Yazar: cemalumit

Ortaçağ Avrupası’nda Cadılar ve Cadı Avı – Haydar Akın

Ortaçağ Avrupası’nda Cadılar ve Cadı Avı, Avrupa’da Ortaçağ sonları ile Yeniçağ başları olmak üzere yaklaşık dört yüz yıla yayılan dönemde yaşanan ‘Cadı Avı’ histerisini, psikolojik ve sosyolojik bağlamda ele alan ilk Türkçe eserdir. Söz konusu döneme ait belgeler ve tanıklıklardan o günün dünyasını anlamaya yönelik eserlere uzanan geniş bir kaynak yelpazesiyle; konunun temelini oluşturan ve

okumak için tıklayınız

Marx’ı günlüğünden okuyun

Karl Marx’ın iki yıl boyunca tuttuğu notlardan oluşan el yazması defterleri artık Türkçe’de. Ailenin yapısını inceleyen kitabı Türkçeye çeviren Kıvanç Tanrıyar’la kitabı konuştuk. 1880-1882 yılları arasında tuttuğu notlardan oluşan Karl Marx’ın el yazması defterleri, ”Etnoloji Defterleri” adıyla Hil Yayınları’ndan çıktı. Kıvanç Tanrıyar’ın çevirisiyle okuyucuyla buluşan kitap, ilkel toplumun en küçük ekonomik birimi aileyi incelerken, toplumsal

okumak için tıklayınız

2,5 milyon kişi okuyup yazamıyor

Türkiye İstatistik Kurumu İzmir Bölge Müdürlüğü, eğitim durumuna göre nüfus dağılımıyla ilgili önemli bir çalışmaya imza attı. ?Türkiye-İzmir Eğitim Göstergeleri?ne Göre 15 yaş ve Üzeri Eğitim Durumuna Göre Nüfusun Dağılımı? başlıklı çalışmada; nüfusun yaklaşık yüzde 48?inin (27 milyon) ilkokul, yüzde 5?inin (3 milyon) ortaokul, yüzde 21?inin (12 milyon) lise, yüzde 12?sinin (7 milyon) yüksekokul veya fakülte

okumak için tıklayınız

Yarın Yeni Bir Gün Olacak – Öznur Özkaya

Doğu Almanya?nın yıkılmasından sonra kendince geçmişiyle hesaplaşmaya girişen yazarlardan biri de Monika Maron?dur. 1941?de Berlin?de doğan, ancak annesi ve Demokratik Alman Cumhuriyeti?nin kurucularından olan üvey babası Karl Maron ile birlikte 1951?de Doğu Almanya?ya yerleşip 1988?de ise Batı?ya göç eden Maron; geçmişle hesaplaşmasını, romanlarında yarattığı kadın karakterlerin portresini feminist bir yaklaşımla çizerek, politik koşullarca çevrelenmiş kadının

okumak için tıklayınız

Ulus, Devlet, Entelektüel – Editörler: Hakan Mertcan, Aydın Ördek

İnsanın entelektüel varoluşunun, aslında onun özgürleşme mücadelesi ile çakıştığını yaşamları ve tercihleri ile bizlere gösteren nadir insanlardan biri Fikret Başkaya. Kapitalizme, Avrupa-merkezci modernleşmeye, Türkiye?deki uluslaşma sürecinin yarattığı resmi ideoloji ve resmi tarihe radikal bir itiraz olan eseri ve mücadelesi gerek kendi toplumunun gerekse uluslararası muhalefetin saygısını kazanmıştır.

okumak için tıklayınız

Edebiyat tarihinin en iyi 100 giriş cümlesi

En kötü giriş cümlesi yarışmasının kazananları belli olurken, stylist.co.uk sitesi, kendilerine göre ?en iyi ve en ikonik? giriş cümleleriyle başlayan eserleri seçti. ?Bir kitabın okuyucuyu ilk cümleden itibaren etkilemesi gibisi yoktur. Okuyucunun okuduğu ilk cümle, kitabın giriş cümlesi, o kitabın satmasını, kapanış cümlesi ise yazarın daha fazla okuyucu kazanmasını sağlar derler,? diyen sitenin ?En iyi

okumak için tıklayınız

Büyük Bir Devletin Doğuşu: Osmanlılar (1300-1481) – Ernst Werner

İmparatorlukların doğuşu tarih-yazıcılığının çekici, fakat bir o kadar da gizemli ve zor konularından biri olagelmiştir. Bu zorluk, Batı’da önyargılarla dolu bir araştırma alanı olan “Osmanlı İmparatorluğu” söz konusu olunca daha da artmaktadır. Aşağılayıcı, şoven dürtüler tarih çalışmalarını nesnellikten uzaklaştırmakta, “barbar, kanlı, fanatik, cahil” gibi nitelemeler tarih-yazıcılığını daha baştan sakatlamaktadır. Tek yanlı, yüzeysel ve övgücü Türk

okumak için tıklayınız

Gizlenen Bir Şairin Şiirlerini Yeniden Okumak – Öznur Özkaya

Alkole, eğlenceye, sekse, bitimsiz isteklere düşkün insan topluluğu diyorlar gençler için. Oysa yaşlıların aksine genç insanların düşleri vardır, düzene kafa tutma cesaretine sahiptirler, öyle ki isteseler güneşi yakacaklarını bilirler. Umudun öznesidirler aslında, ama güvensizlik ve paranoya nesnesi gibi gösterilirler bu topraklarda. Parasız ve bilimsel eğitim hakkı, adil sınav sistemleriyle yerleştirilme veya atanma hakkı isterler, hapis

okumak için tıklayınız

Kızıl Yıldız – Aleksandr Bogdanov

“Lenin’in Bolşevik Partisi’ndeki çalışma arkadaşlarından Rus bilim adamı, felsefeci ve yazar Aleksandr Bogdanov (1873-1928) aynı zamanda bir bilim kurgu yazarıdır. Bogdanov, büyük ilgiyle karşılanan Kızıl Yıldız (1908) romanında, geleceğin sosyalizminin bilimsel tahminlere dayalı ayrıntılı, canlı bir tasvirini sunar. “Kızıl Gezegen” olarak bilinen Mars’ta insanlık ileri bir sosyalizm düzenine kavuşmuştur. Dahası, gezegenin insanları, sahip oldukları bilimsel-teknolojik

okumak için tıklayınız

Sacco ve Vanzetti (Amerika’da İki İtalyan / Bir Hukuk Cinayeti) – Helmut Ortner

Helmut Ortner’in bir siyasi polisiye üslûbuyla, bir roman akıcılığında kurguladığı Sacco ile Vanzetti – Amerika’da İki İtalyan, Bir Hukuk Cinayeti, 20. yüzyıl başında Amerika Birleşik Devletleri’nde hoşgörüsüzlük ve yabancı düşmanlığının ne kadar canice ölçülere vardığını göstermekte; ayrıca, aradan yüz yıl gibi bir süre geçmesine rağmen dünyamızın şu andaki siyasal-kültürel atmosferinin nasıl da pek değişmeden kaldığına

okumak için tıklayınız

Kafka?nın ne kadar büyük ve ne kadar özgün bir yazar olduğunu vurgulamak için anlatılan bir hikaye

Tanrı Azrail?den Kafka adında bir adamı öldürüp kendine getirmesini ister. Azrail elindeki öldürülecekler listesinde küçük bir oynama yaparak Kafka?nın adını ilk sıraya alır ve canını almak için dünyaya iner. Prag?dan başlar aramaya ve tüm Avrupa?yı dolaşır, ama bulamaz. Tanrıya karşı mahcup olmak istemediğinden hiç ara vermeden devam eder yolculuğuna ve tüm mevsimlerde, tüm kentleri dolaşır?

okumak için tıklayınız

Oyunlarım Üstüne – Nazım Hikmet

“Çok az bilinen ve birkaç kitap sayfası arasında saklı kalan bu metin, ustanın Tiyatroya olan ilgisini, nasıl başladığını, dostluklarını, oyun yazım ve sahnelenme süreçlerini ve etkilendiği çalışmaların kökenlerini bulacaksınız. Nisan 1962 de, yani ölümünden bir yıl önce, Moskova da kaleme alınan ve belge niteliği olan bu çalışmayı, sizlerle sevgiyle paylaşıyoruz.” Orhan Aydın

okumak için tıklayınız

Sevgili Halil Kardeş (Köye Mektuplar) – Yusuf Atılgan

Yusuf Atılgan’ın Hacırahmanlı köyünden arkadaşı Halil Şahan’a 1980-1988 yılları arasında İstanbul’dan yazdığı mektuplar. Atılgan’a sevgisini hâlâ büyük bir bağlılıkla taşıyan ve Türk edebiyatının bu biricik yazarını “Ulysses’in baskıları arasındaki farkları saptayabilen bir köylü” olarak tanımlayan Halil Şahan’ın bu gizemli yazarı ve yapıtlarını açımlayan, daha iyi iz sürmemizi sağlayan önsözü. Halil Şahan’la yapılmış ve Yusuf Atılgan

okumak için tıklayınız

Thomas Mann’ın Nobel konuşması: “Kuzey’den bir havai fişek düştü”

Thomas Mann’ın ödül aldığı 1929 yılında yaptığı banket konuşması: Şimdi sizlere teşekkür etme sırası bende ve bunu nasıl dört gözle beklemiş olduğumu söylememe gerek yok sanırım. Ama heyhat, bu kritik anda sözlerimin hislerime yetmeyeceğinden korkuyorum ki doğuştan hatip olmayanlar bunu sıklıkla yaşarlar. Tüm yazarlar hatip olmayanlar sınıfına aittir. Yazar ve hatip hem farklılardır, hem de

okumak için tıklayınız

İrfan Şahinbaş Sahnesi?nde Nöbet Çadırı

Tiyatro başta olmak üzere sanat kurumlarına ve sanatçılara, dolayısıyla tüm sanatseverlere yönelik saldırılar hız kesmeden devam ediyor. AKP Hükümeti?nin sanatı zapturapt altına almak amacıyla TÜSAK dayatmasını şimdilik geri çekmesine rağmen yerel seçimler sonrası yasalaştırmak için fırsat kolladığı biliniyor. Ankara?da bir süre önce İrfan Şahinbaş Sahnesi?ne yönelik saldırı, sanatçıların ve sanatseverlerin direnişiyle önlenmişti. Ancak inşaat firmasının

okumak için tıklayınız

?Hepimiz Gogol?un Paltosundan Çıktık!? – Öznur Özkaya

Orta halli toprak sahibi bir ailenin çocuğu olarak 31 Mart 1809?da Ukrayna?da dünyaya gelen ve 205. yaş gününü kutladığımız Nikolay Vasilyeviç Gogol, Rus Edebiyatı?nda mihenk taşı gibidir. İğneleyici bir üslupla yazmış olduğu ?Burun?, Ukrayna hayatıyla ve halk deyişleriyle süslediği ?Mirgorod Öyküleri?, bir memurun rutin hayatını konu edindiği ?Bir Delinin Hatıra Defteri?, bürokrasiyle dalga geçtiği ve

okumak için tıklayınız

Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına Mıdır? – Zygmunt Bauman

Günümüzde artık bütün dünyada egemenliğini kurmuş olan neoliberal kapitalizmin yandaşlarına göre, yoksulların içinde bulundukları sefaletten kurtulmaları için zenginlerin daha zengin olması, daha az vergi vermesi gerekir çünkü bu durum hepimizin çıkarınadır. Ne var ki genelde kabul gören bu yaklaşım gündelik deneyimlerimizle, bol miktardaki araştırma sonuçlarıyla, aslında mantıkla hiçbir şekilde uyuşmuyor. Somut kanıtlar ile popüler inanışlar

okumak için tıklayınız

Faşizmin Anatomisi – Robert O. Paxton

“?faşizmi iş başında izleyelim; en baştaki gelişmelerden, yarattığı nihai felakete kadar ve toplumla oluşturduğu karmaşık etkileşim ağının içinde… Sıradan vatandaşlar ve faşizme yardım etmiş ya da ona direnememiş bütün politik, toplumsal, kültürel ve ekonomik güç sahipleri bu hikâyenin bir parçasıdır. İşimiz bittiğinde, faşizme uygun bir tanımı daha iyi verebiliriz belki.” Faşizm iktidara geldiği ülkelerde de,

okumak için tıklayınız

Türkiye ve Ermeni Hayaleti – Guillaume Perrier, Laure Marchand

Kanayan bir yaranın üzerinde barış inşa edilebilir mi? Fransız tarihçi Pierre Vidal-Naquet “inkârcılık bizzat soykırımın devamı, hatta en incelikli, nihai evresidir,” diyor. Buna göre, Türk resmî görüşü de, inkâr politikasıyla yaranın kapanmasına engel oluyor. Bir yandan Ermenistan’la oynanan futbol maçlarındaki dostluk girişimleri, bir yanda Sevag Balıkçı olayı? Fransa’da inkâra karşı çıkartılan yasa? Hrant Dink cinayeti?

okumak için tıklayınız

Fişlemenin Kısa Tarihi – Hüseyin Aygün

Fişleme, neredeyse dünyanın her yerinde kullanılan bir izleme ve yönetme metodu. 21. yüzyıla gelindiğinde internetin ve dolayısıyla bilgi ağının genişlemesi, bu metodun devletler tarafından sık başvurulan bir alan haline gelmesini sağladı. Giderek genişleyen bu alanın kontrolü ise yine devletler tarafından sağlanmaya çalışılıyor. Türkiye’de fişleme ise devlet idelojisinin resmi araçlarından

okumak için tıklayınız