Reyhan Sur?un Yeni Kitabı ?Aşk Çarpsın? – Esen Yel

Yıllar önce bir yazısında şöyle bir dillendirme yapıyordu Sevgili Aziz Nesin? ?Sosyalist ülkede yazar olmak, kapitalist ülkede tüccar olmak?? Kapitalist ülkede yazar olmanın sürekli ?savaş durumunda olmak? gerektirdiğini çok iyi biliyoruz? Önce sistemle savaşacaksınız. Sonra sistemin içinde hala barınmakta olan feodal kalıntılarla savaşacaksınız. Sonra çağdaş yaşam çizgisini geçmemekte direnenlerle? Sonra yazdıklarınızı yayımladıklarınızı hep sömürme üzerine

okumak için tıklayınız

Omurgası Çelik, Sekseninde Bir Afacan, Osman Bolulu – Celal İlhan

Köy Enstitülü öğretmen yazarların; enstitülerde yaşadıklarına, o çatı altında kişiliklerinin nasıl değiştiğine, geliştiğine ilişkin yayımlanan kitap sayısı gün gün artıyor. Böyle olmasını doğal karşılamak gerekir. Asırlardır susmuş, susturulmuş büyük insan topluluklarının önü açılınca; üretime, okumaya, yazmaya nasıl bir iştahla saldırdığının, durup dinlenmek bilmeden çağlayıp coştuğunun göstergesi bu. Enstitü çıkışlı öğretmenlerimizin; yaşları hayli ilerlemiş olmalarına karşın

okumak için tıklayınız

“Düş Kırgınları”na Dair – Selman Büyükaşık

Okuma grubumuzun sezonun ilk toplantısında, bir sonraki oturumu için Mehmet Eroğlu?nun Düş Kırgınları romanı önerilince kafamda herhangi bir çağrışım yaratmadı. Ama ya-zardan bir şeyler okuduğum konusunda kısa bir duraksama geçirdim. Kitabı alıp ön kapağına baktım, bana yine bir şey anımsatmadı. Arka kapaktaki tanıtım yazısını okuyunca bu kez kuşkuya düştüm. Bana bir şeyler anımsatır gibi oldu.

okumak için tıklayınız

Türk Tiyatrosu Üzerine Önemli Bir Kaynak – Serkan Fırtına

?Türk Tiyatrosu Üstüne Notlar? Türk tiyatrosu tarihi açısından çok önemli ve ayrıksı bir yapıt olarak ön plana çıkıyor. Tiyatroya, eleştirmen, akademisyen olarak uzun yıllardır çeşitli hizmetlerde bulunan Ayşegül Yüksel?in, gayet anlaşılır ve sürükleyici bir anlatımla kaleme aldığı yapıt, sıkıcı tiyatro kronolojisi olmaktan öteye geçerek, Türk tiyatrosunun gelişim süreçlerini çeşitli başlıklar altında inceliyor. Yapıtı oluştururken sıralı

okumak için tıklayınız

İmge Dünyasına Giriş – Nejdet Evren

Algıya bağlı olarak olguyu kavramak, yeniden işlemek, değerlendirmek ve bir ortaklaşma ile kullanılabilir soyut bir varlığa dönüştürme işlemi olan kavram-laştrma, doğal seyri içerisinde kendine bağlanan ve somuttan soyuta giden çoğalan, eklemlenen iz-leri imge olarak düşünceye, bilince yerleştirirler. İmgeler, bu olguların/varlıkların bellekteki devingen ve sürekli aktif olan kavrayışlarıdırlar. Kolektif emeğin ürünü olan ortaklaşmalar önce hareketlere, sonra

okumak için tıklayınız

Okumak – Faiz Cebiroğlu

Okumak nedir? İyi bir okuyucu ne demektir? Bu yazı, bu sorulara kısa bir yanıt vermeyi amaçlıyor. Bu yazı, bu konunun ipuçlarını veriyor. Önemlidir; geleceğin büyükleri ve güzel bir yaşamanın kurucuları olacak olan çocuklarımızı bu alanda yetiştirmek ve bunu herkesin görev olarak algılamasını sağlamak. Okumak, dildir. Dil, anlamak içindir. Anlamak, yazılan metni anlamak oluyor. Yazılanları anlamak,

okumak için tıklayınız

Yalnızlığı Umutla Kımıldatan Şair: Doğan Şadıllıoğlu – Müslüm Kabadayı

Çocukluk döneminde iradesi dışında coğrafi ?göç? yaşayanlar, iç dünyalarında yoğunlaşan yaşantıların sivrilen uçlarını, yaratıcılığın ürüne dönüşebileceği uygun koşulları bulduklarında felsefi, sanatsal ya da bilimsel alanlara yönlendirebilmekteler. Köyden kente göç eden zeki, yaratıcı yeteneği olan çocukların 1950-1980 arasında bu bakımdan öne çıktıklarına tanık oluyoruz. Bölge ve ülke değiştirenler arasından da böyle örneklerin çıktığını biliyoruz. Bu konuda

okumak için tıklayınız

Don Kişot’a “Bin Selam”, Murtaza’ya “Merhaba” – Canan Koçak

Roman kahramanları deyince genelde hayal ürünü, inanması güç, erişilmesi zor tipler gelir akıllara. Ama toplumsal gerçekçi romancılar ve özellikle Orhan Kemal düşünüldüğünde işler bir anda değişiverir. Bir de bakmışız okuduğumuz romanın kahramanı, mahalle bakkalımız, olmadı yan komşumuz, o da olmadı her sabah bindiğimiz servisin şoförü oluvermiş. Kısacası, tamamen insani özelliklerden kaynaklı, bu tür romanlarda anlatılan

okumak için tıklayınız

”İki Dil Bir Bavul”la Çıkılamayan Yolculuklar – Hevi Gür

Dil sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda bir varoluş hikayesidir de. Yasaklanırsa şayet yok olur duygular, düşünceler, anılar.. Yok olur tarih. Kaleme dökülemeyen, cümlelere dönüşemeyen kelimeler yüreklere dokunamazsa sessiz birer çığlığa dönüşür bedenlerde. İşte bu çığlığın hikayesidir İki Dil Bir Bavul. Kendini var eden sembolün yok oluşuyla şaşkına ve ne yapacağını bilmeyen, insanoğlunun saflığının bozulmadığı

okumak için tıklayınız

Adil Okay İle Söyleşi – Eylül Kültür Edebiyat Dergisi

Eylül: 1980 öncesi politik nedenlerle Adana ve Ankara cezaevlerinde yatmışsınız. O dönemin hapishane koşullarını bugünün koşullarıyla olumlu-olumsuz kıyaslayabilir misiniz? Adil Okay: Apayrı iki dünya diyebilirim. 1980 öncesi biz 50-100-150 kişilik koğuşlarda kalıyorduk. Koğuşlar arası ilişkimizde serbestti. Dolayısıyla psikolojik olarak rahattık. Örneğin ilk yakalanma sonrası sorgu -gözaltı- işkence bitip de cezaevine girince rahatlıyorduk. Kolektif çalışma, üretim

okumak için tıklayınız

Uludere – Tahir Ürper

Uzun gecelerin meskenidir Uludere. Yalnızlığı boldur. Düşler kendini bırakır sessizce insan ovasına. Onun içindir ki dengbêjleri çoktur. Her şeyin üstüne stranları vardır. Saatlerce üzüm bağları üstüne stran dinlediğimi hatırlarım mesela. Hele ki yaralı aşıkların üstüne söylenen şarkılar, başka diyarlara dağılan umutlara dair kılamlar çok söylenir. Herkes Uludere?de bir gece kalmalı, gökyüzüne doğru gözü açık bir

okumak için tıklayınız

Kapitalizmin Arkaik Kültürü / Eski Rejimler ve Modern Devletler Üstüne Tarihsel Bir Deneme – Ellen Meiksins Wood

Batı’da egemen modernite kavramlarını ve tarihsel olarak “burjuva” toplumu modelinin gelişimini irdeleyen bu kitapta, Ellen Meiksins Wood, burjuva modernitesinin, “modern” devletin ve siyasi kültürünün somut örneğinin Kıta Avrupa’sında ortaya çıktığına ilişkin varsayımlara karşı, aslında sözü edilen somut örneğin prekapitalist toplumsal mülkiyet ilişkilerini gösterdiğini ileri sürüyor. Bunun ters örneği İngiltere’de ise, “modern” devlet ve buna ilişkin

okumak için tıklayınız

Kimin Avrupası? (Halkın Avrupası ile Şirketlerin Avrupası Arasında) – Attac

“Avrupa, Avrupa duy sesimizi!”, artık Avrupa Birliği’ne kabul edilmeyen küskün ülkelerin kalbi kırık vatandaşlarının edebileceği bir laf olmaktan çıktı. Günümüzde bu laf, sağır Avrupa’nın tam ortasında, Avrupa’nın kendi vatandaşlarından işitiliyor. Atacağı her adımı ekonomik kâr-zarar terazisinde tartan, çokuluslu büyük şirketlerin lobileriyle sarmaş dolaş olan, toplu taşıma, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi kamusal hakları umursamak bir

okumak için tıklayınız

Son Sömürge: Kadınlar – Claudia Von Werlhof, Maria Mies, Veronika Bennholdt Thomsen

Kapitalizm, yalnızca emeğin sömürülmesi üzerine bina edilmemiştir; emeğin niteliğini değiştirmiş, onu kendisine tâbi kılmış, bu tâbiyet ilişkisini hoyrat bir biçimde sürekli yeniden biçimlendirmiştir de. Sadece kadın emeğinin değil, doğanın da erkek bir akıl tarafından dönüştürülmesiyle belirlenmiş bir biçimleniştir bu. Kuşkusuz kadın emeğinin sömürüsü, kapitalist ilişki ağı içerisinde, salt emek sömürüsünden fazlasını ihtiva eder. Oysa, cinsiyet

okumak için tıklayınız

Aynalar – Celal İlhan

Çıktığımızda alacakaranlıktı kent. Tarsus?a ulaştığımızdaysa ortalık yeni aydınlanmıştı. Harap haliyle bile, görkeminden bir şey yitirmemiş ünlü Kleopatra Kapısı?ndan geçerken, o ana kadar sesi çıkmayan Yusuf, ?Ahh Kleopatra ahh.? diyerek içini çekmiş, doğup büyüdüğü çevrenin bu önemli anıtını fark etmemizi sağlamıştı. Mersin?i ve Tarsus?u arkamızda bırakıp yönümüzü Toros dağlarına çevirince, doğudan, Adana üstünden beri ovanın bir

okumak için tıklayınız

Çukurca’nın Yolları (I) – Doğan Soydan

Güneş şubatın soğuğuna yenik düşmüş gibi, ölgün ve solgun. Elazığ?a gidecek dolmuş durağını arıyorum. İki elimde iki valiz. Bir belediye otobüsüne atladım; biletçisi: ?valizlerle binemezsin, in aşağı!? diye çıkıştı. Ben inmeye kalmadan otobüs hareket etti de kurtuldum biletçinin nazından. İki durak ötede bir kalabalıkla karşılaştık. Yüzlerce kişi; ellerinde sopa? En önde kocaman bir adam, bağırarak

okumak için tıklayınız

Zapatista Hikayeleri – Subcommandante Marcos

Bu kitaptaki öyküler; Subcomandante (Komutan Yardımcısı) sıfatına kötü niyetli gazetecilerin ?emirleri kimden alıyorsunuz, esas kumandanınız kim?? sorusuna ?esas kumandan Che Guevara?dır? yanıtını veren, 1984’ten beri Meksika hükümetine karşı mücadele yürüten Zapatistaların yüzü, adı ve geçmişi bilinmeyen önderlerinden Subcomandante Morcos’un usta kaleminden çıkmış, küresel saldırıya küresel direnişle cevap vermek gerektiğine inananlar için masalsı bir canlan(dır)ma kılavuzudur…

okumak için tıklayınız

Yedinci Şafak – Anna Seghers “Özgürlük tutkusundan vazgeçmeyen insanların görkemli destanı”

1941 yılında yayınlanan Yedinci Şafak, Anna Seghers’in dünya çapında tanınmasını sağlayan romanıdır. Lucács, bu roman için ‘Seghers’in sanatının doruğu’ değerlendirmesini yapmıştır. Seghers’in sürgünde iken kendisine anlatılan bir olaydan esinlenerek yazdığı roman, Hitler Almanyası’nda bir toplama kampından kaçan 7 tutuklunun öyküsünü anlatır. Seghers, büyük takibi ve tutukuların kaçış serüvenini anlatırken, onların geçmiş yaşamlarını ve ilişkiye girdikleri

okumak için tıklayınız

İnsan Neyi / Kimi Yarattı? ? Nejdet Evren

?İnsan? sosyolojik bir olgudur/canlıdır. Tarihsel-kültürel birikimin sonucunda türler arasından farklılaşan, doğa güçlerini denetimi altına alarak her koşulda türünü sürdürmeyi başaran bir canlıdır. İnsanı insan yapan olgu, abartısız olarak imgesel düşünme yeteneğini geliştirip, dil/konuşmayı yaratmasıdır. İnsan, biyolojik olarak evrimleşme sürecini henüz tamamladığında, kültürel/insanlaşma sürecinin emekleme aşamasındaydı. Gordon Childe şu tesbitte bulunmaktadır, ? Homo Sapiens iskeletlerinin jeolojik

okumak için tıklayınız