaştan kesilme, belli bir plan ya da niyet olmaksızın bir araya getirilmiş desenler gibi ortalığa saçıverdiğimde, ne onları savunma ne de onlara bağlı kalma yükümlülüğü altına giriyorum.

okumak için tıklayınız

Montaigne’nin yaratıcı on yılını geçirdiği odası

Michel de Montaigne, babasının büyük olasılıkla savunma amacıyla yaptırmış olduğu yüksek, yuvarlak ve sağlam bir kuleyle karşılaşmıştır. Karanlık zemin katında küçük bir şapel bulunmaktadır; bu şapelde yan yanya silinmiş bir freskte ejderhayı yenmekte olan Aziz Mikâil betimlenmiştir. Buradan dar bir döner merdivenle, birinci kattaki yuvarlak bir odaya çıkılır; burasını Montaigne, ev halkından ayrı olabilmek için

okumak için tıklayınız

Gogol’ün Dehası ve Dramı – Ataol Behramoğlu

Nikolay Googol (1809 – 1852) Aleksandr Puşkin’le birlikte 19.yüzyıl Rus edebiyatını besleyen ve yönlendiren en büyük iki kaynaktan biridir. Çağdaş ve arkadaş olan Puşkin’le Gogol’ün yaratıcılıklan arasında bir karşılaştırma yapmak çok ilginç olurdu. Her birinin etkisi günümüz Rus edebiyatında da duyumsanmakta olan bu iki dev yazardan Puşkin, Rus edebiyatında, yalınlığın, özlülüğün, zekânın, halksal duyarlıkla yoğrulmuş,

okumak için tıklayınız

Gogol’ün Palto’daki Dehası – Vladimir Nabokov

Gogol tuhaf bir adamdı, ama dahiler hep tuhaftır zaten; değer bilir okura, hayat hakkında kendi düşüncelerini geliştirme fırsatını ustaca veren şey sizin o sağlıklı,sıradan yanınızdır. Büyük edebiyat akla aykırılığın sınırında gezinir. Hamlet, nevrozlu bir bilge kişinin çılgınca rüyasıdır. Gogol’ün Palto’su hayatın karanlık seyrinde kara delikle açan, acayip, korkunç bir karabasandır. Metni üstünkörü bir gözle okuyan

okumak için tıklayınız

“bize sırt çevirenlere değil, ellerini uzatanlara yakınlaşması” için Montaigne’nin çocukken yoksul bir ailenin yanına verilmesi

Soylu bir ad, bilincinde olmaksızın kendini hep korumak ve kuşaktan kuşağa iletmek iradesini içerir. Seigneur de Montaigne unvanını taşıyan ilk kişi olan Pierre Eyquem de Montaigne için de 1533 Şubatı’nın son gününde, doğumlarından hemen sonra yitirdiği iki kızının ardından onca özlemini çektiği ilk erkek evlada, yani bizim Michel de Montaigne’imize kavuşmak, gelecekte ünlü olacak bir

okumak için tıklayınız

Bilim dünyası kadınların hakkını teslim ediyor mu?

İnternette dünyanın en ünlü bilim insanları diye bir arama yapacak olsanız, Galile, Einstein, Newton, Darwin, Stephen Hawking gibi isimler çıkıyor. Adı geçen birkaç kadından biri ise radyoloji biliminin kurucusu sayılan fizikçi ve kimyacı Marie Curie. Her iki dalda da Nobel Ödülü kazanmış olmasına rağmen, ikinci ödülünü aldığı 1911 yılında Fransız Bilim Akademisi’ne kabul edilmemişti. Geçen

okumak için tıklayınız

Yüreğim el sallar elinde mendil – Ali Ozanemre

Ruhi Su(1), şair Ali Yüce’nin(2) “ABOOOV” adlı şiirini besteledi, “Semahlar Çocuklar Göçler Balıklar” adlı uzunçalarında (Sümeyra Çakır’la birlikte, ayrıca salt kendi sesiyle, Kadıköy Tiyatrosu Konseri’nde ve başka yerlerde) “Mürselekli Kadınlar” adıyla okudu. Bunlardan birinde ezgiye geçmeden şu açıklamayı yapıyor Ruhi Su:

okumak için tıklayınız

Halkın şairi Ali Yüce (Antakya) anmasından izlenimler – Müslüm Kabadayı

“Küçük bir tüy gibiyim / Büyük bir kuşun kanadında…” demiş Ali Yüce. İki dizeyle parça-bütün ilişkisini ustaca betimlediği gibi özgürlük için harcanan emeğin, yaşamın değerini de mütevazıyla dile getirmiş şair. 29 Nisan 2015’te o büyük kuş, halkın şairini alıp sonsuzluğa uçuverdi. 30 Nisan’da Ankara Karşıyaka Mezarlığı’nda onu sonsuzluğa uğurlarken bu iki dizeyi okuduktan sonra şöyle

okumak için tıklayınız

Stendhal’ın Günümüz İçin Anlam ve Önemi – Stefan Zweig

Stendhal, bir sıçrayışta bütün bir yüzyılı, on dokuzuncu yüzyılı aşmıştır; hızını on sekizinci yüzyıldan, Diderot ve Voltaire’ in kaba özdekçilik’ini alıp, bizim psiko-fizyolojik çağımızın, psikolojinin bir bilim haline geldiği çağımızın ortalık yerine sıçramıştır. Nietzsche’nin dediği gibi “Ona bazı noktalarda erişebilmek, onu çok fazla etkileyen problemlerden bazılarını çözebilmek için iki kuşağın geçip gitmesi gerekmiştir“.

okumak için tıklayınız

Ahmed Arif – Cemal Süreya

«Bir şair: Ahmed Arif Toplar dağların rüzgârlarını Dağıtır çocuklara erken» «Hasretinden Prangalar Eskittim» kitabıyla Ahmed Arif’in şiiri de gün ışığına çıktı. Böylece Ahmed Arif’in Türk şiirinde zaten öteden beri sağlamış bulunduğu yer, okurun gözünde de matematik bir kesinlik kazandı. Sanırım, bu yer, bundan sonra en az tartışılır yerlerden biri olarak kalacaktır. Şu yaşadığımız günler sarsıntılı,

okumak için tıklayınız

Federico Garcia Lorca’nın ölüm sebebi aydınlandı

İspanyol oyun yazarı ve şair Lorca’nın ölüm sebebi aydınlandı.Ölümü aydınlatan rapor, Lorca’nın ‘Franko’nun askerleri tarafından kurşuna dizildiğini ortaya koyuyor. Ünlü İspanyol Oyun yazarı ve şair Federico Garcia Lorca’nın 1936 yılında 38 yaşındayken İspanya İç Savaşı’nda tutuklanıp öldürülmesiyle ilgili yeni belgeler ortaya çıktı. Belgeler Lorca’nın yaşadığı Granada’daki askeri yetkililerin emirleriyle öldürüldüğünü ortaya koyuyor. İspanya İç Savaşı’nın

okumak için tıklayınız

Bir Âşığın Portresi Olarak Orhan Veli

Edebiyatımızda insanın kendi yol öyküsünü, bireyin içsel macerasını anlatabilme yeteneğinin I. Yeni olarak adlandırdığımız Garipçiler ve Orhan Veli şiiriyle başladığını söylemek çok da abartılı bir tespit sayılamaz. Orhan Veli’nin “Küçük İnsan”ı anlama ve yorumlama, o küçük insanı aslında kendinde var olan bir sıradan, olağan süre gidiş olarak görme macerasında kattettiği şiirsel evrim bu açıdan edebiyat

okumak için tıklayınız

Şair Hasan Hüseyin ile öğretmen Azime’nin bitmemiş aşk hikayesi

Bugün size, şair Hasan Hüseyin ile öğretmen Azime’nin tertemiz aşk hikayesini anlatayım. Büyük Türk şairi Nazım Hikmet’in ölümüyle yolları kesişen iki insanın aşk hikayesini… O yıllarda bir edebiyat öğretmeninin solcu bir şaire aşık olması, öyle sıradan bir şey değildi. İnsanın aşkının arkasında dimdik durması ise, pek çok kişiyi öfkeye boğmaya yetiyordu. Mücadelelerle geçen bir hayatın

okumak için tıklayınız