Nâzım Hikmet’in şiiri “Jokond ile Si-Ya-U” – Zeliha Berksoy
“Nâzım Hikmet’in Jokond ile Si-Ya-U’su, adını Nâzım’ın koyduğu Zeliha Berksoy tarafından sahneleniyor. Sanatçı Berksoy, ‘1928’de yazılmış bu denli modern, epik, ekspresyonist, sağlam bir eser az bulunur’ diyor. Jokond’u tanır mısınız? Hani yüzünün bir tarafı gülerken diğerinin ağladığı söylenen, Leonardo da Vinci’nin başyapıtı ‘La Joconde’… Yani ‘Mona Lisa’… Ya Jokond, Louvre Müzesi’nde kendisini izlemeye gelen bir
okumak için tıklayınızİki Yıl Okul Tatili – Jules Verne
Uzun yıllar boyunca serüven dendiğinde ilk akla gelen isim şüphesiz Jules Verne’di. Henüz sinemanın, televizyonun icat edilmediği günlerde yazdıklarıyla insanların hayal gücünü zorlayan ‘Bilimkurgu edebiyatının babası’ Jules Verne’yi yaşadığı dönemin en çok okunan yazarlarından biri olmasına rağmen günümüz okuru onu daha çok basitleştirilmiş çocuk kitaplarıyla tanır. Mesela İki Yıl Okul Tatili’ni okuyup da dünyanın ötelerinde
okumak için tıklayınızÜniversiteler ve Felsefe, Arthur Schopenhauer
Üniversiteyi kuran felsefe bugün üniversitenin neresinde? Bir zamanlar üniversitenin kapısından neyin içeri alınıp neyin alınmayacağına tek başına karar veren felsefe bugün içeri alınmak için kimlerin kapısında bekliyor? Kendisine zoraki tahsis edilen ve pek kimsenin itibar etmediği izbe köşede felsefe sevdalılarına felsefe adı altında ne sunuluyor? Henüz var olmayan ve hedefine henüz erişmemiş, onun yolunu dahi
okumak için tıklayınızTutkunun Romanı Leyla Gencer “La Diva Turca”, Zeynep Oral
Tutkunun Romanı, opera sanatçısı ve Dünya opera tarihinin en büyük sopranolarından birisi olan Leyla Gencer, içinin ateşiyle yeryüzünü tutuşturmaya hazır; acıyı ve sevinci, korkuyu ve öfkeyi, dostlukları ve ihaneti, aşkı ve nefreti, kendi özel bahçesinde yeşerten; güçlüklere, engellere, baskılara meydan okuyarak savaşmaktan yılmayan; yeryüzü uçurumlarını sınayan Leyla Gencer’in “La Diva Turca”nın romanıdır. Onu, hep uçurumların
okumak için tıklayınızKomşuda İç Savaş – Fuat Göktürk “Yunanistan’da yurtsever direnişin öyküsü”
Yunan İç Savaşı’nı incelemek, yakın tarihinde Türkiye’yi ciddi biçimde etkileyen önemli bir hesaplaşmaya yakından bakmak anlamına geliyor. Önce İtalyanlara ve Almanlara sonra İngilizlere karşı savaşmak zorunda kalan Yunanlı yurtsever direnişçilerin 1940’lara damga vuran mücadele ve yenilgisi, ABD’nin Avrupa ve Anadolu coğrafyasına uygun gördüğü modelin başarısı anlamına geliyordu. İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarında kazanan tarafta yer alan
okumak için tıklayınız“Şerefsiz Osmanlı”ya dönüş, Osman Çutsay
“Şerefsiz Osmanlı” sözü, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde emperyalistler tarafından Osmanlı’yı aşağılama niteliğinde söylenen adlardan biriydi. Çutsay bu başlığı bir makalesi için kullandığında, imparatorluğun son döneminde kibirli emperyalist dünyadan gelen “onursuz” “şereften yoksun” nitelemelerine nasıl maruz kaldığından bihaber Osmanlı İmparatorluğu düşkünlerini ayağa kaldırmıştı. Şimdi aynı başlık bir kitabın kapağını süslüyor. Osman Çutsay, “şerefsizliği” kabullenmeyenlerin bu ülkeyi
okumak için tıklayınızMolotov Anlatıyor, Stalin’in sağkoluyla yapılan 140 görüşme, Feliks Çuyev
“Heyecanlı olduğum zamanlarda kendi adım Skriabin’i telaffuz etmekte güçlük çekerim. Çok fazla sessiz harf var. İşte bu nedenle kendime telaffuzu daha kolay bir ad aradım. “Makhov” ve “Molotov” arasında tereddüt ettim. Kendi adımı heyecanlandığım zamanlarda bile kolay söyleyebileyim diye. Molotov endüstriyel bir isim. İşçilerin hep yanında oldum.”(Molotov anlatıyor, Yordam Kitap, s.149) Devrim ve sosyalizm tarihinin
okumak için tıklayınızDüşünce Tarihi 3 / Gerçekçi Düşüncenin Çağdaş Görünümü, Afşar Timuçin
Afşar Timuçin, Düşünce Tarihi 3 / Gerçekçi Düşüncenin Çağdaş Görünümü adlı kitabını 1994 yılında yayımladı. En yakın zamanlar belki de yargılanması en güç zamanlardır, çünkü onda yaşanan yanımızdan bir şeyler vardır. Görmek her zaman belli bir uzaklıktan bakmayı gerektirir. En yeni zamanların görünümü şöyle: İnsanlığın gelişim koşulları çerçevesinde yaşam biraz daha çeşitlenirken düşünce de birbirine
okumak için tıklayınızDüşünce Tarihi 2 , Gerçekçi Düşüncenin Gelişimi, Afşar Timuçin
Afşar Timuçin, Düşünce Tarihi 2 – Gerçekçi Düşüncenin Gelişimi kitabını 1994 yılında yayımladı. “Yeniçağ bizim için insanın daha da insanlaşma yonulnda çok büyük adımlar atmaya başladığı zamanların adıdır. Bu gelişimi elbette insanlığın uzun sürmüş çabalarınan bir sonucu diye değerlendirmek doğru olur. Bir çağ temel yaşam koşullarının kökten değişimiyle yerini yeni bir çağa bırakırken insanı yeni
okumak için tıklayınız