Yazar: cemalumit

Enver Gökçe kimdir? Hayatı

Enver Gökçe (d. 1920, Kemaliye, Erzincan – ö. 19 Kasım 1981, Ankara), şair, yazar ve çevirmen. 1920 yılında Erzincan’ın Kemaliye (Eğin) ilçesine bağlı, Çit köyünde doğdu. 1929 yılında ailesiyle Ankara’ya göç ettiler. Burada özel ilkokulda okumaya başladı. Daha sonra Cebeci Ortaokulu’ na girdi (1935). Ankara Gazi Lisesi’nin ardından Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi,

okumak için tıklayınız

Kapitalist toplumda gözün egemen­liği – Roger Behrens

Kulaklarıyla Düşünmek Adorno ‘Prismen’ kitabında “Kulaklarıyla düşünmeye alışkın olan [ . .. ]” (GS cilt 10.1, s. l l) diye yazıyor. Eleştirel teorinin gerektirdi­ği düşünsemeli, düşünsenmiş düşünce optik cazibelerin etkisinde kalmış olmaktan çok akustik, dinleyen bir düşünce olarak tasavvur edilmelidir. “Denilebilir ki çevik, küçümseyen gözle değil, esas ola­rak kendini unutmuş kulakla tepki vermek, geç endüstriyel

okumak için tıklayınız

Çoktan unutulanlarla çabucak unutulanlar günün birinde anılırlarsa… – Nazım Hikmet

Bir Fotoğrafçı Vitrini – Nazım Hikmet Ne adını biliyordu, ne sanını duymuştu … Onu bir gün bir kıyıdan bir kıyıya işleyen vapurlardan birinin güvertesinde gördü. Hava güneşliydi, deniz durgun. Güneş genç kızın altın saçlarında idi, deniz, gök gözlerinde. O, ona baktı. .. Ona baktı o … Bu bakışma bir saniyelikti belki. Delikanlıya bir yıl gibi

okumak için tıklayınız

Bir Hoş Adam – Mihael Zoşçenko (çeviren: Nazım Hikmet)

Dünyada en büyük kuvvet para kuvvetidir, derler. Laf. Saçma. Bu ölümlü dünyada, paradan daha kuvvetli neler var da, iki gözüm neler var. Durun size bir hikaye anlatayım. Bakalım, bana hak verir misiniz, vermez misiniz? Bizim dairede, Reşat Enis isimli bir memur peyda oluverdi günün birinde. Dehşetli bir adamdı bu.

okumak için tıklayınız

İntihar Üzerine – Karl Marx

Fransız toplum eleştirisi, sadece belli sınıfların ilişkilerinde değil, tüm modern ilişki alanlarında ve biçimlerinde yaşanan (modern yaşamın) çelişkileri ve yapaylıkları, kıs¬men de olsa ortaya koyma becerisine sahiptir. Bunu, Fransızlara özgü yaşam coşkusunu, bakışlarının zenginliğini, ince zekalarını, cesur yaratıcı ruhlarını açıkça anlatarak yapmıştır. Fransızların toplum eleştirisindeki üstünlükleri hakkında fikir sahibi olmak için, mesela, kendi dönemlerindeki insan

okumak için tıklayınız

Endülüs – İlker Özünlü

Gezinti… Bir gezintiye davet ediliyorsunuz. Aşina olduğunuz bir semte, bir mahalleye… İspanya uzak memleket ama Cordoba, Granada, Sevilla, yani tekmili birden “diyar-ı Endülüs” ise hemen yanı başımız. Arenaları, flamenkosu; “al-kasr”ları, “Mescit”i, Keltleri, Romalıları; kuleleri, minareleri; Fenikelileri Emevileri; özgün yemekleri, çinili avlularıyla pek çok uygarlığın harmanlandığı bambaşka bir dünyaya yapılan –bir yolculuk ya da seyahate göre

okumak için tıklayınız

Para dışında kitleler için de kullanılan milyonlar kelimesinin şifresi: faşizm

ENFLASYON VE KİTLE Enflasyon, sözcüğün en katı ve en somut anlamıyla bir kitle fenomenidir. Enflasyonun bütün ülkelerin vatandaşları üzerinde yarattığı karı­şıklık etkisi hiçbir şekilde yalnızca fiili enflasyon dönemiyle sınırlı de­ğildir. Savaşlar ve devrimler bir yana, modem uygarlıklarımızda önem bakımından onunla karşılaştırılabilecek hiçbir şeyin olmadığı söylenebilir.

okumak için tıklayınız

BBC Türkçe’nin Sevgi Soysal ile mülakatının ses kaydı (1976)

Türkiye edebiyatının önemli isimlerinden Sevgi Soysal ve onu bebekken kaybeden kızı Funda Soysal var. Soysal, 1976 yılında kanser tedavisi için Londra’ya geldi ve burada kaldığı sürede BBC Türkçe radyosu için ‘radyo konuşmaları’ yazdı ve bunlardan birkaçını seslendirdi.

okumak için tıklayınız

Kayıp Penguen Vakası – Carbayo Pilar Lozano, Alejandro Rodriguez

Dedektif Rino ve yardımcısı Paco gizemli vakaları şıp diye çözüyolar! Yani çoğu zaman… Fillerden biri kayıp mı olmuş? Aslanların yemeğini mi çalmışlar? Birileri kunduzları mı zehirlemiş? Pandanın üstüne bir kutu boya mı dökülmüş? Havuzda kan mı var? Sırtlana isimsiz mektuplar mı gönderiliyor? Devekuşuna tuzak kuran da kim? Ve geceleri ortaya çıkıp flamingoları korkutan bu gizemli

okumak için tıklayınız

Başımızda Kuşlar – Sandra Gobet

Bu kitap, kuşlarla birlikte yaşayan insanların ve insanlarla birlikte yaşayan kuşların öyküsünü anlatıyor. Öykünün mekânı düşsel bir ülkedir ve bu ülkede kuşlar, yuvalarını insanların başları üzerine yapar. İnsanlar, başlarının üzerindeki kuşlardan rahatsız olmak bir yana, onlar olmadan yapamazlar. Çünkü kuşlar, şükran borçlarını ödemek için insanların hayatlarını kolaylaştırıp eksiklerini kapatırlar. Herkes hayatından memnundur.

okumak için tıklayınız

İhtiyar Pastacı ve Kırmızı Kedileri – Tobias Aufmkolk

Dördü de kırmızı, dördü de oyuncu, dört sevimli kedi… Ve dördü de İhtiyar Pastacı’nın evinde yaşıyor. İhtiyar Pastacı’nın kedilerinden sonra hayatta en sevdiği şey, üzerinde kırmızı ahududu meyveleri bulunan lezzetli bir pasta. Fakat ahududuyu en az onun kadar çok seven biri daha var anlaşılan. Çünkü İhtiyar Pastacı ne zaman bir pasta yapıp soğumaya bıraksa, üzerindeki

okumak için tıklayınız

Tüm zamanların en iyisiydi, belki de en kötüsü de… – Charles Dickens

BİRİNCİ BÖLÜM Çağ Tüm zamanların en iyisiydi, belki de en kötüsü de… Bilgeliğin çağıydı. Aptallığın çağıydı, inançların dönemiydi, inançsızlığın da. Mevsim aydınlığın mevsimiydi, belki de karanlığın… Umut’un baharını, umutsuzluğun kışını yaşıyordu. Her şey geleceğindi. Gelecek hiçlikti aslında. Hepimiz cennete gidiyorduk; ya da tersine, cehenneme. Gün bugüne o denli benziyordu ki, gürültücü yetkililerden kimi, karşılaştırmaların yalnızca üstünlük açısından yapılmasında direnir

okumak için tıklayınız

Bir çocuk kötü davranışlarından ötürü cezalandırılır, iyiliğinden ötürü ödüllendirilirse

“Eğer bir çocuk kötü davranışlarından ötürü cezalandırılır, iyiliğinden ötürü ödüllendirilirse bu durumda o sadece ödül için doğru davranacaktır; ve hayata atılıp da iyiliğin her zaman ödüllendirilmediğini, kötülüğün de cezalandırılmadığını gördüğünde sadece hayatta nasıl muvafak olabileceğini düşünen ve hangisini kendi yararına görürse buna göre doğru ya da yanlış davranan bir insan olacaktır.”

okumak için tıklayınız

Küreselleşme Dinamiklerinde Yeni Dönüşümler – David Harvey

Dört dönüşüm dikkat çekiyor: l. Finans sektöründe kontrollerin kaldırılması 1970’lerin başında ABD’de başladı. Bu alanda serbestleşme, iç piyasada durgunluk ve enflasyonun bir arada oluşması, dış piyasalarda ise, büyük ölçü­de Euro dolar piyasasındaki kontrolsüz büyüme yüzünden, Bretton Woods uluslararası ticaret ve kur sisteminin çökmesi karşısında zorunlu bir seçenek olarak benimsendi. Finansal kuralsızlaşmanın sermayenin iradi bir stratejisi olmadığını,

okumak için tıklayınız

Şeker/siz gibi hayat – Başak Gündüz

Merhaba çocuklar, size anlatacağım bu hikaye çok güzel yeşilliklerle kaplı bir köyde geçiyor. Köylülerimiz kendi besinlerini kendileri üretiyorlar ve aynı zamanda hayvancılık yapıyorlar. Tatlı mı tatlı tonton mu tonton Melek Hanım’ın ise bir sürü sebze ve meyve bahçeleri var. Bir de yedi yaşında çok sevimli, iştahlı tonton bir kızı var. Bu köyde biraz kilolu olmak,

okumak için tıklayınız

“Akıl akıldışı olur” Hegel

Kapitalist sınıfın akılcı (rasyonel) bir dünya görüşünü savunduğu dönem, bulanık bir anı oldu. Kapitalizmin ihtiyarlığa özgü çürüme çağında, eski süreçler tersine döner. Hegel’in sözlerindeki gibi, “akıl akıldışı olur.” Sanayileşmiş ülkelerde “resmi” dinin ayakta öldüğü doğrudur. Kiliseler bomboştur ve giderek daha çok kriz içine girmektedirler. Bunun yerine, mistisizmin ve her türden hurafenin palazlanması eşliğinde, garip dinsel

okumak için tıklayınız

“Karşın”cı Orkun Levent Boya – Müslüm Kabadayı

Edebiyat-sanat dünyasının sessiz kahramanları vardır. Ün düşkünü ya da popülerlik peşinde koşan çapsızlara KARŞIN dergi çıkararak, yayınları okurlara bin bir zorluğa katlanarak ulaştıran Orkun Levent Boya da onlardan biridir. Öyle ki, sırtlandığı Her Şeye KARŞIN Edebiyat Sanat Düşün Dergisi’ndeki yazılarının bazılarını ölen kardeşinin adı başta olmak üzere müstear adlarla yayınlar. Dergicilik, yayıncılık, bankacılık gibi ilişkilerini

okumak için tıklayınız

Anabasis Onbinlerin Dönüşü – Ksenophon

Anabasis, Pers tahtına göz diken Kyros’un ağabeyi kral Artakserkses’e meydan okumak için topladığı ve büyük çoğunluğu Hellen paralı askerlerinden oluşan muazzam ordunun Anadolu’dan Mezopotamya içlerine uzanan destansı yürüyüşününün ve bu başarısız sefer sonunda başıboş kalan Hellenlerin kendi başlarına Babil yakınlarındaki Kunaksa’dan yüzlerce kilometre uzaklıktaki yurtlarına dönüşünün çileli hikâyesidir.

okumak için tıklayınız