“Ben sizin için çıldırıyorum, siz bana aldırış bile etmiyorsunuz” Nazım Hikmet
Şükûfe Nihal’e áşık olan isimlerden biri de Názım Hikmet’ti… Názım Hikmet’in aşkı 1920’li yıllar…
okumak için tıklayınızOkuyun ama yutmayın, çiğneyin.
Şükûfe Nihal’e áşık olan isimlerden biri de Názım Hikmet’ti… Názım Hikmet’in aşkı 1920’li yıllar…
okumak için tıklayınızNazım Hikmet ona aşıktı. Faruk Nafiz Çamlıbel, ona olan sevdasını dizelere döktü. Cenab Şahabeddin’in kardeşi şair Osman Fahri, ona olan aşkına karşılık bulamayıp canına kıydı. Şair Ahmet Kutsi Tecer, ona tutkundu. Edebiyatçı Mithat Sadullah Sander ve politikacı Ahmet Hamdi Başar ile evlendi. Yaşamı köşkte başlayıp huzurevinde biten şair, yazar, öğretmen Şükûfe Nihal’in ruhunun derinliklerinde yaralar
okumak için tıklayınızÇocukken isimlerimizin anlamını hep merak etmişizdir. Bizim hakkımızda ne söylüyor? Tarihle nasıl bir irtibat hâlinde? Ve anlamını öğrendiğimizde hayal kırıklığı yaşamıştır pek çoğumuz. Flavorwire.com üşenmemiş, hayranı olduğumuz yazarların soyadlarının ne anlama geldiğini açıklayan bir liste hazırlamış. Listede yol aldıkça rahatlayacak, yazar da olunsa söz konusu isim olduğunda fazla uzağa kaçılamadığını göreceksiniz.
okumak için tıklayınız16 Temmuz 1917 doğumlu olan A. Kadir, 1 Mart 1985 yılında, altmış sekiz yaşında ölmüştü. “Bizim hiçbir hürriyetimiz yok,/ hiçbir hürriyetimiz,/ ne çalışmak, ne konuşmak, ne sevişmek./ Sen orda bağrına bas dur en büyük çileyi,/ ben burda en büyük çileyi doldurayım,/ ekmeğe muhtaç, hürriyete muhtaç, sana muhtaç./ Sen orda dalından koparılmış bir zerdali gibi dur,/
okumak için tıklayınızYalova Valisi Selim Cebiroğlu’nun “anarşist” ve “dilenci” diyerek azarladığı matematik öğretmeni Halil Serkan Öz’ün ölümünün ardından öğrenciler, sosyal medyada öğretmenlerinin onlara önerdiği kitap listesini paylaştı.
okumak için tıklayınız“Bir kara haber de verdi bu akşam radyo: Irene Joliot Curie ölmüş. Daha gençti. Yıllar var bir kitap okudumdu ölenin anası üstüne yazılmış. Bir yerinde iki kız çocuğundan bahseder, -satırlar gözümün önüne geldi- sarışın iki Yunan heykeli gibi, der. İşte bu çocuklardan biri öldü. (…)
okumak için tıklayınızBesteci, yazar, beş dil bilen bir özgür eğitim uzmanı… André Stern, bu sıfatları bir gün bile okula gitmeden edinmiş. Kendisi ile yapılan bu röportaj eğitim hakkında doğru kabul ettiklerimizi tekrar sorgulamamız için bir fırsat olabilir…
okumak için tıklayınızSimone de Beauvoir, 20. yüzyılın en önemli filozoflarından ve oyun yazarlarından biri. Ona “modern kadın hareketinin annesi” de deniyor. Jean-Paul Sartre, ünlü Fransız yazar ve düşünür. Kimine göre “Ahlaksız”, kimine göre “Özgür” bir ilişkiydi onlarınki.
okumak için tıklayınızGordon Childe, “Kendini Yaratan İnsan”da beynin evrimi ile dil kaslarının gelişimi arasındaki koşutluğu görünür kılan notlara yer verir. (G. Childe, Kendini Yaratan İnsan, s 27). F. Jameson ise dili bir kâğıda benzetir. Bu kâğıdın bir yüzünde düşünce, bir yüzünde ses yer alır. (Jameson, Dil Hapishanesi, s 15)
okumak için tıklayınız21.04.1927 Diyarbakır doğumlu.Baba Adı;Arif Hikmet Ana Adı;Sare. Evli.(26.06.1967) bir çocuk babası.Siverek İlkokulu(1939),Urfa Orta Okulu (1942), Afyon Lisesi(1945), Dil Tarih Ve Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümünde okudu(1947) yarım bıraktı.Şair,Yazar, Gazeteci, Siyaset adamı. Şiir yazmaya Orta Okulda başladı.TAŞPINAR Dergisi (GÖZLERİN 1942), MİLLET Dergisi (YOLLARDA 1942),Afyon Lisesi’nde okurken (SEÇME ŞİİRLER DEMETİ ‘Dergi’ 1943) şiirleri yayınlandı .Afyon Lisesi bitiminde Uşak
okumak için tıklayınız1968 Prag Baharı, Çek kökenli yazar Milan Kundera’nın sürgünlüğünü hazırlayan koşulları beraberinde getirmiştir. Yazar, Sovyetlerin – o günkü adıyla – Çekoslavakya’yı işgali ile birlikte sadece işinden uzaklaştırılmakla kalmaz, vasıfsız çalışana dönüşür, ne iş bulursa onu yapar. Ancak hayatını sürdürebilmesi için ona yardımcı olan arkadaşlarının bile tehlike içinde yaşadıklarını anlaması, yazarın ülkeyi terk etme sürecini hızlandırmış,
okumak için tıklayınızBabasının tarlasında kızgın güneşin altında burçak yolan kadınlara bakıyor, delikanlı. Çalışmak zorunda olan insanları, çalışanlar sayesinde refah içinde yaşayanları, bu çarkın nasıl döndüğünü düşünmüyor. Henüz bu açıdan bakmıyor dünyaya. Ama akşama kadar burçak yolmanın karşılığı olarak 20 kuruşluk ücreti az buluyor. Afyon Ziraat Bankası müdürü olan babasının bu tarlayı kazanç elde etmekten çok, hafta sonu
okumak için tıklayınızYaşar Kemal yalnızca romancı değildi. Türküler, ağıtlar derledi. Şiirler yazdı. Şiirlerinden besteler yapıldı. Kitaplarının etkisiyle türküler yakıldı. Yaşar Kemal öldü. En mutlu günlerimden birinde öldü. Can arkadaşım Sevda ile doğum günümü kutlamıştık, “gelecek güzel günler”den söz ederken önümüze düştü haber. Bekliyorduk, inanamadık. Böyle olur hep: Beklense de, ölüm çok koyar. O gece KadıköySahne’de Mabel Matiz
okumak için tıklayınızCumhuriyet tarihinin en büyük yazarlarından Yaşar Kemal’i yitirdik. Okuyanlar, insanları aşağılamasınlar, sömürmesinler, insanlara zulüm edemesinler, insanlar açken onlar tok yaşayamasınlar umuduyla yazmıştı romanlarını. 92 yaşındaydı.
okumak için tıklayınızTürkiye bugün yasta. Çünkü hem en büyük hem de en sevdiği romancısını kaybetti. Yaşar Kemal, kendi hikâyesiyle, yazdıklarıyla ve kişiliğiyle Türkiye’de görülmemiş bir sevgiyle kuşatılmış, unutulmaz bir yazar olarak kalacak.
okumak için tıklayınızKasım 2014’te Bilgi Üniversitesi’nin kendisine fahri doktora unvanı vermek için düzenlediği törene sağlık sorunları nedeniyle katılmayan Yaşar Kemal’in gönderdiği mesaj, okurlarına bırakılmış bir vasiyet niteliğindeydi. Yaşar Kemal gönderdiği mesajda şöyle demişti:
okumak için tıklayınızIrgat kâtipliği, ırgatbaşılık, öğretmen vekilliği, kütüphane memurluğu, traktör sürücülüğü, çeltik tarlalarında kontrolörlük… Osmaniye’nin bir köyünde 1923’te (nüfus kaydına göre 1926) dünyaya gelen Kemal Sadık Gökçeli, ortaokulu son sınıfta terk ettikten sonra bu tür işlerde çalışmaya başlamıştı. Daha o zamandan şiirler kaleme alıyordu. O şiirler, Gökçeli’nin hayatını yönlendirecek, onu yazarlığa ve ‘Yaşar Kemal’ olmaya sürükleyecekti.
okumak için tıklayınızÇeliğinin sertliği bakımından coşkundur dağ adamı. Dağ yeli gibi estiğinde çarpar ovalıları. Ancak her daim çıkınında yeni yolculuklara çıkaracak kadar yaşama sevinci ve mücadele azmi yüklüdür. Toroslar’ın Gürleşen köyünde doğup Çukurova biteğinde boy atan sevgili Hasan Hüseyin Gündüzalp de yaşam coşkusunu ve mücadele azmini bulunduğu her ortamda hissettiren bir kişilikti. Onunla 1995’te tanışmıştık; o yıl
okumak için tıklayınızGranma teknesi, 2 Aralık 1956 günü şafaktan önce Küba’nın güneydoğu sahiline yaklaştı. Bordada dikilmiş karanlık sahile bakan Fidel’in yanı başında, kardeşi Raul ve henüz fazla kimsenin tanımadığı Ernesto Che Guevara duruyordu. Devrim başlıyordu. Ernesto, bu yolculuğa çıkmadan önce, memleketi Arjantin’deki annesine Meksika’dan yazdığı mektupta, umutlu olduğunu, zafere inandığını ama işler yolunda gitmezse her şeyi göze
okumak için tıklayınızDavid Copperfield, İki Şehrin Hikâyesi gibi unutulmaz klasiklerin yazarı Charles Dickens’ın, gençken abayı yaktığı Maria Beadnell uğruna şiirler yazarak edebiyata ilk adımı attığı ortaya çıktı. Charles Dickens’ın Maria Beadnell’ın kişisel albümünden çıkan erken dönem aşk mektupları çarpıcı bir gerçeği gün ışığına çıkardı. Londra’daki Charles Dickens Müzesi’nde sergilenen mektuplardaki şiirlerde Beadnell’ın adı akrostişle ortaya çıkıyor.
okumak için tıklayınız