Kapitalizm Gerçekte Nedir Acaba? – Suat Kamil Aksoy

Özgür Üniversite?de her salı günü Kapital satır satır okunuyor ve tartışılıyor. 2008 haziran itibariyle Kapital hakkında yazıyoruz. Hala sözümüzü bitiremedik. Şimdi Ahmet Tonak ve Sungur Savran tarafından yönetilen tartışma sayesinde Kapital’in tartışılması hakkında da tartışma olanağı doğmuş oluyor. Kapital politik taraflılığın bozucu etkilerinden özgürleşilmiş olarak pek tartışılamıyor. Yine de Özgür Üniversite şu an mümkün olan

okumak için tıklayınız

Hileler Kitabı (Arap Kültüründe Siyasi Stratejiler) – Rene Rizqallah Khawam

( * ) ?Hile? kavramının tarihin derinliklerinden damıtılarak gelen anlamı Doğu?da ve Batı?da farklıdır. Bunu ilk kez Harro von Senger?in ?Savaş Hileleri: Strategemler? adlı üç ciltlik eserine yazdığı önsözlerde okumuştum. Şöyle yazmıştı Senger: ?Çinlilere özgü kavranılışına uygun olarak hile bilgelikten çıkar ki, bu nedenle, hileye özgü olan ?olağandışının yaratımı?, bilinçli, entelektüel bir süreçtir.? Tabii konu

okumak için tıklayınız

Dünyanın en güzel üniversite kütüphaneleri

Dünyanın en güzel üniversite kütüphanelerinin fotoğrafları. Flavorwire sitesinin listesinde en çok ABD ve İngiltere’de bulunan okulların kütüphaneleri yer alırken, Oxford gibi bazı üniversiteler de farklı kütüphaneleriyle birden çok kez yer buluyor. Buyrun mimari güzellikleriyle öne çıkan o kütüphanelerde bir gezintiye çıkalım:

okumak için tıklayınız

Metalaşma ve İktidarın Baskısındaki Üniversite – Fuat Ercan, Serap Korkusuz Kurt

“Ama günümüz toplumsal işbölümü içinde uğraşlarda aranılan ‘meslek ahlakı’ kör değneği gibi bellenilen ‘meslekçi’ ideolojilerin altını oyan, baskın bir başka işleyiş daha var ki, o da gerçekte kaostan ibaret piyasalara zorbela kırılgan bir kozmos getirmeye çabalayan sermaye düzeninin hiç vazgeçemediği, şu bayağı olduğu denli usdışı, ilke bile denilemeyecek ‘karlılık prensibi’ ve her şeyin ‘mübadele değeri’

okumak için tıklayınız

İşçi Sınıfının Böyle Yazarları Oldukça G(ö)REVDEN DÖNENİN! Kalemi Kırılsın – Serdar Koç

İşçi kökenli öykü yazarlarımızdan Celal İlhan?ın, ?Grevden Dönenin!? ?Bir Sendikacının Anıları? adlı yeni kitabı Kanguru Yayınları?ndan çıktı. Celal İlhan?ın öykücülükten gelen dil ustalığı ile kitap, coşkun bir akarsu gibi gürül gürül akıp gidiyor. Hiç takılmadan, tökezlemeden, okuyanı yormadan bir solukta okunuyor. Çok güçlü bir iç sesi ve ritmi var. Yetkin bir öyküleme gerçekleştirilmiş ve zor

okumak için tıklayınız

Müslüm Kabadayı’yla söyleşi – Musa Artar

Defne Söylencesi?ni bilirsiniz. Hani Apollon?u peşinden koşturan, tam yakalanacakken ağaca dönüşen su perisi Defne?nin söylencesi? Defne güzelliktir. Defne aşktır. Defne tutkudur. Yoldan çıkıştır Defne, bitmeyen bir arayıştır. Defne umuttur. Umut her boşa çıktığında, bir yeniden başlayıştır. Kopkoyu bir suskunluk, kupkuru bir ağlayıştır. Defne, irili ufaklı tüm düşleri de içinde barındıran en görkemli düştür. Gerçeğin soğuk

okumak için tıklayınız

Lizbon Limanında.. – Alkan Darcan

Çimenlerin nemi avuçlarımda, başımın üzerinde dönüp duran martıları izliyorum. Ne Şirket-i Hayriye vapurları, ne simit bilir martılar, hiç biri yok oysa. Martılar denizle, ben onlarla konuşuyorum. Ne kadar da değişik hikayeler anlatıyorlar, boğazın martılarından? Uzaklara yelken açan gemiler yok artık, pervane köpüklerine el sallıyorum, kaşif olmadıklarını bile bile? Cebelitarık görmüş bir martı, kahkahalarla gülüyor benim

okumak için tıklayınız

Kötülük Üzerine Bir Deneme – Terry Eagleton

Terry Eagleton, kötülüğü tartışıyor. Geçmişi hatırlatan, ayrıntılara işaret eden, güzel mukayeseler yapan, edebi sakinliğiyle ve o iştahlı üslubuyla kötülüğün tortusuna yoğunlaşıyor. Edebiyatı izleyerek din, siyaset ve gündelik yaşama eleştirel bir dille yaklaşıyor. Önyargıları, nefreti, içine şeytan giren kötüleri, insafsız katilleri, medyayı, sebepsiz cinayetleri, 11 Eylül’ü, körlüğü, ahlakı diline doluyor. Kötülük Üzerine Bir Deneme, kısa ve

okumak için tıklayınız

Bir Şairin Günlüğü (1945 – 1951 Günleri) – Yorgo Seferis

İzmir doğumlu büyük Yunan şair Yorgo Seferis, gençlik yıllarından başlayarak düzenli günlükler tuttu. Çoğunluğu özel nedenlerle yayımlanmayan bu günlüklerden bir kısmını “şiir sanatı ve okuma yazma notları niteliğinde olanları” Seferis, 1960’lı yılların sonuna doğru yayımlamaya karar verdi. Ne var ki, Yunanistan’daki siyasi durum buna olanak vermiyordu. Yorgo Seferis, yayımlamaya karar verdiği metni yurtdışına gönderdi ve

okumak için tıklayınız

Altmış Beş Metrede – Celal İlhan

Makine mühendisi Kartal Bey, işletmenin sınırları içinde bulunan lojmanında, uykusunu bölen siren sesiyle açtı gözlerini. Kararsızlığı, siren sesine az bir gecikmeyle katılan telefon sesiyle son buldu. Temkinli, ağır çekim devinimlerle doğruldu yatakta. Sokak lambalarından her gece odaya çağrısız dolan loş aydınlık, yerini kör bir karanlığa bırakmıştı. Almacı bulmakta zorlandı, kulağına götürdüğünde, gözde elemanı teknisyen Ömer,

okumak için tıklayınız

Bilimsellik, Yasalar ve Marksizm – Mehmet Aksoy

Leverrier ya da Roemer adlarını hiç duydunuz mu bilmiyorum, ama ben kendilerini pek severim. Öyle onları çok iyi tanıdığımdan da değil üstelik. Haklarında da tek bir şey biliyorum desem yalan olmaz. Ama benim için çok şey ifade ediyorlar. Biraz bahsedince siz ne düşüneceksiniz bakalım. Elma! Dediğimde aklınıza Adem babamızla Havva anamız gelmediyse herhalde Newton gelmiştir,

okumak için tıklayınız

Kabil – Jose Saramago

Saramago’nun ölmeden önce yazdığı son romanı… José Saramago ölümünden önce yazdığı ve yayımlandığı ülkelerde büyük tartışmalara yol açan son romanında insanlığın kutsal kitaplardaki başlangıcına geri dönüyor. Adem ile Havva’nın oğlu, kardeş katili, “sürgün ve gezgin” Kabil’le çıkılan bu yolculuk, Eski Ahit’in loş ve tekinsiz diyarlarında, zaman ve mekân kavramlarını altüst ederek, süreğen bir şimdiki zaman

okumak için tıklayınız

Virginia Woolf’un Deniz Feneri’ne dair – Tahir Ürper

Virginia Woolf, Deniz Feneri adlı romanında bana göre ilginç bir yazı tarzı denemiş. Bazı cümlelerinde yazarın sesi karakterin sözüne karışıyor, bazı cümlelerde ise karakterin sesi yazarın sözüne karışıyor. Yazarın böyle bir yazı tarzını benimsemenin nedeni ne olabilir? Çağrışımlarla romanını kuran Woolf, okuyucunun zihnini bulandırmaya, anın yaşama zevkini okuyucuya tattırmamaya, karmaşık bir aile portresi çizerek, o

okumak için tıklayınız

Türkiye’de Kapitalizmin ve Sosyal Güvencesizliğin İnşası – Ferhat Akyüz

“Türkiye’de yaşanan sosyal güvenliğe ilişkin dönüşümü analiz eden çalışmasında sevgili Ferhat bu alana ait bildik çalışmalardan farklı bir yol izliyor. Sosyal güvenlik alanında gözlemlenen radikal değişimleri analiz etmek için Cacus’un göz boyama tekniklerinin neler olduğunu anlatıyor. Ferhat çalışmasında sosyal güvenlik alanında neler değişiyor sorusu yerine neden değişiyoru da içeren niçin değişiyor sorusuna yöneliyor. Niçin sorusu

okumak için tıklayınız

Yeryüzü Masalları – Bülent Habora

Bülent Habora, kendine özgü ustaca stiliyle derleyip aktardığı, gülerek ve düşünerek okunacak Yeryüzü Masalları?nda, Uzak Doğudan Avrupa?ya çok çeşitli ülkelerin geleneksel halk masallarını anlatıyor. Böylece, tatlı dilli bir masalcı misali, bizi uzak ufuklarda dolaştırıp dünyanın dört bir köşesine götürüyor. Masallarda, canlı ve neşe verici, yer yer komik bir tarzda anlatılan harika maceraları okuyoruz. Halkların sözlü

okumak için tıklayınız

Seni Halk Adına Ölüme Mahkum Ediyorum – Mitka Grıbçeva

Nazi Ordusunun zulmünün doruğa ulaştığı 1940’lı yıllar. Halk günlük gereksinimlerini bile karşılayamaz bir durumda. Büyük bir acı ve önlenemez bir yoksulluk yaşanıyor. Tüm kötü koşullara ve olanaksızlıklara karşın, halk, kadını erkeği, genci yaşlısıyla direniyor. Faşizme karşı direnenler Vatan Cephesi’nde birleşerek, faşizmin en karanlık günlerinde özgürlük için umut ışığı oluşturuyorlar. Bu roman o unutulmaz isimsiz kahramanların,

okumak için tıklayınız

Kamil Sümbül?ün “Ana! Esas Duruşa Geç” kitabına dair – Müslüm Üzülmez

kırk kapı açıldı kırk kapı kapandı iki gözü iki çeşme anam içeri alındı Devrimciler biraz divane olur. Fırtınalara aldırmazlar yürekten menzili uzak umutlara koşarlar. Aşkla yıldızlara bekçilik edip sevdayla güneşin doğuşunu bekler. Gökyüzü mavi özgürlüğün, yaşadıkları topraklar zulmün karanlığı altındaysa geceleri cehennem sıcağında üşürler. Altın başaklı buğday başaklarının herkese yetecek aş, özgürlüğün tüm dillerde coşkuyla

okumak için tıklayınız

12 Eylül’ün İşkence Merkezi DAL – BirGün Kitap

BirGün Kitap yayıncılık tarafından 12 Eylül’ün İşkence Merkezi DAL kitabı yayınlandı. 12 Eylül darbesinin ardından Ankara Emniyeti içinde bir işkence merkezi olarak kullanılan Derin Araştırmalar Laboratuvarı’nı anlatan kitap, Devrimci Yol Davası’nda Savunma’ya ek olarak sunulan ‘İşkence Dosyası’ndan derlenerek oluşturulmuş. BirGün Kitap, DAL ile ilgili olarak bir bilgilendirme metni yayınladı; 12 Eylül 1980 faşist darbesinin ardından

okumak için tıklayınız

Soylu Sınıfın Sonbaharı / İngiltere Yılları – Elias Canetti

Tüm dünyada özellikle romanı “Körleşme” ve antropolojik çalışması “Kitle ve İktidar” ile ses getiren edebiyatın kuşkusuz en önemli isimlerinden biri olan Elias Canetti, İkinci Dünya Savaşı tüm çılgınlığıyla sürerken İngiltere’ye yerleşmek zorunda kaldı ve yaklaşık kırk yıl Londra’da yaşadı. Eserlerinin henüz çoğu kimse tarafından bilinmediği zamanlarda, kendisine tamamen yabancı bir kültür ve çevrenin içinde adeta

okumak için tıklayınız

Kapitalizm Komada (Sosyalist Bir Teşhis) – Sahra Wagenknecht

Almanya’da kazandığı seçim başarılarıyla dikkati çeken Sol Parti’nin parlak teorisyeni ve milletvekili Sahra Wagenknecht’ten bir polemik kitabı… Kapitalizm komada mı? Nasıl yani? Birçok acımasız kapitalist ve sözde bilim adamı, şaşkınlığını böylece belittikten sonra durumu şöyle izah ediyor: “Ama kapitalizm şu anda bizim için kendisini tasfiye etmektedir; gerçi şu anda küçük bir azınlık bundan yararlansa da,

okumak için tıklayınız