Kategori: İnceleme

Nişantaşı Teneke Mahallesi (Teneke Mahalle Yoksulluğundan Orta Sınıf Yerleşimine) – Egemen Yılgür

Yanı başında yükselen Nişantaşı’nın konak ve apartmanları nasıl görkemli bir zenginliği yansıttıysa, Teneke Mahallesi’nin kulübeleri de aynı ölçüde görkemli bir yoksulluğa ev sahipliği yapmıştır. 19. yüzyılın sonunda kurulan ve 1980’lerin ortalarında yaşanan büyük dönüşüm sonucu ortadan kalkan bu mahalle, en temel ihtiyaçlarını dahi güçlükle karşılayabilen yoksul hanelerin yaşam alanı olmuştur. Egemen Yılgür, etnik ve sosyal yapısını 1950’lere kadar muhafaza eden mahalle

okumak için tıklayınız

Kapitalizmin Ekolojik Sorunları – Temel Demirer

“Kapitalizmin suçları; işkenceden, sömürüden, insanların işsiz ve umutsuz bir yaşama mahkûm edilmesinden, aşağılanmasından, ulusların baskı altında tutulmasından ve hatta soykırımdan ibaret değil, ekolojik suç da var! Bu suç hayat(ımız)a kasteden, bütün insanlığa karşı işlenen bir cinayettir. Örneğin kapitalizm insan(lık)ı kısırlaştırır! Bilmiyor olamazsınız! Erkeklerdeki ortalama sperm sayısı 120 milyondan 15 milyona düştü… Kadınlar yumurtlama sorunu yaşıyor,

okumak için tıklayınız

Provokatif bir sorgulama: Hayatın Anlamı – Kansu Yıldırım

Terry Eagleton yeni kitabında yanıtının olduğundan bile şüphe ettiği bir soruya yanıt arıyor: Hayatın Anlamı. İlk bakışta (Marx?ın ifadesi) ?duru gökyüzünde çakan şimşek? misali hayatın anlamını soran/sorgulayan bu kitabın neden kaleme alındığını anlamakta zorluk çekebiliriz ama iz takibi yaptığımızda durum netleşir. Eagleton Estetiğin İdeolojisi?nde evrensel tarihi sorguluyordu ve bu tarihin ?herhangi bir temeli varsa, o

okumak için tıklayınız

Azınlık Yanından Utanan Edebiyatımız ? Haydar Karataş

Dünyanın bütün edebiyatlarında olduğu gibi Türk edebiyatının geçmişi de, masal; efsane ve destanlardır. Bana öyle geliyor ki, bir toplumun sözsel, söylence yanı bilinmeden, ruhu da pek anlaşılamıyor. Türkçe edebiyatın sözsel izlerini, ne yazık ki, modern tarihçiler yazılı Türk kaynaklarında bulamadılar, aksine İran ve Çin gibi ülkelerin yazılı kaynaklarında onlara denk gelindi. Bugün çokça övünülen Dede

okumak için tıklayınız

Yazılı Kaynaklarda ÇERMİK – Müslüm Üzülmez

Geçmişini bilmeyen geleceğini doğru temeller üzerinde kuramaz. Çermik, Diyarbakır?ın kuzey batısında 90 km mesafede, toplam 50.134 nüfusa sahip bir ilçemizdir. İsmini doğusunda bulunan kaplıcadan (kudret hamamından) almaktadır. Çêrmug, Çermuk, Germıke, Aberna gibi isimlerle de adlandırılmış veya adlandırılmaktadır. Eskiden Çermik?te birçok inanç ve etnik gruba mensup insanlar birlikte yaşardı. Bu inanç, etnik grup ve uygarlıklardan geriye

okumak için tıklayınız

Bir Soykırım Tarihi (20 Yıl Sonra Ermeni Tabusu Davası) – Yves Ternon

Türkiye kamuoyu Ermeni sorununa ilişkin ancak tek taraflı, resmi bir bilgilendirmeye sahip. 1915 yılında ne oldu sorusuna verilen yanıt ise; “soykırım olmadı” , “karşılıklı çatışmaydı”, “savaş hali vardı” , “önce onlar saldırdı” biçiminde yani olayların inkarından çok nitelik ve niceliğini tartışmaktan ibaret. Peki, karşı tarafın tezleri ne? Bu, Türkiye kamuoyunca hiçbir zaman ayrıntılı biçimde öğrenilemedi.

okumak için tıklayınız

Fiziğin Don Kişot?u ? Güven Orhan

Yel değirmenleri hep vardı ama her dönem farklı şekillerde göründü gözümüze. Bunlara karşı savaşabilecek kahramanlarımız da oldu her zaman. Tüm romantikliğiyle hakikatlerin peşinden koşan, hatta zaman zaman ?hakikat? fikrinin yıkılmasına izin vermeyen kahramanlar. Hakikatimizi koruyan kahramanlardan biri de en az Cervantes?in olağanüstü romanındaki kadar incelikli bir espri anlayışı ile çıktı sahneye. Postmodernlerin hakikat fikrine karşı

okumak için tıklayınız

Türkiye Solunun Hapishane Tarihi?ne İlişkin ? Çağlar Mirik

İki yüz yılı aşan tarihiyle hapishaneler, kuruldukları günden bu yana dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de önemli gündem maddelerinden biri oldu. Bu iki yüzyıllık süreçte gün geçtikçe yeni hapishane modelleri ve uygulama yöntemleri de ortaya çıktı. Buna bağlı olarak hapishanelerdeki uygulamalar protesto edildi. Hapishanelerde ve dışarıda kimileri ölümle sonuçlanan çeşitli direnişler yaşandı. Hapishanelerde

okumak için tıklayınız

Protestodan Direnişe – Ulrike M. Meinhof

RAF’ın kurucularından Ulrike M. Meinhof, bugün hâlâ Avrupa solunun en çok tanınan ve en tartışmalı figürlerinden biri: 1970 yılında, sadece söz söylemenin bir hükmünün olmadığına kanaat getirerek, kalemle başladığı politik mücadele hayatını silahla sürdürmeye karar vermesi, Meinhof’u vicdanlara seslenmek yerine, kapitalizme karşı doğrudan eyleme girişmenin sembolü haline getirdi. Yazarın 1959-1969 yılları arasında, o dönem Almanya’nın

okumak için tıklayınız

Estetik Kalkışma (Roman – Öykü Nasıl Yazılmalı, Nasıl Okunmalı) – Cengiz Gündoğdu

Bu yapıtta iki amaç güttüm. İlki, gerçeki bir roman gerçekçi bir öyküyü estetik konuma getiren öğeleri örneklerle göstermek. Ama şu bilinmeli. Gerçekçi öykü, gerçekçi roman yazmak için bunlar yeterli değildir. Yazarda gerçekliği derinden kavrama gücü, sağlıklı tür bilinci, bir de düş gücü olmalıdır. İkinci amaç okurlar için. Türkiye’de okur, bir romanı, bir öyküyü değerlendirecek ölçütlerden

okumak için tıklayınız

Şairlerimizin Diliyle Barış – Asım Bezirci

Şairlerimizin Diliyle Barış, Asım Bezirci’nin, yayınevimizin daha önce yayınlanan Halkımızın Diliyle Barış Şiirleri’nin devamı niteliğinde. Kitap, “Şirimizde Barış” ve “Barış Şiirleri” adlı iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde önce savaş ve barışın tanımları yapılıyor, özellikleri anlatılıyor, haklı ve haksız savaşlar üzerinde duruluyor. Devamında Balkan, Birinci Dünya, İkinci Dünya, Kore ve Vietnam gibi 20. yüzyılın en büyük

okumak için tıklayınız

Etik Nedir? – Fred Feldman

Çoğumuz ahlaki görüşler hakkında epeyce eksik bir sınıflandırma yaparız. Belli türdeki davranışların ahlaken doğru olduğuna, belli türdeki davranışların ise ahlaken yanlış olduğuna inanırız. Bazı davranış türleri hakkında ise ne düşüneceğimizi bilemeyiz. Fakat nedenler sıralamamız gerektiğinde, bazen daha baştan kafa karışıklığı sergileriz. Bir mesele hakkında düşünürken, görüşümüzü genellikle bir ilkeye başvurarak desteklemeye çalışırız. Başka bir mesele

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’in Açlık Grevi “Millete Verdiğim Açık İstidaya Canımı Pul Yerine Kullanıyorum” – Editör: Yeşim Bilge Bengü

Nâzım Hikmet, 28 Aralık 1938’de Askeri Yargıtay’ın onaylamasıyla hiçbir suçu olmadan toplam 28 yıl 4 ay ağır hapis cezasına çarptırıldı. Şaire isnat edilen suç “orduyu isyana teşvik etmek”ti. 1949 yılına gelindiğinde Nâzım toplam 12 yılını hapishanede geçirmişti. Ve kendince artık dayanma sınırına gelmiş ve farklı “mücadele yollarını” denemeye hazırlanıyordu. Sonunda Nâzım 8 Nisan 1950’de açlık

okumak için tıklayınız

İmroz Rumları (Gökçeada Üzerine) – Derleyen: Feryal Tansuğ

Bu kitap, Türkiye Cumhuriyeti yönetimindeki İmroz Adası Rumlarının Türk kamuoyundaki unutulmuş varlıklarına ve Ada’nın geçirdiği sosyo-kültürel dönüşüme dikkat çekiyor. Farklı disiplinlerden çeşitli makaleler, Ada’daki “insan” boyutunu vurguluyor. Türkçede yayımlanan bu ilk derleme çalışma şimdiye kadar göz ardı edilmiş İmroz Rumlarının Türkiye’nin ulus-devlet kurma sürecinde ve sonrasında yaşadıklarını, Türk devletiyle ilişkilerini ve Yunanistan ile Türkiye arasında

okumak için tıklayınız

Yengeç Adımlarıyla / Sıcak Savaşlar ve Medyatik Popülizm – Umberto Eco

Eco soruyor: ?Yeni binyılda tarih geriye mi ilerliyor?? Dünyaca ünlü İtalyan yazar ve düşünür Umberto Eco?nun Yengeç Adımlarıyla adlı yeni kitabı, günümüz dünyasıyla ilgili önemli soruları gündeme taşıyor. Eco?nun 2000-2005 yılları arasında yazdığı bazı makale ve konferans metinlerinden oluşan kitap, özellikle ?sıcak savaşlara geri dönüş? ve ?medyatik popülizm? konuları üzerinde yoğunlaşıyor. Eco?ya göre, içinde bulunduğumuz

okumak için tıklayınız

Deprem 7.2 Irkçılık 77.2 – Tevfik Taş

Irkçılık, insanca ve sevgili hiçbir alanda yer bulamayan duyguların, davranış kalıplarının, devlet politikası ve savaş aracı haline getirilmesidir. Dur durak bilmeden savaşlar, yangınlar çıkaran bu olgu, insanlığın çöp tenekesidir. “Deprem 7.2 Irkçılık 77.2” başlığını taşıyan bu çalışma, Van-Erçiş’te meydana gelen depremden sonra, Türkiye’de ağır bir hastanın kendini koyvermesi gibi bir kez daha açılıp saçılan nefreti,

okumak için tıklayınız

“Dizim Başladı! Kapat, Sonra Anlatırım” / Televizyonda Hikaye Anlatıcılığı – Derleyen: Aslı Kotaman, Ahu Samav Uğursoy, Artun Avcı

Aşk-ı Memnu kitabı bize ne anlatırdı, dizi filmi neler anlattı? Neden Yeşilçam Sineması’nda sevdiğine kavuşamayan kadınların çocukları evlendikleri değil de sevdikleri adamdandır? Reality TV mi gerçek yoksa hayat mı? Artık misafirler “Prime-Time” vakitlerinde gelmese ne iyi olur dediğinizi duyar gibiyiz! Yeni medya ne yapar mı, peki, siz orada içerik sahibi olarak ne yapıyorsunuz? Televizyonun bizi

okumak için tıklayınız

Sıfır Tolerans (Polisin Eline Düşünce) – İsmail Saymaz

“Polisin Türkiye’nin genelinde cinayet işlediği zaman nasıl ifade verdiğini araştırdık. Baktık ki, Antalya’da Çağdaş Gemik’i öldüren polis de aynı şekilde ifade veriyor. ‘Ayağım kaydı, silahım patladı, nasıl oldu, bilmiyorum.’ Sivas’a geçtik. Turan Özdemir’i öldüren polislere baktık. Onlar da aynısı… Peki, mermi nereye değdi? Turan Özdemir’in ense köküne. Çağdaş Gemik’in neresinde patlamıştı? Kulağının arkasında. Baran Tursun’da?

okumak için tıklayınız

Evrim mi Yaratılışçılık mı? Eugenie C. Scott

Günümüzün en önemli tartışmalarından birini iki kavramlı bir soru belirliyor: Evrim mi yaratılış mı? Evrensel Basım Yayın, bu sorunun en çok tartışıldığı ülkelerden biri olan ABD?de yapılmış çok önemli bir çalışmayı, 5 Ekim?de okurlarına sunuyor. ABD Ulusal Bilim Eğitimi Merkezi Başkanı Dr. Eugenie C. Scott?un çalışması, ?Evrim mi Yaratılışçılık mı?? başlığını taşıyor. Evrim ve yaratılış!

okumak için tıklayınız

Türkiye?de İslamcılığı anlamak için? – Baha Okar

Osman Tiftikçi İslamcılığın Doğuşu adlı kitabında, bugünün önemli bir meselesine el atmış. Bir siyasi akım olarak İslamcılığın sınıfsal temelini ve Türkiye?de Osmanlı?dan bu yana gelişimini anlatıyor. Batılı akademik ve siyasal yazında İslam ve İslamcılık üzerine epey hacimli bir incelemeler yığını var. Bu yığının içerisinde, çizgi olarak süregelen arızalı bir değerlendirme biçiminin ağır bastığını gözleyebiliriz. Bu

okumak için tıklayınız