Yazar: cemalumit

Tersi Yüzü – Özdemir İnce

“İsterseniz ilkin kitabın adından başlayalım. Adı mutlaka size bir başka kitabı ve kitabın yazarını anımsatıyor olmalı. Albert Camus’nün ?Tersi ve Yüzü? (L’Envers et l’endroit) adlı kitabını. Hürriyet Gazetesi’nde yazmaya başladığımda yazılarıma genel başlık (?Köşem? demekten hoşlanmam) olarak ?Tersi ve Yüzü?nü ödünç almıştım Camus’den. Logoyu hazırlayan arkadaşlar grafik estetiği gereği ?ve?yi atmışlar. Bilindiği gibi, Albert Camus

okumak için tıklayınız

Fotoğraf Üzerine – Susan Sontag

İnsan hakları savunucusu Susan Sontag’ın 1978 yılında Ulusal Kitap Eleştirileri Birliği ödülünü aldığı ‘Fotoğraf Üzerine’ adlı kitabında, fotoğrafın resim, yazın, mimari ve müzik gibi sanatlarla olan ilişkisini derinlemesine sorguluyor. “Herhangi bir insanın vahşetin en amansız boyutlarını gösteren fotoğraflarla ilk defa karşılaşması, bir tür ifşadır, prototipik açıdan da modern ifşadır. Benim kendi payıma bu ifşayı yaşadığım

okumak için tıklayınız

Ağır Ölüm – Nancy Huston

Yaygın kanı; yapılanların hesabının verileceği zamanın daha sonra olduğudur. Yaşamın şöyle ya da böyle tükenişinin hemen ardından. Oysa yaşarken kirlenmemek mümkün mü! Hiç hata yapmaksızın, hiçbir günaha bulaşmaksızın, suç işlemeksizin geçip gidivermek… Kendisiyle hiç hesaplaşmayan var mıdır, herhangi manasız bir gerekçeyle bile olsa… Nancy Huston, Can Yayınları’ndan çıkan yapıtı ‘Ağır Ölüm’de iç içe geçen öyküleriyle

okumak için tıklayınız

Hasan Basri Gürses ? Prof. Dr. M. Şehmus Güzel

1980?li yılların ortasındaydık. Bir akşam üzeri Paris VII. Üniversite?si Tarih Coğrafya ve Toplumsal Bilimler Fakültesi?ndeki büromun kapısı tıklatıldı. Büroma giren uzun ve ince, filinta delikanlı ile kafalarımız hemen birbirine uydu ve hemen anlaştık. Nasıl anlaşmazsınız, hayatını sosyalizme adamış, bu mütevazi, sessiz, derin ve çoşkulu militan benden biraz gençti ama neredeyse aynı şeyleri yaşamış, aynı şeyleri

okumak için tıklayınız

Gezgin Satıcı (Le Colporteur) – Guy de Maupassant

L. N. Tolstoy’un ‘… sayıları az olmakla birlikte, Maupassant gibi bir başka tür insan daha vardır ki, bunlar her şeyi kendi gözleriyle, içerdiği önemi ve anlamıyla, olduğu gibi görürler’ sözleriyle andığı yazar ardında pek çok roman, öykü, deneme ve tiyatro oyunu bıraktı. Yazarın 1882-1887 arasında, özellikle 1883’te gazetelerde çıkmış öyküleri ölümünden sonra, 1900 yılında Gezgin

okumak için tıklayınız

Sermaye Birikirken / Osmanlı, Türkiye, Dünya – Oya Köymen

Oya Köymen’in Sermaye Birikirken / Osmanlı, Türkiye, Dünya adlı kitabı, kapitalist sistemin can damarı olan sermayenin birikim süreçlerine yoğunlaşıyor. Sermaye birikirken “ötekilere”, sermaye sınıfına dahil olmayan çoğunluğa neler olduğunu tarihsel ve güncel öykülerle sergiliyor. Britanya İmparatorluğu’ndan, ABD hegemonyasına geçişin toplumsal etkileri ele alınıyor. Sanayi Devrimi ve Adam Smith’den başlayarak günümüze kadar uzanan iktisadi olaylar ile

okumak için tıklayınız

Heidegger – Çeviren ve Hazırlayan: Ahmet Aydoğan

Heidegger, hocası Edmund Husserl?den ve onun fenomenolojisinden, varoluşçu felsefenin bazı yönlerinden yola çıkmış ancak felsefe dışı pek çok konuyu da felsefeye dahil etmek ve kendine has bir bakış açısı kurmak için ömrünün sonuna dek çalışmalarını sürdürmüştür. Martin Heidegger (1889-1976), sadece felsefe alanında yaptığı çalışmalarla değil kendisinin ömrünün bir yerinde ?hata? olarak kabul ettiğini belirttiği kimilerince

okumak için tıklayınız

Sanatçı: Örnek Bir Çilekeş – Susan Sontag

Sanatçı: Örnek Bir Çilekeş, “karşı durulması güç ve özgürleştirici” eleştirileriyle çağdaş kültürü sorgulayan Susan Sontag’ın, eleştiri kuramı ve uygulaması türünde dokuz yazısını bir araya getiriyor. Sanatın “içerik”e verilen önemle “evcilleştirilmesi”ne karşı çıkan Sontag, tek tek ele aldığı Pavese, Camus, Lukács, Benjamin, Canetti ve Barthes gibi yazarlara büyük bir sevgiyle yaklaşmakla birlikte, eleştirel mesafesini koruyor. Fotoğraf,

okumak için tıklayınız

Dövüş Kulübü (Fight Club) – Chuck Palahniuk “Sahip olmak istediklerin gün gelir sana sahip olur.”

‘Dövüş Kulübü’nü (Fight Club) yüzü morarmış halde gittiği işyerinde kimsenin kendisine aldırmamasından ilham alıp yazan Chuck Palahniuk, bu romanında ‘tüketim kültürüne, hırs ve üstünlük duygusuna, güzellik idealine ve iş dünyasına’ zehir zemberek bir eleştiri yöneltiyor. ?Biz televizyon izleyerek, milyonerler, sinema tanrıları, rock yıldızları olacağımıza inanarak büyüdük ama olmayacağız… Hepimiz heba oluyoruz… Bütün bir nesil benzin

okumak için tıklayınız

Hep Anladıkları Sandıkları Şeyi Ancak Şimdi Anlıyorlardı: Yoksuldu Onlar ? Canan Koçak

Savaşın şehirlerle birlikte, neleri yok ettiğine yüzyıllardır tanıklık ediyoruz. İnsanın ?keşke yıkılan sadece binalar olsa? diyesi geliyor çoğu zaman. Bazı yıkıntıların tamiri kolaydır, ama insanların iç dünyalarının yıkımı öyle kolayca tamir edilemeyecek türdendir. Ölümle tanışmak, eşinin, arkadaşının, çocuğunun ve tanıdığın onlarca insanın bir hiç uğruna kaybolup gittiğine şahitlik etmek, insan psikolojisi açısından, çabuk kapanacak yaralar

okumak için tıklayınız

Türkü Söylüyor Otlar / Doris Lessing – Fazilet Karahallı Avcu

? Dosdoğru çalılara doğru yürürken düşünüyordu. ?Şimdi onunla burun buruna geleceğim ve her şey bitecek’ ? SIR DOLU BİR CİNAYET Dün sabah, Ngesili çiftçi Richard Turner?in eşi Mary Turner, çiftlik evinin ön verandasında ölü bulunmuştur. Evde ayak işlerine bakan genç tutuklanarak, cinayeti işlediğini itiraf etmiştir. Cinayetin nedeni anlaşılamamıştır. Uşağın, değerli eşya peşinde olduğu sanılmaktadır. Gazete

okumak için tıklayınız

Havası Barut Kokan Yurdun Şairi – Aydan Koçak Tümkaya

“dostum dostum güzel dostum bu ne beter çizgidir bu bu ne çıldırtan denge yaprak döker biryanımız bir yanımız bahar bahçe” Hasan Hüseyin Korkmazgil Nazım okyanusuna dalıp hayranlıkla dolaşan, Nazım varken başka şair okumam diyen ben, üniversite yıllarımda Hasan Hüseyin?in şiirleriyle tanıştım. Bir fırtınaya tutulmuşçasına heyecanlıydım. Elimden kitaplarını bırakmıyor, şiir dinletilerinde Hasan Hüseyin okuyor, şiir sever

okumak için tıklayınız

Değirmen / Zaman Tünelinden Bir Aşk Öyküsü – Sabahattin Ali

Hiç sen bir su değirmeninin içini dolaştın mı adaşım?.. Görülecek şeydir o… Yamulmuş duvarlar, tavana yakın ufacık pencereler ve kalın kalasların üstünde simsiyah bir çatı… Sonra bir sürü çarklar, kocaman taşlar, miller, sıçraya sıçraya dönen tozlu kayışlar… Ve bir köşede birbiri üstüne yığılmış buğday, mısır, çavdar, her çeşitten ekin çuvalları. Karşıda beyaz torbalara doldurulmuş unlar…

okumak için tıklayınız

Modernlik ve Yabancılaşma – Sıtkı Akın

?Onlar, anlam yerine gösteri istemektedirler. Hiçbir çaba onları içeriklerin ya da kodun ciddiyetine inandırmada yeterince kandırıcı olamamıştır. Gösterge isteyen insanlara mesaj verilmeye çalışılmaktadır. Oysa onlar, içinde bir gösteri olması koşuluyla tüm içeriklere tapmaktadırlar. Yadsıdıkları şey, anlamın diyalektiğidir.? Jean Baudrillard Modernlik ya da modernite, ortaya çıkışından bu yana farklı açılardan eleştiri almıştır. Modernlik oluşumunun içinde eleştiriye

okumak için tıklayınız

Kürt Masalları – Sinan Gündoğar

Sinan Gündoğar’ın aşkları dilden dile bugüne kadar gelen ‘Mem û Zin’ ile başlayan Kürt Masalları kitabında 13 masal bulunuyor. Masalların kiminin konusu aşk, kiminin ki özlem, kiminin ki de ihanet… “Çok zengin bir kaynak içinden seçilip derlenen bu az sayıdaki masal ve özellikle de bu masallarda geçen şiirsel metinler elden geldiğince özenle Türkçe?ye çevrildi. Kitapta

okumak için tıklayınız

Biz Toprağı Bilirik! / Bergama Köylüleri Anlatıyor – Üstün Bilgen Reinart

Biz Toprağı Bilirik!’, Bergama’da siyanürlü altın çıkarılmasına karşı yıllardır mücadele eden köylüleri anlatıyor. Üstün Bilgin Reinart kitabında, altın madeninin yanı başındaki Ovacık, Çamlıköy, Süleymanlı ve Narlıca başta olmak üzere toplam on yedi köyde bu mücadeleyi veren insanların seslerinden, Bergama’da yaşanmış olan sivil itaatsizlikle demokratik hak arayışının öyküsünü anlatıyor. Hopdediks Bayram Çavuş, Pınarköylü Hatice, Narlıcalı Hamza

okumak için tıklayınız

Ademoğlu Nerdeydin? – Heinrich Böll

Heinrich Böll, Ademoğlu Nerdeydin? (Wo warst du, Adam?) adlı kitabında, bizi insanoğlunun karşılaşabileceği en büyük acıyla yüz yüze bırakıyor. Savaşın acımasızlığı altında ezilen, yitip giden genç insanlar, küçücük umut kırıntılarına tutunanlar, onca olumsuzluğun içinde yeşeren küçük sevdalar ve ölüm, hep ölüm. ”Mermiler vınlayarak kıl payı farkla yanından, üzerinden geçiyordu. Arkasında camlar şangırdıyor, ahşap binalar parçalanıp

okumak için tıklayınız

Doğu Öyküleri – Marguerite Yourcenar

?Doğu Öyküleri?, Yourcenar?ın, otantik masal ve efsaneleri az ya da çok, özgürce geliştirdiği yeniden yazımlarıdır. Yazar, eksiksiz ve muhteşem bir dil ziyafetinin yanı sıra bize doğuyu, söylenceleri, masalları ve onların eski zamanlarda kalmış hikâyelerini anlatır. Marguerite Yourcenar?ın yıllar sonra yeniden, (önceki baskısı Adam Yayınları?nca yayımlanmıştı) özenle basılan Doğu Öyküleri eksiksiz ve muhteşem bir dil ziyafetinin

okumak için tıklayınız

Gel Bize, Işık Ol, Ateş Ol, Hayat Ol Hürriyet! – Canan Koçak

Fakirsen, açsan, kirliysen, üşümüşsen hürriyetin ne anlamı var? Kölelik yapmak, kuşkusuz hepimizin tanık olduğunu düşündüğümüz hatta birebir yaşadığımız, pek de yabancısı olmadığımız bir durum. Geçmişten günümüze ismiyle birlikte, içeriğinin de şekil değiştirdiği düşünülürse, çoğumuzun fark etmediği bir durum aynı zamanda. Eğer herkes her şeyin böyle olduğuna ve olması gerektiğine inanıyorsa o zaman insan bunun yanlış

okumak için tıklayınız

Kıskançlık – Sait Faik Abasıyanık

Köyün civarını, çiçek açmış şeftalilerin dibinde derileri pul pul çobanlarla dinlenerek, ekseriya, bahar güneşine sarılıp yürüyerek dolaştım.Dağlara türkü söyleyen ufacık çobana:“Karnım aç, yavru” dedim. Dağarcığından kumlu köy ekmeği ve suyu seli kaçmış Mihaliç peyniri çıkarıp verdi. Pınar buldum, su içtim.Köye akşama doğru ancak varabildim. Meydandan geçerken ağalar el ettiler.“Muallim Efendi,” dediler “Bir çayımızı içmen mi?”“İçeriz

okumak için tıklayınız