Kategori: Romanlar

Deliduman, gönülçelen bir genç

Emrah Serbes?in son romanı ?Deliduman? bu yazın en güzel sürprizi oldu. Kendine has dili ve kurgusu ile Deliduman?ı okurken öylesine büyük keyif alıyoruz ki romanın kahramanı Çağlar İyice hep anlatsın, biz de hep okuyalım istiyoruz. Öyle çok sevilir ki Çiğdem? Çağlar 17 yaşında, Kıyıdere?de annesi, kız kardeşi ve dayısı ile yaşayan bir lise öğrencisi. En

okumak için tıklayınız

Bir ömür gizlenen kimlikler

?Vartanuş’un Ali’si yıllarca kimliğini saklamış bir Ermeni gelinin dramından yola çıkarak yazarın babasının yaşamını anlatıyor. 2015’e bir yıl kala yıllardır saklanan, sır kabul edilen Ermenilerin trajik hikâyeleri daha sıklıkla karşımıza çıkmaya başladı. 100 yıldır üstü kapatılmaya çalışılan bir gerçeklik artık karşımızda; saklanamaz, yok sayılamaz durumda. Yavaş da olsa bir şeylerin değiştiğini görmek, en azından insanların

okumak için tıklayınız

Bir Roman Bir Film – Cemil Kavukçu

Her seferinde iyi niyetle başladığım, ama hep sıkılıp yarım bıraktığım işlerden biri de kitaplığımı düzenlemektir. Aradığımı bulamadığım çok olur. Bazen de unutulmuş, yıllardır okunacağı günü bekleyen bir kitap çıkıverir karşıma. Günlerdir kafamı kurcalayan, raflarda olduğunu çok iyi bildiğim bir kitabı ararken Giuseppe Tomasi Di Lampedusa?nın Leopar romanıyla karşılaştım. Unutmuşum. Üstelik, çevirmeni Semin Sayıt 1999 yılının

okumak için tıklayınız

Kuzuların Sessizliği – Thomas Harris

Buffalo Bill lakabıyla tanınan bir seri katil, bazı kadınların peşine düşmektedir. Katilin belli bir amacı vardır ama cesetler farklı eyaletlerde bulunduğu için kimse bunu kavrayamaz. FBI Akademisi’nde genç bir stajyer öğrenci olan Clarice Starling, büronun davranış bilimleri bölümünden Jack Crawford tarafından çağırılınca şaşırmıştır. Görevi, çok zeki bir psikiyatr ve korkunç bir katil olan, Baltimore Akıl

okumak için tıklayınız

Eşyanın ve zamanın ruhuna dair: Zeplin

Karin Tidbeck’in dünyasında insanın üstünlük takıntısı ve kibri bir kenara atılıyor ve insana atfedilen her türlü duygu, diğer canlılara ve eşyaya da atfediliyor. Üstelik yabancı durumları olağanlaştıran bir dille… Güzel bir cümleyle başlayan bir yazı, güzel bir hit’le uçuşa geçiren bir müzik albümü her zaman güzel devam etmeyebiliyor. Karin Tidbeck’in Zeplin adlı, Aylak Kitap tarafından

okumak için tıklayınız

Afrodit Buhurdanında Bir Kadın – Reşat Enis

1937 yılında yayınlanan “Afrodit Buhurdanında Bir Kadın”, toplumun yoksul ve çalışan kesimlerinin sorunlarını edebiyata taşıyan öncü eserlerdendir. İşçilerin yaşayışlarını, patronla ilişkilerini, çalışan ve yoksul kadının çifte sömürülüşünü ustalıkla ve tüm gerçekliği ile sergiler. Nazım Hikmet’in “Türk edebiyatının temel taşı” saydığı bu eser için Suat Derviş “Türk dilinde yazılmış olan romanların en güzellerinden biri” nitelemesinde bulunmuştur.

okumak için tıklayınız

Matmazel Bach – Öznur Özkaya

Ve bir gün çocuklarından birinin isyanıyla tahtından olacağı korkusuna kapılan Zeus, ilk karısı Metis?i yuttu. Zeus?un kafasında gün be gün büyüyen bir şişlik oluştu. Metis; Athena?yı Zeus?un kafasının içinde doğurdu. Kızını en iyi biçimde yetiştirdi, ona mızrağını ve kalkanını verdi. Bu şişlik yüzünden dayanılmaz baş ağrıları çeken Zeus, demirci ustası Hephaistos?u çağırıp en güçlü balyozuyla

okumak için tıklayınız

Edebiyatla mayalanan bir dostluk hikayesi – Elif Şahin Hamidi

Hep sorulagelen “Edebiyat ne işe yarar?” sorusuna bir cevap niteliği taşıyor Allak Bullak. Diyor ki; bizi “insan” yapar! Marcel Proust, Okuma Üzerine adlı eserinde “Bize yaşanmamış gibi gelen çocukluk yıllarımızda, çok sevdiğimiz bir kitapla geçirdiğimiz günler kadar dolu dolu yaşanmış başka bir zaman belki yoktur,” der. Peki ya çocukken çok sevdiği bir kitabı olmamışsa insanın,

okumak için tıklayınız

Ağzı bozuk, kafası atık bir roman: Deliduman

Güncel, yani içinden geçmeyi sürdürdüğümüz, henüz ?dün? olmamış, olsa da eski bir şeye bakar gibi bakmayı henüz beceremediğimiz bir şeyin romanını yazmak, ya da böylesi ?sanatsal? bir çabayı bir kenara koy, o mesele hakkında sadece adamakıllı bir çıkarım bile yapmak, bunu yapan için de, onun yaptığına ?seyirci? olan için de pek kolay bir iş değil.

okumak için tıklayınız

Emek – Emile Zola

Emek, sevginin ve özgürlüğün romanıdır. Romanın karakterleri ve kurgusu, kadın ile erkek arasındaki aşkın, hatta bütün insani duyguların ancak emeğin özgür olduğu bir toplumda yeşerebileceğini gösterir. Zola, ücretli emeğin 19. yüzyılda içinde bulunduğu kölelik koşullarını anlatırken, bu kölelikten kurtuluşun yeni bir dünyanın kapılarını açacağını kanıtlar. Emeğin özgürleşmesi insanlığın kurtuluşudur ve insanlar arasında sevgi dolu ilişkiler

okumak için tıklayınız

Yazmak neydi, Poe? – Öznur Özkaya

Romanlarıyla tanıdığımız Nilüfer Kuyaş?ın ilk öykü kitabı olan ?Yok Adam?; istisnalar olsa da, erkek kahramanlara eğilen, kendini gerçekleştirememiş erkeklerin gözünden anlatılan bir derleme adeta. Kitapta yer alan yedi öyküden, kitaba ismini veren ?Yok Adam?, acı portakal reçelinin tadını arayan Şehir(li) Hasan?ın kederini yansıtan ?Hayvanların Gece Hayatı?, kadına karşı tacizi ve tacize maruz kalan kadının içsel

okumak için tıklayınız

Doğa?nın karar ânı

Hakan Bıçakcı yeni kitabında, metropol tekinsizliğine bu defa bir kadının gözünden bakıyor. Rekabetin, teşhirin, güzel ve mutlu görünmenin baskısını Doğa’yla resmediyor. Her insan yaşamının bir yerinde, nasıl yaşayacağına, daha doğrusu nasıl yaşamayacağına, yani kim olacağına karar verir ve o karar ânı, beklenildiği gibi çok büyük bir olayın ardından da olmaz genellikle. Yıllarca süren terapi seanslarında

okumak için tıklayınız

Bir yolunu bulmaya çalışmanın romanı; “Deliduman”

Emrah Serbes?in yeni romanı “Deliduman” vazgeçmemenin, öyle ya da böyle bir yolunu bulmaya çalışmanın romanı. Yalnızca bu yönüyle bile okunmaya değer. Şu günlerde, sene-i devriyesini idrak ettiğimiz Gezi direnişi, hemen herkesin hayatına, bir yerinden dokundu. İstanbul ya da taşra fark etmez, Gezi Parkı?ndan yükselen ruh her yere, herkese sirayet etti. Kimi hayatının

okumak için tıklayınız

Mithars’ın Cennetine “Adınla Çağır Beni” – Onur Köybaşı

Bana aşkın tanımı nedir diye sorsalar; hiç tereddütsüz Andre Aciman?ın ?adınla çağır beni? kitabı derim. Aslında sadece aşk değil, tutku ve hayranlık. Diğer bir bedenden kendine varma duygusu, tamamlanma ve eksilme hissi… Hepsi aşk değil midir zaten? On yedi yaşındaki (Elio) bir genci muazzam bir ustalıkla konuşturan Aciman?ın kitabından

okumak için tıklayınız

“Leyla bir özge candır!” – Öznur Özkaya

?Hayri Abi bana vurdu. Başım masaya çarptı. Yere düştüm. Ben onu ittim. Hayri Abi beni pastal masasının altına itti. Ben tekme attım. O kemerini çözdü. Avazım çıktığı kadar bağırıyorum: ?Kurtarın!? Eliyle ağzımı kapattı. Gene de bağırıyorum. Kimse duyup gelmiyor. Ben ona vuruyorum. Hayri Abi fermuarını açtı. Çırpınıyorum. ?Ömer?e verirken iyiydi!? diye bağırıyor. ?Elin üç kuruşluk

okumak için tıklayınız

Hera Hep Kötü Olmak Zorunda Değil – Hüseyin Bul

Çocuk deyince hepimizin aklına üç aşağı beş yukarı aynı şeyler geldiğinden eminim. Okul, uyku, yaramazlık, oyuncak, bisiklet, aile sırlarının bir çırpıda ortaya saçılması falan. Hatta bizde, haberi çocuktan al diye bir vecize bile var. Adaletin yanlış tecelli ettiğini düşünüp cinayet dosyasını yeniden inceleyerek gerçeğin ortaya çıkmasına vesile olan bir çocuk gördüğümüzde çocuklara dair düşüncelerimiz değişmese

okumak için tıklayınız

Ortak tarihten doğan yabancılar – Sennur Sezer

Ortadoğu tarihinde ülke olarak payımız olmasına karşın Ortadoğu edebiyat ve sanatına yabancı olduğumuzu rahatça söyleyebiliriz. Neval el Saddavi yıllar öncesinden en iyi tanıdığımız tek Mısırlı yazar. Kadın toplantılarından birindeki konuşmalarını unutmam olası değil. Necip Mahfuz?un Nobel alışı bize Ortadoğu?dan bir kapı aralar diye düşünüldüyse de bu kapı umduğumuz kadar geniş olmadı. 2011?de Necip Mahfuz?un 100.

okumak için tıklayınız

?En acıklı öykü?

İngiliz yazar Ford Madox Ford, başyapıtı sayılan İyi Asker?de dışarıdan bakıldığında ?mükemmel? görünen iki çifti ve İngiliz yaşam tarzının çöküşünü anlatıyor. Ford Madox Ford, ?Bu kitaba harcadığım emekten, atıflardan ve karşı atıflardan oluşma karmaşık düğümler karşısında şaşkınlığa düştüğümü söylemeden edemeyeceğim. Bu kitabı hızlı yazmama karşın on yıl öncesinden başlayarak

okumak için tıklayınız

Kaybedenlerin büyük öfkesi

Emrah Serbes, Behzat Ç. maceralarından sonra yeni romanı Deliduman? ile okur karşısında. Bu kitabın başrolünde Gezi var: İsyancılar, alayına küfredenler ve daha niceleri… Rus biçimciliği akımının önemli eleştirmenlerinden Boris Eichenbaum, 1910?larda ortaya yeni bir edebiyat terimi attı: Skaz. Yüzyıl başında tür olarak roman büyük değişimler içindeydi,

okumak için tıklayınız

Gözlerini kaçırmadan, sözlerini sakınmadan? – Ali Mert

Yapmacıksız, dosdoğru, gözü pek, sözü de pek, denebilirse ?sert? bir roman bu. Kitaplarını ve yazılarını düzenli takip edecek, ondan hep yenilerini bekleyecek, denebilirse ?tiryaki bir okur kitlesi? yaratmayı ilk romanıyla başaran bir yazarın, ikinci romanı. Irmak Zileli, ?Eşik?ten? sonra ?Gözlerini Kaçırma?yı

okumak için tıklayınız