Yazar: cemalumit
Howard Fast’tan Nâzım Hikmet ‘e bir şiir…
Kendi duvarların nasıl tutamadıysa kelimelerini, bizim duvarlarımız da tutamadı, kardeşim, kelimelerin buldu bizi. O gün cezaevinde geldi yanıma pek iyi bildiğin cezaevi fısıltısıyla o ince yazar, Albert Maltz… Hayatı anlatan şeyler söylemekti onun suçu da, barışı, umudu, özlenen şeyleri… Özgür olduğunu söyledi bana.
okumak için tıklayınızMarkopaşa ‘Toplatılmadığı zamanlar çıkar’ veya ‘Yazarları hapishanede olmadığı zamanlar çıkar.’
Markopaşa haftalık mizah dergisi; Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Şerif Hulusi, Rıfat Ilgaz ve Mustafa Mim Uykusuz?un yazarlığını yaptığı 1946 yılında yayın hayatına başlayan Türkiye basın tarihinin en yüksek tirajlı yayınlarından biridir. Sabahattin Ali başyazarlığını, Mustafa Mim Uykusuz da çizerliğini üstlenmiştir. O dönemlerde adeta ana muhalefet gibi etki gösteren derginin yazarlarına karşı birçok dava açılmış, kimi
okumak için tıklayınızMedya ve Savaş Yalanları / Gerçekler Nasıl Karartılıyor – Lenora Foerstel
Günümüzün siyasal-toplumsal yapısını kavramak açısından medya neden bu kadar büyük bir önem taşıyor? Medya, hükümetle birlikte yönetici sınıf rolünü oynar. Peki bu rolün gerçekleşmesinde kullanılan entrikalar nasıl yaşama geçirilir? ABD medyasının büyük başarısı olarak sunulan “Watergate Soruşturmaları”nın sulandırılması ve gerçeklerin örtbas edilmesinde ABD medyası nasıl kilit bir rol oynadı? ABD medyasının öve öve göklere çıkarttığı
okumak için tıklayınızKütüphanede Bir General – İtalo Calvino
İtalyan öykü ve roman yazarı İtalo Calvino, Kütüphanede Bir General adlı öyküsünde kütüphaneyi, askerleri dönüştüren bir özne yapar. Askerlerin hüküm sürdüğü Panduria ülkesinde ordunun itibarını zedeleyen kitaplar olduğunun fark edilmesi üzerine, General Fedina yönetiminde bir komisyon, tüm kitapları incelemek için ülkenin en büyük kütüphanesine girer: Görev dağılımı yapıldı. Her bir teğmen belli bilgileri öğrenmek, tarihin
okumak için tıklayınızTarihsel Gelişmenin Düzensiz Karakteri ve Sanat Sorunları – Karl Marx
6. Maddi üretimin eşitsiz gelişmesi ve, örneğin, sanatınki. İlerleme kavramı alışılagelmiş soyut biçimiyle anlaşılmak gerekir. Modem sanat, vb.. Bu oransızlık somut toplumsal ilişkiler içinde, örneğin, eğitimde olduğu denli önemli ve anlaşılması güç değildir, örneğin kültürde. Birleşik Devletlerin Avrupa?yla ilişkileri. Ancak, burada tartışılması gerekli gerçekten güç nokta, üretim ilişkilerinin hukuksal ilişkiler olarak bu eşit-olmayan gelişmede nasıl
okumak için tıklayınızEkin Sapı Devrimi – Doğal Tarıma ve Doğal Hayata Giriş
Masanobu Fukuoka, doğal tarım hareketinin Japonya’daki önemli sözcülerindendir. Bu eşsiz eserinde, temel aldığı hayat felsefesi ve alçakgönüllü bilgeliğiyle, doğal hayat, doğal tarım ve doğal beslenme üzerine bize engin bir deneyim sunuyor. Japonya’nın küçük bir köyünde 60 yıldır sürdürdüğü doğal tarım yöntemiyle, doğanın kendini ve insanı nasıl onarabildiğini bütün açıklığıyla göz önüne seriyor. Modern tarımın yok
okumak için tıklayınızKulelerde Bayraklar – Anton Semyonoviç Makarenko ‘Kusurlu olan insanlar değil, aralarındaki ilintilerdir’
Kulelerde Bayraklar, yalnız dünün değil, bugünün de büyük öyküsüdür. Potansiyel suçlu olarak görülen, sokak çocuklarının yeteneklerinin açığa çıkartılarak özgüvenli insanlar haline getirilmesi ve Sovyet toplumuna kazandırılmasının öyküsü. Ünlü Sovyet eğitimcisi Makarenko’nun, kendi disiplinlerini ve hukuklarını kendileri belirleyen, kendi kendilerini yönetmeyi öğrenen, çalışmayı bir angarya değil de insani bir zorunluluk ve zevk olarak görmeyi öğrenen 1
okumak için tıklayınızGünaha Son Çağrı -Nikos Kazancakis “Bu kitap bir hayal hikayesi değildir, mücadele eden herkesin itirafıdır.”
Yabancı dile en fazla çevrilen Yunanlı yazar olan Nikos Kazancakis, Nietzsche’den etkilenmiş ve yazılarında dini tutuculuğu sorgulamıştır. Ve bu nedenle Rum Ortodoks Kilisesi’nce dinden afaroz edilmiştir. Nikos Kazancakis 1954 yılında yazdığı Günaha Son Çağrı (O Telefteos Pirasoms) adlı romanı için ölümünden önce şöyle yazmıştı: ‘Bu kitabı yazmamın nedeni mücadele eden insana ulu bir örnek vermek
okumak için tıklayınız“Ne çok acı var!” – Yılbaşı Ağacı ve Düğün – Fyodor Dostoyevski
Geçen gün bir düğün gördüm…Fakat hayır! Size bir yılbaşı çamından söz etsem daha iyi olacak. Düğün harikaydı. Çok beğendim. Fakat diğer olay daha da güzeldi. Düğünün neden yılbaşı çamını hatırlattığını bilmiyorum. Olay şöyle oldu: Tam olarak beş yıl önce, yılbaşında iş dünyasının önemli bir adamının verdiği bir çocuk balosuna davet edildim. Çok tanıdığı, geniş bir
okumak için tıklayınızEmperyalizmin En Ölümcül Silahı Demokrasi Yalanı – William Blum
İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana bize Batılı güçlerin komünizm tehdidi altında bulunan ve diktatörlükle yönetilen ülkelere demokrasi “ihraç etmek” için onurlu ve saygın bir mücadele verdiği söyleniyor. Bu yanılgı tamamen ortadan kalkmadıkça, insanlar emperyalizmin dünya çapında yol açtığı acıları kavramadıkça, bu canavar asla durdurulamaz. Emperyalizmin gerçek yüzünü, onun en son kurbanlarından biri olan Muammer Kaddafi,
okumak için tıklayınızSiz hâlâ kedileri ciddiye almıyor musunuz? – N. Kübra Akalın
Kediseverlerin en büyük hüznüdür kedi barınağındaki kediler. Evde, bahçede ne kadar kediye bakarlarsa baksınlar kedi barınağının varlığı bile yüreğin sızlamasına yeter. Düşünsenize farklı cinslerde ve huylardaki kediler bir arada ve kim bilir ne zorluklarla oradalar. Felsefeci Federica Sgarbi ?Kedilerin Felsefesi, Filozofların Kedileri? kitabında kedi barınağında başlayan bir macerayı anlatıyor. Kedi barınağını dolaşmaya çıkan bir felsefeci
okumak için tıklayınızPablo Neruda’nın Nobel konuşması: “Şiir, kan ve karanlıkla yazılır”
Pablo Neruda’nın ödül aldığı 1971 yılında yaptığı konuşma: Çok uzaklardan geldik biz, şimdi ardımızda kalan ve içimizde taşıdığımız uzaklardan… Başka bir dilden, birbirini seven ülkelerden geldik. Ve burada, Stockholm’de toplandık, ki bu gece dünyanın merkezi burasıdır. Kimyadan, mikroskoplardan, sibernetikten, cebirden, barometreden, şiirden kopup, burada toplandık. Laboratuvarlarımızın karanlığından, bizi onurlandıran ve gözümüzü kamaştıran bu ışıkla buluşmak
okumak için tıklayınızDavid Harvey: Evsizlerden daha çok boş ev var
Boğaziçi Üniversitesi, Aptullah Kuran anma etkinlikleri kapsamında İngiliz coğrafyacı, antropolog, siyasal iktisatçı ve aktivist David Harvey?i konuk etti. Harvey, 27 Mart 2014, Perşembe günü Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall?de Tarih bölümünün ev sahipliğinde gerçekleştirilen konferansta ?Kapitalist Kentleşmenin Çelişkileri? başlıklı bir konuşma yaptı. Sayısız makaleye ve birçok dile çevrilen kitaplara imza atan Harvey?nin konferansı büyük ilgi
okumak için tıklayınızVirginia Woolf ‘un son mektubu
1941 Mart’ının bir akşamında, yazar Virginia Woolf eve sırılsıklam gelir ve intihara teşebbüs eder. Ne ki, birkaç gün sonra intiharı tekrar deneyecek olan yazar, bu kez amacına ulaşacaktır. Ruh sıkıntılarından kaçmak için ölümü seçen Woolf’un cesedi Ouse Nehri’nde bulunur; yazarın ceketinin cepleri ağır taşlarla doludur… Woolf’un bu yürek parçalayan son mektubunu, öldüğü gün eşi Leonard
okumak için tıklayınızKopyalanmış Adam – Jose Saramago
Tertuliano Máximo Afonso boşanmış, karamsarlık içinde tekdüze bir yaşam süren bir tarih öğretmenidir. Keyfi biraz yerine gelsin diye arkadaşlarının önerdiği bir filmi videoda izlemek üzere alır. Aynı gece evdeki gürültülere uyanınca filmin videoda kendi kendine oynadığını görür. Filmdeki figüranlardan biri kendisinin beş yıl önceki haline tıpatıp, ikiz gibi benzemektedir. Tertuliano bu adamın izini sürmeye çalışır;
okumak için tıklayınızKum ve Köpük – Halil Cibran
Halil Cibran’ın zamanında küçük kâğıt parçalarına ve defterlerine karaladığı aforizma ve mesellerden oluşan bu küçük kitap, sanatçının parçalı bir “otoportresi”ni ortaya koyuyor. Ruhunun derinliklerinden gelen çarpıcı ve çağrışımlı imgelerle aşk, güzellik, doğa ve insanlık durumuna ilişkin bir türlü ifadesini bulamayıp “suskunluğa gömülmüş” olanı ifşa ediyor. Cibran’ın yetmiş yılı aşkın bir süre önce yayımlanmış yapıtları, bugün
okumak için tıklayınızParis’ten Pera’ya Sinema ve Rum Sinemacılar – Sula Bozis, Yorgo Bozis
“Sinemanın İstanbul’daki birinci dönemi 1896’da başlar ve 1922’de sona erer. Bu dönemde, seyyar sinemacılar, yeniliğe açık tiyatro işletmecileri ve yöneticileri olumsuz koşullara karşın (elektrik şebekesinin yokluğu, sansür vs) sinemanın tanınmasına ve sevilmesine ön ayak oldular. Meşrutiyet’in ilanından sonra (1908) seyyar gösteriler yerini Pera’daki sinema salonlarına bıraktı. Bu salonların yöneticileri mesleğini seven, yenilikçi ve başarılı kişilerdi.
okumak için tıklayınızSeçme İkilemi – Renata Salecl
Günümüzde birçok konuda bizi bunaltacak kadar fazla seçenekle karşı karşıyayız. Marketteki peynir veya deterjan reyonlarından ev eşyalarına ve telefon servislerine kadar tüm tüketim ürünlerinde bizi zorlu seçimler bekliyor. Evet, tükettiğimiz ürünleri seçmekte -belli sınırlar çerçevesinde- özgürüz. Peki ya daha hayati meselelerde? Mesela parçası olduğumuz sistemi seçme şansımız var mı?
okumak için tıklayınızPropaganda ve Toplumsal Zihin – David Barsamian, Noam Chomsky
Ünlü muhabir David Barsamian Propaganda ve Toplumsal Zihin’de, Chomsky’nin çağdaş ve tarihsel kavramlar üzerine pek çok konudaki düşüncelerini gözler önüne seriyor. Önemli bir tarih olan Kasım 1999’daki “Seattle Olayları” sonrasında yapılan röportajda, Chomsky; medyanın kurumsal hâkimiyetine, çevreye ve hatta kendi hayatlarımıza karşı bir hareket oluşturma ihtimalini tartışıyor. Ayrıca, dil ve zihin hakkındaki fikirleri üzerinden yürüyen
okumak için tıklayınız