Faşizme karşı Yahudilerin direnişi: Varşova Gettosu – Meltem Oral

Dünya tarihinin en karanlık dönemlerinden biri olan İkinci Dünya Savaşı genellikle, Nazilerin ‘üstün ırk’ dışındaki her toplumsal kesime yönelik imha politikasıyla hatırlanır. Milyonlarca Yahudi, komünist, eşcinsel ve dahası öldürülür. Soykırımdan bahsedilince akla gaz odaları, toplama kampları, açlık, ölüm kamplarına doğru yol alan tren vagonları gelir çoğu zaman. Ancak Nazilere karşı direniş deneyimleri aynı sıklıkla anılmıyor

okumak için tıklayınız

Tolstoy’dan Camus’ye, Kafka’dan Woolf’a ölümün ayrıntılı anlatımları

Trajedi ve yıkımı benliğinin bir parçası haline getiren Kafka’nın, edebiyat tarihinde yeni bir sayfa açtığını söylemek herhalde gereksiz. Yaşarken ölen, infazlara şahit olan, daha önce hiç karşılaşılmayan tekniklerle katledilen insanların varlığını eşeleyen Kafka, Brombert’e göre hasta ve titreyen bedenle çevrili bir ruh âdeta. Dahası, yazma eylemini “korkunç” hale getiren bir isim. Ölenin mi yoksa yaşayanın

okumak için tıklayınız

“Közlü Yürekler” – Halil Yılmaz Hıtmiye

Müslüm Kabadayı’nın son çıkardığı öyküler yapıtı “ KÖZLÜ YÜREKLER” bana, her nedense “Kerbela Yürekler” deyimini anımsatıyor. Çünkü, bu öykülerin yaşandığı topraklar kan kokuyor. Anadolu’nun; Bağdat’ın Dicle’si, Şam’ın Fırat’ı kan ağlıyor, hoyrat çağırıyor ve ağıt söylüyor kadim tarihi gibi.

okumak için tıklayınız

Ayvali – Ayvalık (Dört Yazar, Üç Kuşak, İki Yaka) – Soloup “İki memleketli grafik roman”

Yunanistan’da 2015 yılı En İyi Çizgiroman ve En İyi Senaryo ödüllü, Fransa’da yılın en iyi çıkış yapan yabancı çizgiromanı sayılan, çizgi ve karikatür üstadı Soloúp’un başyapıt niteliğindeki 448 sayfalık eseri Ayvali-Ayvalık Fransızcadan sonra ilk kez Türkçede yayımlanıyor.

okumak için tıklayınız

Boğulmamak İçin – George Orwell “İnsanların tepkisizliğine dikkat çeken, savaş karşıtı bir roman”

“Başınızın üstünde cam çatılar, hepsi aynı müziği çalan radyolar, yeşil yok, her yer beton kaplı; kısır meyve ağaçlarının altında otlanan yapma tosbağalar.” Kabaca, kırk beş yaşında şişko bir sigortacı olan George Bowling’in yaşadığı hayata yabancılaşması sonucu çareyi (biraz da gerçeküstü bir durumla) büyüdüğü yer olan Aşağı Binfield adlı kasabaya gidişinde bulmasını konu alan kitap, alt

okumak için tıklayınız

Umberto Eco: ‘Gülün Adı’ndan nefret ediyorum

“Bazen ‘Gülün Adı’ndan nefret ettiğimi söylüyorum” diyerek bir itirafta bulunuyor Eco. “Belki de ondan sonra yazdığım romanlar daha iyiydi, kim bilir? Bu birçok yazarın başında geliyor. Gabriel García Márquez 50 roman kaleme alsa bile her zaman ‘Yüzyıllık Yalnızlık’ (One Hundred Years of Solitude) ile hatırlanacak. Yeni bir roman yayımladığımda, ‘Gülün Adı’nın satış rakamları yükselişe geçiyor.

okumak için tıklayınız

Beklenmedik bir durakta inen yolcu: Tezer Özlü

Yazmak benim için salt yaratmadır. Öykü olsun, roman olsun, bütün anlatılar, eleştirel bir deyimlemeye uygun olarak “kurmaca”dır salt. Yaşamla yazmayı karıştıranlarla da pek aram iyi değildir. Ne var ki, bu yaklaşımımı tepetaklak eden yazarlar da var. Özellikle Amerikan şiirinin bir bölümüne alabildiğine egemen olmuş “Günah Çıkaran Şairler”, “İtiraf Eden Şairler” diye adlandırılan John Berryman, Robert

okumak için tıklayınız

Öğrencilerin Beyinleri Hangi Eğitim Metoduna, Nasıl Tepki Veriyor?

Öğrenme ve öğretme teknikleri üzerine yapılmış/yapılmakta olan birçok araştırma bulunuyor. Bu araştırmaların çoğunda, özellikle gözlemler ve öğrencilerin doldurdukları anketler temel alınarak çalışmalar yürütülüyor. Fakat, AAAS yıllık buluşmasında sunulan bir çalışmada, öğrencilerin sınıfta uygulanan tekniklere verdiği tepkinin ölçümünde farklı bir yönteme başvurulmuş.

okumak için tıklayınız

Bilime adanmış bir yaşam: Galileo Galilei “Dünya, yine de dönüyor…”

Tarihin sayfalarına dönüp baktığımızda, bilimsel yöntemin gelişmesine katkıda bulunmuş pek çok bilim insanı görüyoruz. Bu kişilerin arasında hayattayken buluşları sayesinde saygı görenleri olduğu kadar, kimi zaman saygınlıkları, kimi zaman özgürlükleri, hatta bazen de canları pahasına bilimsel yöntemi savunmuş olanları da var. Galileo Galilei bu ikinci gruba girenlerden biri ve hatta belki de en önemlisi.

okumak için tıklayınız

Tespih Ağacının Gölgesinde – Harper Lee ‘İyiye doğru bir değişim için ne yapılması gerekiyor’

“Bu ülkede beni korkutan tek şey şu: Devlet birgün öyle bir canavarlaşacak ki, en küçük bireyler ayaklar altında ezilecek ve artık yaşamanın hiçbir değeri kalmayacak.” Jack, Tesbih Ağacının Gölgesinde ‘Tespih Ağacının Gölgesinde’, bundan elli beş yıl önce yayımlanan “Bülbülü Öldürmek”in devamı olma özelliğini; önyargılar, haksızlıklar, çatışmalar ve sınıf algısı gibi kavramlar üzerinde, okuru tekrar düşünmeye

okumak için tıklayınız

Bülbülü Öldürmek – Harper Lee “kötücüllüğe yenik düşmemek için her daim mücadele etmek”

Adil olmak bu kadar zor mu? Harper Lee’nin ‘Bülbülü Öldürmek’i, kötücüllüğe yenik düşmemek için her daim mücadele etmek gerektiğini vurguluyor. Robert Mulligan filmiyse bu romanın ruhunu kusursuzca görselleştiriyor Harper Lee… Yazdığı tek romanla 20. yüzyıl edebiyatının önemli kalemlerinden birine dönüşmüş bir isim. 1960’ta yayımlanan ve kısa zamanda “çok satanlar” arasına giren “Bülbülü Öldürmek”le insanoğlunun “iyicil”

okumak için tıklayınız

Kadınlar – Eduardo Galeano

Eduardo Galeano yine dünyanın bütün köşelerini dolaşarak, kadınlar şahsında bir insanlık tarihine davet ediyor okuru. Yalnızca tekerrürden ibaret olmayan, çomak da sokulabilen bir insanlık tarihine… Her satırıyla etkileyen, öfkelendiren ve umut veren bir derleme. Galeano ölümünden sonra da “dünyanın vicdanı” olmaya devam ediyor.

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya, Deniz Baykal’ı yazmıştı: ‘Köksüz ama sürekli bir veliahd duygusu içinde’

Deniz Baykal, yine rol çaldı. Ama alkışlar kendi partisinden değil, iktidardan geldi. “Bana seni kimin alkışladığını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” diye bir atasözü var mı? Yok, ama olabilirmiş!… Cemal Süreya, tam 29 yıl önce bir Deniz Baykal portresi yazmıştı. Portre yazılarının toplandığı 99 Yüz kitabının Deniz Baykal’lı sayfalarını birlikte çevirelim:

okumak için tıklayınız

A’dan Z’ye Tezer Özlü

18 Şubat 1986’da ayrılmıştı aramızdan Tezer Özlü. Ama geride bıraktığı eserleriyle birlikte hep yanı başımızda. Tam da bugün için, İpekli Mendil öykü sözlüğünün yazarlarından Gülda Şahin, Özlü’nün eserlerinden yola çıkarak mini bir sözlük hazırladı. Bu vesileyle, Tezer Özlü’yü buradan bir kez daha anıyoruz.

okumak için tıklayınız

Edebiyat ve Bilim – Aldous Huxley

“Edebiyatın ve bilimin işlevi nedir, psikoloji nedir, yazınsal dilin doğası nedir? Edebiyatın işlevi, psikolojisi ve dili, bilimin dili, işlevi ve psikolojisinden nasıl ayrılır? Edebiyatla bilim arasındaki bağıntı geçmişte nasıldı? Şimdi nasıldır? Bu bağıntı gelecekte nasıl olabilir? Sanatsal yönden konuşulursa, edebiyat insanının gelecek yüzyılların bilimine katkısı nasıl olmalıdır? Bu kitapta yanıtlamaya çalışacağım sorular işte bunlar olacaktır.”

okumak için tıklayınız

Düşüş – Albert Camus “İn­sa­nın ka­rak­te­ri olma­dı mı, bir yön­tem bul­ma­sı ge­rek.”

Gü­vensiz­li­ği ka­bul et­me­yen saf yü­rek­li bir in­san ta­nı­dım. Ba­rış­çıy­dı, öz­gür­lük­çüy­dü, tüm in­san­lı­ğı ve hay­van­la­rı ay­nı sev­giy­le se­vi­yor­du. Seç­kin bir ruh, evet, bu ke­sin. Avru­pa’­da, son din sa­vaş­la­rı sı­ra­sın­da kö­ye çe­kil­miş­ti. Evi­nin eşiği­­ne şöy­le yaz­mış­tı:“Ne­re­den ge­lir­se­niz ge­lin, hoş geldi­niz, bu­yu­run içeri.” Siz­ce kim ya­nıt ve­rir bu güzel dave­te? Mi­lis as­ker­le­ri! İçe­ri gi­rer­ler ev­le­ri­ne gi­rer gi­bi ve

okumak için tıklayınız

Erik Çekirdeği – Lev Nikolayeviç Tolstoy “kendinizi öykülerin içinde bulacaksınız”

Lev Tolstoy’u hepimiz daha çok büyükler için yazdığı unutulmaz yapıtlarıyla tanıyoruz. Tolstoy, aynı zamanda yarının büyükleri için de birbirinden güzel masallar, öyküler yazmıştır. Erik Çekirdeğinde yer alan öyküler, özellikle ilkokul yaşlarındaki çocuklar içindir. Alışılmış öykü kalıplarının dışında, yalın, gerçekçi bir anlatımla sunulan bu öykülerin kahramanlarının çoğu, hayvanlar aleminin sevimli üyeleri. Hem öğretici, hem düşündürücü olan

okumak için tıklayınız