Rıfat Ilgaz’ın Hayatı

Rıfat Ilgaz , yaşam tarzıyla ve eserleriyle yaşadığı haksızlıklara baş kaldırırken; ürettiği mizah öyküleriyle, kendi döneminin yanı sıra gelecek kuşakların da uslarında yer edinen, zarif bir karşı duruş sergilemiştir. Üreten ve paylaşan kişilerin duyumsadığı mutluluk, Rıfat Ilgaz’ın yapıtlarında da kendini gösterir. Halk için doğruluğuna inandığı yolda tüm engellere karşın ilerlerken; aydınlatmayı, paylaşmayı hiç terk etmez.

okumak için tıklayınız

Homeros ‘un Hayatı

Homeros genel görüşe göre, İonia’daki Smyrna’da doğdu ve M.Ö. 750-700 yılları arasında yaşadı. İzmirli olan babası Maion, genç yaşta ölünce Homeros’un yaşamı zorlaşmış ve annesi onu Kyme’deki ailesinin yanına götürmüş. Orada da olmayınca Homeros’u Larisa’daki dayısının yanına bırakmış ve kendisi İzmir’e dönmüş. Bazı zengin ailelerin yün yıkama, eğirme işleriyle, evlerin hizmetçilik işlerinde çalışan annesi, Homeros’u

okumak için tıklayınız

Aşk Köpekliktir – Ahmet Ümit

Ahmet Ümit 1960’ta Gaziantep’te doğdu. 1983’te Marmara Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nü bitirdi. 1985-1986 yıllarında Moskova’da Sosyal Bilimler Akademisi’nde eğitim gördü. İlk şiiri “Adam Sanat”ta çıktı. Şiir, öykü ve yazılarını “Adam Sanat”, “Yine Hişt”, “Öküz” ve “Cumhuriyet Kitap” dergileri ile “Yeni Yüzyıl” gazetesinde yayımladı. İlk kitabı “Sokağın Zulası” bir şiir kitabıydı ama Ümit, Türkiye edebiyatındaki ününü

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin Büyük Aşkı Polina Suslova ve Aşkına Yer Verdiği Romanlar

Dostoyevski’nin Büyük Aşkı Polina Suslova ve Aşkına Yer Verdiği Romanlar Polina Suslova’nın henüz Türkçeye çevrilmeyen günlüğünde Dostoyevski ile olan ilişkisinden bahseder. Dostoyevski ise romanlarında söz eder ondan. “Kumarbaz” romanında açık açık ondan söz eder. Aralarında geçen kimi konuşmaları romanında yer vermekten çekinmez. Polina Suslova, Suç ve Ceza romanında Dunya olarak karşımıza çıkar, Budala’da Nastasya Filipovna,

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya’nın ilk şiiri “Şarkı­sı-Beyaz”ın öyküsü

Cemal Süreya’nın ilk şiiri, 1953’te, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin üçüncü sınıfındayken Mülkiye dergisinde yayımlandı: “Şarkı­sı-Beyaz”. Mülkiye, fakültemizde çıkmakla birlikte bir fakülte dergisi değildi. Yine de, elbet, yazarlarının büyük bölüğü öğrenciydi. Ya da İstanbul’dan, Ankara ‘dan yeni yetmeler. Arada bir ünlü yazarların ürünleri de yayımlanıyordu. Sözgelimi Sait Faik’in “Hişt!” adlı öyküsü Mülkiye’de çıkmıştır. Bahri Savcı da (o

okumak için tıklayınız

Hiç (Nada), Carmen Laforet

İspanya İç Savaşı’nın hemen ertesinde, gencecik bir kızın yazdığı ve 1944 Nadal ödülünü kazanan “Hiç” (Nada) , 2004’te yazarının ölümünden sonra dünyanın her yerinde yeniden keşfedildi. On sekiz yaşındaki Andrea, öksüz kaldıktan sonra üniversite eğitimi için köyünden Barselona’ya, zenginliği ve kültürüyle hep gözünü kamaştırmış olan anne tarafından akrabalarının evine gelir. Ancak akrabaları savaş sırasında servetlerini

okumak için tıklayınız

Ubıhça’nın kurtarılış öyküsü – Georges Dumezil

Georges Dumezil, Türkiye’yi uzun zamandan beri tanıyordu. 1859-1864 yıllarında Rus işgalinden kaçan bütün azınlıkları ve bu azınlıkların Türkiye’de yerleştikleri köyleri biliyordu. 1926-1931 yılları arasında Türkiye’de geçirdiği altı yıl boyunca on ikiden fazla dil öğrendi (otuza yakın dili konuşurdu). Bu dillerden çoğu Rusya’da artık yaşamıyorlardı. Sadece Türkiye’ye gelen göçmenler arasında konuşuluyordu. 1929 yılında İstanbul’dan 300 kilometre

okumak için tıklayınız