Arap Baharı Aldatmacası / Ortadoğu’da Emperyalist Restorasyon – Yazarlar: Alper Birdal, Yiğit Günay

“Bu kitaba Tunuslu emekçi Buazizi’nin kendini yakmasının hikayesiyle başladık. Buazizi’nin eline benzin bidonunu neden aldığını anlamak için… Tahrir Meydanı’nı dolduran yoksulların üzerine salınan baltalı çeteleri anlattık. Ve Mübarek’in devrilmesinden sonra iktidara yerleşen orduya karşı mücadele ederken düşen bedenleri… Bütün bunlar bir devrime dönüşme potansiyelini barındıran bu süreçlerin yenilgisinin öyküsü. Bize göre bu öykü, bir yenilginin

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal’in yeni çıkacak eseri ‘Çıplak Deniz Çıplak Ada’ dan bir bölüm…

Yaşar Kemal için en güzel tanımlamayı Elia Kazan yapmıştır belki de. ?Yaşar Kemal, Homeros?tan bu yana gelen en eski geleneksel anlatıcıdır. Başka bir sesi olmayan halkın sesidir? diyor kazan. ?Yaşar Kemal çağdaş dünyanın en büyük anlatıcılarından biridir. Onu okumak yaşamın kendisini anlamaktır. O, korkusuz bir kahraman gibi yazıyor? diyen John Berger?in hakkını da yememeli… Yaşar

okumak için tıklayınız

Pantagruel – François Rabelais

Rönesans’ın başlangıcını müjdeleyen yazarlardan biri olan François Rabelais, baba-oğul iki dev olan Gargantua ve Pantagruel’in maceralarını anlattığı beş ciltlik eseriyle Fransız ve dünya edebiyatına damgasını vurmuştur. Pantagruel, bu külliyatın ilk cildi olmasına karşın, Gargantua’nın devamı niteliğindedir. Bir şövalyelik güldürüsü sayılabilecek olan bu roman, insanlık tecrübesine doyumsuz bir merak duyan bir devin doğumundan gençliğine kadarki maceralarını

okumak için tıklayınız

İsa Bu Köye Uğramadı – Carlo Levi

Italo Calvino ile Jean-Paul Sartre’ın Önsözleriyle… Carlo Levi’nin bu kitabını ilk okuduğumda çarpılmıştım. Italo Calvino da söylüyor ya, bence de doğru. İnsanları, hayvanları, bitkileri öylesine büyük bir aşkla tasvir ediyordu ki, sanki zamanın ötesinde bir şeyden, bir büyük hakikatten, bir büyük aşktan söz ediyordu. Bunu bir tek Yaşar Kemal’de gördüm ben: Kimyası yavaş yavaş bozulan,

okumak için tıklayınız

Zafer Köse

Zafer Köse 1970 yılında Bursa’da doğdu. Öğrencilik hayatına dokuz yıl yaşadığı Almanya’da başladı. Gemlik Ortaokulu’nu ve Bursa Demirtaşpaşa Endüstri Meslek Lisesi’ni bitirdi. 1992’de Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi’nden mezun oldu. Vatan, Birgün, Cumhuriyet, Radikal, Sol, Yurt gazetelerinde ve internetteki Sol Kültür, İlerihaber, insanokur gibi yayın organlarında yazdı. Ayrıca, deneme ve öyküleri Maviada, Sanat Cephesi, Nikbinlik,

okumak için tıklayınız

Musa Anter Cinayeti / Birkaç Kitapta Açık Olarak Anlatıldığı Halde 20 Yıldır Çözülmedi.

Musa Anter, 20 yıl önce bir 20 Eylül akşamı Diyarbakır’da göçzedelerin yaşadığı Seyrantepe semti Cumhuriyet mahallesinde başında Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın bulunduğu itirafçı ve jitemcilerden oluşan kontrgerilla ekibi tarafından katledildi. Musa Anter katledildiğinde yanında yeğeni Orhan Miroğlu da vardı. Saldırıda o da yaralı olarak kurtuldu. Cinayet günü olay yerine ilk varan 3 gazeteci kaçırıldı

okumak için tıklayınız

Mirovên Hejar (Sefiller) – Victor Hugo

?EdîtorêMîlanoyî yê ku wergera îtalyanî ya Mirovên Hejar çapkiriyedîbêje ku evberhem ji bo hemî gelan hatiye nivîsîn, rast e, xebera wîye. Ez nizanimku wê pirtûk ji alî herkesî ve bê xwendin an na, lê mînew ji bo herkesînivîsandiye. Mirovên Hejar, çendî ji bo Îspanya,Fransa, Îrlanda hatibenivîsîn ewende jî ji bo Brîtanya, Îtalya,Almanya û hwd; çawa

okumak için tıklayınız

Yazmak ve Okumak Eylemi Üzerine – Erinç Büyükaşık

Yıllar öncesinde bir gazete manşetinde yansıyan küçük bir haber dikkat çekiciydi. AVM?lerin birinde öğrenciler kitaplarını açıp özgün sayılabilecek okuma ?eylem ?i düzenlemişlerdi habere göre. Herbirinin elinde MEB?ce onaylanmış 100 temel eser örnekleri bulunuyordu. Eylemin alt metni tüketim alışkanlıklarını sorgulamak değildi kuşkusuz; daha çok kendince AVM?lere kültürel bir anlam yüklemekti. Bireyin okur yazarlığının sadece kitabın özetini

okumak için tıklayınız

Okumak Hiçbir İşe Yaramaz! ? Onur Caymaz

Okumak muhaliftir. Egemenler hoşlanmaz. Verili olanın bilinmesi yeterlidir. 1071’de Türkler Anadolu’ya geldiyse 1070’te burada kimin olduğu önemsizdir. Madımak’ı hatırlayınız! Türkiye’de en çok okunan kitaplardan birinin Kavgam olmasıyla Maraş’ın, Çorum’un, Fatsa’nın, Sivas’ın hiç mi ilgisi yok? YARAMAZ Her şeyin işe yaraması için yapıldığı çağda okumak faydasız; çünkü işe yarasın diye okunmaz. Taşınıyordum. Yeni eve güzel bir

okumak için tıklayınız

Espas – Selma Sancı

Halen bir Cağaloğlu emektarı olan Selma Sancı, birbirini tamamlayan öykülerinde insani hemen yakalayan sıcak, yalın, anlatacağını içtenlikle anlatan bir dille, yok olup giden dönemlerin üretim tarzlarının kayda geçmelerini sağlıyor, rotatifleri, mücellitleri, mürettipleri, hurufatı hatırlatıyor. Aynı zamanda uzun bir ara (espas) vermeye hazırlandığımız dönemin, 1980 öncesinin bütün karmaşasını duyumsatırken, Kadıköy’e, Adalar’a da uzanıyor.

okumak için tıklayınız

Fırtınayla borayla denenmiş şair: Nihat Behram – Cafer Yıldırım

Nihat Behram?ın adı lise yıllarımızda belleğimizde yer etti. 1970?li yılların ikinci yarısında özellikle ?Darağacında Üç Fidan?, ?Ser Verip Sır Vermeyen Yiğit? anlatılarıyla kalbimize devrimin sıcaklığını üfürürken devrimci ahlakımızın şekillenmesinde de büyük pay sahibi oldu… Bütün bunların yanında onun asli kimliği şairliğidir. Milli Eğitim Bakanlığı?nın 2005 yılında çıkarttığı ?Orta Öğretim Türk Edebiyatı Dersi Öğretim Programının 2011

okumak için tıklayınız

Un Lun Dun – China Miéville

China Miéville?den fantastik ögelerle bezeli bir gençlik romanı… Nedir Un Lun Dun (Lon Dra Kis)? Londra?nın aynadan görülen imgesidir. Sözcüklerin canlı olduğu, sıradan bir evin kapısının ardında bir ormanın pusuda yattığı, etobur zürafaların sokaklarında fink attığı ve karanlık bir dumanın bütün dünyayı yakmaya can attığı, tuhaf zevklerle kuşatılmış bir harikalar diyarıdır. Burası, uzun yıllar önce

okumak için tıklayınız

Theseus – Andre Gide

André Gide’in Yunan mitolojisinden esinlerek kaleme aldığı kısa bir roman Theseus. Tam bir tarihsel uygunluk peşinde olmayan Gide, mitlerin de çeşitli yorumlara açık olduğunu bir kez daha gösteriyor. Gide, Theseus’un ağzından, büyük kahramanın hayatının farklı dönemlerini, yaşadığı aşkları, gösterdiği kahramanlıkları, maceradan maceraya koşarken gerektiğinde nasıl kurnazca davrandığını, aklın merkezi Atina’yı ihya edişini anlatıyor. Bu sırada

okumak için tıklayınız

Süryaniler – Mutay Öztemiz “Yok sayılan bir halk”

Daha kimse yokken onlar bu topraklardaydı. Mezopotamya’nın kadim halklarından olan Süryaniler binlerce yıllık geçmişe dayanan bir uygarlığın taşıyıcısı olarak dar zamanlardan geçtiler. Zorluklara rağmen, ayakta kalmaya, dinlerine ve dillerine sahip çıkmaya devam ettiler. Ama çoğu zaman yok hükmündeydiler. Gözden uzak tutuldular ve sesleri duvarlar arasında kısılı kaldı. İsa’dan önceki çağlardan bu yana Süryaniler farklı halklar,

okumak için tıklayınız

Cennetin Kayıp Toprakları – Yavuz Ekinci

?Cehennem acı çektiğimiz yer değildir, acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir.? Hallac-ı Mansur Cennetin Kayıp Toprakları’nda yeni bir cehennem tasviri yapan Yavuz Ekinci: Toplum olarak bakıyoruz ama görmüyoruz, tanık oluyoruz ama anlamıyoruz. Sadece susuyoruz. Toplumsal körlük ve sağırlığı anlamış değilim. Bu tepkisizlik ve sessizlik hayra alamet değil.

okumak için tıklayınız

Yedinci Gün – İhsan Oktay Anar

Çizgilerin kürelere, zamanın sonsuzluğa, sonsuzlukların da hayâllere dönüştüğü bir hikâyedir bu. Sıradan insanların sıra dışılığı, bilinen hikâyelerin düşlere dönüşümü, zaafların asîlleşmesi, erdemlerin ardındaki günâhkârlık tüm içtenliğiyle akacak zihinlere. İnsan olmanın en zayıf ve en yüce yanları, bir hikâyenin dokunuşuyla bir kez daha bilinebilir olacak. İhsan Oktay Anar, bu yeni düşüyle sizleri bir kez daha şaşırtacak.

okumak için tıklayınız

İkinci Yeni-Gelenek ve İkinci Yeniyi Anlamak – Erinç Büyükaşık

İkinci Yeniyi anlamak adına yola çıkıldığında çoğunlukla gelenek sorununun nasıl algılandığı, ikinci yeninin kendi öncül şiir anlayışlarına bakış açısı daha az tartışılmıştır. Kapalı bir şiir evreninde karşımıza çıkan bu simgeci şiir anlayışının farklı siyasal tutum ve düşünsel çerçeveyi sahiplenmiş nice ozanı ortak kılabilmesi de bu akımı önemli kılan başlıca nokta olagelmiştir.50?lerin toplumcu şiirinin Nazım Hikmet

okumak için tıklayınız

Rose – Colas Gutman

Rose yeni okuluna başlayacağı gün çok heyecanlıydı. Yepyeni ve tertemiz bir başlangıcın hayalini kuruyordu. Konuşma bozukluğu sebebiyle üst üste okul değiştirmek zorunda kalmıştı ve burada kalıcı olmak istiyordu. Hata yapmamalıydı. Okula yürürken, yol boyunca kendini sınıf arkadaşlarına tanıtacağı sözleri tekrarlayıp durdu: ?Günaydın, benim adım Rose ve okulda yeniyim.? Dakikalar sonra, yeni öğretmeni Bay Molimar onu

okumak için tıklayınız