Kategori: Biyografiler

Sarkis Çerkezyan: Bir serefraz

Herkesin hayatı boyunca en çok bedel ödediği sınavdır anlaşılmak. Kendini en çok kendinden gizlemek zorunda kalanların varlığı hep gölgelidir, solgunluğun tarihidir geçmişleri. Sürgün, köklerini sadece başka yere taşımak değil, varlığını kabul ve idame ettirmek istediğin topraklara yabancı düşmen, damarlarının kesilmesidir. Ruhunun ve gövdenin ağrısı diline sirayet eder, susarsın. Suskunluk bir tür görünme biçimidir aslında, kelam

okumak için tıklayınız

Şiir ve Öykünün Ressamı İsmail Gümüş – Müslüm Kabadayı

Önce öğretmen, sonra şair-yazar-ressam İsmail Gümüş, sanat dünyamızda hoş bir seda bırakarak ışıklı yolculuğuna çıktı. Yakınlarına, dostlarına sabırlar dilerken tam 10 yıl önce kendisiyle ilgili kaleme aldığım metni paylaşmak istedim. Saygıyla anıyorum. Olgunluk ve duruluk akar bazı insanların yüzünden. Gözlerindeki ışıltı, size yaşama sevinci verir. Hele bu insan önemli bir kültürün, göçmenlik serüveninin ateşinden geçerek

okumak için tıklayınız

Ecevit’in Ardından – Zafer Köse

O tarihi CHP kurultayında İsmet İnönü kaybediyor, Ecevit genel başkanlığa seçiliyor. İsmet Paşa; Garp Cephesi Komutanı, Lozan Kahramanı, devletin kurucularından, çok partili rejime geçişin öncüsü… ayağa kalkıyor, önünü ilikliyor, 87 yaşının yorgun adımlarıyla “Bülent”i kutlamak üzere yürümeye başlıyor. Bunu fark eden Ecevit hemen yerinden kalkıyor, Paşa’ya doğru ilerliyor, ortada buluşuyorlar, tokalaşıyorlar.

okumak için tıklayınız

Ümit İlkan Kaftancıoğlu “Garip Tatar” hakkında – Ayhan Hüseyin Ülgenay

Nüfus kaydına göre esas ismi Garip TATAR 30.05.1964 tarihinde mahkeme kararı ile ismini Ümit İlkan KAFTANCIOĞLU olarak değiştirdi. ( İmranlı Asliye Hukuk Mahkemesi 1964/99 karar Hakim İlyas DÖNMEZ ), 05.04.1935 Kars/ Hanak /Koyun pınarı / doğumlu. Baba adı; Aşur Ana adı; Güli Eşinin İsmi; Behiye Nurcan ( 01.09.1965 Evlenme ) İki çocuk babası ( Ali

okumak için tıklayınız

Eğer katil değilseniz, beni öldürün

Kafka Dünyanın ilk can pazarını haber veren davulların sesi giderek yaklaşırken, Franz Kafka Metamorfoz adlı romanını yazdı. Ve kısa bir süre sonra, başlayan savaşla birlikte Dava doğdu. Bunlar iki kolektif kâbustur: Bir adam kocaman bir bokböceğine dönüşmüş olarak doğar ve en sonunda bir süpürgeyle süpürülene kadar bunun nedenini anlayamaz; ve tutuklanan, suçlanan, yargılanan ve mahkûm

okumak için tıklayınız

Kemal Tahir’in Hayatı

“İki çeşit insanla konuşmağa doyulmaz. Ya hakikaten basit, yahut da, hakikaten alim olmalı.” 15 Nisan 1910’da İstanbul’da doğdu. 21 Nisan 1973’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Asıl ismi Kemal Tahir Demir. Deniz yüzbaşı olan babası, Sultan II. Abdulhamid’in yaverlerinden. Babasının görevleri nedeniyle ilk eğitimini Türkiye’nin çeşitli yerlerinde tamamladı. 1923’te İstanbul Kasımpaşa’daki Cezayirli Hasan Paşa Rüştiyesi’nde mezun oldu.

okumak için tıklayınız

Adnan Yücel Hakkında Bilgi – Ayhan Hüseyin ülgenay

ADNAN YÜCEL 10.02.1955 Elazığ / Seli doğumlu Baba adı; Hasan Ana adı; Zeliha. Evli (17.19.1972) üç çocuk babası Öğretmen, Şair, Yayıncı, Araştırmacı, Yazar Adnan YÜCEL ilk tahsilini Elazığ da orta okulu Elazığ Lisesi Orta bölümünde Liseyi Elazığ Lisesinde başladı ( 1970 ) lise ikinci sınıfından sonra evlendiği için bir sene eğitim hakkı elinden alındı.1971—1972 dönemini

okumak için tıklayınız

Orhan Kemal; daktilo sesi ve tütün kokusu

15 Eylül 1914… 2 Haziran 1970… Bu ay içinde Orhan Kemal’in 101. yaş gününü kutladık. İmgelemlerin büyüsüne takılmayan, kelimeleri gerçek öykülerden çıkaran büyük edebiyatçıyı, İstanbul’un kadim semtlerinden biri olan Cibali’nin gölgesinde anıyoruz. Biraz durursanız, hâlâ sokaklarda yankılanan daktilo seslerini duyar, surlara sinmiş tütün kokusunu alırsınız…

okumak için tıklayınız

Kafka’nın zahiri: Gregor Samsa

“İnsanlar hiç aldatmadı beni, ama mektuplar ele verdi hep; başkalarının yazdıkları değil, kendi yazdıklarım.” F. Kafka Gregor Samsa’nın Kafka’nın kendisi olmadığını söyleyecek biri şimdiye kadar çıkmadı (en azından benim takip ettiğim kadarıyla). Bu saatten sonra da çıkması pek mümkün görünmüyor. Biri çıkıp bunu dile getirecek olursa ne derecede gülünç bir duruma düşeceğini bilir. Bu bilme, onun bu

okumak için tıklayınız

Ölümsüz Bir Gölgedir Sadık Hidayet

Siz hiç kendi gölgenize kendinizi anlattınız mı, yahut anlatmayı denediniz mi? “Bazen tavana bakarak tabutunda sıkışmış olduğunu düşünen bir adam gibiyim, bazen kapının arkasına konulmuş fıstık yeşili elbiseli bir plastik manken. Kendimi görüyorum bazen yollard, yorgunluktan bayılmak üzere aylak bir köpek; bazen ölümle dalga geçen, mezarının başında bekleyen bir ölü. Bazen dudaklarımda bir kelime, gideni

okumak için tıklayınız

Troçki ve Stalin arasındaki rekabet: ‘balık türlerinin araştırılması’

Lenin Balığı’nın patenti kimde? Kızılordu kurucusu olarak anılan Lev Troçki, tartışmasız bir biçimde Sovyetler Birliği’nin ikinci adamı olarak anılır. Ancak Lenin’in ölümünün ardından Stalin’le girdiği iktidar mücadelesini kaybederek ülkesini terk etmek zorunda bırakılır.

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin yirmi sekiz yaşında ağır hapisle cezalandırılmasına ve sürülmesine yol açan olayın içyüzü – E. H. Carr

Dostoyevski’nin yirmi sekiz yaşında ağır hapisle cezalandırılmasına ve sürülmesine yol açan olayın ana hatları iyice bilinmektedir; ayrıntılardaki belirsizlikler ise güvenilemeyecek belgelerin çokluğundan gelmektedir. Bu olaya adı karışanlar -bunların çoğunun Soruşturma Komisyonu?ndaki yazılı ifadeleri bilinmektedir- komisyonun bildiğine inandıkları konularda aşırı bir açık sözlülük göstermişler, saklayabileceklerini ümit ettikleri konularda ise ustaca yalanlar söylemişlerdir. Komisyonun ve suçluları yargılayan

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin sevdiği şairler ve yazarlar

Okuma yazma öğrendiği günden ölene dek sürekli okuyan, arkadaşı Muvaffak Şeref’in dediği gibi, “Dünya edebiyatını gerek Rus, gerek Fransız, gerek Amerikan, özetle dünya edebiyatının günü gününe, tabii klasikleriyle, eskileriyle izleyen” özellikle de Alman edebiyatını çok iyi bilen, yaşadığı donemin edebiyatıyla ilgilenen ve aynı zamanda eski edebiyatı da Çok iyi bilen Sabahattin Ali’nin beğendiği, sevdiği şair

okumak için tıklayınız

Yaşamım en güzel şiirimdir – Can Yücel

 “Bir kez gözaltındayken Hayatını anlat dediler, bir başladım, nasıl susturacaklarını bilemediler, sonunda ol git deyip kovdular. Yaşamını en güzel şiiri olarak niteleyen Can Yücel, yaşadıklarını, düşündüklerini yine kendi üslubuyla anlatıyor: “İlkokul üçteyim. Küçücük çocuk. Boğaziçi okulunda okurdum. Evden yolladılar. Leyli yollandım. Hem aynı şehirde oturacaksın, hem de okula leyli yollanacaksın. Çok bozuldum, çok üzüldüm. Evde

okumak için tıklayınız

Metin Altıok, giderken masaya kendi resmini çizdiği bir kağıt bırakır; eşine döner, Yandığımın resmidir der

Bergamalı Melahat Moral ve Süleyman Altıok’un ilk çocukları olan Metin Altıok, 1941 yılında, İzmir Karşıyaka’nın Alaybey mahallesinde doğar. Orta halli insanların yaşadığı, sahilinde çay bahçeleri, balıkçı tekneleri olan, içinden bir de tren yolu geçen Alaybey de eski bir Rum evinde oturur aile. Vaktiyle arka tarafındaki Rum kilisesinin papazının kaldığı bu evin büyük bir bahçesi vardır,

okumak için tıklayınız

“Bizim intikâmımız çocuklarımızın atacağı kahkahalar olacak.”

Yazı tahmin ettiğimden uzun ve biraz da detaylı oldu. Ama tasavvur ettiğimden fazlası yazıya dönüştü. Ama hâlâ da eksik geliyor. Derlemenin ana kaynağını Yordam Kitap’tan basımı yapılan, Denis O’Hearn’ın yıllar yıllı araştırması, okuması neticesinde kaleme aldığı ‘Yarım Kalmış Bir Şarkı’ kitabı oluşturuyor. Bobby Sands’ın hayatının ve mücadelesinin yanında Bobby’nin arkadaşlarının ve de ailesinin de oldukça

okumak için tıklayınız

Ressam Remzi Raşa Anısına, Hayat Renk Işık – Adil Okay

1928 Kırıkhan – Antakya doğumlu ressam REMZİ RAŞA’yı kaybettik. 29 haziran’da 50 yıldır yaşadığı Paris’te hayatını kayebden Raşa, 31 temmuz 2015’te Monmarte mezarlığında toprağa verildi. Raşa, Fikret Mualla kuşağındandı. Dünyanın birçok yerinde sergiler açmış bir gönüllü sürgündü. Onun hakkında –sağlığında- bir kitap yayınlayan M. Şehmus Güzel ile atölyesini ziyaret etmiş ve uzun uzun sohbet etmiştik.

okumak için tıklayınız

Aydınlanmanın Devrimci Eğitimcisi : Tevfik Fikret – Müslüm Kabadayı

Eğitimciler vardır, insanın bilimsel merakının ve özgür düşünme gücünün önüne vurulan seddi yıkarlar. Farklı özgürlük anlayışları olmakla birlikte aydınlanma döneminin düşünürleri arasında köleci-feodal eğitim uygulamalarına karşı “özgür eğitim” için kafa yoran, mücadele eden eğitimciler var. Kapitalizmin yarattığı derin eşitsizliğe, yoksulluğa ve cehalete karşı farklı denemelere, uygulamalara girişen “ütopik sosyalist eğitimciler” söz konusudur, Robert Owen gibi.

okumak için tıklayınız

Remzi Raşa – M. Şehmus Güzel

Remzi direndi. Ölümle mücadelesini son anına kadar sürdürdü. Kendisine ayrılan zaman dilimini hakkıyla doldurdu ve aramızdan tebessümünü eksik etmeden çığlıklar atarak ayrıldı. Son birkaç yılda Paris’te yitirdiğimiz değerlerimize biri daha katıldı. Hayat böyle işte. Sıkıntılı da olsa, sonunda hepimizi bekleyen ölüm de olsa yaşanmaya değer. Remzi gibi bir ressam için ölüm mümkün mü? Herhalde değil

okumak için tıklayınız

Dostoyevski, içeriden yaşamadıkça bir hiçtir

Fyodor Mihailoviç Dostoyevski ’den ve onun iç dünyamız için taşıdığı anlamdan layıkıyla söz etmek zor ve sorumluluk gerektiren bir şeydir; çünkü bu benzersiz cesamet ve güç, yeni bir ölçü ister. İlk yaklaştığında kendi içinde bütün bir eser, bir yazar bulacağı yanılgısına kapılır insan; fakat sınırsız bir şey, kendi yörüngelerinde dönen yıldızlarıyla, gök kubbelerinin bambaşka müziğiyle

okumak için tıklayınız