Kategori: Romanlar

Teslim Olmayanlar Ölmez – Nikolay Çukovski

1991’de Sovyetler Birliği’nin yıkılması, sosyalizmin sadece reel anlamda çözülüşünü ifade etmiyordu. ‘Tarihin sonu’ tartışmaları kapitalizmin nihai zaferi ile beraber bir tarihin unutuluşunu, unutturuluşunu da temsil ediyordu. Bu, sosyalizmin tüm dünyada büyük zorluklarla yazılmış tarihidir. 1848 devrimlerinden Paris Komünü’ne, şanlı Ekim Devrimi’nden Vietnam’a, İkinci Paylaşım Savaşı’ndan dünya devrimcisi Che’ye kadar

okumak için tıklayınız

?Benim yara izlerimle kaplısın, baobab?

Kadın anlatıcı sığındığı Baobab ağacı için: ?Benim yara izlerimle kaplısın, baobab? diyordu. Eş zamanlı okuduğum bir başka kitap olan Kurtlarla Koşan Kadınlar?da ise şöyle yazmıştı kadın Yazar Clarissa Pinkola Estés, teskin edercesine: ?Derin bir yara iziniz varsa, o bir kapıdır; eski, çok eski bir öykünüz varsa, o da bir kapıdır.? İki kitabı buluşturan noktayı bulmuştum,

okumak için tıklayınız

Zeplin – Karin Tidbeck “zekice, anlatılamayacak kadar tuhaf” Ursula K. Le Guin

İsveçli yazar Karen Tidbeck’in tekinsiz, ama tekinsiz olduğu kadar da olağanüstü dünyasına hoş geldiniz. İskandinav kültürünün alacakaranlığından ve melankolisinden doğan bu öyküler, güneşin dönmeyi bıraktığı bir dünyanın büyülü atmosferine sahip: Fantazyadan, büyülü gerçekliğe, bilimkurguya ve hayalî bir yaratığın Borgesvari taksonomisine kadar uzanıyor. Bu öyküler rahatsız edici; bir o kadar da kara mizahın engin zekâsını içeriyor.

okumak için tıklayınız

Katil Kim? – Zafer Köse

O gün o genç adamın öldürüleceğini daha ilk cümlede öğreniyorsunuz. Marquez, “kırmızı pazartesi” günü yaşananları, yıllar sonra kasabaya geri dönen bir kişinin dilinden anlatıyor. Bu kısacık büyük romandaki herkes biliyor Santiago Nasar’ın öldürüleceğini. Cinayetin nedenini de fazla merak etmenize gerek kalmıyor, çünkü hemen başlarda açıklanıyor. Kimin öldüreceği bilgisi de veriliyor. Anlıyorsunuz ki, Pedro ve Pablo

okumak için tıklayınız

Bir Gelişim Romanı: Narziss ve Goldmund – A.Kadir Şahin

İnsanın zevk aldığı bir eser hakkında yazması, yazmak için zevk almaya çalışan birinin tutumundan daha akıllıca gelmiştir bana her zaman. Bu yüzden bir kitabı yazmak için okumaya başlamam, tersine okuduğum bir kitaptan aldığım zevk beni yazmaya iter. Hoş, estetik kategoride tartışılmayan, kişiden kişiye değişebilen bir duyumsamadır. Bu duyumsama çevresinde dönen bir yazarın kendini bireysellikten koparıp

okumak için tıklayınız

Her kadın anne mi doğar? – Elif Şahin Hamidi

İlk romanı ?Eşik?le 2012 Yunus Nadi Roman Ödülü alan Irmak Zileli, ?Gözlerini Kaçırma? adlı yeni romanıyla yola devam ediyor. ?Eşik? yayımlandığında Irmak Zileli, çiçeği burnunda sayılabilecek bir anneydi. O minik bebek bugün dört yaşında bir kız çocuğu… Zileli, annelik yolculuğunun başından bu yana biriktirdiklerinin izinde, kutsal annelik mitinin çelişkilerini deşerek, güzel bir kurguyla bu kitabı

okumak için tıklayınız

?On Beş Yaşında Bir Kız ve Onun Kararsız Hayatı?

Kız çocukları genç kız olmayı sabırsızlıkla beklerken ergenliğin ilk dönemlerinde yaşadıkları hızlı değişiklerle beklenmedik farklı duyguların içine girerler. Düne kadar bebekleriyle oynayan bir kız çocuğu iken, bir genç kız olmanın zorluklarıyla yüzleşirler. Bunun yanında kendilerini ispat etmek de isterler. Bunu gerçekleştirirken de çeşitli hatalar yapabilirler. Çünkü karar verme konusunda çok da başarılı değillerdir. ?Şu Benim

okumak için tıklayınız

Zamanın Manzarası – Mehmet Eroğlu

Acıya dayanacak kadar güçlü olduğumu düşünmüştüm. Garip ama gerçek; aslında acısız yaşayamıyoruz. Çünkü bilgi ve gerçeğin asıl kaynağı olan acı, varlığımızın farkına varmamızı da sağlıyor. Bizi sahici kılıyor. Yansız akıp giden, hayat denen saçmalık. Bitmek bilmeyen, kötü geçmeye kararlı yıllar. Geçmiş zaman, şimdiki zaman ve gelecek. “Neden

okumak için tıklayınız

İktidarın ve Sermayenin “Fıtrat”ı

Soma madencilerinin anısına Bugün işçi sınıfı edebiyatının en büyük romanlarından birisi olan Germinal’i ve dünya edebiyatında yazarlığı kadar entelektüel kimliğiyle de ayrıcalıklı bir yer edinen Émile Zola’yı hatırlatmak istiyorum. Yordam Kitap’ın uzun süredir yayıma hazırladığı romanın Soma’daki işçi katliamının hemen ertesine denk gelmesi bir rastlantı. Ancak maden kazalarını “fıtrat”a bağlayan bir zihniyet tarafından yönetilen bir

okumak için tıklayınız

Sınırın berisinde bitmeyen kavga

Dünyanın kavgaya tutulduğu o kanlı dönemlerde baskı, zulüm, açlık ve kıtlık ve de o tükenmez çatışmaların yaşandığı o yıllar anlatılır; sürgünlerle, göçlerle geçen bir yaşam… Kuzeyden Geldiler, Eşref Ayaz?ın doğduğu topraklarda nüvelenir ve başkaldırır hem kök salan feodaliteye, ağalara, beylere hem de o çatışma ortamından yararlanmak isteyen güçlere… Osmanlı?nın son demleridir. Doğu cephelerinde alınan yenilgiler,

okumak için tıklayınız

Böyle olur Necib Mahfuz polisiyesi

Mahfuz?un 1952 devriminin ardından kaleme aldığı Hırsız ve Köpekler kısa ama yazarın siyasi görüşleri ve edebi kariyerindeki değişimi yansıtması açısından önemli bir roman. Hırsız ve Köpekler, Necib Mahfuz romanlarının kapsayıcı, panaromik yapısına alışkın okurları şaşırtacak bir roman. Hapiste geçirdiği birkaç yıldan sonra özgürlüğüne kavuşan bir adamın dışarıda geçirdiği iki haftalık süreyi ?kara roman? tarzında bir

okumak için tıklayınız

Dünyanın Ucunda – Zafer Köse

John ile William?ın karşılaşmasının hikayesi bu. Aile ilişkilerinin açtığı derin yaraların sızladığı bir roman. Dünyanın ucunda geçiyor, Avustralya?da. Bu dünyada yani, o kadar yakın. İçinde toprak sevgisi, yurt edinme çabası var. Sevginin yozlaşarak sahip olma tutkusuna dönüşmesi var. Olaylar 1992 sonbaharında başlayıp 93 sonunda bitiyor. Hikaye, 9 yaşındaki William?ın bir yangında babasını kaybetmesiyle, aslında her

okumak için tıklayınız

Freud’un bencil listesi

Freud’un hayatını merak edenler ve bütün “kardeşler” Freud’un Kız Kardeşi’ni okumalı. Roman, bir dâhinin sırdaşı olan kız kardeşine yüz çevirme, onu kendi kaderiyle baş başa bırakma hikâyesi. “Siz gelmeyeceksiniz.” “Gelmeyecek miyiz?” “Gerek yok” diyor Sigmund. “Ben de kendim istediğim için gitmiyorum zaten. Britanya ve

okumak için tıklayınız

Kore Nire – Fahri Erdinç

Hikâye 1960 Mayısı?nda Ankara?da başlıyor. Öğrenci olayları, genç subayların hoşnutsuzluğu, iktidar yanlısı generaller, başta Menderes olmak üzere iktidar sahipleri, tutuklu gazeteciler… İlk basımı 1966 yılında Sofya?da yapılan Fahri Erdinç?in Kore Nire romanı yaklaşık elli yıl sonra Türkiye?de de yayımlandı. Erdinç bu romanında Türkiye Cumhuriyeti?nin 27 Mayıs darbesine götüren siyasi ve toplumsal süreçleri ele almış. Asıl

okumak için tıklayınız

Madencinin Sınav Günleri – Bir Madenci Kasabasının Öyküsü 1 / Lewis Jones

1937 yılında yayınlanan Cwmardy, Lewis Jones’un iki romanından ilki. Yirminci yüzyılın başlarında İngiltere?nin Güney Galler bölgesinde kömür ocaklarıyla ünlü bir kasabayı anlatıyor. Roman kişileri, bu kasabada yasayan maden işçileri. Özellikle kasabadaki bir ailenin bireyleri aracılığıyla hem özel bir gelişimin, hem de çevredeki isçi yaşamının tarihini aktarıyor bize. Madencilerin her yerde karşılaştığı olaylar bu romanda da

okumak için tıklayınız

Kadın ve korku – Hazel Melek Akdik

Suat Derviş?in ilk romanlarının dikkat çeken ortak noktası gotik edebiyata özgü bir tarzda yazılmaları. Kurgunun farklı türlerde korku ve gerilim öğeleri üzerine inşa edildiği bu romanlar, Türk edebiyatının ilk gotik eserleri olarak kabul edilebilir. Türk edebiyatı alanındaki çalışmalarda Suat Derviş?in eserlerine karşı uzun süre bir kayıtsızlık hâkimdi. Sinema ve tiyatro uyarlamalarıyla dönem dönem popüler olan

okumak için tıklayınız

49 Numaralı Parçanın Nidası – Thomas Pynchon

TIME’ın 1923-2005 arası En İyi İngilizce 100 Roman listesinde yer alan 49 Numaralı Parçanın Nidası, Amerikalı yazar Pynchon’ın kaleminden 1966’da çıkan postmodern bir gizem romanı. Zamanında Nabokov’un öğrencisi olduğu gibi, aynı zamanda William Gibson, David Foster Wallace, Salman Rushdie ve Neal Stephenson gibi farklı türlerde ustalaşan yazarların etkilendiği bir kalem olan Pynchon, medyadan kendisini çok

okumak için tıklayınız

Dino Buzzati’den “Yaşlı Ormanın Gizemi”

İnsana, doğadan bakmak Daha çok Tatar Çölü’yle tanıdığımız Dino Buzzati’nin geçtiğimiz günlerde bir romanı daha okuyucu karşısına çıktı: Yaşlı Ormanın Gizemi. Buzzati’nin yazın kronolojisine baktığımızda Dağların Adamı Barnabo’dan (1933) sonra ikinci sırada gelir bu romanı. Ancak esas patlamasını, ilk kez 1935’te yayımlanmış Yaşlı Ormanın Gizemi’nden

okumak için tıklayınız

?Büyülü Kuş?la Başka Diyarlara?? – Mehmet Özçataloğlu

Ülkemizde çocuk kitaplarındaki niteliksel ve niceliksel yükselişte, gerek Türkiye edebiyatından gerekse de dünya edebiyatından seçilen, evrensel kurgular ve modern anlatım biçimleriyle kaleme alınan çağdaş yapıtların payı büyük. Son 10 yılda çocuk edebiyatının yıldızının parlaması, yayınevlerinin de bu alana yönelme zorunluluğu yayımlanan kitapların niteliğini de değiştirdi. Yıllar yılı La Fontaine ve Grimm Kardeşlerin masallarını okuduk,

okumak için tıklayınız

Vicdan Zorbalığa Karşı ya da Castello Calvin’e – Stefan Zweig

Vicdan Zorbalığa Karşı ya da Castellio Calvin’e, okuru Fransız Reformcu Jean Calvin’in diktatörlüğünün hüküm sürdüğü XVI. yüzyıl Cenevre’sine götürür. Calvin’in farklı görüşlere gösterdiği tahammülsüzlük, hümanist din adamı Miguel Serveto’nun resmî öğretiye ters düşen görüşleri nedeniyle ölüm cezasına çarptırılmasıyla zirveye tırmanır. Tam da bu noktada Sebastian Castellio, Calvin’in karşısında tarih sahnesindeki yerini alır. Bu kitap, Zweig’ın,

okumak için tıklayınız