Kategori: Biyografiler

Hep ideal aşkı arayan bir şair: Şükûfe Nihal – Soner Yalçın

Nazım Hikmet ona aşıktı. Faruk Nafiz Çamlıbel, ona olan sevdasını dizelere döktü. Cenab Şahabeddin’in kardeşi şair Osman Fahri, ona olan aşkına karşılık bulamayıp canına kıydı. Şair Ahmet Kutsi Tecer, ona tutkundu. Edebiyatçı Mithat Sadullah Sander ve politikacı Ahmet Hamdi Başar ile evlendi. Yaşamı köşkte başlayıp huzurevinde biten şair, yazar, öğretmen Şükûfe Nihal’in ruhunun derinliklerinde yaralar

okumak için tıklayınız

Yazarların soyadlarının anlamını öğrendiğinizde şaşıracaksınız.

Çocukken isimlerimizin anlamını hep merak etmişizdir. Bizim hakkımızda ne söylüyor? Tarihle nasıl bir irtibat hâlinde? Ve anlamını öğrendiğimizde hayal kırıklığı yaşamıştır pek çoğumuz. Flavorwire.com üşenmemiş, hayranı olduğumuz yazarların soyadlarının ne anlama geldiğini açıklayan bir liste hazırlamış. Listede yol aldıkça rahatlayacak, yazar da olunsa söz konusu isim olduğunda fazla uzağa kaçılamadığını göreceksiniz.

okumak için tıklayınız

Dünya 30 yıldır A. Kadir’siz…

16 Temmuz 1917 doğumlu olan A. Kadir, 1 Mart 1985 yılında, altmış sekiz yaşında ölmüştü. “Bizim hiçbir hürriyetimiz yok,/ hiçbir hürriyetimiz,/ ne çalışmak, ne konuşmak, ne sevişmek./ Sen orda bağrına bas dur en büyük çileyi,/ ben burda en büyük çileyi doldurayım,/ ekmeğe muhtaç, hürriyete muhtaç, sana muhtaç./ Sen orda dalından koparılmış bir zerdali gibi dur,/

okumak için tıklayınız

Bilime ve aydınlığa adanmış bir yaşam İrene Joliot Curie

“Bir kara haber de verdi bu akşam radyo: Irene Joliot Curie ölmüş. Daha gençti. Yıllar var bir kitap okudumdu ölenin anası üstüne yazılmış. Bir yerinde iki kız çocuğundan bahseder, -satırlar gözümün önüne geldi- sarışın iki Yunan heykeli gibi, der. İşte bu çocuklardan biri öldü. (…)

okumak için tıklayınız

Çok kişilik aşk, iki kişilik mezar

Simone de Beauvoir, 20. yüzyılın en önemli filozoflarından ve oyun yazarlarından biri. Ona “modern kadın hareketinin annesi” de deniyor. Jean-Paul Sartre, ünlü Fransız yazar ve düşünür. Kimine göre “Ahlaksız”, kimine göre “Özgür” bir ilişkiydi onlarınki.

okumak için tıklayınız

Kıbrıs’ta Afif Mapolarla çoğalan hayat… Alper Akçam

Gordon Childe, “Kendini Yaratan İnsan”da beynin evrimi ile dil kaslarının gelişimi arasındaki koşutluğu görünür kılan notlara yer verir. (G. Childe, Kendini Yaratan İnsan, s 27). F. Jameson ise dili bir kâğıda benzetir. Bu kâğıdın bir yüzünde düşünce, bir yüzünde ses yer alır. (Jameson, Dil Hapishanesi, s 15)

okumak için tıklayınız

Ahmed Arif (Ahmed Arif Önal) hakkında bilgi – Ayhan Hüseyin Ülgenay

21.04.1927 Diyarbakır doğumlu.Baba Adı;Arif Hikmet Ana Adı;Sare. Evli.(26.06.1967) bir çocuk babası.Siverek İlkokulu(1939),Urfa Orta Okulu (1942), Afyon Lisesi(1945), Dil Tarih Ve Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümünde okudu(1947) yarım bıraktı.Şair,Yazar, Gazeteci, Siyaset adamı. Şiir yazmaya Orta Okulda başladı.TAŞPINAR Dergisi (GÖZLERİN 1942), MİLLET Dergisi (YOLLARDA 1942),Afyon Lisesi’nde okurken (SEÇME ŞİİRLER DEMETİ ‘Dergi’ 1943) şiirleri yayınlandı .Afyon Lisesi bitiminde Uşak

okumak için tıklayınız

Milan Kundera’ya Bakış* – Hatice Balcı

1968 Prag Baharı, Çek kökenli yazar Milan Kundera’nın sürgünlüğünü hazırlayan koşulları beraberinde getirmiştir. Yazar, Sovyetlerin – o günkü adıyla – Çekoslavakya’yı işgali ile birlikte sadece işinden uzaklaştırılmakla kalmaz, vasıfsız çalışana dönüşür, ne iş bulursa onu yapar. Ancak hayatını sürdürebilmesi için ona yardımcı olan arkadaşlarının bile tehlike içinde yaşadıklarını anlaması, yazarın ülkeyi terk etme sürecini hızlandırmış,

okumak için tıklayınız

Puslu Yıllar – Zafer Köse

Babasının tarlasında kızgın güneşin altında burçak yolan kadınlara bakıyor, delikanlı. Çalışmak zorunda olan insanları, çalışanlar sayesinde refah içinde yaşayanları, bu çarkın nasıl döndüğünü düşünmüyor. Henüz bu açıdan bakmıyor dünyaya. Ama akşama kadar burçak yolmanın karşılığı olarak 20 kuruşluk ücreti az buluyor. Afyon Ziraat Bankası müdürü olan babasının bu tarlayı kazanç elde etmekten çok, hafta sonu

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal’den kalan şarkılar

Yaşar Kemal yalnızca romancı değildi. Türküler, ağıtlar derledi. Şiirler yazdı. Şiirlerinden besteler yapıldı. Kitaplarının etkisiyle türküler yakıldı. Yaşar Kemal öldü. En mutlu günlerimden birinde öldü. Can arkadaşım Sevda ile doğum günümü kutlamıştık, “gelecek güzel günler”den söz ederken önümüze düştü haber. Bekliyorduk, inanamadık. Böyle olur hep: Beklense de, ölüm çok koyar. O gece KadıköySahne’de Mabel Matiz

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal: Çeltik tarlalarından yazı ustalığına

Irgat kâtipliği, ırgatbaşılık, öğretmen vekilliği, kütüphane memurluğu, traktör sürücülüğü, çeltik tarlalarında kontrolörlük… Osmaniye’nin bir köyünde 1923’te (nüfus kaydına göre 1926) dünyaya gelen Kemal Sadık Gökçeli, ortaokulu son sınıfta terk ettikten sonra bu tür işlerde çalışmaya başlamıştı. Daha o zamandan şiirler kaleme alıyordu. O şiirler, Gökçeli’nin hayatını yönlendirecek, onu yazarlığa ve ‘Yaşar Kemal’ olmaya sürükleyecekti.

okumak için tıklayınız

Bir Tersakan Geçti Çukurova’dan: Hasan Hüseyin Gündüzalp – Müslüm Kabadayı

Çeliğinin sertliği bakımından coşkundur dağ adamı. Dağ yeli gibi estiğinde çarpar ovalıları. Ancak her daim çıkınında yeni yolculuklara çıkaracak kadar yaşama sevinci ve mücadele azmi yüklüdür. Toroslar’ın Gürleşen köyünde doğup Çukurova biteğinde boy atan sevgili Hasan Hüseyin Gündüzalp de yaşam coşkusunu ve mücadele azmini bulunduğu her ortamda hissettiren bir kişilikti. Onunla 1995’te tanışmıştık; o yıl

okumak için tıklayınız

Bizim Bobby – Zafer Köse

Granma teknesi, 2 Aralık 1956 günü şafaktan önce Küba’nın güneydoğu sahiline yaklaştı. Bordada dikilmiş karanlık sahile bakan Fidel’in yanı başında, kardeşi Raul ve henüz fazla kimsenin tanımadığı Ernesto Che Guevara duruyordu. Devrim başlıyordu. Ernesto, bu yolculuğa çıkmadan önce, memleketi Arjantin’deki annesine Meksika’dan yazdığı mektupta, umutlu olduğunu, zafere inandığını ama işler yolunda gitmezse her şeyi göze

okumak için tıklayınız

Charles Dickens’ın, gençken aşık olduğu kadına şiirler yazarak edebiyata ilk adımı attığı ortaya çıktı.

David Copperfield, İki Şehrin Hikâyesi gibi unutulmaz klasiklerin yazarı Charles Dickens’ın, gençken abayı yaktığı Maria Beadnell uğruna şiirler yazarak edebiyata ilk adımı attığı ortaya çıktı. Charles Dickens’ın Maria Beadnell’ın kişisel albümünden çıkan erken dönem aşk mektupları çarpıcı bir gerçeği gün ışığına çıkardı. Londra’daki Charles Dickens Müzesi’nde sergilenen mektuplardaki şiirlerde Beadnell’ın adı akrostişle ortaya çıkıyor.

okumak için tıklayınız