Yazar: cemalumit

Neden, Hangi, Nasıl, Matematik? (Öğretenler ve Öğrenenler İçin) – Ahmet Doğan

‘Matematik Yaramazdır’ kitabının yazarı matematik öğretmeni Ahmet Doğan, kendi deneyimlerinden yola çıkarak, matematik öğretmenin ve öğrenmenin inceliklerini ve hazzını ele alıyor. Tüm öğretmenlerin el kitabı olabilecek bu eserin çerçevesini şöyle çiziyor Ahmet Doğan: “Branş öğretmeni olarak ortaokul ve lisede matematik öğretmenliğine başladığım zaman matematik öğretmenin zorluğunu daha yoğun yaşadım. Giderek soyutlama öne çıkıyordu. ‘Görüldüğü gibi…’

okumak için tıklayınız

Üstü Kalsın – Cemil Kavukçu

Öykücülüğümüzün usta kalemi Cemil Kavukçu, yeni öykülerini Üstü Kalsın’da bir araya getiriyor. İnsanın insanla, doğayla ilişkisi, kendi iç dünyasıyla ilişkisidir aynı zamanda. Kavukçu, kahramanlarını öyle yerlerinden yakalayıp anlatıyor ki, sonunda okur kendisini, adına öykü dediğimiz aynanın karşısında çırılçıplak buluveriyor. Üstü Kalsın, aklınızdan çıkmayacak öykülerden oluşuyor.

okumak için tıklayınız

Öldürmenin dayanılmaz ağırlığı – Öznur Özkaya

Suat Ertüzün’ün dilimize kazandırdığı David Vann’ın “Keçi Dağı” adlı romanı küçük bir çocuğun bilinçli bir şekilde kaçak bir avcıyı, akabinde törelere göre erkek sayılabilmesi için bir geyiği öldürmesini ve çocukla beraber babası ve dedesi de dâhil yanındaki erkeklerin öldürme, töre, modernite, din gibi konularda düşüncelerini konu edinmiş. Okurken tüylerinizi ürperten, midenizi alt üst eden sahnelerle

okumak için tıklayınız

Kafka, «sinemayı sevmiyor musunuz?» (söyleşi)

Ne zaman sinemaya gittiğimi söylesem, Kafka’nın yüzünde pek şaşırmış bir ifadenin belirdiğini görüyordum. Yine aynı durumla karşılaştığım bir defasında kendisine sordum: «Siz sinemayı sevmiyor musunuz?» Kafka, kısaca düşündükten sonra şöyle dedi: «Doğrusu hiç düşünmedim bunu. Orası öyle, harikulade bir oyuncaktır sinema, ama ben katlanamıyorum. Belki fazlasıyla optik yaradılışta biriyim de ondan. Bir göz insanıyım ben.

okumak için tıklayınız

“Tarihsel olayları yaratanlar, bundan böyle tek tek bireyler değil, yalnızca kitlelerdir.” Franz Kafka

Kafka’ya Rusya’daki durum üzerine bir konferanstan bahsettim; Sosyal Demokratlar’ın Hyberner Sokağı’ndaki merkezinde Pembe Salon’da Marksist Öğrenci Derneği tarafından düzenlenmişti ve konferansa babamla birlikte gitmiştik. Ben sözlerimi bitirdikten sonra şöyle dedi Kafka: «Politikadan hiç anlamıyorum. Elbet bir eksiklik bu, gidermeyi çok isterdim. Ama genelde eksik taraflarım o kadar çok ki! Bana en yakın bildiğim nesneler benden

okumak için tıklayınız

Franz Kafka’nın Gorki’ye ve Lenin’e ilişkin görüşleri

Kafka’ya Maksim Gorki’nin Leo Nikolayeviç Tolstoy’a ilişkin Anıları’nın Çekçe bir çevirisini verdim. Kafka şöyle dedi: «Gorki’nin bir kişi üzerinde yargıya varmadan o kişinin karakterini çizmedeki ustalığı insanı duygulandırıyor. Bir fırsatla onun Lenin’e ilişkin notlarını okumayı çok isterdim.» «Gorki Lenin’le ilgili anılar mı yayınladı?»

okumak için tıklayınız

Sınıf mücadelesinin antikçağı – İsmail Gezgin

“İnsanlık tarihi bir mücadele tarihidir; ırklar, bireyler arasında değil sınıflar arasında cereyan eder.” Marx-Hegel 1993 yılından bu yana Çatalhöyük kazılarını yürüten arkeolog Ian Hodder, ören yerinden son zamanlarda elde ettikleri ilginç verileri kamuoyu ile paylaşmaya başladı. Ona göre, Neolitik Dönem’in ilginç bir temsilcisi olan ve yaklaşık 9400 yıl önce kurulan, çağdaşlarına göre bir hayli kalabalık

okumak için tıklayınız

Bilimi bilim yapanlar: Galileo, Newton, Faraday, Darwin, Pasteur, Mendeley, Marie Curie, Einstein, Freud…

Galileo, Newton, Faraday, Darwin, Pasteur, Mendeley, Marie Curie, Einstein, Freud… Öncü 43 ismin çalışmalarıyla tematik bir bilim tarihi: Bilim İnsanları- Bir Keşif Destanı. Dorothy Crowfoot Hodgkin adını pek çok kişi duymamıştır. İtiraf edeyim Bilim İnsanları-Bir Keşif Destanı’nı okuyana kadar ben de bihaberdim kendisinden. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan kitap Andrew Robinson’un hazırladığı bir derleme. Fotoğraf ve

okumak için tıklayınız

Roman, Film, Müzik ve Livaneli – (Röportaj: Zafer Köse)

Zülfü Livaneli, sinema alanında da önemli çalışmaları olan bir sanatçı. Aralarında Otobüs, Yılanı Öldürseler, Sürü, Yol, Mutluk gibi filmlerin bulunduğu yerli ve yabancı birçok filmin müziklerini besteledi. Çok sayıda en iyi film müziği ödülü kazandı. Bunlardan sonuncusu, Mutluluk film müziği ile 2007 Antalya Altın Portakal’dan geldi. İlk yönetmenlik çalışmasında, Yaşar Kemal’in Yer Demir Gök Bakır

okumak için tıklayınız

Susan Sontag: Derinlikli ve sade

Sontag’ın ölümünün üzerinden on yıl geçti. Ama söyleyip yazdıkları hiç eskimedi; Cott’un yaptığı röportaj da bunu gösteriyor. Susan Sontag, bilmem ne dergisinin düzenlediği ankette “dünyanın en etkili bilmem kaçıncı kadını” gibisinden bir nitelemeye hiçbir zaman sahip olmadı. Kitaplar yazdı, eylemlere katıldı, dünyanın dört bir yanında konferanslar verdi. Bu melankolik, ciddi, lafını esirgemeyen, cesur ve esprili

okumak için tıklayınız

Behiç Ak: Gülümseten Öykülerin Güzel Kalpli Yazarı

Bir çocuk ve iki yetişkinin resmedildiği bir çizim var karşımda. Adı “Geleceğe Borçlanmak”. Yetişkin birer kadın ve erkek, kafasını yukarıya kaldırmış ve yüzlerine adeta haykırırcasına bakan çocuğu dinlemekte. Çocuğun ağzından çıkan hiçbirimizin reddedemeyeceği bir gerçek: “Bana çok şey borçlusunuz!” Yaşantımızın her günü yüz yüze geldiğimiz bu gerçek Behiç Ak’ın Günışığı Kitaplığı’ndan çıkan karikatür kitabındaki güzelim

okumak için tıklayınız

Görünen Köyün Kılavuzu – Nejdet Evren

Bilge dedikleri kişinin kendilerine görünen köyü görünür kılması amacıyla bir zamanlar tarihin ve zamanın akmadığı bir yerde görünen köye kılavuz seçmişler. Etrafına toplaşmışlar. Kılavuz her yönden çevresine bakınmış ve dönmüş demiş ki; -ben, hiçbir şey göremiyorum, demiş Çevresindekiler şaşkınlık içersinde; -nasıl olur da kos-kocaman köyü göremiyorsun diye serzenişte bulunmuşlar. Kılavuz bu kere elini kaşlarının üzerinde

okumak için tıklayınız

Roman, Film, Müzik ve Livaneli

* “SON OZAN” KİTABINDA (ZAFER KÖSE, MEVSİMSİZ YAYINLARI, 2007) YER DEMİR GÖK BAKIR FİLMİYLE İLGİLİ BÖLÜMDEN KISA PARÇALAR: * … (1986) Yıllarca hazırlandıktan sonra bir filme başlıyor. 1974 yılında İsviçre’de ‘Otobüs’ filminin müziğini yaptığından beri yüreğini kanırtan bir istekti bu. Otuzu aşkın film müziği vesilesiyle değişik uluslardan yönetmenlerle çalışmıştı. Çoğu zaman o sahnelere ayrı yorum getirmek

okumak için tıklayınız

Dünya dillerinin yüzde 57’sinde cinsiyet içeren zamirler yok

Dillerin taşıdığı cinsiyetli kelimeler uzun yıllardır tartışılıyor. Kimi kelimelerin cinsiyetçi saiklerle türetildiği ifade edilirken, kimi kelimeler doğrudan bir cinsiyeti işaret ediyor. Dünya dillerinin yüzde 57’sinde ise cinsiyet içeren zamirler yok. Dillerin taşıdığı cinsiyetli kelimeler uzun yıllardır tartışılıyor. Kimi kelimelerin cinsiyetçi saiklerle türetildiği ifade edilirken, kimi kelimeler doğrudan bir cinsiyeti işaret ediyor. Öte yandan, dünya dillerinin

okumak için tıklayınız

Franz Kafka’nın hayatta iken yayımlanan Ceza Sömürgesi kitabının ilk baskılarının kapak fotoğrafları

Ekim 1914 yılında yazılıp 1919 yılında basılan Ceza Sömürgesi (Almanca: In der Strafkolonie, İngilizce: In the Penal Colony), Franz Kafka’nın bir kısa öyküsüdür. İsimsiz bir ceza kolonisinde geçer. Kimi eleştirmenler, yazarın Octave Mirbeau’nun Le Jardin des supplices (İşkence Bahçesi) romanından esinlendiğini belirtmiştir. Öyküde, Kafka’nın diğer eserlerinde olduğu gibi, anlatıcı korku dolu olayları dışarıdan izler ya

okumak için tıklayınız

Dönmek Mümkün mü Artık? – Funda Demir

“Değnek adam ailesiyle birlikte ormanda mutlu bir yaşam sürüyordu. Bir sabah dışarı çıktı ve başına gelmeyen kalmadı…” Bir cümleyle kaç hikâye sığar bilemedim, sonra eylülün son akşamında oturdum dinledim yeniden hayatın bana fısıldadıklarını. O sabah madene erkenden inmişti, ondandır belki mesai bitmek bilmedi. Çaysızlık başını ağrıtırdı, yine başlamıştı işte. Yorgun kolları artık dinlenmek istedikçe, hadi

okumak için tıklayınız

Mehmet Eroğlu’dan Gezi’nin romanı

Mehmet Eroğlu yepyeni bir romanla karşımızda. İletişim Yayınları’ndan 17 Ekimde çıkacak 9,75 Santimetrekare, ölmeye çok yaklaşmış bir adamın Gezi Direnişi’yle aynı zamanlarda buluşan içe yolculuğunun hikâyesi. Mehmet Eroğlu yepyeni bir romanla karşımızda… 9,75 Santimetrekare’de fondan barikatlarıyla, karmaşasıyla ve bitmek bilmeyen umutla 2013 Haziranı geçerken, yüzü yaralı kahramanımız bizi bugünden başlayıp geçmişe götürecek. İstanbul öksürüyor, Taksim’de

okumak için tıklayınız

Bilinçakışını en iyi kullanan yazarlar

Bilinçakışı, özellikle modernist romancıların değişen hayata ve edebiyata karşılık bulmak için geliştirdikleri, çok uzun zamandır vazgeçilmeden kullanılagelen ve okurları büyüleyen, onların aklını karıştıran bir anlatım tekniği. Mrs. Dalloway ve Stephen Dedalus gibi birçok roman karakterini kusursuz biçimlerde anlatarak hayatımıza sokan yazarlar, bu tekniğin en parlak örneklerini verdi. Bilinçakışı nedir? Psikolog William James’in çalışmaları sonunda ortaya

okumak için tıklayınız

Kayıp Toprak evine dönüyor

Yayımlandığı ülkelerde heyecanla karşılanan, Hollanda ve Belçika’dan en iyi ilk roman ödülü Bronz Baykuş alan Kayıp Toprak, nihayet Türkçeye çevrilerek ait olduğu coğrafyaya, evine döndü. Yazar Murat Işık, bitmek bilmeyen bir göç sonunda evvela İzmir’e, derken Almanya’ya ve nihayet Hollanda’ya yerleşen Vartolu bir ailenin oğlu. Amsterdam’da büyüyen Işık, belki de dengbej dedesinin genetik mirasından ötürü,

okumak için tıklayınız

Paul Lafargue’den “Tembellik Hakkı”: Çalışmak-Çalıştırılmak – Zafer Köse

Bazı kitaplar vardır ki hiç eskimez Paul Lafargue’ın “Tembellik Hakkı” kitabı da onlardan biri. Her daim yeni ve her daim gündemde tutulması gerekir. Çoğu marksistin bu kitabı okumuş olduğunu biliyorum; ama yine de üstüne yeniden konuşmak gerekir. Bu yazı bir tanıtım değil, bir eleştiri değil ama aynı zamanda da her ikisi ve kitap üzerinden oluşmuş

okumak için tıklayınız