Kategori: Biyografiler

Hrant Dink: “Ölüm hiçbir şeydir, eğer ölene kadar dimdik ayakta durabildiysen…” – Canan Koçak

Ölüm hiçbir şeydir, eğer ölene kadar dimdik ayakta durabildiysen…Hrant Dink(1) “Tarih, 19 Ocak 2007…Yere yüz üstü kapaklanmış, sağ ayakkabısının altı yırtık, başında ve boynunda üç kurşun, 53 yıllık yaşamı boyunca hep insanlar için var olmuş bir adam, bilinmesi gereken ilk şey sadece, tepeden tırnağa İ-N-S-A-N… “

okumak için tıklayınız

Çoban Hüseyin Çemrek hakkında bilgi – Ayhan Hüseyin Ülgenay

01.03.1951 Amasya/Yukarı ovacık köyü doğumlu. Baba Adı;Satılmış, Ana adı; Hanife. Evli. Dört çocuk babası. İlk Okula Gümüş hacı köyü Ülkü İlköğretim Okulunda başladı(1958).Beşinci sınıfı Yukarı Ovacık Köyünde tamamladı (1963). Orta Okulu Mamak Ergenekon Orta okulunda (1989 )dışardan bitirdi. Sincan Yunus Emre Ticaret Lisesi (1996) dışardan bitirdi.Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesinde iki sene okudu (1999).

okumak için tıklayınız

Halil Cibran’ın Peşinde Seyrüsefer

1883 Lübnan doğumlu, ressam, şair, filozof. Bilge. Kutsal metinlerin gizeminden yola çıkan şiirsel bir çığlık. Halil Cibran ve Cibran’ın derin, kuşatan, içten içe sarsan, yıkan dizeleri sözünü ettiğimiz. İnsan, vicdan, adalet, kendini keşfetme çabası metinlerinin olmazsa olmazı olmuş. Sinerek değil; yaşayarak, soluk alarak, insanın öyküsünü bir tin-ten çatışmasıyla anlatmış ozan.

okumak için tıklayınız

Satürn yıldızının altında bir düşünür: Walter Benjamin – Emek Erez

Alman edebiyat eleştirmeni, düşünür, kültür tarihçisi, eleştirmen ve estetik kuramcısı Walter Benjamin. Bu kısa tanım onunla ilgili her yerde geçiyor ama her bakımdan da eksik kalıyor. Başucu kitabı olarak değerlendirdiğim YKY tarafından basılan “Tek Yön”, 1928 yılında ilk kez yayımlanmış. Kitabın türü ile ilgili olarak deneme ya da aforizma olduğuna yönelik değerlendirmeler olsa da Adorno

okumak için tıklayınız

Kent ve Yazar

Kentler ve Gölgeler – Edinburgh – Sir Arthur Conan Doyle (Sherlock Holmes ‘un yazarı) Belgeseli Kentler ve Gölgeler – Bologna Ravenna ? Dante Belgeseli Kentler ve Gölgeler – Kopenhag ? H.C. Andersen Belgeseli Kentler ve Gölgeler – Beyrut ? Amin Maalouf Belgeseli Kentler ve Gölgeler – Madrid ? Cervantes Belgeseli Kentler ve Gölgeler – İskenderiye

okumak için tıklayınız

Tezer Özlü ‘nün hayatı

Edebiyatımızın özgün kalemlerinden Tezer Özlü, yayımladığı üç “farklı” kitabıyla çok erken yaşta yitirdiğimiz yazarlardan biri oldu. Kısa hayatı boyunca yaşamın anlamını aradı; bu arayışını Svevo, Kafka ve Pavese’nin izlerini sürerek bulmaya çalıştı. Çocukluğunun geçtiği Ödemiş’te ise bir gün ablası Sezer ile, ki Tezer ona Süm derdi, kentin yollarının nerede bittiğini, dünyanın ne kadar büyük olduğunu merak ettiler.

okumak için tıklayınız

Lev Tolstoy: Doğru ve yetkin olanı arayışta dev bir yazar – Ataol Behramoğlu

Eski bir Rus aristokrat ailesinin çocuğu olarak Lev Tolstoy 1828 yılı Eylül ayında (eski tarihle 28 Ağustos) Tulsk ili Yasnaya Polyana bölgesinde doğdu. Annesini ve babasını çok erken yaşta yitirdi. Çocukluk yıllarında, bütün aristokrat aile çocukları gibi, evde öğrenim gördü. 1844 yılında, diplomat olmak amacıyla, Kazan Üniversitesi, Arap-Türk Edebiyatı Bölümüne girdi. Bir yıl sonra, aynı

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’in bilinmeyen gizli İstanbul ziyareti

Şair Nazım Hikmet, 87 yıl önce bugünlerde gizlice bir vapurla İstanbul’a gelmiş ve geri dönmek zorunda kalmıştı. Karaya çıkıp çıkmadığı hala bilinmiyor. Nâzım Hikmet 1931’de çıkarıldığı mahkemede şöyle demiş: “Evet, ben bir komünistim, bu muhakkaktır. Komünist şairim ve daha esaslı komünist olmaya çalışıyorum.” (Nâzım Hikmet, Memet Fuat, Adam yay. 2000, s. 107) Nâzım’ın TKP ile

okumak için tıklayınız

Hacerler – Zafer Köse

Onlar hapishanelerde isyan çıkarmadılar. Silahları falan yoktu. İtirazlarını dile getirmek için açlık grevi dışında bir çareleri de yoktu. Devletin denetimde, can güvenlikleri de yasalarca devlet sorumluluğunda olan mahkumlardı. 19 Aralık 2000’de, 20 cezaevinde “Hayata Dönüş Operasyonu” düzenledi devlet. 32 kişiyi öldürdü. Hacer Arıkan, sağ kurtulanlardan biri. “Hastanede aylar boyunca bakıma muhtaç kaldım. Zaten ayağa kalkamaz

okumak için tıklayınız

Yusuf Ziya Bahadınlı : Işıklı insanın romancısı – Müslüm Kabadayı

29-30 Kasım 2014’te İzmir Foça’da düzenlenen “Köy Enstitüsü’nden Doğan Edebiyat” konulu çalıştayda sunmak üzere hazırladığım bu metnin girişinde, eğitim tarihimizin en önemli ve özgün kurumu olan Köy Enstitülerinin işlevine ve bugünle gelecekte bu deneyimden nasıl yararlanılabileceğine dair özlü bir değerlendirme yapmak istiyorum.

okumak için tıklayınız

Melih Pekdemir’in son kitabı – Zafer Köse

İnsanların refahına, yaşam biçimine, varoluşuna yönelik saldırılar kabul edilemez boyutta ve gittikçe artıyor. Ya onursuz kişilikler geliştirip kölelik ortamında yaşamayı kabul edeceğiz ya da direneceğiz. Kendimizden başka, bir araya gelmekten başka güvencemiz yok! Adres: Birleşik Haziran Meclisleri Evet, barbarların saldırıları arttıkça ve karşılığında halk direnişi geliştikçe, birileri buna “kardeş kavgası” diyecektir. Eskisi gibi. 70’li yıllarda

okumak için tıklayınız

Kürt aydınlanma tarihinden portreler: Erebê Şemo

“Kürtlerin Rönesansı” diye nitelendirebileceğimiz dönem, Kürt edebiyatına dair üretimlerin de doruk noktasına ulaştığı SSCB’de gerçekleşmiştir. Erebê Şemo(Şamilov) da bu dönemin en önemli Kürt aydınlarındandır. Erebê Şemo, 1897 yılında o dönem Çarlık Rusya’sı işgalinde olan Kars’ın Susuz köyünde doğdu. Şemo, çocukluk ve gençlik yılları büyük sıkıntılar içinde geçmesine rağmen eğitimine devam eder. Demiryolunda çalışırken Bolşeviklerle tanışır

okumak için tıklayınız

Albert Einstein ve Müzik “Eğer ki bir bilim insanı olmasaydım, bir müzisyen olurdum.”

Einstein sadece fizik ve matematik konusunda değil, müzik konusunda da oldukça başarılı biriydi. “Eğer ki bir bilim insanı olmasaydım, bir müzisyen olurdum.” diyordu. “Müzik yapmadan geçen bir hayatı hayal edemiyorum. Güpegündüz müzik içerisinde hayallere dalabilirim. Hayatımın en büyük keyfi müziktir.” demişti.

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali ‘nin kurbağaya olan ilgisi

Ayşe Sıtkı’ya yazdığı 20 Mart 1934 tarihli mektubunda, “Geçen akşam tam gurup zamanı buralarda dolaşırken bütün kurbağalar ötmeye başladılar. Hemen yolun kenarına oturdum, bunları dinlemeye başladım” diyen Sabahattin Ali’den geriye kalanlara bakarak onun kurbağalara karşı özel bir ilgisi olduğunu söyleyebiliriz. Sabahattin Alinin evrakında “Kurbağa”, “Bir Serenadın Sonu”, “Kurbağaname”, “Kurbağaya Mersiye”, “Merhuma Mersiye” başlıklı kurbağa şiirleri

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin ‘in öldürülen Sabahattin Ali’nin eşyalarını “teşhis etme” ifadesi

İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Ali Ertekin’in itirafına rağmen, olayı duyurmadan önce Sabahattin Ali’nin yakın arkadaşlarını çağırarak cesedin üzerinden çıkan eşyaları göstermiş ve bunların kime ait olduğunu sorarak olayı doğrulamaya çalışmıştır. Aziz Nesin, Esat Adil’in de çağrıldığı “teşhis etme” görevini şöyle anlatmaktadır:

okumak için tıklayınız

Tezer Özlü ‘nün Franz Kafka ‘ya dair yazısı “Hiçbir Şeye Gücüm Yok, Acılar Dışında”

“Bütün evin gürültüsünün ana karargâhı olan odamda oturuyorum. Tüm kapıların vurulduğunu işitiyorum, böylece hiç değilse kapılar arasında dolaşanların ayak seslerini duymaktan kurtuluyorum, ama mutfakta açılıp kapanan fırın kapağının gürültüsünü işitiyorum. Babam odamın kapılarını sanki yararcasına gecelik elbisesini yerde sürükleyerek gelip geçiyor, bitişik odada sobanın külünü kazıyorlar, Valli ön odadan kelimesi kelimesine babamın şapkasının temizlenip temizlenmediğini

okumak için tıklayınız