Kategori: A. Ömer Türkeş

Mars Anayasası: Bağımsızlık İdeali ve İnsanlığın Yeni Sınavı

Mars’ta kurulacak ilk şehrin anayasasında “Dünya’dan bağımsızlık hakkı” maddesinin yer alıp almaması, insanlığın kozmik yolculuğunda yalnızca politik bir karar değil, aynı zamanda varoluşsal, etik ve toplumsal bir sınavdır. Bu metin, böylesi bir maddenin gerekliliğini veya risklerini, insanlığın kolektif bilincindeki derin izdüşümleri üzerinden ele alıyor. Bağımsızlık, özgürlüğün bir sembolü mü, yoksa

OKUMAK İÇİN TIKLA

Beyin Plastisitesinin Otistik Bireylerin Öğrenme Yolculuğundaki Dönüştürücü Gücü

Beyin plastisitesi, insan beyninin deneyimlere ve çevresel uyarılara yanıt olarak kendini yeniden şekillendirme yeteneği, otistik bireylerin öğrenme süreçlerini dönüştürme potansiyeli taşıyor. Nöral bağlantıların esnekliği, otizmin heterojen doğasına özgü öğrenme biçimlerini anlamak ve desteklemek için bir anahtar sunuyor. Bu metin, otistik bireylerin öğrenme süreçlerini beyin plastisitesi üzerinden ele alarak, bilimsel bulguların,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Yıldızların Son Fotonlarında Şifrelenen Kozmik Vasiyet

Ölmekte olan yıldızların yaydığı son ışık fotonlarının, evrenin derinliklerinde bir tür “kozmik vasiyetname” taşıyabileceği fikri, insanlığın hayal gücünü ve bilimsel merakını bir araya getiren büyüleyici bir sorudur. Bu fotonlar, bir yıldızın yaşam döngüsünün son anlarında evrene salınan nihai mesajlar olarak düşünülebilir mi? Evrenin kendisi, bu ışık parçacıklarında bir anlam, bir

OKUMAK İÇİN TIKLA

Dostoyevski ve Polisiye – A. Ömer Türkeş

Polisiyelerden söz açıldığında, pek çok incelemeci ve eleştirmen, türün yüksek edebiyata giren ürünlerine örnek olarak Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza” romanını gösterir. Elbette hem suçu hem de cezayı barındıran öyküsü ile polisiyelere özgü bir kurgusu var bu romanın. Ne var ki, bu haftanın yeni kitaplarında sözünü ettiğim yazarlar gibi, Dostoyevski de

OKUMAK İÇİN TIKLA

“Mehmed Uzun, Kürt dili için bir tarih” Yaşar Kemal

Bu haftanın kitaplarını Kürt yazarların metinlerine ayırınca, Kürt edebiyatının tarihine değinmek, hiç tanımadığımız bu edebiyatın -hiç değilse- aynı coğrafyada yaşadığımız yazarların elinden çıkan ürünlerine bir göz atmak yerinde olur. Niyetimiz böyle olunca, Mehmed Uzun’un “Kürt Edebiyatına Giriş”i, en önemli, hatta tek başvuru kaynağı olarak çıkıyor karşımıza. Mehmed Uzun, 1953 Siverek

OKUMAK İÇİN TIKLA

Stendhal; “Kırmızı ve Siyah” – A.Ömer Türkeş

Adını ordunun kırmızı giysileri ile ruhban sınıfının siyah cüppelerinden alır “Kırmızı ve Siyah”. Hikaye Kral X. Charles’in tahtta oturduğu 1820’lerde geçer. Verrieres köyünden Julien Sorel isimli akıllı ve yükselme tutkuları ile dolu bir gencin hayatı üzerinden dönemin Fransa’sının bütün kesimlerine yönelik ağır bir eleştiri yöneltir Stendhal.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Dünya edebiyatının en tuhaf metinlerinden biri: Tristram Shandy

Konusuzluğu konu edinen bir metin Dünya edebiyatının en tuhaf metinlerinden biri olan “Tristram Shandy”, 1759-1767 yılları arasında bölüm bölüm yayınlanmıştı. Sterne’nin sağlığı elverse, o dönemin edebi teamüllerine uygun düşmemekle birlikte okuyucular tarafından büyük ilgi görüp sevilen roman belki daha da uzayabilirdi. Modernist akıma ve post-modern romana öncülük ettiğini rahatlıkla söyleyebileceğimiz

OKUMAK İÇİN TIKLA

Bir öncü yazar ve roman: Henry Fielding, Tom Jones

Henry Fielding’ten söz ederken, onun romancı yanı kadar roman kuramcısı ve eleştirmeni özelliğine de değinmek gerekir. Çünkü, roman yazımının en sorunlu yanlarından birisi olan “anlatıcının kimliği” meselesini ilk tartışan kişidir Henry Fielding. Öyküyü aktarma görevini romanda hiç yer almayan “bilinmeyen bir üçüncü şahsa” vererek, yazarlar arasında en yaygın olarak kullanılan

OKUMAK İÇİN TIKLA

Yakılmak istenen Rousseau’nun romanı “Emile”

Rousseau’nun ikinci romanı olan “Emile”, aslında yazarın insanların eğitimi ve kültürel gelişimi hakkındaki düşüncelerini yansıtıcı bir niteliktedir. Başkalarının koyduğu kurallara göre eğitilen insanların özgür olamayacağını ve köleleşeceğini savunan Rousseau, romanını beş bölüme ayırır; ilk bölümde, Emile kırsal bir bölgede, anne sütü ile beslenerek büyür. İkinci bölüm Emile’in beş ile on

OKUMAK İÇİN TIKLA

Gulliver’in Gezileri: Homeros’un Odessa destanından sonra yazılan ilk büyük fantastik seyahat metni

Homeros’un Odessa destanından sonra yazılan ilk büyük fantastik seyahat metni olan “Gulliver’in Gezileri” çok neşelidir; mizahi öğelerle zenginleştirilmiş ve çok sayıda tuhaf canlılarla modern bir masala dönüşmüştür. Ama bütün bu cümbüşün arkasında, insan ilişkilerine ve kurulu düzene karşı büyük bir güvensizlik, geleceğe ilişkin karamsar bir bakış vardır.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Savaşan mı, yoksa savaşmayı reddeden mi? Kimdir daha cesur olan?

John Boyne, Asker Doğmayanlar’da I. Dünya Savaşı’nda cepheye giden, kimi hayatını kimi ruhunu yitiren gençlerin hikâyesini anlatırken yüzleşilmesi gereken bir soruyu da tartışmaya açıyor; “Savaşan mı, yoksa savaşmayı reddeden mi? Kimdir daha cesur olan?” Ulaştığı büyük satış rakamlarıyla günümüz İrlanda edebiyatının popüler yazarları arasına katılan John Boyne 1971 doğumlu. Edebiyata

OKUMAK İÇİN TIKLA

“Hapishaneler mükemmelleştirilemez”

İçerdekiler daha ilk sayfalarında usta bir yazarın elinden çıktığını belli ediyor. Hapishane yaşamının bireyin iç dünyasına, düşüncelerine ve bedenine yaptığı etkiyi çarpıcı bir dille işlemiş Victor Serge. Geçen hafta Şeytan’ın Günlüğü romanını değerlendirirken, yazarı Andrey Andreyev’in Ekim Devrimi’nden sonra Rusya’yı terk ettiğini belirtmiştim. Andreyev’in Finlandiya’ya göç ettiği tarihlerde genç bir

OKUMAK İÇİN TIKLA

Çalınmış vals – A. Ömer Türkeş

Antonio Skarmeta, Gökkuşağı Günleri’nde Şili tarihinde dönüm noktası sayılan bir süreci, Pinochet diktatörlüğününün sonunu getirecek olan halk oylaması sırasında cereyan eden olayları anlatıyor. 1988 yılındayız. General Augusto Pinochet’nin faşist askeri darbesinin üzerinden on beş yıl geçmiş ama muhaliflere yönelik baskılar, tutuklamalar, faili meçhul cinayetler sürüp gidiyor.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Uzun Yürüyüş’te Mao’nun Maceraları – Frederic Tuten

“Cüretkâr bir şıklık ve canlı bir değişiklik” Yukarıdaki başlığı 13 Mayıs 1972 tarihinde John Updike’ın kitap üzerine yazdığı bir inceleme yazısından alıntıladım.. Frederic Tuten’in Uzun Yürüyüşte Mao’nun Maceraları’nı değerlendirdiği makalesinde, “Okurunu farkında olmaya zorlayan, keskin ve sivri uçlu bir romanın canlı devinimine sahip” demiş Updike. 68 isyanının sıcaklığında, o isyanı

OKUMAK İÇİN TIKLA