“Yaşam, daha başında kaybedilmiş bir savaştır.” (*) – Canan Koçak

(*) “Yaşam, daha başında kaybedilmiş bir savaştır.” Franz Kafka 1883?te Prag?da başlayıp, 1924?te Viyana?nın Sanatoryum hastanesinde sonlanan bir hayat onunkisi. Başlangıç olduğunu bilerek, ?sonlanan? diyorum, çünkü ölüm için kullanılan genel bir tabirdir bu. Ölen kişi kaç yaşında olursa olsun, ardından kullanılan sözcükler genelde bitiş, son ya da kaybedişle ilgilidir. Kuşkusuz bahsi geçen şahıs içinde aynı

okumak için tıklayınız

Feminizm Herkes İçindir / Tutkulu Politika – Bell Hooks

?Feminizm Herkes İçindir?de bell hooks, popüler kültürde ve medyada feminizm hakkında üretilen yanlış tanımların üzerine gidiyor. Feminizmin yalnızca ?erkek karşıtlığı? olduğu yönündeki önyargıları kırmayı amaçlıyor. Bizlere feminizmin, ?cinsiyetçiliği, cinsiyetçi sömürüyü ve baskıyı sona erdirmeye çalışan bir hareket? olduğunu hatırlatıyor. bell hooks, kadın dayanışmasını hayata geçirebilmek için kadınlar arasındaki iktidar ilişkilerini tartışmaya açıyor ve erkekler kadar

okumak için tıklayınız

Elveda Sidonie – Erich Hackl

Erich Hackl ülkemizde pek bilinmeyen Avusturyalı bir yazar. “Elveda Sidoni” romanı Türkçe’de 1997 yılında yayımlanmış (YKY, Çeviren: Kemal Boztepe). Sidoni Avusturya’nın yoksul bir kasabasında, hastane önüne terk edilen bir Çingene kızı. Kendi hayatları da kolay olmayan işçi ve sosyalist militan bir çift Sidoni’yi evlatlık edinir, onu oğullarıyla bir tutarlar. Sidoni zamanı gelince okula gönderilir. Hatta

okumak için tıklayınız

Maraş Kıyımı (Tarihsel Arka Planı ve Anatomisi) – Aziz Tunç

“Maraş kıyımı, Türkiye’nin 12 Eylül Darbesine savruluşunda dönüm noktası olmasına karşın, bugüne değin kapsamlı bir araştırma konusu olmadı ve sürekli üstü örtülmeye çalışıldı. Maraş’ta insanlığa karşı bir suç işlenirken, bunun 1896’lara dek uzanan derin kökleri olduğu da es geçildi. Aziz Tunç cesaretle, bu gerçeklere ilişkin perdeyi aralarken, Maraş’ın gayrı resmi tarihine de bir giriş yapıyor.”

okumak için tıklayınız

2011…2011… – Ömer Erdem

Edebiyatın bir zihin etkinliği olmaktan uzaklaştığı ve hızla kitle etkinliğine dönüştüğü bir yıl oldu 2011. Dolayısıyla edebiyatın kitleye etkisini değil kitlenin edebiyata etkisi konuşuldu sıklıkla. Oysa edebiyatın zihin etkinliği olması demek, her zaman edebiyat dünyasının kendi bağlamıyla toplum bağlamının kesişme noktalarının varlığını sürdürüyor olması anlamına da gelir. Edebiyatın hedefi ile kitlenin beklentileri daha çok kesişme

okumak için tıklayınız

“Grevden Dönenin!” adlı kitaba dair – Münevver Oğan

Celal İlhan?ın yazdığı Grevden Dönenin kitabını yeni bitirmiştim. Ankara?nın karlı ve soğuk havasına karşın Tekel işçilerinin eylemi 39. günündeydi; açlık grevi gündemdeydi. Ankara Aydınlığı Girişimi olarak ziyarete gittiğimizde, işçi temsilcisi, bize ?halkın, demokratik kitle örgütlerinin ve basının desteğinden çok mutlu olduklarını söyledi. Grev çadırlarındaki teneke sobalardan duman ve is kokuları yükseliyordu. Bir işçi, soğuktan morarmış

okumak için tıklayınız

Leopar – Giuseppe Tomasi Di Lampedusa

Bazı eleştirmenler, “Leopar”ın yalnız İtalyan değil, dünya edebiyatının bir başyapıtı, 20. yüzyılın en önemli romanlarından biri olduğunu ileri sürer. Roman, Sicilya’da Bourbon Krallığının çöküş yıllarında soylu bir ailenin, özellikle de ailenin reisi Prens Fabrizio Salina’nın yaşamöyküsünü anlatır. 70 yaşına gelmiş, ilginç özellikleri ve uğraşları olan Fabrizio Salina, soylulara özgü dünyanın çöküşüyle birlikte yavaş yavaş ilerleyen

okumak için tıklayınız

San Fransisko’nun Güneyi (Seçme Hikayeler) – Jack London

Jack London’ın sanatı, toplumsal gerçekçilik tarzına örnektir. Seçtiği konular, doğal bir çevre ve hayattan alınmış karakterlerden yararlanılarak işlenmiş yaşam kesitleridir. Kutup ikliminde yaşanan ürkünç olayların hikayesi olan Yaşama Hırsı ve Kayıp Yüz, vahşi doğada, tek başına ölümle yüz yüze kalan insanın, hayatının son anına kadar sürdürdüğü ölüm kalım mücadelesini sergilemektedir. İhtiyar Parlay’in İncileri, tropik denizlerin

okumak için tıklayınız

Altıncı Koğuş (Seçme Hikayeler) – Anton Çehov

Kısa öykü türünün büyük ustası Çehov, çürümekte olan Rus toplumunu sade bir dille ve izlenimci bir tarzda resmetmiş; taşra hayatını, hayatta başarısız olmuş tipleri betimlemekte, atmosfer yaratmakta üstünlük göstermiştir. 6. Koğuş, Cırcır Böceği ve Sürgünde adlı seçkin öykülerindeki tiplemeler, Çehov’un kaprisli, günü gününe uymaz insan galerisinde yer alır. Bu, tipik Rus “lüzumsuz insan” karakterinin bir

okumak için tıklayınız

Deney – Mario Giordano

1972 yılında Stanford Üniversitesi’nde hapishanenin insan psikolojisine etkisini araştırmak için gerçekleştirilen ama kontrolden çıkarak 6. gününde bitirilmek zorunda kalan Zimbardo Deneyi’nden esinlenerek yazılmış Deney – Kara Kutu, okuyucularını insana ve insanlığa dair varsayımlarını gözden geçirmeye zorluyor. Bir grup sıradan insan yaratılan cezaevi simülasyonunda mahkum ve gardiyan olarak ikiye ayrılır, ancak çok kısa bir süre içinde

okumak için tıklayınız

Ateş Yakmak – Jack London

“Çinago”, “Ateş Yakmak”, “Ablak Suratlı Adam”, “Meksikalı”, “Kaçak”, “Midas’ın Müritleri” Gelmiş geçmiş en güçlü öykü yazarlarından biri olan Jack London, California Üniversitesinde yazarlık kurslarına devam ederken, yazdığı öykü denemelerini gerçek yaşamda rastlanmayacak derecede vahşi sahnelerle dolu diye eleştiren profesörüne, “Bütün bunları gördüm ve yaşadım,” diye cevap vermişti. Jack London’ın sanatı, toplumsal gerçekçilik tarzına örnektir. Kitapta

okumak için tıklayınız

Benim Bütün Ördeklerim / Hemu Werdekoken Wi – Christian Duda

Aslında tilki Konrad’ın niyeti anne ördeği yakalamaktı ve az kalsın bunu başarıyordu da. Ama anne ördek, tilkinin geldiğini duyunca yumurtasını geride bırakıp kaçmak zorunda kalmıştı. Konrad yumurtayı dikkatle eve kadar taşıdı. Karnı çok açtı ve yumurtayı sahanda pişirip bir güzel yiyecekti. Ama eve vardığında, önce yumurtanın kabuğu çatladı sonra içinden bir civciv çıktı… Dostluk, şefkat

okumak için tıklayınız

Şaşı Bunların Hepsi! – Celal İlhan

Otobüs durağının yıpranmış, kir pas içindeki plastik koltuğuna bıraktı kendini. Gelen ilk belediye otobüsüne binip hem dinlenecek, hem de şu kundura işini enine boyuna bir kez daha düşünecekti. Biletli yolcular; yaşlıların avare gezmelerinden, koltuk kapatmalarından hoşnut değiller ya olsun. Önünde duran otobüsün alınlığındaki semt adlarına bakmadı bile. Kısa bir gezintiydi istediği. Nereye gittiğinin ne önemi

okumak için tıklayınız

Romeo ve Juliet (Çizgi Roman) – William Shakespeare

William Shakespeare’den Tüm Zamanların En Tanınmış Aşk Hikayesi Romeo ve Juliet. “Ama dur! Şu pencereden süzülen ışık da ne? Orası doğu, Juliet de güneşin ta kendisi. “Ah Romeo, Romeo! Neden Romeo’sun sen?” “Adın ne değeri var ki? Gül dediğimiz şeyin Adı başka olsa da gene güzel kokardı. Romeo ve Juliet’teki balkon sahnesi William Shakespeare’in en

okumak için tıklayınız

Büyük Dünya Mitolojisi Ansiklopedisi – Arthur Cotterell, Rachel Storm

Yunan, Roma, Mısır, Pers, Hint, Çin, Norveç ve Kelt mitleri ve efsanelerindeki, Tanrıların, Tanrıçaların, kahramanların ve canavarların, büyücülerin ve savaşçılarının A’dan Z’ye klasikleşmiş hikâyeleri. Eski dünyanın en büyüleyici ve çarpıcı mitolojilerine ait sıradışı hikâye ve efsaneler için kapsamlı bir referans. İki büyük kıtanın mitolojik figürlerinin A’dan Z’ye çapraz referanslı olarak incelendiği güvenilir bir kaynak. Her

okumak için tıklayınız

Günümüzde Emperyalizm (Sermaye ve Üretimin Uluslararasılaşma Süreci) – İbrahim Okçuoğlu

İbrahim Okçuoğlu ?Günümüzde Emperyalizm?de, serbest rekabetçi küreselleşmeden emperyalist küreselleşmeye, kapitalizmde gözlenen temel değişimlere odaklanıyor. Okçuoğlu, bu değişimleri saptarken, ?emperyalizm?, ?mülksüzleştirme ekonomisi?, ?sermaye birikimi? gibi kavramlar konusunda teorinin yaşamakta olduğu sorunları da tartışmaya açıyor. Tekellerin oluşma koşulları ve dünya pazarı üzerinde hakimiyet mücadelesi; modern mali sermayenin oluşumu ve 21. yüzyılın başında bankalar ile borsalar; uluslararası üretimin

okumak için tıklayınız

Evrenin Yapısı – Lucretius

Romalı düşünür ve şair Lucretius’un eşsiz yapıtı Evrenin Yapısı Türkçenin iki büyük ustası Turgut Uyar ve Tomris Uyar eliyle dilimize aktarılmıştı. İlk olarak 1974 yılında Hürriyet Yayınları, daha sonra 2000 yılında İyi Şeyler Yayıncılık tarafından yayımlanmış olan bu ölümsüz metin bir Norgunk Yayıncılık kitabı olarak yeniden hayat buldu. Her şey birbiriyle sınırlandırılmış, görüyoruz: Hava tepelerle

okumak için tıklayınız

Sen Yine de Üzülme – Doğan Soydan

?Akıl yaşta değil, başta? derler ya, eskiden gülüp geçerdim bu söze. ?Çocukta akıl mı olur?? derdim. O yüzden, ?Kırkına merdiven dayamış? oğlumun bile aklını beğenmez, durup durup azarlardım onu. Ben de yaşımın büyüklüğünü nimetten sayarmışım meğer; geçen gün daha iyi anladım bunu? Yeni icatlar, yeni buluşlar çıktıkça çocukların her şeyi hemen kavradığını, benimse aklımın ne

okumak için tıklayınız

Bir Çift Ayakkabı – Sunay Akın

Sunay Akın, bu kez Bir Çift Ayakkabı’yla çıkıyor insanlık tarihinin bilinmeyen tozlu yollarındaki macerasına. Bir Çift Ayakkabı kimi zaman boya sandıklarındaki hayat ağacı imgesine dönüşüyor, kimi zaman koskoca bir padişahın imdadına yetişiyor. Ay’ın, sinemanın, sanatın, aşkın, savaşın, vd. tarihine ışık tutuyor. Muhtaç olmasın diye, evden kaçan karısının ayakkabısının içine para koyan terk edilmiş koca kimdir?

okumak için tıklayınız

Kısa Ortadoğu Tarihi – Arthur Goldschmidt Jr. , Lawrance Davidson

Ortadoğu’nun bu kısa fakat kapsamlı tarihi ,yazarlarının çerçeveli ve dikkatli çalışmasından doğmuş, uluslararası akademik arenada takdir gören bir inceleme. Yüzyıllardır dünya dengesinin kaderine büyük etkide bulunmuş olan bie coğrafya ve kültürün evrimine tanıklık etmek için elzem bir okuma.Yazarlarının 7.yüzyıldan güncel konulara kadar getirdiği bu Ortadoğu öyküsü, öcelikle öğrenciler gözetilerek hazırlanmış. Yazarların altını çizdiği üzere kritik

okumak için tıklayınız