Yazar: cemalumit

Hayvan Çiftliği – George Orwell (sesli kitap)

Hayvan Çiftliği, George Orwell’in mecazi bir dille yazılmış, fabl tarzındaki siyasi hiciv romanı. İlk Yayınlanma Tarihi: 17 Ağustos 1945 Ödüller: Prometheus Şeref Kürsüsü Ödülü, Retro Hugo En İyi Kısa Roman Ödülü George Orwell Hayvan Çiftliği kitabı, yıllardır olduğu gibi bugün de pek çok okulda okutulmaktadır. Kitap, sürükleyici ve mizahi diliyle okurları büyülemeye devam etmektedir. Romanın

okumak için tıklayınız

Osmanlı’yı savaşa sokan Yavuz zırhlısı ve Nazım Hikmet

Bu Gemi Nâzım’a Gitmez!.. Nâzım Paşa, edebiyata ilgi duymasını istese de, annesinin etkisinde kalan torunu suluboya resimler yapmaktadır. Küçük Nâzım, Yavuz zırhlısının resmini yapar bir gün. Nâzım Paşa, Yavuz’un griye boyalı gövdesinden ve düşmana ateş eden topların ucundaki sarı patlamalardan öylesine memnun kalır ki, denizci olmasına karar verir torununun. Böylelikle, Osmanlı’ya Birinci Dünya Savaşı’nın kapılarını

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’in Süreyya Paşa’ya öfkesi

Süreyya Sineması’nın ilk müdürü, Nazım Hikmet’in babası Hikmet Bey’di. Nazım Hikmet’in ‘Romantik Komünist’ adlı son biyografisinde yazarlar Şaime Göksu ve Edward Timms şunları anlatıyor: Hikmet Bey, 1932’de bir köpek tarafından ısırılıp kuduz aşısı yaptırmıştı. Ama birkaç gün önce bir yaralanma dolayısıyla tetanos aşısı da yaptırdığından, iki aşının uyuşmaması nedeniyle ağır hastalandı ve kısa süre sonra

okumak için tıklayınız

Hasan Hüseyin Korkmazgil: Öyle bir yerdeyim ki, Bir yanım çığlık çığlığa (seslendiren: Ahmet Kaya)

Öyle Bir Yerdeyim Ki Öyle bir yerdeyim ki ne karanfil ne kurbağa Bir yanım mavi yosun Dalgalanır sularda Dostum dostum Güzel dostum Bu ne beter çizgidir bu Bu ne çıldırtan denge Yaprak döker bir yanımız Bir yanımız bahar bahçe Öyle bir yerdeyim ki Bir yanım çığlık çığlığa Öyle bir yerdeyim ki Anam gider Allah Allah

okumak için tıklayınız

Corona İçin Aykırı Varsayımlar – Dr. Suat Kamil Aksoy

Türkiye bir aydır yayılma hızındaki azalmanın durduğu bir evreden geçiyor. Alınmış önlemlerin ya da bireyler tarafından takınılmış tutum ve alışkanlıkların etkisiyle hız düşmüş oldu. Bu hız konusundaki ortalama tahmin rakamım yüzde 3,5 civarında. Yani taşıyan her kişi ortalama 28 günde bir kişiye bulaştırıyor. Hastalığın iyileşme süresi bundan kısa olduğu için zaman içerisinde hem vakıalar hem

okumak için tıklayınız

John Lennon’un katiliyle çekilen fotoğrafı ilk kez ortaya çıktı

The Beatles grubunun efsane ismi John Lennon’un katili Mark David Chapman tarafından öldürülmeden önce ikilinin çekilen son fotoğrafı ilk kez gün yüzüne çıktı. 8 Aralık 1980 yılında, John Lennon, Central Park West’teki evinden ayrılmak üzereyken, hiçbir sabıkası bulunmayan eski bir güvenlik görevlisi 25 yaşındaki Mark David Chapman tarafından durdurularak imza vermesi istenmişti. Bu sırada Lennon’un

okumak için tıklayınız

Paul Auster’in “Kırmızı Defter” adlı öyküsünün basım macerası

Bu küçük kitabın küçük bir macerası var. Yazar, çevirmen, gezgin Münir Göle, bir dönem Cenevre’de yaşamış; doğal olarak, kentin kitapçılarıyla da haşır neşir olmuş. Bu kitapçılardan birinde, Gaziantep doğumlu yaşlı bir Ermeni kadın çalışıyormuş… Kadın, Paul Auster hayranıymış. Kitabevine her uğradığında söyleşiyormuş onunla Münir Göle, doğduğu yerlerin uzak dilini duymak iyi geliyormuş kadına. Bir gün

okumak için tıklayınız

Tarih Hırsızlığı – Jack Goody

Tarih Hırsızlığı, tarihyazımı aracılığıyla tarihin Batı tarafından ele geçirilişini anlatıyor. Bu “hırsızlık”, geçmişin çoğu zaman Batı Avrupa ölçeğinde yaşanmış süreçlere göre kavramsallaştırılıp sunulmasını, ardından da dünyanın geri kalanına dayatılmasını ifade ediyor. Bazı tarihçilere göre Rönesans’tan, bazılarına göre ise ancak 19. yüzyıldan itibaren küresel ölçekte üstünlüğü ele geçiren Batı’nın bu öne geçişinin nedenlerinin araştırılması 19. ve

okumak için tıklayınız

Polis Dedektifliğinin Tarihi 1750-1950

Bugün “dedektif” dendiğinde kurmaca yapıtlardan tanıdığımız; zaman zaman beyaz perdede ete kemiğe büründürülen, amatör ya da profesyonel, kadın ya da erkek, külyutmaz zehir hafiyeler üşüşür zihnimize. Onların kafaları başka türlü çalışır; başkalarının göremediklerini görürler. Zekâlarıyla bizde hayranlık uyandırırlar. Kolektif belleğimizdeki “dedektif” imgesini büyük ölçüde bu unutulmaz kurmaca karakterlere borçluyuzdur. Zira, üniformalı polisin tarihi bugüne dek

okumak için tıklayınız

Küçülme – Yeni Bir Çağ İçin Kavram Dağarcığı

Toplumların esenliği ve gelişmişliği çoğu iktisatçı ve siyasetçi tarafından “büyüme” kavramıyla açıklanıyor. Farklı siyasi ve iktisadi görüşlerin “büyüme” konusunda anlaştığını görüyoruz. Günümüzdeki hızlı yoksullaşma, artan eşitsizlikler ve toplumsal-ekolojik felaketler de egemen söyleme göre büyüme eksikliğinin ya da azgelişmişliğin sonuçlarıdır: “Büyümeyen, yerinde sayan, ölür”. Küçülme ise bu sorunların nedeninin tam da büyüme olduğunu, büyümenin aşırı masraflı,

okumak için tıklayınız

Gogol’un “Ölü Canlar” Romanındaki Yemek ve Hamur İşi Adları, Açıklamaları

Yemek ve hamur işi adları Blin / blinı, blinki (çoğul): Süt ve yumurta katılmış cıvık hamurdan tavada pişirilen küçük, yuvarlak, yassı hamur işi, krep. Maslenitsa yortusunda her evde blinı pişer. Bulka: Kaliteli beyaz buğday unundan pişirilen ekmek, francala. Kalaç: Beyaz buğday unundan pişirilen asma kilit şeklindeki çörek (Tatar Türkçesinden geçme). Kaşa: Yulaf, karabuğday, darı ya

okumak için tıklayınız

Günlük Yaşamın Bilimi – Marty Jopson

Besinlerin kalorisi nasıl hesaplanır, böcekler lambaların etrafında neden uçar ve ağaç gölgeleri neden daha serindir? Rüyalarımızı neden hatırlamayız? Herkes aynı gökkuşağını mı görür? Ter neden kötü kokar? En acı biber ne kadar acıdır? Artık merak etmeyin; çünkü bu kitabın tüm bunlara ve günlük yaşamımızın bir parçası olan şeylerle ilgili daha pek çok soruya verecek bir

okumak için tıklayınız

Kelt Masalları – Joseph Jacobs “Roma İmparatorluğuna kafa tutmuş Keltlerin masalları”

Avrupa tarihinin en eski ve en savaşçı halkı olan Keltlerin masalları… Edebiyat ve kültürleriyle Avrupa uygarlığının gelişiminde büyük rol oynayan Keltlerin sözlü geleneği çok güçlüdür. Başta Kral Arthur olmak üzere pek çok anlatının kökeni Kelt kültürüne dayanır. Elbette ki bu geleneğin en önemli ürünlerinden biri de masallardır. Kelt efsanelerinin engin dünyasından beslenen ve Keltlerin ince

okumak için tıklayınız

Buzullar Arasında Bir Kış – Jules Verne “aşk ve dostluk uğruna girişilen heyecan ve gerilim dolu bir macera”

855 yılında ilk kez Musée des familles dergisinde yayımlanan Buzullar Arasında Bir Kış, okuru Dunkerque’ten dondurucu Grönland’a uzanan, aşk ve dostluk uğruna girişilen heyecan ve gerilim dolu bir maceraya davet ediyor. Bu kısa ama çarpıcı öyküde, büyük macera romanlarının barındırabileceği bütün unsurlar mevcuttur: Çetin bir deniz yolculuğu, zorlu bir arama kurtarma girişimi, düşman bir çevrede,

okumak için tıklayınız

Eros’un Istırabı – Byung-Chul Han “Her şey düzleştirilerek tüketim nesnesine dönüştürülüyor.”

Düşünme ancak Eros’la artırılabilir. Düşünebilmek için bir dost, bir âşık olmuş olmak gerekir. Eros olmadan düşünce bütün canlılığını, bütün huzursuzluğunu kaybederek tekrara düşer, gerici bir hal alır. Eros Başka’ya duyulan arzuyla düşünceyi cesaretlendirir. Narsisizm, sanılanın aksine, kendini sevmek değildir. Kendini seven özne, Başka’yla arasına kendi lehine işleyen negatif bir sınırlama getirir. Oysa narsisist özne sınırlarını

okumak için tıklayınız

Ahmet Altan: “Turp hem ölüyor hem doğuyor. Zavallı bir turp kendi ölümünden yeni çiçekler yaratıyor.”

Herkesin evinde hapis olduğu bugünlerde gerçek bir hapishanede olmak, insanda deniz altındaki bir akvaryumda oturuyormuş duygusu yaratıyor. Bize 24 saat “karantinada” tuttuktan sonra verdikleri bir gün gecikmeli gazetelerden ve seyredebildiğimiz kısıtlı sayıdaki televizyon kanalından ölümcül bir telaşa kapıldığınızı görüyorum. Ben 70 yaşındayım ve hapisteyim. Suyun altında oturmayı da ölümün hedefinde olmayı da birçoğunuzdan daha iyi

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal’in deyişiyle, ‘Öfkesiz Kürt’: ‘Apê’ Musa Anter

20 Eylül 2013 günü, Musa Anter’in ölümünün 21. yıldönümüydü. ‘Apê’ Musa Anter, Kürt milliyetçiliğinin sembol isimlerinden biriydi. (‘Ap’, Kürtçede, ‘amca’ demek. Sondaki ‘ê’ tamlama eki. Kürtler bu ifadeyi, saydıkları ve sevdikleri kişiler için kullanıyor.) Musa Anter, gazeteciydi, tarihçiydi, dengbejdi, bilgeydi. 1960’lardan itibaren kendisini yakından tanıyan Arslan Kılıç’a göre Musa Anter “Ender rastlanan renklilikte bir kişiliğe

okumak için tıklayınız

Zamanın Kokusu – Bulunma Sanatı Üzerine Felsefi Bir Deneme – Byung-Chul Han

“Bugünün zaman krizi hızlanma olarak nitelendirilemez. Hızlanma çağı çoktan bitti. Bugün hızlanma olarak duyumsadığımız şey, zamansal dağılmanın semptomlarından sadece biri. Günümüzün zaman krizi, zamanda çeşitli aksaklıklara ve yanlış duyumlara yol açan bir diskroniden kaynaklanıyor. Zaman, düzenleyici bir ritmin eksikliğini çekiyor. Bu yüzden de ölçüsünü kaçırıyor. Diskroni, bu zamansal bozulma, zamanın adeta dönüp durmasına yol açıyor.

okumak için tıklayınız

Denizci Sinbad, insan cehaletinin kalıcı bir metaforudur

“Denizci Sinbad” diye bir masal var. Sinbad bir seyahatinde Cennet bahçesine benzeyen küçük bir adaya varır. O ve yanındakiler adada ziyafet çeker, yürüyüş yapar ve bir ateş yakarak kutlarlar. Sonra aniden ada eğrilir. Ağaçlar eğrilir. Aslında ada dedikleri şey uzun zamandır hareketsiz olduğu için üzerinde kum biriken ve ağaçlar büyüyen dev bir balığın sırtıdır. Sırtında

okumak için tıklayınız