Yazar: cemalumit

Yılmaz Güney / Bir Çirkin Kral – Turhan Feyizoğlu

Elinizdeki kitap bugüne kadar Yılmaz Güney hakkında yayımlanmış en kapsamlı kitaptır. “Çirkin Kral”ı yalnız sanatçı kimliğiyle değil, devrimci, yurtsever, entelektüel ve mücadeleci yanıyla da görürüz. Yaşadığı dönemde, kendi direnme yöntemlerini geliştirip bu uğurda yasaklara ve baskıcı zihniyete karşı mücadele etmiş, bunun bedelini de yüreklice ödemiştir. “Hey gidi günler hey! Hepinize selam. Hiçbirinizi unutmadım. Ölünceye kadar

okumak için tıklayınız

Bu kitaplar insan derisiyle kaplı…

Pahalı ve eski kitapları bir araya getiren büyük kütüphanelerde her daim garip bir yan vardır. İnsanların fısıldayarak konuştuğu bu ortamı yapay bir sessizlik kaplar. Toz kokusu ise sürreal bir hava yaratır. Söz konusu garip kütüphanelerse şüphesiz hiçbir yer, Harvard Üniversitesi’yle boy ölçüşemez. Çünkü birkaç yıl önce bu kütüphanede bulunan üç kitabı, diğerlerinden ayıran bir şey

okumak için tıklayınız

Yok Yere Yaygara: Kavuşabilmek İçin Ayrılanlar, Gülebilmek İçin Ağlayanlar, İyilere Işık tutan Kötüler. William Shakespeare

William Shakespeare’in Yok Yere Yaygara (Much Ado About Nothing): “Kavuşabilmek İçin Ayrılanlar, Gülebilmek İçin Ağlayanlar, İyilere Işık tutan Kötüler” adlı komedi türündeki oyunun ilk basımı 1598?de yapılmıştır. Daha sonra 1623 yılında Shakespeare’in oyunlarının ilk toplu basımı olan “First Folio?da yer almıştır. Shakespeare oyunun konusunu, Ariosto?nun, Orlando Furioso’su ile Bandello’un bir hikâyesinden almış. Oyun 1613’te sarayda

okumak için tıklayınız

Marx-Engels ve Osmanlı Toplumu – Taner Timur

Osmanlı Devleti, “Doğu Sorunu” başlığı altında 19. yüzyıl diplomasisinin başlıca çatışma alanı oldu. Doğulu kimliğini giderek kaybeden, fakat “ıslahat” ya da “çağdaşlaşma”yı da bir türlü başaramayan Osmanlı toplumu, bu yüzyılda her köşesini arşınlayan bir gezginler ordusunun hayal gücünü kamçıladı. Dahası, çok sayıda düşünür ve bilim adamının gözlem ve analizine de malzeme teşkil etti. Öyle ki

okumak için tıklayınız

Gökyüzü gibi herkesindi şiiri: Bedri Rahmi Eyüboğlu

Resim ve şiirleriyle tanınan Eyüboğlu, yozlaştırılan günümüz sanatında, geçmişin yitirilmiş ve rafa kalkmış tartışmalarından sıyrılıp, hâlâ kendine yer buluyor. ?Öyle bir sanat ki, onu hiçbir sınır durduramasın, gümrük kapılarında sürünmesin, mabed eşiklerinde aşınmasın, kütüphanelerin raflarında beklemesin.?? Mavi gezi bir ağaçtır/Dalları deniz./Mavi gezi bir bahçedir/Gülleri deniz./Mavi gezi bir gelindir/Telleri deniz./Mavi gezi bir beşiktir/Bebeği deniz.

okumak için tıklayınız

Sevgili Aziz Nesin, kitaplarınızı nasıl yazarsınız?

? Kitaplarınızı nasıl yazarsınız, efendim? Kâğıtlara eski yazıyla yazarım. ?Yani daktilo kullanmaz mısınız? Kullanırım ama sonra kullanırım. Önce kâğıda el yazısıyla eski Türkçe olarak yazarım. Sonra onu gözden geçirip bir başka kâğıda yeniden eski Türkçe olarak yazarım. Ondan sonra daktiloyla yazarım. Sonra bunu da bikez daha daktiloda yazarım. Yani enaz dört kez yazıyorum. – Bir

okumak için tıklayınız

Orhan Veli sergisini görürsen “Sakın Şaşırma”

Garip akımıyla çığır açan, modern Türkiye şiirinin öncülerinden Orhan Veli Kanık’ın doğumunun 100?üncü yılı büyük bir arşiv sergisiyle kutlanıyor. Orhan Veli?nin şiirlerini bugünün okurlarıyla buluşturan Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, şairin 100?üncü yaşını anlamlı bir sergiyle karşılıyor. İstiklâl Caddesi?ndeki kültür merkezinin birinci katında, 4 Nisan ? 3 Mayıs tarihleri arasında gezilebilecek olan Sakın Şaşırma: Orhan

okumak için tıklayınız

Felsefe Defterleri ve Lenin?in Teorik Mirası – M. Deniz Schulze

Kevin B. Anderson?unTürkçe?ye çevrilen ikinci kitabı Lenin, Hegel ve Batı Marksizmi geçtiğimiz Şubat ayında Yordam Kitap tarafından yayımlandı. Türkiyeli Marksist okuyucunun son birkaç yılda yeniden yayımlanan ve yeni çevrilen ?Felsefe Defterleri?, ?Lenin?in İsviçre Günleri?, ?Yeniden Lenin? gibi kitaplar sayesinde konuya yabancı olduğu söylenemez. Ama Lenin veya Marksizm üzerine yazılan kitaplarla karşılaştırıldığında Lenin?in Marksist yöntemle ilişkisi

okumak için tıklayınız

?Hüzünbaz Öyküler? – Mehmet Özçataloğlu

14 Şubat Dünya Öykü Günü?nün hemen ertesinde düştü önüme ?Gölgeler Islanmaz.? ?İnsan, öyküsüyle var? diyerek seslenilen günün ertesinde. Ben de, insan sıcaklığında öykülerin içine bıraktım kendimi. Öykü denizinin üzerinde değil, dibinde yüzdüm. Nedeni ise kitaba adını veren ilk öykü ?Gölgeler Islanmaz? oldu. Baba-kız ilişkisini odak noktasına almış olan öykü, kız evlat sahibi her babanın korkularını

okumak için tıklayınız

Andre Breton ‘dan şiirler… “Büyük çizgileriyle tanıyorum umutsuzluğu. Yüreği yoktur umutsuzluğun…”

Andre Breton; 1924 yılında Sürrealist Manifesto’yu yazarak Gerçeküstücü akımın kurucusu, ”Gerçeküstücü Devrim” dergisinin editörü, Cezayir’deki Fransız sömürgeciliğine karşı ”121’in Manifestosu”nu kaleme alan, “Manyetik Çayırlar”, ”Çılgın Aşk” ve ”Nadja” gerçeküstücü başyapıtların yazarıdır. Olmak Büyük çizgileriyle tanıyorum umutsuzluğu. Kanadı yok umutsuzluğun, akşam vakti deniz kıyısında bir taraçada, toplanmış bir sofrada kalayım demiyor. Umutsuzluk bu, o bir

okumak için tıklayınız

Polonyalı Anne Frank?ın günlükleri

İkinci Dünya Savaşı’ndan yıllar sonra ortaya çıkarılan, Polonyalı Yahudi bir kız çocuğunun savaş yıllarında yazdığı günlük, Rywka Lipszyc ismini Yahudi soykırımının simgelerinden Anne Frank’ın yanına yerleştirdi. Ailesini savaş sırasında kaybeden Polonyalı Rywka Lipszyc’in ülkesindeki Lodz gettosunda, Ekim 1943’ten Nisan 1944’e kadar yazdığı 112 sayfalık günlük, İngilizceye Malgorzata Markoff tarafından çevrildi ve yazıldıktan yetmiş yıl sonra

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin soyadını alma öyküsü

Haziran 1934?te yürürlüğe giren Soyadı Kanunu gereği herkesin kendisine soyadı seçtiği günlerde Sabahattin Ali, Ayşe Sıtkı?ya gönderdiği mektubunda şöyle yazmaktadır: “Yeni isim aldın mı? Benim almak istediğim isim Kubaşır?dır. Kubaşmak kelimesinden geliyor. Orta Anadolu?da çok kullanılır. Tarama dergisine bak… Manasını nasıl bulacaksın?? Sabahattin Ali, ortaklaşa iş yapma anlamına gelen ?kubaşmak? sözcüğünü kendisine soyadı olarak beğense

okumak için tıklayınız

Beckett?ın karanlıktaki öyküsü: Echo?s Bones

Yazar Samuel Beckett?ın seksen yıl önce yazıp yayıncısına onaylatamadığı için rafa kaldırılan öyküsü Echo?s Bones 17 Nisan?da yayımlanıyor. Samuel Beckett seksen yıl önce (1934) hikâyelerini More Pricks Than Kicks (Aşksız İlişkiler, Ayrıntı Yayınları) adıyla bir kitapta toplayıp yayımcısına yollar. Chatto&Windus yayınevinden Charles Prentice, derlemenin on birinci öyküsü olan Echo?s Bones?u okuması çok zor ve

okumak için tıklayınız

66.Sone – William Shakespeare (Çeviren: Can Yücel)

66. SONE Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni, Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez. Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini, Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz, Değil mi ki ayaklar altında insan onuru, O kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış, Ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru, Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,

okumak için tıklayınız

Eserleriyle Çarlık Rusya’sını bir doktorun hastalığı teşhis etmesi gibi anlatan yazar, Anton Pavloviç Çehov

“Sanırım Anton Çehov’la karşılaşan herkes, içinde ister istemez daha yalın, daha doğru, daha kendisi olma isteği duyardı… Çehov hayatı boyunca hep kendi ruhsal bütünlüğü içinde yaşadı; her zaman kendisi olmayı, iç özgürlünü korumayı başardı. Başkalarının özellikle de daha kaba insanların Anton Çehov’dan beklediklerine hiç aldırmadı… Bu güzel yalınlığın içinde, kendisi de yalın, gerçek ve içten

okumak için tıklayınız

Burjuva Sanat – Proleter Sanat ? Devrimci Sanat Ayrımı Var mı Ya da Sanat hakkında sorular… – Adil Okay

Yazımın başlığı iddialı oldu değil mi? Evet, ?Burjuva sanat – Proleter sanat – Devrimci sanat? kategorileri tartışmaya açıktır. Devrimci sanatçı, burjuva sanatçı? diyebiliriz elbette. Ya da bir sanatçının devrimci mücadeleye katkısı sorgulanabilir. O takdirde de sanat değil ?etik? tartışırız. Çünkü sanatın biricikliği ilkesi esastır. Yani bir esere öncelikle ?sanat mı – değil mi? diye bakmak

okumak için tıklayınız

Mağaradaki Kitap – Can Başkent

0. Platon?un mağara alegorisini düşünün. Hani şu sadece gölgeleri, perdeye (duvara) yansıyan görüntüleri görebildiğimizi, ?gerçeğinse? bu olmadığını, hakikatin, gölgelerin ötesinde ve üzerinde olduğunu anlatan düşünce deneyi. Platon?a göre içinde yaşadığımız dünya ve hayat da böyledir – görüntülerle oynar dururuz, hakikatsa bu değildir. Biz ancak hakikatin yansımalarıyla kendimizi avuturuz. Yüzyıllardır kağıda basılan, mücellitlik ve hattatlık gibi

okumak için tıklayınız

Lev Tolstoy, Andersen ve masalları için ne dedi?

?Marko Vovçek?in çevirisiyle yayınlandığı zaman, bu masalları anlamamıştım. On yıl kadar sonra ise bu küçük kitabı alıp okudum ve Andersen?in çok yalnız bir adam olduğunu bir anda bütün açıklığıyla hissettim. Çok yalnız. Hayatını bilmiyorum; herhalde serserice bir yaşam sürüyor, çok geziyordu. Bu da onun yalnız olduğu konusundaki hislerimi kanıtlar. Bu yüzden

okumak için tıklayınız

Mehmet Özçataloğlu

Yazarın Yazıları ?Melodiyle Örülü Bir Sınıf? ?Charlie Small ve Yer Altının Gizemi!? ?Kitaplar Üzerine Bir Kitap? ?İnsan Olmaya Dair?/ Karlar Altındaki Ülke? ?Büyülü Kuş?la Başka Diyarlara?? “Sevdalı Bulut Masalı” ?Aslan Tomsonlar Ülkesi? ?İstasyonda Vals? ?Şahmaran? ?Sanatın İçine tükürülmesin diye!? ?Hüzünbaz Öyküler? ?Kardeşimin Hikayesi Bu Eleştiriyi Haketmedi!? ?Ya Yaşar Kemal Olmasaydı?? Ot var, sevdalığa çare var,

okumak için tıklayınız