Kategori: Biyografiler

Ömrünün 30 yılı akıl hastanesinde geçmiş bir kadın dahi Camille Claudel

8 Aralık 1864 yılında doğan Fransız heykeltraş ve grafik sanatçısı. Auguste Rodin ile yaşadığı fırtınalı beraberliğin ardından ölünceye kadar akıl hastanesinde kapalı kaldı. Fransa‘nın Aisne bölgesinde doğdu. Hali vakti yerinde bir ailenin ilk çocuğuydu. Babası Louis Prosper, bankacı, annesi Louise Athanaïse Cécile Cerveaux ise oldukça varlıklı katolik bir aileden geliyordu. Camille küçükken aile, Villeneuve-sur-Fere’ye taşındı.

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin siyasi yazıları – Korkut Boratav

Markopaşa Yazıları ve Ötekiler derlemesindeki siyasi yazılar, Sabahattin Ali’nin Türkiye’nin tutucu akımlarına karşı 1944-1948 yıllarındaki polemiklerinden oluşuyor. Sabahattin Ali’nin siyasi yazıları, Markopaşa Yazıları ve Ötekiler derlemesinde yer alıyor (Yapı Kredi Yayınları, 7. Baskı, 2012, Hazırlayan: Hikmet Altınkaynak). Derlemenin sonuna bu yakınlarda yitirdiğimiz Alpay Kabacalı’nın “Markopaşa Yazıları’nın Arka Planındaki Siyasal Ortam” başlıklı önemli bir incelemesi de

okumak için tıklayınız

Knut Hamsun – Sabahattin Ali

Son devir dünya edebiyatında şöhretleri kendi memleket hudutlarını aşmış ve dehâları sağken teslim edilmiş birkaç isim söylemek istenirse aklımıza evvelâ şu dört isim gelecektir: Bernard Shaw, Rabindranath Tagore, Maksim Gorki, Knut Hamsun. Tagore, bazı zevkler için çok güzel bir şair olmasına rağmen şöhretini biraz da yabancı olmasına ve acayip bir lisan konuşmasına borçludur. “Shaw”un ise,

okumak için tıklayınız

Pablo Neruda’yı evinde bulmak

Şilili ünlü şair Pablo Neruda, “Aşk ne kadar kısa ve unutmak ne kadar uzun,” diye yazıyordu. Neruda’nın Valparaiso bölgesinde Pasifik okyanusu manzaralı en sevdiği evi Isla Negra’yı keşfe gittiğimde bunların sadece bir kağıt üzerine yazılmış sözler olmadığını anladım. Neruda dostlarını asla unutmazdı. Bir dostunu kaybettiğinde adını evinin barındaki kirişlerin üzerine kazıyordu. Onlarla içmeye devam edebilmek

okumak için tıklayınız

ABD ‘li yazar John Steinbeck’in, 70 yıl önce yazdığı bir hikâye ortaya çıktı

Tarih 1944, yazar, yönetmen, film ve radyo yapımcısı Orson Welles, BBC Radyo’daki programlarından birinde, John Steinbeck’in Welles’in yayını için kaleme aldığı With Your Wings adlı hikâyeyi, dinleyenlere okur. Öykü, II. Dünya Savaşı sırasında savaş pilotluğu yapan siyahi bir adamın hayatını anlatmaktadır. Yayının hemen ardından kaybolduğu düşünülen hikâye, Steinbeck uzmanları olarak nam salan Susan Shilinglaw ve

okumak için tıklayınız

Ölümünün 70.Yılında Kemal Uluser – Fatin Hazinedar

Ölümünün 70.Yılında Kemal Uluser Yaşantı Sözcüğünü Bulan Adamın Bilinmeyen Yaşantısı “hatırlamak için unutur insan/ unutmak için hatırlar // hatırlamanın ve unutmanın / bilinir yeraltı tarihi ama unutulur /bazen unutmak bazen hatırlamak // üstün gelir ama kime / dünya unutturmak için hatırlayanların / ve hatırlatanların mülkü // şiir, şairin unutulmasıdır / okur hatırlar ama neyi /

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin Orhan Kemal’le tanışması

Sabahattin Ali Orhan Kemal’i Nâzım Hikmet’in mektuplarıyla tanımıştır. Nâzım Hikmet 6 Mart 1943 tarihli mektubunda, “Burada, Bursa Cezaevi’nde Raşit Kemali adında bir delikanlı var. Suçu benimki gibi. Altı ay sonra da cezası bitirip çıkıyor. Çok istidatlı ve şimdiden cidden güzel, nevi şahsına münhasır şiirleri ve hikâyeleri var. Altı ay sonra dışarı çıkınca siz ağabeylerinin yardımını

okumak için tıklayınız

Orhan Kemal’in gözünde Nâzım Hikmet

(…)”Hapishanede çehrelerini sık sık görmeye mecbur olduğumuz bir topluluk var, kravatlı, bey ıskartası, muhasip, kasadar “hakaret olsun diye veznedar demiyorum- kâtip, tahsildar, maliye memuru, ne bileyim ben, bu çeşit “Küçük burjuva”lar. Bunların karakterleri malum: Hem kel, hem fodul. Bütün hareketlerinden, sözlerinden kendini beğenmişlikleri akar. Mesela Nâzım Hikmet’e bunlardan birisi der ki:

okumak için tıklayınız

Albert Einstein ile İlgili Temel Bilgiler

Einstein’ın bu az bilinen fotoğrafıyla birlikte, ona ait bazı temel bilgileri listemek istiyoruz. Böylece 20. Yüzyıl’ın en büyük dehasını daha yakından tanıyabilmenizi umuyoruz. 1) 14 Mart 1879’da, sabah 11:30’da, Almanya’nın eski Württemberg eyaletinin Ulm kentinde, sonradan Bahnhofstraße sokağında, B135 numaralı binada doğdu. 2) 76 yaşında, ABD’nin New Jersey eyaletinin Princeton kentinde, 18 Nisan 1955 Pazartesi

okumak için tıklayınız

Yokluğunun 30. Yılında Cigerxwin – Özkan Öztaş

Eserlerinde yoksulluğu, işçileri, köylüleri, ezilen Kürt halkını işleyen Marksist Kürt şairi Cigerxwin, 1903 yılında Mardin?in Gercüş (bugün Batman?a bağlı) ilçesinde dünyaya gelir. 1. Paylaşım Savaşının başladığı yıllarda Suriye?ye göç etmek zorunda kalan Cigerxwin?in asıl adı Şehmuz Hasan?dır. 1914 yılında Suriye?nin Amude şehrine göç eden Cigerxwin, 1921 yılında Suriye?de İlahiyat Fakültesini bitirerek din görevlisi olarak işe

okumak için tıklayınız

Che’yi fotoğraflayan Rene Burri yaşamını yitirdi

1961 yılında Havana’da Che Guevara’nın ünlü purolu fotoğrafını çeken kişi olan İsviçreli fotoğraf santçısı René Burri hayatını kaybetti. İsviçreli Fotoğrafçı René Burri, 81 yaşında Zürih’te yaşamını yitirdi. Che Guevara, Fidel Castro ve Pablo Picasso gibi isimlerin sembol haline gelen portrelerini çeken Burri’nin 1961 yılında Havana’da çektiği Che fotoğrafları tüm dünyaya yayılmıştı.

okumak için tıklayınız

Mahmut Cahit Külebi Hakkında Bilgi – Ayhan Hüseyin Ülgenay

“Mahmut Cahit Erencan” ( 20.Aralık.1333 ) 12.Ocak.1917 Tarihin de Tokat / Niksar, Zile Çeltek köyünde doğdu, ilk ismi Mahmut Cahit ERENCAN ailesi soyadı kanunu çıkınca ilk önce ERENCAN soyadını aldı.01.01.1930 tarihin de soyadlarını KÜLEBİ olarak değiştirip Tescil ettirdiler Baba ismi; Necati Anne ismi; Feride, evli. Eşinin ismi; Fatma Süheyla 1940 yılında nişanlandı 1941 yılın da nikahlandı

okumak için tıklayınız

Kısa öykünün ustası Anton Çehov ‘un hayat hikayesi – Semiha Şentürk

Anton Pavloviç Çehov, 17 Ocak 1860’ta Taganrog’da doğar. Azak denizi kıyısındaki Taganrog, 1860’lı yılların başında Yunan tüccarların sık sık uğradığı bir liman şehridir. Çehov’un öykülerine ve oyunlarına sık sık mekan olan her taşra kasabası gibi hayatın tekdüze akıp gittiği, insanların çoğunun birbirini tanıdığı bu küçük yerde, o yıllarda kapısı üzerinde “Çay, şeker, kahve ve başkaca

okumak için tıklayınız

Talip Apaydın çiftçisiydi umudun

Köy Enstitülüydü. Edebiyata hayatın sesinin bir başka yankısını getirmişlerdi. Hangisi eksilse canım yanıyor. Bu kez Talip Apaydın eksildi. Çok yandı canım. Onlar umudun çiftçileriydi. Aydınlığın savaşçılarıydılar. Çünkü yetişirlerken iş içinde eğitimin, sanatla bilimin yan yana olduğu bir ortamın öğrencisi olmuşlardı. Köy Enstitüleri öğrencisi ve mezunuydular. Bir bölüğü yazar oldu. Edebiyata kırın, sömürünün dinle örtünmüş yanının

okumak için tıklayınız

Oscar Wilde’ın daha önce yayımlanmamış bir fotoğrafı bulundu

Şair-yazar Oscar Wilde’ın daha önce yayımlanmamış bir fotoğrafı, önümüzdeki günlerde Adam’s Auctioneers adlı müzayedeevince mezata çıkarılacak. Oscar Wilde’ı 1878 Ekimi’nde bir av partisi öncesi İrlanda’daki Ashford Şatosu önünde dostlarıyla birlikte yansıtan kare Wilde henüz 23 yaşındayken çekilmiş. Wilde’ın fotoğrafının yer aldığı 1870’lerden kalma aile albümüne 8 bin euro civarında fiyat biçiliyor. Av partisi arifesinde çekilen

okumak için tıklayınız

Orhan Nurallah Arsal (Orhan Nurullah Adil) Hakkında Bilgi – Ayhan Hüseyin Ülgenay

06.02.1910 İstanbul doğumlu. Baba adı; Abdurrahman Adil Ana adı; Fatma. Evli bir çocuk babası. İstanbul Yüksek Ticaret Mektebinden mezun oldu ( 1926 ). Paris’te Hukuk doktorası yaptı (1931) Fransızca biliyor. Öğretmen, Avukat, Siyaset adamı. ÇALIŞMA HAYATI; 1 – 1932 yılında Ankara Lisesi Fransızca Muallimi 2 – 01.11.1934 – 30.10.1935 Askerliği 3 – 25.11.1933 İstanbul Hukuk

okumak için tıklayınız

Yılmaz Güney’in ilk kez yayımlanan İmralı Cezaevi günleri fotoğrafları

Türkiye sinemasının unutulmaz ustası Yılmaz Güney’in yaşamının büyük kısmı cezaevlerinde geçti. Güney’in bir süre yattığı İmralı Cezaevi günleri ise ilk kez gün ışığına çıktı. Yılmaz Güney’in İmralı’da çekilen fotoğrafları kitaplaştırıldı ve Everest Yayınları tarafından yayınlandı.

okumak için tıklayınız

Lanetlenmiş Bir Dahi Edgar Allan Poe – Ahmet Ümit

Lanetlenmiş yaratıcılar vardır. Onlar, insan iyidir, güzeldir, mükemmeldir gibi safsatalar yerine benliklerindeki kötülüğü, yıkıcılığı, nefreti anlatırlar. Oysa toplum bunları okumak, bilmek istemez. İnsanların istediği aşkla, sevgiyle, güzellikle örülü, acıklı da olsa sonunda umutlu biten öykülerdir. Gerçekten kaçmak, onunla yüzleşmekten daha kolaydır. Bu yüzden lanetli yazarların kabul edilmesi zordur. Zordur ama dehanın da bütün unutturma, yok

okumak için tıklayınız

Edebiyatımızın Ağır İşçisi : Orhan Kemal – Ahmet Ümit

Sık sık, köklü bir roman geleneğimizin olmayışından, edebiyatımızın cılız olduğundan söz edilir. Oysa, Batı Edebiyatı kadar görkemli olmasa da edebiyatımız hiç de küçümsenecek bir durumda değildir. Ama farkında olana. Farkında olana diyorum çünkü, yazarlarımızın çoğu edebiyat tarihimizi bilmezler. Kendi dilimizde yazan sanatçıları bilmenin önemini bile kavrayamamışlardır. Biraz da bu yüzden olacak, tüketim kültürünün, güncel olan

okumak için tıklayınız

Puşkin’i nasıl anlatmalı?

Yapıtlarının tümünü asıllarından ve birçok kez okuduğum, Türkçede iki kalın cilt tutan anlatı (roman-öykü) türünde yapıtlarını birkaç yıl emek vererek dilimize çevirdiğim, yani üstünde yoğun biçimde kafa yorduğum Aleksandr Puşkin üstüne yazmak bana her zaman güç gelmiştir… Rus edebiyatının herhangi bir başka yazarı üstüne, Gogol, Dostoyevski, Turgenyev, Çehov, Tolstoy vb. konusunda sanki daha kolaylıkla yazılabilirmiş

okumak için tıklayınız