Yazar: cemalumit

Murtaza üzerine – Orhan Kemal

MURTAZA ÜZERiNE Yakın dostlarım, Murtaza’yı bu yeni hale getirmememi istediler. Hem de ısrarla. “Biz onu öyle bulduk, öyle okuduk, öyle sevdik. Ne diye değiştireceksin?” dediler. Hatta içlerinde çok önem verdiğim kimselerin de bulunduğu bu görüş üzerinde uzun uzun durdum. Kitabın üstünde ‘Roman’ yazıyordu, ama o haliyle Murtaza bir ‘roman’ değil, olsa olsa bir ‘büyük hikaye’ydi.

okumak için tıklayınız

Orhan Kemal’in Don Kişot’u, Murtaza

Orhan Kemal, ölümsüz karakteri Murtaza ile edebiyatımıza asla silinemeyecek biçimde damgasını vurmuştur. İnsanın en çapraşık durumlarından birini kara mizahla yüklü bir dille anlatır. Otorite ile doğru kavramı arasında sıkışıp kalan, doğruculuğundan ödün vermemek için daha çözümsüz durumlara düşen, bu arada gittikçe insanı anlamaktan uzaklaşıp, salt ilkelerini savunan bireyin başına gelenlerin acıklı bir güldürüsüdür.

okumak için tıklayınız

Figaro ‘nun Düğünü, “devlette yüceltilmesi gereken her şeyi ayaklar altına alıyor”

Figaro ‘nun Düğünü Ortamın tek renkli kişisi Marie-Antoinette değildi. O zaman özellikle saray çevresi çok renkli insanlarla doluydu. Bu renkli insanlardan biri de ünlü yazar Beaumarchais ‘ydi (1732-1799). Asıl adı Pierre Augustin-Caron olan Beaumarchais bir saatçinin oğluydu. Caron tüm renkli insanlar gibi biraz garip bir kişiydi, kendisinden beklenilenleri değil beklenilmeyenleri yapardı. ı753 ‘de yeni bir saat maşası icat edip saat­çilikte

okumak için tıklayınız

Kendimce / Aforizmalar 8 – Nejdet Evren

1. Değil midir ki; insan -utanabilen- tek canlı türüdür ve değil midir ki yine insan pişkin pişkin utanacağı yerde öykünür/özenir/özendirir ve kibirlenir; işte bu kibirdir ki insanı kendine yabancılaştıran; güç ve güçlünün yanında olmak, emeğini ortaya koymadan başkalarının sırtından geçinmek ve bunu da aşarak insana dair ne varsa ayaklar altına alıp sömürmek insanı toplumsal varlık olarak kendi olgusal gerçeğinden uzağa

okumak için tıklayınız

Uçurtmayı vurmasınlar – Sadık Güvenç

Feride Çiçekoğlu’nun sinemaya aktarılan romanı Uçurtmayı Vurmasınlar’ın 1. Basımı 1986 yılında yapılmış. Elimdeki kitabın baskısı ise Can Yayınları tarafından 1990’da yapılmış. 102 sayfa. “Ama ben mahkum değilim ki. Ben yalnızca çocuğum. Annem burada iken bana dışarıda kimse bakamazmış. O yüzden cezası bitene kadar annemle birlikte kalmalıymışım. Ben artık kendi çoraplarımı giyebiliyorum. Kendi kendime bakarım. Beni dışarı bıraksınlar İnci! Senin yanına geleyim.” (s. 17-18)

okumak için tıklayınız

Taş ve hançer – Ergün Doğan

Hiçbir yolculuk nedensiz değildir. Uzun ya da kısa fark etmez, gizli bir öğretinin nesilden nesile taşınması gibidir yolculuklarımız. Zaman aktıkça bu gizli öğretinin üzeri, sıra sıra katmanlarla örülür ve geriye yalnızca yolculuğun kendisi kalır. Öyle ya, bizler sırlarımızın ne kadarını biliyoruz! İçimizde büyüttüğümüz örüntüler hangi gizlerimizi saklıyor? Ve yollara düşerken, hangi gizil güçler ateşliyor derinlerimizdeki

okumak için tıklayınız

Yas – M. Şehmus Güzel

Yasla birlikte yaşamayı öğreneceğiz mutlaka. Ankara’da vurulanlarla, Paris’tekiler çocuğumuz, torunumuz, kardeşlerimiz, yakınlarımız, akrabalarımız, yoldaşlarımız, yol arkadaşlarımız. Onlar bizler de olabilirdik. Ölüm çünkü artık serseri mayın gibi dolaşıyor aramızda. Yas tutuyor ve ağlıyoruz: Hem onlara hem onlar olabilecek kendimize. Yas ve ağlamak dayatınca Adnan Yücel’in şiirlerine sarılırım. Onlar da bana. “Ağlarız birlikte” o zaman. Şiirler ağlamaz

okumak için tıklayınız

Zeka Testini geliştiren Alfred Binet “Bu canavarca karamsarlığa karşı çıkmalıyız.”

IQ Testi Genetik deterministler tarafından özellikle IQ testi alanında sıklıkla yanlış kullanılan bir kavramdır kalıtım. Britanya’da Hans Eysenck ve ABD’de Richard Herrnstein ve Arthur Jensen adlı psikologlar, zekânın büyük ölçüde kalıtımsal olduğu düşüncesini geliştirmişlerdi. Aynı zamanda, siyahların ortalama IQ’sunun beyazlardan, İrlanda’daki İrlandalılarınkinin de İngiltere’deki İngilizlerden genetik olarak daha düşük olduğunu savundular. Eysenck görünüşe bakılırsa, siyahların

okumak için tıklayınız

‘Facebook’a çocuğunuzun fotoğrafını koyarken dikkat’

Almanya’nın Hagen kenti polisi ebeveynlere çocuklarının fotoğraflarını tüm kullanıcılara açık bir şekilde Facebook’a koymama uyarısı yaptı. Hagen Polisi, Facebook sayfasında yayımlanan mesajda fotoğrafların pedofiller tarafından kopyalanıp, değiştirilebileceğini veya çocukları ilerideki yaşamlarında utandırabileceğini belirtti.

okumak için tıklayınız

Zor zamanlar yaklaşıyor, fanteziye ihtiyacımız var – Ursula Le Guin

New York’taki Ulusal Kitap Ödülleri töreninde ödül alan Ursula Le Guin, yayıncılık ve edebiyat dünyası hakkında önemli tespitlerde bulundu Dünyaca ünlü fantezi/bilimkurgu yazarı Ursula Le Guin, zor zamanların yaklaştığını söyleyerek, “fanteziye ihtiyacımız var” dedi. Le Guin, kitapların yalnızca meta olmadığına da dikkat çekti.

okumak için tıklayınız

Bugünkü Dünya Düzeni Konusunda Kendimle Konuşma – Afşar Timuçin

-Sana belki de hiç beklemediğin bir soru sormak istiyorum. Hoppala, bu da nereden çıktı şimdi diyebilirsin Soru şu: burjuva uygarlığı dağılıyor mu? -Yaşam dönüşüyor. Yaşam her şeye karşın dönüşüyor. Birileri onu durdurmak isteseler de olmuyor. Yaşam taş koymalada çomak sokmalarla yerinde sayacak bir şey değil. Burjuva uygarlığı dağılıyor mu ya da çöküyor mu? Belli ki sermayeci düzen

okumak için tıklayınız

Tahir Elçi kimdir? Katliamı kınıyoruz

Diyarbakır Barosu Başkanı Elçi, Lice davası, Temizöz davası, Kuşkonar ve Koçağılı köylerinin bombalanması ve Roboski Katliamı davalarının da aralarında olduğu pek çok davada hak savunuculuğu yaptı. Diyarbakır Sur ilçesinde Dört Ayaklı Camii’nin çatışmalarda gördüğü zarar üzerine yapılan basın açıklaması sırasında öldürülen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, pek çok davada hak savunuculuğu yaptı.

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet ‘in ezbere en çok okuduğu şiirleri

Arada bir, o da haftada ya da on günde bir falan, küçük bir şişe rakı aldırırdık, biraz leblebi, tuzlu fıstık, beyaz peynir. .. Posta İbrahim’e derdik ki : – İbrahim’ciğim, biz bu gece, şöyle usul usul, ağacın altında efkah dağıtacağız … Ne dersin? – Hadi bakalım, derdi İbrahim gülerek. Sererdik beylikleri kavak ağacı altına, karanlıkta,

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet ‘in en kızdığı kişiler

Kavgalarını bildiğim için, Nazım’a sorduğum ilk adam Peyami Safa olmuştu. Sorar sormaz, yüzü kıpkırmızı kesildi öfkeden ve adeta köpürür gibi : – Bırak k …. i!.. dedi. Her harfine ayrı ayrı basa basa, Peyami’yi tokatlar gibi söylemişti bunu. Bir daha hiç sözünü etmedi Peyami’nin. Zaten soran da olmadı. İkinci kızdığı adam, Vala Nurettin’di. Epey sözünü etti.

okumak için tıklayınız

Basın Özgürlüğü Üzerine – Karl Marx “Çiçekler bataklıklarda da büyürler”

“Ren adaleti tıpkı Türkiye’deki gibi kusurludur!” K. Marx Marx’tan, ülkemizde de yakıcılığı gün geçtikçe artan basın özgürlüğü konusunda, her zamanki gibi lafını esirgemeden kaleme aldığı polemikçi bir eser. Muhataplarına aman vermeyen diliyle ve sahte polemiklerdeki gibi retorikte kalmayan, gerçek polemiğin olmazsa olmazı diyalektik bir akıl yürütmeyi yazdığı satırlara sindiren Marx, Türkiyeli okura hiç de yabancı

okumak için tıklayınız

Franz Kafka hayatta iken basılan Dönüşüm’ün kapak fotoğrafı

Dönüşüm, Değişim veya Metamorfoz (Almanca özgün adı: Die Verwandlung), Franz Kafka’nın hayatta iken baskısını gördüğü uzun öyküsü. Kitap şeklinde ilk baskısı Kurt Wolff tarafından düzenlenerek Aralık 1915’te yayımlandı. Kafka’nın yayımevine 25 Ekim 1915’te gönderdiği ve ilk baskının kapak resmi ile ilgili sıkıntılarını anlattığı mektupta “Böcek” (Insekt) kelimesini kullanmış ve “Kapakta böcek olmasın. Uzaktan bile görülmesin”

okumak için tıklayınız