Takma adla kendi kitabını öven yazar

Gizem ve polisiye dallarında ABD ve İngiltere?de birçok ödül alan yazar RJ Ellory?nin, Amazon?da sahte kullanıcı ismiyle kendi kitaplarını övdüğü ortaya çıktı. ?Jelly Bean? rumuzuyla siteye yorumlar yazan Ellory kendi eserlerini övmekle kalmayıp, rakibi olarak gördüğü yazarları da kötülemiş. Durumun ortaya çıkmasından sonra 47 yaşındaki yazar yaptığı yazılı açıklamayla hem okuyucularından hem de edebiyat camiasından

okumak için tıklayınız

Jack London – James L. Haley

Vahşetin Çağrısı, Beyaz Diş, Deniz Kurdu, Martin Eden, Demir Ökçe, Uçurum İnsanları, Ademden Önce, Ay Vadisi gibi romanları ve Ateş Yakmak başta olmak üzere onlarca hikâyesiyle dünyanın en tanınan edebiyatçılarından biri olan Amerikalı yazar Jack London (1876 – 1916), San Francisco’da bedensel çalışmayla geçen yoksul hayatının bir noktasında stratejik bir karar verdi ve altın arayıcılığından

okumak için tıklayınız

Söz Üzerine – Erinç Büyükaşık

Bir sessiz çığlık yazmak eylemi. Kendinle baslayan yolculukta kılavuzunun sözcükler olduğunu fark ettiğinde yalnızlığınla barışırsın bu eylemci tavrında. Korkunla yuzleşemediğinde söz büyüsüyle kuşanır. Yola çıkılmıştır artık, yeni ülkeler ve yüzler sığıverir anlatılan her öyküye. Öykü sensin, siz, onlar ve herkes. Yeter ki büyüsünü yitirmesin söz ırmağı.Sözün olduğu yerde başlıyor insanın öyküsü. Söz yazıya dökülüyor, en

okumak için tıklayınız

İstanbul Rumları / Bugün ve Yarın – Hazırlayan: Foti Benlisoy, Anna Maria Aslanoğlu, Haris Rigas

“Yaklaşık bir asırlık dönemde Anadolu ?nun ve İstanbul ?un insan yapısında inanılmaz bir değişim yaşandı. Geç gelen ?ulus-devlet? bilincinin savaşlarla harmanlanması, cumhuriyet Türkiye ?sinin kuruluşuna trajik ?yok oluşlar?ın eşlik etmesini de beraberinde getirdi. Anadolu ?nun ulusal zenginliği ortadan kalktı, İstanbul ise tek kelimeyle ?çoraklaştı?. 1920?de bile, yani 1915 ?büyük Ermeni tehciri ?nden yıllar sonra bile,

okumak için tıklayınız

Hapishane Defterleri (3. Cilt) – Antonio Gramsci

Gramsci?nin düşüncesini ve Hapishane Defterleri?nin karmaşık oluşum süreçlerini hiç kimse Valentino Gerratana ve Antonio Santucci kadar iyi anlamamıştır. Bu edisyonun ilk iki cildini hazırlarken onların uzmanlığından ve öğütlerinden fazlasıyla faydalandım. Ne keder ki, her ikisi de erkenden göçüp gittiler fakat bu cildin metin tenkidini inşa ederken yine de Gramsci?nin fikirlerini tartışmak ve metnini anlamak için

okumak için tıklayınız

Foucault ve İran Devrimi / Toplumsal Cinsiyet ve İslamcılığı Ayartmaları – Janet Afary, Kevin B. Anderson

“Mart 1979?da ilk eşcinsel idamlarından sonra 14 Nisan 1979?da, Foucault?nun, Mehdi Bezirgan?a yazdığı ?açık mektup?ta yer alan şu ifadeler, filozofun içine düştüğü durumu göstermesi bakımından oldukça dramatiktir. ?İnsan haklarını iddia ederken insanları ezen tüm rejimlerden bahsetmiştik. O zamanlar İranlıların geniş kesimlerin desteklediği İslamcı hükümet kurma arzusunun içindeki bir umudu ifade etmiştiniz. Bu haklar için gerçek

okumak için tıklayınız

Radyo Kuramı ve Sinema Üzerine – Bertolt Brecht

20. yüzyılın tiyatro dehalarından, ‘epik tiyatro’nun baş mimarı Bertolt Brecht’in bu kitabı, birinci bölümünde radyo kuramıyla ilgili görüşlerini anlattığı makalelerini, ikinci bölümünde sinemaya uyarlanmış eserlerinden hareketle sinema üzerine görüşlerini sıralıyor… (Tanıtım Bülteninden) Kitabın Künyesi Radyo Kuramı ve Sinema Üzerine Bertolt Brecht Çeviri: Süheyla Kaya Agora Kitaplığı / Sinema Dizisi İstanbul, Eylül 2012, 1. Basım 128

okumak için tıklayınız

Çocukla Birlikte Büyümek – Dilek Kırcaoğlu

“Çocuklar büyüdükçe sorunları da büyüyor,” diye yakınırız. Oysa büyüyen, sadece, biz ebeveynlerin çaresizliği. Ancak bu bilgi ve deneyim eksikliğine dayalı bir çaresizlik. Çocuklardan yana bir sorun yok. Onlar gelişiyor, büyüyor, birey olma yolunda hızla ilerliyor ve bağımsızlıklarını ilân ediyorlar. Biz ebeveynler ise çocukların gün be gün hızlanan gelişim ve değişimlerine ayak uyduramıyoruz. Tuvalet eğitimi gibi

okumak için tıklayınız

Andre Malraux (20. Yüzyılda Politik Angajman) – Perrine Simon-Nahum

?Gösterişli ve öfkeli, derin ve ümitsiz, kaygılı olduğu kadar samimiyetsiz, yakınındakilerin demesine bakılırsa asla mütevazı olmayan Malraux, bizi büyüleyen ve aynı zamanda çok sıkı eleştirdiğimiz 20. yüzyılın artı ve eksilerini birçok özelliğiyle ortaya koymaktadır.? ?20. yüzyılın son ahlakçısı, 21. yüzyılın ilk filozofu? André Malraux, bugün hâlâ bu denli ilgimizi çekiyorsa, bunun nedeni yalnızca büyük tarihsel

okumak için tıklayınız

Yazar – Metin Çözümlemesi Işığında Kafka ve Prag – Erinç Büyükaşık

20. yüzyılın elbette en büyük roman ustalarından biri sayılan Kafka, yazdıkları kadar yazdıklarının yaşamıyla oluşturduğu ilintiler açısından da önemli bir isim olagelmiştir. Praglı yazarın kentle kurduğu bağın ve yaşadığı sokak, okuduğu okul, baba figürü ve içindeki öfkeyle içkin olan anlatı dilinin kaçınılmaz sonucu olarak Dava, Dönüşüm, Amerika gibi temel yapıtlarında yazar-anlatıcı bağı okur adına daha

okumak için tıklayınız

Berrin Taş Şiirinde Aşk – Mustafa Özmen

Aşk eylemdir. Hemde insanlığın yarattığı en görkemli eylemdir. Bir yanıyla sevgidir, bir yanıyla kavga, bir yanıyla savaştır, bir yanıyla barış. Aşk doğası gereği birçok çelişkiyi içinde barındırır. Bundan ötürüdür ki, insanlık birçok tanım yapmıştır bu kavrama. Üzerine en çok düşünülen kavramlardan biri olmuş. Aşk, kimini insana, kimini tanrıya, kimini doğaya bağlamış. Herkes kendince aşka tanımlar

okumak için tıklayınız

Yılmaz Güney’in Hikayeye Merak Sarması ve Yargılanışı – Hazırlayan: Zahit Atam

“11 yaşına kadar köyde kaldım. Üç sınıflı bir okulu tamamladıktan sonra Adana’ya geldim. Orada ilkokulu, ortayı ve liseyi bitirdim. Daha sonra İstanbul’da İktisat Fakültesine girdim. Köyde bir Yakup vardı. Şiir yazar, şiir okurdu. Beni etkilemişti. Hayranlık duyuyordum ona. Çok da hızlı koşuyordu. Oysa ben ne onun kadar hızlı koşabiliyordum, ne de onun gibi şiir yazabiliyordum.

okumak için tıklayınız

Aynadaki Zaman – Cemil Kavukçu

Edebiyatımızın usta öykücüsü Cemil Kavukçu, öyküseverlerin yakından tanıdığı ve tutkuyla izlediği kocaman bir öykü dünyası yarattı. Öykücülüğümüze, daha önce hiç ele alınmamış yepyeni tipler kattı. Taşralı genç erkeklerin dünyasını, olanca yalınlık ve gerçekliği ile anlatırken, insanın kendisi için yarattığı katı evreni tüm içtenliği ile tasvir etti. Aynadaki Zaman, yazarın, kendi öykü evrenini zenginleştirme kararının bir

okumak için tıklayınız

Vesikalı Yurttaş (Gözetim Aracı Olarak Kimlik Kartları) David Lyon

“Kimlikler lütfen!” Bunu gün aşırı duyuyoruz. Hatta bu durum öyle yaygınlaşmış bir halde ki artık sıradan bir şey gibi görüyoruz. Öte yandan, bu tamamen bizim ürettiğimiz bir şey. Bir işyerine girebilmek, havaalanında hızlı kuyruğa dâhil olabilmek ya da bir ATM’den nakit para çekebilmek: Tüm bunlar bir kimlik kartına sahip olmaya bakar. Aynı şekilde doğru kimliğe

okumak için tıklayınız

Kürt Tarihini Yeniden Okumak – Naci Kutlay

Kürtlerde kimlik inşası neden gecikti? Bu soru, sadece politik Kürtler açısından değil, çeşitli disiplinlerden sosyal bilimciler için de güncelliğini ve önemini koruyor. Şüphesiz bu soruya yönelik yanıt arayışlarının doğurduğu pek çok tartışmadan ve açıklama girişiminden söz edilebilir. Gerçekten de gecikmeyi açıklayan birçok neden var, ancak en az ilki kadar ilgi çekici olan bir diğer soru

okumak için tıklayınız

İlk Şempanze (İnsanın Kökeninin Peşinde) – Jeremy Cherfas, John Gribbin

İnsanlar şempanzelerden değil şempanzeler insandan türemişlerdir. İnsanlar ve kuyruksuz maymunlar bir atayı paylaşırlar. Halk dilinde söylersek, kuyruksuz maymunlardan türemişiz. Ancak DNA’mızın neredeyse hepsini şempanze ve gorillerle paylaşıyor olduğunuza dair bulgular bizi yeniden düşünmeye zorlamaktadır. 1997 yılında Avustralya Ulusal Üniversitesi’nde en son moleküler biyoloji tekniklerini kullanılarak elde edilen DNA bulgularının yorumları, insan ile kıllı kuyruksuz maymunlar

okumak için tıklayınız

Yılmaz Güney’in Yazarlığına Bir Bakış – A.Ömer Türkeş

Nazım Hikmet’in, Melih Cevdet’in, Oktay Rifat’ın romanlarını gölgeleyen şair kimlikleriyse, Yılmaz Güney?in romanlarını unutturan, onu bir efsaneye dönüştüren sinema hayatıdır. Oysa sanat alanına hikayeleriyle başlamıştı Yılmaz Güney. “50’lerin başlarında ilk hikayesi Pazar Postası’nda yayımlandığında henüz bir lise öğrencisiydi. Dergiciliği sevmişti; hem yazdı hem kimi dergilerin Adana dağıtımını üstlendi hem de arkadaşlarıyla birlikte dergi çıkardı. 1955

okumak için tıklayınız

Parçalanmış Gerçeklik – Manes Sperber

Yüzyılımız Avrupa edebiyatının en önde gelen deneme yazarlarından biri olan, Manés Sperber (1905-1984), modern ruhbilimin kurucularından sayılan Alfred Adler’in öğrencisi olarak ruhbilim öğrenimi gördü. Birinci Dünya Savaşı yıllarından başlayarak politik çalışmalara katılan Avusturyalı yazar, Alman Komünist Partisi’ne girdi. İkinci Dünya Savaşı sırasında özellikle Fransa’da faşizme karşı çok sayıda eyleme katıldı. 1950-1970 yılları arasında sürekli olarak

okumak için tıklayınız

Radyodan Yükselen Cohen Şarkıları – Erinç Büyükaşık

Gecenin unutkanlığında Leonard Cohen ses vermişti.?.Democracy? şarkısında duvardaki çatlaktan, evsizlerin ateşlerinden yükselecek bir demokrasiyi anlatıyordu ruhumunu dinlendiren o tok, bas bariton sesiyle. Gitar sesle uzlaşmıştı.Odayı kaplayan akustik tını uysalca Cohen?in ardısıra şarkının sözleriyle barıştığı o an gece uysal, sakince bu düşsel beklentiye tanıktı. O Amerika?ya gelecek demokrasiyi bir karışıklığa, gündüzün ve gündüzün karşıtlığına,

okumak için tıklayınız