Yazar: cemalumit

Byung-Chul Han: “ölüm korkusuna dayalı olan bir sağ kalma toplumunda yaşıyoruz.”

Güney Koreli felsefeci, kültür kuramcısı, yazar Byung-Chul Han, koronavirüsle birlikte ortaya çıkan toplumu “İyi yaşama duygusunu tamamen kaybeden, hazzın da sağlığa feda edildiği bir sağ kalma toplumu” olarak nitelendiriyor. İspanya merkezli uluslararası haber Ajansı EFE muhabirleri Carmen Sigüenza ve Esther Rebollo’nun sorularını yanıtlayan Han, “Bu gidişle sanki daimi bir savaş halinde yaşıyormuşuz gibi, sağ kalmak

okumak için tıklayınız

Psikopolitika – Neoliberalizm ve Yeni İktidar Teknikleri – Byung-Chul Han

“Kendini özgür sanan performans öznesi aslında bir köledir. Efendisi olmaksızın kendini gönüllü olarak sömürmesi ölçüsünde mutlak köledir. Karşısında artık onu çalışmaya zorlayan bir efendi yoktur. Salt yaşamı mutlaklaştırarak çalışır. “Bir girişimci olarak neoliberal özne başkalarıyla amaçtan yoksun ilişkilere girmekten acizdir. Girişimciler arasında amaçtan yoksun bir dostluk oluşmaz zaten. Halbuki özgür olmak köken olarak dostlar arasında

okumak için tıklayınız

Şeffaflık Toplumu – Byung-Chul Han “Şeffaflık neoliberal bir aygıttır”

“Şeffaflık neoliberal bir aygıttır. Enformasyona dönüştürmek amacıyla her şeyi içine girmeye zorlar. Günümüzün gayri maddi üretim ilişkileri koşullarında daha fazla enformasyon ve daha fazla iletişim, üretkenlik ve hızda artış demektir. Buna karşılık gizlilik, yabancılık ve ötekilik sınırsız iletişime engel oluşturur. Şeffaflık adına bunlardan kurtulmak gerekir. “Şeffaflık insanı camlaştırır. Şiddeti de buradadır. Sınırsız özgürlük ve iletişim

okumak için tıklayınız

Tarihte aşılar ne kadar sürede geliştirildi?

Bu sorunun da cevabını vermek kolay değil çünkü hangi çalışmaların başlangıç tarihini kesin olarak tespit etmek zor. Ancak araştırmacılar Peter Hurford ve Marcus Davis’in çeşitli kaynaklara dayandırarak ulaştıkları sonuçlara göre bazı aşıların geliştirilme süreleri şöyle: Kuduz – 4 yıl, 1881-1885 Kızamıkçık – 7 yıl, 1962-1969 Boğmaca – 8 yıl, 1906-1914 Kızamık – 9 yıl, 1954-1963

okumak için tıklayınız

İspanyol Gribi: Koronavirüs için 100 yıl önceki pandemiden alınabilecek dersler neler?

1918’de, devam eden Birinci Dünya Savaşı ile birlikte önce Avrupa sonra dünyanın bir çok ülkesini saran İspanyol Gribi salgını iki yıl boyunca üç büyük dalga halinde sürdü ve 50 milyon insanın yaşamına büyük sosyal ve ekonomik yıkıma maloldu. İspanyol Gribi pandemisi deneyimi, tıptaki ilerlemeler ve gelişen küresel işbirliği gibi farklılıklara rağmen, 100 yıl sonra bile

okumak için tıklayınız

Şiddetin Topolojisi – Byung-Chul Han “Şiddet kılıktan kılığa giren bir oyuncu”

“Geç modernitenin başarıya ve performansa odaklı öznesi, kendi dışındaki bir iktidar kurumunun baskısına maruz kalmadığı ölçüde özgürdür. Ama gerçekte bir kul kadar da özgürlükten yoksundur. Dış baskı nihayet aşıldığında, içerideki basınç devreye girer. Başarıya ve performansa odaklı yaşayan özne, bir depresyon geliştirir. Şiddet azalmadan sürmektedir. Yalnız ağırlık noktası içeri kaymıştır. Egemenlik toplumundaki kelle alıcı kuvvet

okumak için tıklayınız

Ben Bir Aile Suçlusuyum – Önder Göksal

Bilindik bir konuyu – ki bu konu bir aşksa- farklı anlatmanız gerekir ki okuyucu kitapla bütünleşebilsin. Edebiyat da bu değil midir zaten, aynı şeyleri farklı anlatma çabası. D. H. Lawrence’ın Çizgiyi Aşmak kitabı 100 küsür yıl öncesinden bize seslenmesine rağmen kitapta ele aldığı aşk çıkmazı bütün canlılığını koruyor. Evli ve çocuklu bir müzisyenin öğrencisine aşık

okumak için tıklayınız

Gotiğin güncelliğini gösteren John Ruskin

Hoşgeldin John Ruskin! Ruskin’in Türkçe’deki ilk kitabı farklı yayınevleri tarafından bastırılan Susam ve Zambaklar’dı. Arkasından Corpus Yayınları’nın derlediği iki ciltlik Belleğin Lambası ve Sanat Üzerine Dersler yayımlandı. Bu iki cilt Ruskin’in özellikle sanat üzerine yazılarından yapılmış en geniş derleme oldu. Dina Birch’in uzun bir Ruskin Üzerine yazısı düşünürün genel bir portresini vermeye çalışıyordu. Kafka Kitap’tan

okumak için tıklayınız

Murakami’den yazarlık öğütleri

Bugün Japon edebiyatı dendiğinde akla ilk gelen isimlerden Haruki Murakami’nin Koşmasaydım Yazamazdım’ın ardından okurla buluşan ikinci deneme kitabı Mesleğim Yazarlık, tüm yazma heveslileri için esin verecek saptamalarla yüklü. Sadece Japonya’da değil, tüm dünyada oldukça popüler olan Murakami kitapları yayınlanır yayınlanmaz en çok satanlar listesinin en üst sıralarına yerleşiyor. En büyük sıçramasını Sahilde Kafka ile yapan

okumak için tıklayınız

Byron ve Don Juan’ı – Ataol Behramoğlu

Uzmanlar ve özel meraklılar dışında, ülkemizde Byron okumuş olan kaç kişi vardır? “Türkçede Byron” diye internete göz attığımda karşıma sadece bir iki (olasıdır ki az sayıda şiir içeren ) şiir seçkisi ve baş yapıtı kabul edilen Don Juan çıkıyor. Ona bir anda bütün Avrupa’da ün kazandıran “Childe Harold’s Pilgrimage” (Childe Harold’un Kutsal Yolculuğu) sanırım dilimize

okumak için tıklayınız

Kırmızı Çizgi – Red Line ifadesinin kökeni nereye dayanıyor?

“Red Line” İngilizce ifadenin kökeni, 1928 yılında Irak petrol yataklarının İngiltere, ABD ve Fransa’nın en büyük petrol şirketleri arasındaki bölüşmesini içeren “Kırmızı Çizgi Anlaşmasına” (Red Line Agreement) dayanmaktadır. Çizginin kırmızı olması ise “yüzde beş” lakabıyla bilinen Kalust Sarkis Gülbenkyan’ın kullandığı kalemin renginden gelmektedir. (en.wikipedia.org) “Böylece kırmızı çizgiler diplomasi sözlüğüne eklenmiş. Uzun süre de diplomasi dünyasındaki

okumak için tıklayınız

Elektiriğin Tanrısı Nikola Tesla’nın hayatını borçlu olduğu yazar Mark Twain ile tanışması

“Real Gymnasium’daki eğitimimi bitirmek üzereyken tehlikeli bir hastalık, daha doğrusu bir dizi hastalık geçirdim. Sağlık durumum öyle kötüydü ki doktorlar benden ümidi kesmişti. Bu dönemde sürekli kitap okumama izin verildi. Halk kütüphanesinden temin edilen, ihmal edilmiş, sınıflandırıp katalog için hazırlamak üzere bana emanet edilen kitapları okuyordum. Bir gün daha önce hiç okumadığım birkaç kitap verildi

okumak için tıklayınız

Yazınsal Varoluştan Akademik Literatüre Kırmancca – Zazaca

Bir grup Kürt akademisyenin ortak çalışması ile hazırlanan “Yazınsal Varoluştan Akademik Literatüre Kırmancca (Zazaca) M. Malmîsanij’a Armağan” adlı kitap Vate Yayınevi tarafından yayımlandı. “Yazınsal Varoluştan Akademik Literatüre Kırmancca (Zazaca) M. Malmîsanij’a Armağan” adlı kitap, Mardin Artuklu Üniversitesi Kürt Dili ve Kültürü bölümünde görev yapan Dr. Shahab Vali’nin koordinatörlüğünde hazırlandı. Sekiz bölümü Türkçe iki bölümü ise

okumak için tıklayınız

Göğsünde yürek yerine bir “idare lambası” yanan Yahya Kemal – Mina Urgan

Yahya Kemal usta bir Şair, ama küçük bir insandı. Onu tanımadan yalnız şiirlerini okuyanlara gıpta ediyorum. Ne yazık ki, ben yakından tanıdım onu. Nâzım Hikmet’in bir şiirinde dediği gibi, göğsünde yürek yerine bir “idare lambası” yanardı. O idare lambasının cılız ışığı bile sönerdi zaman zaman. Üvey babamın yalancısıyım ama, Falih Rıfkı, “Mustafa Kemal’in ayaklarına kapanıp

okumak için tıklayınız

Sabunun Tarihi: Sabun nedir? Nasıl üretilir? En temel hijyen ürünü hayatımıza nasıl girdi?

Günde birçok kez ellerinizi titizlikle ovaladığınız kalıp sabun, en eski tüketici ürünlerinden biridir. Fakat bir uyarı yapmak gerekirse: Bir çok modern sabun aslında tam olarak sabun değildir! Sabun, muhtemelen çok eski bir şölende, ateş üstünde pişen etin küllere damlayan yağlarının bir yan ürünü olarak ortaya çıkmış olmalıdır. Sonuç, ciltteki kirleri sökmede ve yıkayarak çıkarmada harika

okumak için tıklayınız

Sabun; virüsleri, bakterileri ve diğer mikropları yok etmekte neden bu kadar etkili?

Öncelikle, virüs dediğimiz şeyin ne olduğunu hatırlayarak başlayalım: Bir virüs, birçok ufak parçanın kendi kendine organizasyon yoluyla bir araya gelmesiyle oluşan, cansız bir yapıdır. Bu parçalar bütününün en zayıf halkası, biyolojik organizmaların da dış zırhını oluşturan yağlı zırhtır. Sabunun yaptığı, bu yağlı zarı çözerek virüsün darmadağın olmasıdır. Genellikle buna “virüsün ölmesi” dense de virüsler cansız

okumak için tıklayınız

Hannah Arendt ve Martin Heidegger’in aşkları ve mektupları

“Sevgili Bayan Arendt! Hemen bu akşam size gelmeli ve kalbinize hitap etmeliyim.” 35 yaşındaki filozof, evli ve baba Martin Heidegger en önemli eseri Varlık ve Zaman üzerinde çalışırken 18 yaşındaki Yahudi öğrencisi Hannah Arendt’e 1925 yılında yazdığı ilk mektupta bu satırlarla seslenir. Felsefe tarihinin bu en ilgi çekici aşk ilişkisini belgeleyen Mektuplar 1925-1975 başlıklı derlemenin

okumak için tıklayınız

“Biz hırsız değiliz, biz haydut değiliz – biz cesur ve iyi adamlarız.”

STENKA RAZİN ÜZERİNE HALK TÜRKÜLERİ O zamanlar Kazaklar Volga kıyılarında ayrı bir topluluk olarak yaşıyorlardı. 17. yüzyıl başında yaşanan huzursuz dönemde varlıklarını duyumsattılar ve Lehlerin Türklerle savaşına karıştılar. Wladislav onların gitmesine izin verdi ve onlara armağanlar sundu. Bu, Kazaklar arasındaki karşılıklı bağlılığı göstermektedir Ukrayna Kazakları, Lehlerin yardımına gelince aynı şeyi Volga ovalarında yaşayan Kazaklar da

okumak için tıklayınız