O Vakit Son Mimoza – Cemil Kavukçu “insan asıl umudunu kaybettiği zaman ölür.”

“Balıklar karınları yukarı doğru ölürler ve yüzeye çıkarlar; bu, onların düşüş biçimidir.” André Gide O Vakıt Son Mimoza, Cemil Kavukçu’nun belki en hüzünlü kitabı. Kavukçu’nun, yaşamı her yönüyle kavrayan, her duygunun hakkını veren öykülerinde sıra hüzünde… Ama okuyunca göreceksiniz; en umutsuz anlarımızda bile bahçemize bir fidan diker, bir sokak hayvanıyla dost olur, ölüm döşeğinde gülümseriz. Çünkü

okumak için tıklayınız

Seyrek Yağmur – Barış Bıçakçı “Huzursuz olduğuma göre, bunda bir yanlışlık var, günler aynı kaba damlamalı.”

Bıçakçı yeni romanı Seyrek Yağmur’da -önceki eserlerinde olduğu gibi- yine metnin içinde gerçeklik arayışına giriyor. Roman, Rıfat adlı başkahramanın günleri aynı kaba damlatmaya çalışmasıyla başlıyor. Birikim yoksa, anılar olmaz ve bellek işlevsiz kalır. Ancak aynı kapta biriktiğinde bir bütünlük sağlayabilir anılar. “Huzursuz olduğuma göre, diye düşündü, bunda bir yanlışlık var, günler aynı kaba damlamalı. Böylece

okumak için tıklayınız

Merhume – Murat Uyurkulak : “bu kitabı yazarken çok umutsuzluğa kapıldım”

Kitapta net bir erkek dünyası eleştirisinin yanı sıra, bir de yine net bir politik eleştiri var. Aradan bilinmeyen bir zaman geçiyor. 13 askeri darbe, üç Gezi kalkışması oluyor. ‘Fakat sosyo-politik hayatımızda değişen hiçbir şey yok, gelecekte de her şey aynı olacak’ diyorsun bize. Böyle olacak mı demek istiyorsun sahiden bize? Murat Uyurkulak : Bir edebiyatçı

okumak için tıklayınız

Stanford Hapishane Deneyi nedir?

Stanford Hapishane Deneyi, sosyal psikolog Philip Zimbardo’nun 1971 yılında Stanford Üniversitesi bodrum katını bir hapishaneye çevirerek mahkûm ve tutsak olmanın psikolojik etkilerini incelemek amacıyla 24 üniversite öğrencisiyle başlattığı ancak planlananın ötesinde bizlere roller, uyum, kötülük ve sistemler adına çok şey söyleyen klasik bir psikoloji deneyidir.

okumak için tıklayınız

Yalancılar ve Sahtekarlar Ansiklopedisi – Roelf Bolt

Yalancılar Ve Sahtekarlar Ansıklopedisi, insan olmaya “aldatma ve al-danma” penceresinden bakıyor; dünden bugüne, şöhretliden bilinmeyene, en “doğru” yalanları, en “gerçek” sahteleri, en başarılı sahtekarlık vakalarını bir araya topluyor. Pazardan edindiği askeri üniformayla zor kullanmadan şehrin belediye sarayını teslim alan Alman ayakkabıcı (bugün adına basılmış bir pul var); kısırlık tedavisi diye erkeklere keçi testikülü nakledip servet

okumak için tıklayınız

Lambadaki Cin – Hatice Balcı

Çoğu zaman üç-dört romanı peş peşe okuduktan sonra, belli bir zaman aralığı belirler, listemde yer verdiğim diğer kitaplara geçerim. Bunlar daha çok tarih, edebiyat-inceleme, sosyoloji-antropoloji çalışmaları olur. Yıllar önce Arnold Hauser’in ‘’Sanatın Toplumsal Tarihi’’nde, Tolstoy ve Dostoyevski’nin eserlerine dair incelikli değerlendirmelerini zevkle ve bir yandan da şaşalayarak okumuştum. Bu bereketli kaynağa ulaşma şansım olmasaydı, hem

okumak için tıklayınız

Eylemsizlik ile acımanın güzellemesi olarak işlevsiz empati

Empati ve Post-Empati İnsanlar ‘erdemli’ davranırken kim bilir belki de cennette bir yer kapmak ya da vicdan sızısını dindirmek gibi gizli ve etik olmayan bir gündemle hareket ediyor olabilirler. Yardım severlik, iyilik yapmak, fedakarlık, tevazu ve empati gibi eylem ve duyguların arkasındaki niyeti ve ahlaklılığı sorgulamak, bir duyarsızlık, yabancılaşma ve konformizm çağında, bence öncelikle yapılması

okumak için tıklayınız

Prost ve Göstergeler – Gilles Deleuze

Proust’un başyapıtı Kayıp Zamanın İzinde’nin peşinden giderek kendimizi ister istemez içinde bulduğumuz bir göstergeler ağına, derin bir okumaya ve sanatın dışarıya, okura açılmasıyla sanatçının gözünün gördüğüne daha da yaklaşıyoruz. Deleuze, bir sanat yapıtının keşfinin olanaklarına ulaştırıyor okuru ve bunu yaparken de edebiyatçının el verdiği bir çırak gibi anlamları göstergelerin nesnesinde arıyor.

okumak için tıklayınız

İnsanlar Neden Var? – Richard Dawkins

Bir gezegendeki zeki varlıklar, gün gelir, kendi varlıklarının nedenini soracak yaşa gelirler. Eğer günün birinde uzaydan dünyaya üstün yaratıklar gelirse, uygarlığımızın düzeyini değerlendirmek için soracakları soru şu olacaktır: “Evrimi keşfettiler mi?” Canlı organizmalar üç bin milyon yıldan daha uzun bir süre dünya üzerinde varoldular ve neden yaşadıklarını hiç bilemediler, ta ki güneş doğana ve ışınları

okumak için tıklayınız

Ezilenlerin dostu, zorbaların korkulu rüyası: Filozof Ahmed – Alain Badiou

Huzurlarınızda Ahmed, yüce filozof! Ezilenlerin dostu, zorbaların korkulu rüyası, her işin altından kalkmaya, her derde deva bulmaya kadir, annesinin kuzusu, mahallesinin gururu, yücegönüllü, gözükara bilge, modern zamanların Don Juan’ı, sözcüklerin efendisi, varoşların prensi Ahmed, keskin zekâsı, yorulmak bilmez çenesi ve karagün dostu sopasıyla, alçaklara, üçkâğıtçılara, namussuz muktedirlere, soysuz zorbalara, cahil ukalalara ve hain düzenin namert

okumak için tıklayınız

Migren nedir? Nasıl geçer?

Migren baş ağrıları, kan damarlarının genişlemesi ve bu kan damarlarının çevresini saran sinir liflerinin sıkışması sonucu çeşitli kimyasal maddelerin salınmasıyla başlar. Baş ağrısı sırasında, kafatasının dışında, şakak bölgesinde, hemen deri altında yer alan temporal arter genişler ve genelde bu genişlemeyi migren atağı yaşayan kişi hisseder. Bu damarın genişlemesi enflamasyona (Yangı), ağrıya ve damarın daha fazla

okumak için tıklayınız

Herkes İçin Kolay ve Pratik Ayrımcılık, Ötekileştirme, Dışlama Rehberi

“Yaşanabilir bir dünya, kimliklerin ve benliklerin birbirlerinden üstünlük değil farklılık vurgusuyla, baskıcı değil özgürleştirici özelliğiyle ayrıştığı bir dünyadır. O dünyada özne, kendi eşsizliğini başkalarının sıradanlığından, bayağılığından, aşağılığından değil, herkesin eşsizliğinden alır. O dünyada eşsizliğin gücü, gücün tekbiçimliliğinden gelmez; herkesin farklı bir güç biçimi oluşturmasından ama herkesin eşit bir güç birimi olmasından gelir. O dünyada herkes

okumak için tıklayınız

Sinema tarihinin en iyi kurgularından biri; İyi, Kötü ve Çirkin filminin en etkileyici sahnesi

İtalyan yönetmen Sergio Leone’nin İyi, Kötü ve Çirkin adlı filminde 3 karakterin karşılaştığı sahne, sinema tarihinin en iyi kurgularından biri olarak görülüyor. Güneş yanığı yüzleriyle üç bıyıklı adam bir mezarlıkta birbirine bakıyor. Şüpheyle birbirini süzen adamlar hiç kıpırdamadan, tek laf etmeden öylece duruyor. Bu durum iki buçuk dakika devam ediyor. Filmde doruk sahnesi, Clint Eastwood,

okumak için tıklayınız

Hangimiz Özgürüz Ki – Sibel Özbudun

Adil Okay’ın yeni kitabı “Hapishanelere Esinti Yollayalım” için… “Mektuplarımız gelir Zarfında mapushane kokusu Tanımam çoğunuzu Oturup bir çay içmişliğimiz yoktur Ne de görmüşlüğümüz Bir sigara içimi Ama Nâzım’ın dediği gibi Bir gün ölebiliriz yan yana aynı siperde Aynı ekmek, aynı hasret, aynı hürriyet için” (Metin Demirtaş)

okumak için tıklayınız

Dünya üzerindeki tüm arılar ölür ise insanlara ne olur?

Arılar ekosistemimizde ciddi bir role sahiptir. 2015 Mayıs ayında, ABD Tarım Bakanlığı, ABD bal arısı nüfusunun geçen yıl yüzde 40’tan fazla düştüğünü bildirdi. Birçok grup neonikotinoid olarak bilinen ve arıların büyük oranda ölümüne yol açan zararlı böceklere karşı üretilen kimyasal kullanımının global yasağı için çağrıda bulundu. Başkan Obama, bir Pollinator Sağlık Görev Birimi düzenledi, ancak

okumak için tıklayınız

Devrimin Kardeşleri / Feminist Spekülatif Kurgu Antolojisi

Dünyayı daha iyi bir yer yapmak için. Herkes için. Editörler Ann ve Jeff VanderMeer’in “Yeni keşifler serisinin ilk ayağı…” olarak nitelendirdikleri Devrimin Kardeşleri kadına ve kadınlığa dair, hayal dünyasının gözü pek arayışlarına kucak açarken bir şekilde gerçekliğe dokunmayı başaran provokatif öyküleri bir araya getiriyor. Feminist spekülatif kurgu türü altında toplanan öyküler, okuyucuya özgün bakış açılarında

okumak için tıklayınız

Kırmızı Saçlı Kadın’da Rastlantılar ve Saplantılar

Orhan Pamuk, “Kafamda Bir Tuhaflık”ı 2015 yılında yayımlamıştı. Sadece bir yıllık bir aranın ardından yeni romanını da tamamladı. Okuyucuları açısından bir sürpriz olabilir ama sürenin kısalması -Orhan Pamuk’un kariyeri ve deneyimi göz önüne alındığında- şaşırtıcı değil. Şaşırtıcı olan, okuyucusunun karşısına bu kariyere hiç yakışmayacak bir romanla çıkması…

okumak için tıklayınız

Ömrü Boyunca Zincire Bağlı Yaşayan Boğanın Göz Yaşartıcı Özgürlük Dansı

Dünyada milyonlarca büyükbaş hayvan korkunç koşullarda yaşamaya mahkum ediliyor. Kısacık zincirlerle, hiç özür bırakılmadan ömrünün sonuna kadar yaşamaya mahkum ediliyorlar. Malesef bu işkencenin arkasında da insanoğlu var. Videoda izleyeceğiniz boğa da bu kaderi paylaşanlardan… Ömrü boyunca zincire bağlı yaşayan boğa, serbest bırakıldığında mutluluk dansı yapmaya başlıyor. Eğer bu koca adamın duygularının olmadığını düşünüyorsanız bu video

okumak için tıklayınız

Kitaplı Mücadele – Zafer Köse

Son on yıllarda yazılmış kitapların çoğu, emeğiyle geçinen insanlara zararlı. “Yazar Müsveddeleri”nin listesi aşağıdaymış. Bunları okullara davet etmek resmi suçmuş. “Liste” dediği, barış isteyen akademisyenlere yönelik baskılara karşı çıkmak için imza veren yazarların isimleri. Bir Milli Eğitim yetkilisi öğretmenlere bu şekilde mesaj yayınlıyor.(*) Oysa bu bir “resmi yalan”! Çünkü bu sözlerin yasal bir dayanağı yok.

okumak için tıklayınız

Aleksandr Puşkin “Dubrovskiy” – Emre Furkan Özdemir

600 yıllık soylu ve dönemine göre çağdaş bir ailenin biraz deli biraz hırçın ve fazlasıyla sivri zekâ çocuğu: Aleksandr Sergeyeviç Puşkin. Doğduğu dönemde ülkesinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan dili, kültürü kısacası her şeyi Fransız modasının hükmü altında… Bulaşıcı bir hastalığın yayılması gibi hızla bütün Rusya’ya yayılan Fransız kültüründen nasibini alan bir aile ve

okumak için tıklayınız