Kategori: Makaleler

Haziran?ın teorisi, teorinin Haziranı? – M. Deniz Schulze

Haziran Direnişi somut bir kazanım sağladı mı sağlamadı mı? Bu soru Eylül günlerinden beri en çok tartışılan sorulardan biridir. Gezi Parkı?nın park olarak kalması, Erdoğan?ın başkanlık hevesinin ?ertelenmesi? bu sorudan yola çıkıldığında ülke solu ve halkları için çözüm müdür? Türkiye solunun mevcut durumunu esas alarak ?somut kazanımlar? tartışmasına yeni girdiler sağlamayı amaçlıyoruz. Bununla birlikte, geçen

okumak için tıklayınız

Kendimce / Aforizmalar 6 – Nejdet Evren

KENDİMCE  / AFORİZMALAR 6 1. “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” şeklinde sloganlaştırılan liberalizm, bırakınız batsınlar söylemini dile getirmemektedir. Egemenlik göklerden yere indirildiğinde “yaratıcı akıl” gök-tanrıların yerini almıştı. Bilgenin yerini bilgi almış, her şey akla uygunluğu ile ölçülür olmuştu. Rasyonalizm, buharı makineye uyarlayan insanın belki de tarihteki üçüncü önemli sıçrama noktasında kapitalizmin şafağında doğmuştur. Artık, akıl merkezli

okumak için tıklayınız

Şair Sait Faik

Şair Sait Faik?i, öykücü Sait Faik karşısında düşünmek, iyiden kabullenmek belki zor, ama üstüne düşünüp yeniden zevkle okumak hiç zor değil. Sait Faik, Türk öyküsünün tek başına kurucusu değildir belki ama esas yazıcısıdır demek abartı sayılmaz. Her türlü retoriğin dışında, siyasal tavır ve dilciliğin ötesinde, İstanbul?a inen bu öykü, oradan dalga dalga insana ve Türkiye?ye

okumak için tıklayınız

Walden?da Bir Gezgin: Henry Davıd Thoreau – Öznur Özkaya

18. yüzyıl rasyonalizmine karşı bir tepki ve 19. Yüzyıla damgasını vuran yaygın hümanist eğilimin bir göstergesi olarak ortaya çıkan Transandantal akım; ?kendini gerçekleştirme?, ?kendini dışa vurma? ve ?kendine dayanma? gibi kelimeler üreterek, bireyin benliğinin tüm insanlıkla bir olduğunu vurgulayarak toplumsal eşitsizlikleri sağaltmanın ve insanlığa dair acıları gidermenin ahlaki ve vicdani bir görev olduğunu savunuyordu. Sıradan

okumak için tıklayınız

Eşyanın ve zamanın ruhuna dair: Zeplin

Karin Tidbeck’in dünyasında insanın üstünlük takıntısı ve kibri bir kenara atılıyor ve insana atfedilen her türlü duygu, diğer canlılara ve eşyaya da atfediliyor. Üstelik yabancı durumları olağanlaştıran bir dille… Güzel bir cümleyle başlayan bir yazı, güzel bir hit’le uçuşa geçiren bir müzik albümü her zaman güzel devam etmeyebiliyor. Karin Tidbeck’in Zeplin adlı, Aylak Kitap tarafından

okumak için tıklayınız

?Değişen Orta Doğu?da Değişmeyen Sorunlar? – Salih Dost

?Kaynayan kazan? tabiri Orta Doğu?yu anlatan en bilindik ama yerinde benzetmelerden biri olabilir. Yüzyılların getirdiği sorunların yeni veçheleri bölgenin acı veren tarihini sürekli canlı tutuyor. Bölgenin bu hareketli yapısı, yapılacak tespitleri zorlaştırırken bir yandan da anlama isteğini artıyor. Bu ikilem içinde Orta Doğu bilgiden ziyade görmek istenilenlerin görüldüğü ve dolayısıyla bütüncül bir analiz yapmanın gittikçe

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin, hasis değil sıkı bir çevreciydi

Her düşüncemiz, davranışımız, yaşam öykümüzün parçası. Mektuplarımız, fıkralarımız, hangi şarkıyı söyleyip hangisini söylemediğimiz, kişiliğimizin aynası. Yazarın her eseri de, şöyle ya da böyle, otobiyografiktir. Bu ay Aziz Nesin?in ölüm yıl dönümü. Şiirlerini tekrar okudum. Hepsinin topluca adını ben koyacak olsam, ?Otobiyografi? derdim. Ressam arkadaşım Altan Adalı, ?Bizim için yapılması en zor resim otoportredir? demişti.

okumak için tıklayınız

Haziran Direnişi’ni bir de Marx’dan ve Lenin’den okuyalım – M. Deniz Schulze

Haziran?ın somut kazanımlar elde edemediği, eğer somut kazanımlar elde edilseydi bugün Türkiye solunun bambaşka bir konumda olacağı belirtiliyor. Eksik, ama doğru bir çözümleme mi? Yoksa beklenti mi? Aslında sorunun kendisi Haziran?a ilişkin ister nesnel-öznel, isterse emek-sermaye çelişkisi esas alınarak yola çıkılsın, bu direnişin üzerinden atlanılamayacağına dair bir ön varsayıma dayanır. Fakat varsayımdan ziyade gerçekliğe uzanan

okumak için tıklayınız

“Berkin için”: Yüzmek ve boğulmak

Bilenler bilir; James Joyce’un ünlü eseri “Finnegans Wake’in esin perisinin kızı Lucia olduğu söylenir. Lucia, James Joyce’un şizofreniyle boğuşan kızıdır. Rivayete göre, Joyce kızını hep yazmaya teşvik etmiştir. İrlandalı yazar kızının böylece hastalığın pençesinden kurtulabileceğini; kendine ait bir alan yaratabileceğini ve daha iyi olacağını düşünmektedir. Joyce kızının yazdıklarını çok beğenir, onu teşvik eder ama hastalık

okumak için tıklayınız

Kürt coğrafyasında ulus-devlet denemeleri

Ercan Çağlayan, Muş Alparslan Üniversitesi?nde öğretim üyesi. Doktora tezinin genişletilmiş hali Cumhuriyet?in Diyarbakır?da Kimlik İnşası (1923-1950) adıyla İletişim Yayınları tarafından kitaplaştı. Çağlayan, bu kitapta tek parti rejimi döneminde Genç Cumhuriyet?in Diyarbakır şehrine yönelik politikaları, icraatları ve yaptırımlarını inceliyor. Kitabın en önemli kısmı, arşiv ve literatür taramasından çıkan verilerin detaylı aktarımına dayanıyor. Yazar açısından Diyarbakır kendine

okumak için tıklayınız

?Erkeklik Ofsayta Düşünce? – Önder Çelik

Ne mi yazacağım? Kocaman bir gülümseme koyup, sol üst köşesine bugünün tarihini atsam ?anlatmaya ne hacet alın kitabı okuyun kardeşim? desem yerinde olur. (Bawer?in dilinden ötürü) Ya da; Sınavda üçüncü cevap kâğıdını isteyen, sosyal ilişkileri zayıf, pratikte hızlı zekâlı bir öğrenci marifetiyle yazardım da yazardım. (Burcu?nun emeğinden sebep)

okumak için tıklayınız

Alnı sargılı, yüzünden kanlar akan adam? Dağhan Dönmez

10 Temmuz 2011 tarihinde sıcak bir Cumartesi günüydü. Bayraklarla, flamalarla dolu yüzlerce araçlık konvoy, öğle saatlerinde Bolu Dağı?ndaki Topuk Yaylası?na ulaşmıştı. Yaylaya çıkan toprak yollarda, köylü çocukları araçlara su taşıyor, alkış tutuyordu. Gözlerinin içinde, kasabaya sinema gelişini gören çocukların sevincine benzer bir sevinç vardı. Fenerbahçe geliyordu ne de olsa. Neye baksak, kimi görsek, İslam Çupi?nin

okumak için tıklayınız

Matmazel Bach – Öznur Özkaya

Ve bir gün çocuklarından birinin isyanıyla tahtından olacağı korkusuna kapılan Zeus, ilk karısı Metis?i yuttu. Zeus?un kafasında gün be gün büyüyen bir şişlik oluştu. Metis; Athena?yı Zeus?un kafasının içinde doğurdu. Kızını en iyi biçimde yetiştirdi, ona mızrağını ve kalkanını verdi. Bu şişlik yüzünden dayanılmaz baş ağrıları çeken Zeus, demirci ustası Hephaistos?u çağırıp en güçlü balyozuyla

okumak için tıklayınız

Madenlerde kadın işçiler

Ethem Çavuş?un anıları, Osmanlı?nın son yıllarından itibaren Zonguldak madenlerini anlatıyor. Bu en eski madenci kitabında yerüstünde çalışan kadın ameleler de var: Adalı Sultan, Topçu Emine, Kırdıkaçtı Zülfiye… Türkiye İşçi Sınıfı tarihi söz konusu olduğunda her iş kolu için belli adlar hatırlanır. Mesela ?mürettipler grevi? adını izleyen ad Yaşar Nezihe Hanım?dır. Onun yazdığı şiir hemen anımsanır.

okumak için tıklayınız

Bilim için “manga”lar – İzge Günal

Bilimi topluma sevdirmede, bilimi topluma maletmede ve hatta her düzeyde bilim eğitiminde bilim insanlarının biyografilerinin iyi bir araç olduğunu hep düşünmüşümdür. Kendi verdiğim derslerde kullanıyorum da. Geçenlerde Bilim ve Gelecek Kitaplığından Soner Tuna?nın hazırladığı ?Tesla. Elektriğin Tanrısı? isimli kitap, daha doğrusu ?manga? yayınlandı. Okuyunca ?manga?ların bilim eğitiminde biyografi kitaplarından daha yararlı olabileceğini de düşünmeye başladım.

okumak için tıklayınız

Kapıların Dışında – Wolfgang Borchert

?Bize ihanet ettiler. Korkunç bir ihanete uğradık. Daha biz küçükken savaşıyorlardı. Ve büyüdüğümüzde savaşı anlattılar bize. Coşkuyla. Hep hayrandılar. Sonra, biraz daha büyüdüğümüzde bizler için de bir savaş tasarladılar. Ve bizi savaşa gönderdiler. Sevinç içindeydiler. Coşkundular. Ama kimse bize nereye gittiğimizi söylemedi. Kimse bize, siz cehenneme gidiyorsunuz demedi. Hayır, hiç kimse! Marşlar bestelediler, Langermarck?ın işgaliyle

okumak için tıklayınız

Sahnenin dışındakiler – A. Ömer Türkeş

Wilhelm Genazino?nun Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk ve O Gün İçin Bir Şemsiye romanlarındaki kahramanları, Avrupa?nın ya da yeni dünya düzeninin yarattığı krizin bunalımını yaşayan insanlar. Çağdaş Alman edebiyatının önemli isimlerinden Wilhelm Genazino, yakın zamana kadar Türkçeye çevrilmemişti. Geçtiğimiz günlerde art arda yayımlanan Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk ve O Gün İçin Bir Şemsiye romanları sayesinde yazarla ve onun

okumak için tıklayınız

?Ben dağlarına yabancı bir yolcu değilim? – Ömer Erdem

27 yaşında bir düelloda ölen Lermontov?un enerjisi, duyuşun derinliğiyle birleşiyor ve bizi Çarlık Rusyası?nın evrenine çekiyor. Lermontov?un Poemalar?ı doğa ve insanlarla dolu. Kayhan Yükseler çevirisiyle dil coşkusu da devreye girince yer yer başı dönüyor insanın bu çağlayıştan. 27 yaşında bir düelloda ölen genç şairin enerjisi, duyuşun derinliğiyle birleşiyor ve bizi Çarlık Rusya?sının evrenine çekiyor. Giriş

okumak için tıklayınız

Edebiyatla mayalanan bir dostluk hikayesi – Elif Şahin Hamidi

Hep sorulagelen “Edebiyat ne işe yarar?” sorusuna bir cevap niteliği taşıyor Allak Bullak. Diyor ki; bizi “insan” yapar! Marcel Proust, Okuma Üzerine adlı eserinde “Bize yaşanmamış gibi gelen çocukluk yıllarımızda, çok sevdiğimiz bir kitapla geçirdiğimiz günler kadar dolu dolu yaşanmış başka bir zaman belki yoktur,” der. Peki ya çocukken çok sevdiği bir kitabı olmamışsa insanın,

okumak için tıklayınız