Marksist Kriz Teorisi ve Kredi Krizi – Michael Pröbsting, Richard Brenner

1990’ların başındaki hâkim düşünce, kapitalizmin sarsıcı krizler döneminin son bulduğu yönündeydi. Ama kapitalizm bir krizin girdabından çıkmadan bir diğerine yuvarlanıyor. Olan biteni anlamaya çalışanlar, kaçınılmaz olarak yüzlerini kapitalizmin en büyük eleştiricisi ve çözümleyicisi Marx’a ve Marksizme dönüyorlar. Bu derleme, Marx’ın kriz teorisinin anlaşılır bir açıklamasını sunuyor, yanı sıra 2008 kredi krizinin Marksist bir çözümlemesini yapıyor.

okumak için tıklayınız

Bozkır – Anton Çehov

Çehov, Rusya’daki toplumsal yapının radikal biçimde değişmesi gerektiğine inanıyor; kahramanlarını, hayatı ve yaşananları olduğu gibi göstermek gerektiğini düşünüyordu. “Martı” oyuncularına şöyle demişti: “Her şey basit olmalıdır… Tümüyle basit… Teatral olmamaktır esas olan…” (Tanıtım Bülteninden)

okumak için tıklayınız

Danilov Manastırı’nın Çanları – Orhan İyiler

‘Lenin’in Ülkesinde Neler Oluyor?’u yazmaya başlamadan önce 1989-1993 yılları arasında çeşitli sol dergilerde yayınlanan yazılarımı yeniden özenle gözden geçirme gereğini duydum. Birden şunu gördüm; Yalnızca bugün Lenin ülkesinde neler olup bittiğini anlamak için değil, ama 21.Yüzyıldaki büyük değişimin nasıl gerçekleştiğini ya da gerçekleştirildiğini kavramak için de Danilov Manastırı’nın Çanları’nın okunması gerekiyor. Nedeni de şu: Çanlar’ın

okumak için tıklayınız

Kürecik’te Güneş Geç Doğar – Hasan Çerçioğlu

“Kürecik’te Güneş Geç Doğar”, Hasan Çerçioğlu’nun ilk romanı. Çerçioğlu, devrimci gelenekten gelen bir yazar. Diyarbakır İlköğretmen Okulunu bitirdikten sonra, mühendislik öğrenimi yapmış, uzun yıllar, Karayolları’nda, özel sektörde çalışmış ve emekliye ayrılmıştır. İnsan hakları savunucularındandır. Türkiye İnsan Hakları Kurumu Vakfı’nın yönetim kurulu üyesidir. Devrimci dünya görüşünden ödün vermeyen bir arkadaşımızdır. Hasan Çerçioğlu, emekliye ayrıldıktan sonra, yazınsal

okumak için tıklayınız

Gelibolu (Mitin Sonu) – Robin Prior

“Savaş, düşünülebilecek en romantik olmayan iştir.” Kitap, Wall Street Journal’ın seçtiği “2009’un En İyi 10 Kitabı” arasında yer almaktadır. Gelibolu (Mitin Sonu) kitabının yazarı Avustralyalı askerî tarihçi Profesör Robin Prior, savaş ve romantizm arasındaki çelişkiyi kitabına da yansıtıyor. Prior, en büyük çabasının Çanakkale Savaşlarını bir bütün olarak Birinci Dünya Savaşı kapsamına yerleştirmek olduğunu belirtiyor. Kitapta,

okumak için tıklayınız

Marksizmin Kısa Formülü – Mehmet Aksoy

Çoğunlukla sanılanın aksine Karl Marx, sosyalizm ya da komünizmin, proletarya ya da onun diktatörlüğünün, burjuvazi ya da kapitalizmin, üretici güçler ya da tarihte ekonominin rolünün kaşifi değildi. Kendisini bu kavramların tek etkin kaşifi olarak tanımlayıp tanıtanların cehaletlerini yüzlerine vurmakla kötü şöhretine neler kattı bilinemez ancak kendisi hakkındaki cehaletin en sağlam kanıt işlevi görüyor olması hali

okumak için tıklayınız

Hatti-Hititler ve Çerkesler – Ali Çurey

Anadolu’nun kadim kültürüne ilişkin gerçekler hâlâ sislerle kaplı durumdadır. Uygarlığımızın yaratıcılarının kökenleri ve dilleri üzerine yapılan değerlendirmeler de çoğu zaman akıldışı yorumların konusu olmaktadır. Hatti-Hititlerin kültürü, hiç kuşku yok ki, bu coğrafyanın kültürel yapısını biçimlendiren önemli bir gelenektir. Anadolu kültürünün zenginliğine zenginlik katan en önemli boyutlarından birini de Kafkasya kökenli insanlarımız oluşturuyor… Kafkasya kökenli kültürlerin

okumak için tıklayınız

Kelile ve Dimne – Beydeba

Adını “doğruluğun ve dürüstlüğün simgesi” olan Kelile ile “yanlışın ve yalanın simgesi” Dimne’nin hikayesinden alan kitap, MÖ 1. yüzyılda, “Âlimlerin Başı” anlamına gelen “Beydaba” adıyla anılan bir Hint filozofu tarafından Sanskrit diliyle kaleme alınmıştır. Dünya edebiyatında kimi kaynaklara göre Ezop’a ve La Fontaine’e de öncülük ettiği ileri sürülen Kelile ve Dimne, yüzyıllardır okunmasını fabl türünün

okumak için tıklayınız

İstanbullu Rumlar – Sula Bozis

İstanbul’da bugün Pera adını verdiğimiz semt, Bizans döneminde surlarla çevrili başkent Konstantinopolis’in karşısında, Haliç’in doğu yakasında, şehir ötesi anlamı içeren “Peran” veya “Perea” adıyla anılıyordu ve Bizans’ın on üçüncü bölgesini oluşturuyordu. Bölgeye, İstanbul’un fethinden sonra yabancı elçilikler, 17. yüzyıldan itibaren de Rum tüccar aileleri yerleşmeye başladı. Pera tarih boyunca İstanbul’da Fener’den sonra en fazla Rumun

okumak için tıklayınız

”Nar Çiçekleri” Üzerine Naçizane Bir Yazı – Miralem Gür

Sürgünler,yasaklar,ölümler,anılar,hayaller… Çoğu kez gerçeğe dönüştürülmüş sanal hudutlar.. Tüm bunlar dokununca bir insanın yaşamına, susturulsa da diller kalemlere gem vurulamıyor ve nar çiçekleri açıyor Mehmed Uzun’un o eşsiz sayfalarında. Yaşananlar sözleşince cümlelerle; çokkültürlülük, ötekileştirilenler ve hakları gasp edilen bireylerin yaşam mücadelesi yani ”Nar Çiçekleri” çıkıyor ortaya. Haksızlıklara karşı sesini yükselten, ben de buradayım diyen her aydın

okumak için tıklayınız

Celal İlhan?ın ikinci öykü kitabı, Dokunan – Murat Erol

Celal İlhan, yirmi dört yılı aşan sanayi işçiliğinden sonra, 1999 yılında yayımladığı ?Anadolu?da Bir Nokta?, adlı araştırma kitabıyla, elli yedinci baharında edebiyat dünyasına ?merhaba? demiş bir yazar. O yaşta biri için uzun sayılmayacak bir aradan sonra, ikinci kitabını, buram buran emek ve alınteri kokan ?Ateşle Dans? adlı öykü kitabını yayımlıyor. ?Ateşle Dans? dosyasıyla, 2003?te Sağlık

okumak için tıklayınız

İki Yakın Halk İki Uzak Komşu – Hrant Dink

2007 yılında katledilen gazeteci yazar Hrant Dink’in Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı’nın (TESEV) Dış Politika Programı için kaleme aldığı kitabı “İki Yakın Halk İki Uzak Komşu” Uluslararası Hrant Dink Vakfı tarafından 2008 yılının haziran ayında yayımlandı. TESEV için yaptığı bu çalışma, onun fırsat bulup tamamlayabildiği tek kitap olma özelliğine sahip. Hrant Dink Türkiye ve

okumak için tıklayınız

Tanığın Biri (Toplu Öyküler) – Şükran Kurdakul

“Kurdakul’un bir başka olumlu yanı da şu: Kişilerine olduğu kadar konularına da genellikle sınıfsal bir görüşle yanaşması… Onları bir yandan acı sınıf gerçeğine, öbür yandan da bozuk toplum düzenine bağlayarak işlemesi… Daha da iyisi, bu işleyişi eleştirici, toplumcu bir anlayışa yaslandırması ve bunu, hikâyenin özgül yapısını zorlamadan rahat ve yumuşak bir biçimde gerçekleştirmesi…” -Asım Bezirci-

okumak için tıklayınız

Suskun – Gökhan Karadaş

Hasan Sabbah sessiz, Alamut dilsizdi. Fedailerse? SUSKUN Alamut Kalesinin gizemli öyküsü ilk kez bir Türk yazarın kaleminde romanlaşıyor. Daha önce dünyanın ünlü tarihçilerinin kaleme alıp romanlaştırdığı seri bu kez yeni bir solukla karşımıza çıkıyor. Büyük deha Hasan Sabbah?ın içinde sahte cennetini barındıran ve etkisi altına aldığı fedailerle Selçuklulara karşı giriştiği mücadeleyi yönettiği fethi neredeyse imkânsız

okumak için tıklayınız

Kırmızı Cuma (Dink’in Kalemini Kim Kırdı?) – Nedim Şener

Alt başlığı ?Dink?in Kalemini Kim Kırdı?? olan ?Kırmızı Cuma?, suikaste dair birçok ayrıntıyı okurlarına sunuyor. Dink cinayetini en iyi takip eden isimlerden gazeteci Nedim Şener?in, kitabın alt başlığına aldığı sorunun yanıtı aslında ortada. Zira burada ifadesine yer verilen sanık Engin Yılmaz, ?Dink?in kalemini devlet kırdı? diyerek, bunun cevabını gayet net bir şekilde veriyor. Kitap, Dink?in

okumak için tıklayınız

Bir Yürekten Bir Yaşamdan (Toplu Şiirler) – Şükran Kurdakul

“Ezberlenir bu şiirler, doğrudur, adamın içisıra güvenilir bir silâh arkadaşı gibi yaşar; uçurumun kenarlarında ayağınız kayacak olsa, omuzbaşınızdan; dar geçitlerin karanlığında bunalacak olsanız, kolunuzdan tutar; kaldırır sizi, doğrultur, yüreklendirir.” -Attilâ İlhan- “Kurdakul’un şiirleri yalnızca bir toplumcu gerçekçi şairin, şiirle anlatılmış yaşamöyküsü değil, bir kuşağın bütün yaşamı. Şükran Kurdakul kuşağının toplumsal savaşımının alçakgönüllü özeti. Onlar yaşamları

okumak için tıklayınız

Direnen Haliç, Nejat Elibol. İşçilerin mücadelesinin belgesel özellikler taşıyan canlı bir kesiti.

Direnen Haliç, yazarı da işçi olan bir işçi romanı. Bir zamanlar fabrikalarla çevrili olan Haliç?in Alibeyköy ucundaki iki fabrikada yaşanan olayları, sürdürülen uzun direnişi konu alıyor. Olayları sürükleyici bir dille anlatırken, işçilerin fabrika ve mahalle hayatları, iç dünyaları da başarıyla sergileniyor. Bu romanla, işçi hayatının ve mücadelesinin bir dönemi başlıca özellikleriyle resmedilmiş oluyor. Direnen Haliç,

okumak için tıklayınız

Suçluyorum (J’Accuse) / İtham Ediyorum – Emile Zola. Gerçek yürüyor ve onu hiçbir şey durduramayacaktır.

Emile Zola?nın kitaplarının yakılmasına, vatan hainliği ile suçlanmasına ve son olarak katledilmesine kadar varan süreç, Suçluyorum veya İtham Ediyorum! (J?Accuse) adlı makalesini, 13 Ocak 1898 tarihinde Fransa Cumhurbaşkanı Felix Faure?ya açık mektup yazmasıyla başlar. L?aurore Gazetesi?nde tam sayfa yayımlanan makale, bir edebiyatçının yazdığı belki de en güçlü siyasi metindir. Makalenin yayımlandığı gün gazetenin 300.000 kopyası

okumak için tıklayınız

Hayata Uzun Veda – Ataol Behramoğlu

Bu kitap, Ataol Behramoğlu?nun ?Hayata Uzun Veda? isimli uzun şiirinden oluşuyor. Behramoğlu?nun yirmi bölümden oluşan ve iki ayda yazdığı şiiri, kendisinin hayatla ve şiirle hesaplaşmasının ürünü olarak düşünülebilir. Şiirden bir alıntı: ?Ah, biliyorum, tam tutmuş gibiyken/ Elimden kayıp gidiyor o şey/ Beynimde çakan kıvılcım/ Aklımda kımıldayan düşünce/ Bazen bomboş hissediyorum kendimi/ Boş, bomboş/ Her şey

okumak için tıklayınız