Kategori: Biyografiler

Kafka’nın “Babaya Mektup”unun biyografik arka planı, oluşumu ve işlevi

Önnot Babaya Mektup’un ekleri iki bölüme ayrılıyor. Birinci bölüm –bir anlamda giriş olarak– Kafka’nın bu mektubu yazdığı dönemdeki hayatının arka planına, mektubun alıcısının biyografisine ve –bölümün sonunda– bu mektubun Franz Kafka açısından taşıdığı işleve (ya da işlevlere) ilişkin açıklamalar sunuyor. İkinci bölümde, metnin içindeki ayrıntılara ilişkin, aydınlatıcı değinmeler olarak düşünülmüş açıklamalar veriliyor. Bu açıklamalar Kafka’nın

okumak için tıklayınız

Lenin: Leon Tolstoy ve Dönemi

LEON TOLSTOY VE DÖNEMİ Leon Tolstoy’un yaşadığı ve öğretisinde olduğu gibi, olağanüstü değerdeki eserlerinde de dikkate değer bir özellikle yansıyan dönem 1861-1905 yıllar,ı arasında uzanır. Tolstoy’un edebi etkinliği hiç kuşkusuz ki, bu dönemin başlangıcından önce başlamış, bu dönemin bitiminden sonra sonuçlanmıştır. Ancak Leon Tolstoy bir sanatçı ve düşünür olarak asıl bu yıllar süresinde kesinlikle oluşmuştur.

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin Anti Kahramanları ve Yarılmış Medeniyet – Josef Hasek

Hayatın boşluğu ve anlamsızlığını felsefe katlanabilir hale getirdi, bunun dışında belleğimiz, bu boşluk duygusundan kaçışı olanaklı kılmak için adeta unutmaya karşı olan direncini azalttı. Hafızamız balığınkine doğru hızlı bir evrim geçiriyor. Hayatın zehirleyici hiçliğine karşı bir enstrüman daha var elimizde: şizofreni. Uygarlığımızın yarılmışlığının kişilikteki izdüşümü olarak şizofreni, uzlaşmacı bir tavır olarak tezahür ediyor. Çünkü medeniyetimizin

okumak için tıklayınız

Musa Anter’in Hatıralarında Neyzen Tevfik

Aslen Çerkesdir. Amcasının oğlu ve kendisi gibi içki düşkünü Kemal Efendi, Fırat Yurdu’nda aşçım idi. Bu bakımdan “Çerkes” di diyorum. Yoksa Neyzen’in ağzından değil milliyetini, insanlığını bile dinlemek mümkün değildi. Adana Lisesi’nden beri hâlâ arkadaşlığımı sürdürdüğüm, Rodos Adası’ndan İhsan Ada, Neyzen’in çok yakını idi. İhsan Ada bir ara Vatan’da yazı işleri müdürlüğü, daha sonra Hatay

okumak için tıklayınız

Musa Anter’in Hatıralarında Halide Edib ve A. Adnan Adıvar

Denilebilir ki, yahu Musa sen kim Halide Edib ve Ahmed Adıvar kim? Ama öyle düşünmemek lazımdır. Bazen fakir bir adam define bulur veya toto-lotodan para çıkar, aniden zengin olur. İşte ben de böyleyim. Zıvıng’ın mağara çocuğu, kimleri bulup zengin olmadı ki! İşte şimdi anlatacağım Adıvar ailesi de bulduğum en değerli definedir.

okumak için tıklayınız

“Ece Ayhan Çağlar” Hakkında Bilinmeyenler – Zafer Yalçınpınar

‘İkinci Yeni’ şiir akımının ağababası Ece Ayhan Çağlar, 14 yıl önce bugün -12 Temmuz 2002 tarihinde- vefat etti. ‘Sıkı şair’ Ece Ayhan, 1950’li yıllarda kaleme aldığı ilk şiirlerinden başlayarak 1990’ların sonuna kadar uzanan yarım yüzyıllık edebiyat serüveninde Türk dilinin bilişsel sınırlarını zorlayıp ‘imgesel alan derinliği’ni genişleten ve sonuç olarak da Türkçe’nin tahayyül gücünü (imgelemini) özgürleştiren

okumak için tıklayınız

Alfred Adler: Dostoyevski

Dimitri Karamazof’un, Sibirya’da maden ocaklarında umduğu şey, öncesiz — sonrasız uyumun (ahengin) türküsünü çağırmaktır. Suçlu ama mâsum babaKatili dine döner ve herşeyi — bağışlayan uyum içinde kurtuluşunu bulur- Bir elyazısındaki her kıvrılışı yorumlayabilen, düşüncelerini hiç zorluk çekmeden dile getirebilen ve başkalarının aklından geçenleri o saat kavrayan Prens Mişkin, tatlı tatlı gülümseyerek şöyle der: «On beş

okumak için tıklayınız

Filozof Ömer Hayyam – Sadık Hidayet

FİLOZOF HAYYAM Hayyam’m felsefesi hiçbir zaman güncelliğini yitirmeyecektir. Çünkü küçük gibi görünen ama içi özlü bu terâneler muhtelif devirlerde insanı derbeder eden önemli ve karanlık felsefî problemleri, cebren insana yüklenen sorunları, çözülmeden kalan sırları ele alır. Hayyam bu ruhî işkencelerin tercümanı olmuştur. Onun feryatları milyonlarca insanın acılarının, ıstıraplarının, korkularının, umutlarının, elemlerinin yansımasıdır. İnsanlar bunları düşünerek sürekli azap çekmiştir. Hayyam terânelerinde garip

okumak için tıklayınız

Yaşadığı dönemin başarılı bir yansıtıcısı: Balzac

BALZAC ÜZERİNE Dünya romanının büyük adlarından biri olan Balzac’ın ailesinin kökleri Tarn eyaletinin kuzeyine kadar ulaşır. Sonradan Balzac adını alan Balssa ailesi oldukça kalabalıktır.. Balssa, Oc dilinde “yüksek kaya” anlamına gelmektedir. Bir köylü ailesinden çıkmış olan babası asalet unvanı “de”yi adının başına’ kendi eklemiştir. Oğlu da bunu ömrü boyunca kullanmıştır. 1746’da doğan babası Bernard Francois Balssa, ailesinin çiftliğinde

okumak için tıklayınız

Orhan Veli’nin kaleminden La Fontaine’ in hayatı

Sevgili çocuklar, Bu kitapta okuyacağınız şiirleri gerçi sizler için tercüme ettim. Ama hiç bir zaman onları çocukça bulmadım. Zaten sizi de küçük görmüyorum. Güzel şeyleri siz de büyükler kadar anlar, büyükler kadar seversiniz. Elbette, yaşınız ilerledikçe, bilginiz de artacaktır. Ama bu, bilginiz artıncaya kadar kötü şeyler, basit şeyler okuyacaksınız demek değildir. Bilginizin anlayışınızın artması, zevkinizin

okumak için tıklayınız

Kafka’da başkaldırı ve boyun eğiş

BAŞKALDIRI VE YAZGIYA BOYUN EĞİŞ Kafka’nın temel yaşantısı, «Babasınm Dünyası» ile olan uyuşmazlığıydı. Bu dünyaya başkaldırmıştı; ama bu tutumu aynı zamanda bir suç, bir uyum yeteneksizliği, o dünyaya girecek güçten yoksun olduğu için bir dışlanmışlık olarak duyumsuyordu. Özü açı­sından küçük burjuvaya özgü nitelik taşıyan bu baş­kaldırı, içerdiği çelişkiyle birlikte «Dava» da aşılması olanaksız bir yoğunlukla biçimlendirilmiştir.

okumak için tıklayınız

Kafka’da çıkış yolu için savaşım

ÇIKIŞ YOLU İÇİN SAVAŞIM Kafka, kendisinden önce kimsenin yapmadığı bi­çimde, yabancılaşmayı en uç noktasına değin betimledi, ama bunun yanı sura da çaresizlik içersinde bir çıkış yolu bulmak için savaştı. Kafka’yı yalnız karanlık, yalnız arayan, yalnız nihilist ve sürekli umutsuz biri diye gören, onun kişiliğini çarpıtmış olur. Kafka geçmişe bakan, içinde yaşadığı zamanı ancak geçmişe, donmuş görüntülerin ve nesnelerin toplamına, anıların yıkıntılarından oluşma

okumak için tıklayınız

Puşkin’i nasıl anlatmalı? – Ataol Behramoğlu

Yapıtlarının tümünü asıllarından ve birçok kez okuduğum, Türkçede iki kalın cilt tutan anlatı (roman-öykü) türünde yapıtlarını birkaç yıl emek vererek dilimize çevirdiğim, yani üstünde yoğun biçimde kafa yorduğum Aleksandr Puşkin üstüne yazmak bana her zaman güç gelmiştir… Rus edebiyatının herhangi bir baş­ka yazarı üstüne, Gogol, Dostoyevski, Turgenyev, Çehov, Tolstoy vb. konusunda sanki daha kolaylıkla yazılabilirmiş duygusu var içimde… Onların yaşam süreçlerini

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya’nın annesi ve babası

ANNE Annem çok küçükken öldü Beni öp, sonra doğur beni Cemal Süreya’nın annesi Gülbeyaz, Erzincan’ın Karatuş köyünden, kara kaşlı, kara gözlü bir Zaza kızı. Öylesine beyaz tenli ki, nüfusta Güllü olarak kayıtlı olduğu halde yakın çevresindeki adı, Beyaz. Annesini çok küçükken kaybetmiş, babası Çanakkale’de şehit düşmüş; onu ve erkek kardeşini amcası büyütmüş.

okumak için tıklayınız

Shakespeare Hakkında Bilmediğiniz 9 Şey

Shakespeare Hakkında Bilmediğiniz 9 Şey: 1. Shakespeare’in babası ‘bira gurmesi’ gibi birbirinden farklı birçok işte çalıştı Bir çiftçinin oğlu olan Shakespeare’in babası John Shakespeare, 1551’de Stratford kentine geldiğinde birçok işte çalıştı. Deri, yün, malt ve mısır satan John uzun süre farklı alanlarda esnaflık yaptı. 1556 yılında ekmek ve malt likörü teftişinden sorumlu ‘bira gurmesi’ olarak

okumak için tıklayınız

Ahmet Oktay: Halide Edip, Benerci’yi bir başyapıt, Nazım ’ı da dahi olarak nitelemiştir

NAZIM’A VE ŞİİRİNE DAİR Yeniden yurttaşlığa alınmasını sağlamak amacıyla yapılan girişimlerle çeşitli etkinlikler ve Milliyet’le yayınlanmaya baş­layan Vera’nın Anıları, kamuoyunda Nazım Hikmet’i yeniden popüler bir ad haline getirdi. Nazım Hikmet’in yurttaşlık, sorununu sağlığında fazla ciddiye aldığını sanmıyorum. Çünkü, kendisine yurttaşlık belgesini nüfus memurluğunun ya da daha başka bir makamın değil, doğrudan doğruya Türkçe’nin verdiğini biliyordu. Nazım Hikmet’i bu yüzden yurttaşlıktan

okumak için tıklayınız

Akira Kurosawa’nın En Sevdiği 100 Film!

Akira Kurosava (23 Mart, 1910 – 6 Eylül, 1998) Japon film yönetmeni, film yapımcısı, senarist ve kurgucu. 57 senelik kariyerinde 30 film yöneten Kurosawa, sinema tarihinin en önemli ve etkileyici yönetmenlerinden biri olarak kabul edilir. Akira Kurosawa’nın, sinema tarihinde favori 100 filmi: 1. Broken Blossoms or The Yellow Man and the Girl (Griffith, 1919) USA

okumak için tıklayınız

Albert Camus ve Edebiyata Yön Veren Kitapları

20. yüzyılda Fransa’ya ve dünya düşünce yaşamına damgasını vurmuş sayılı birkaç aydından biridir Albert Camus. Düşünce dünyamızın, Bertrand Russell, Einstein, Sartre gibi yüceleri yanında, romanları, tiyatro yapıtları, politika yazılarıyla, tutumu, davranışı, yaşamıyla çıkarsız bir aydın örneğini vermiş bir insan olarak özel bir yeri var Albert Camus’un yüzyılımızda. Varoluşçuluk ile ilgilenmiştir ve absürdizm akımının öncülerinden biri

okumak için tıklayınız

Orhan Kemal: Sait Faik ile zaman zaman canciğerdik. Zaman zaman, çünkü belli olmazdı.

SAiT ÜZERiNE … Dostluğumuzun öyle on beş, yirmi yıllık geçmişi olmamakla beraber, diyebilirim ki zaman zaman canciğerdik. Zaman zaman, çünkü belli olmazdı. Takışı­verir, birbirimizi kıyasıya iğneler, günler, haftalarca konuşmazdık. Yolumu değiştirdiğim, aynı işi onun yaptığı da olurdu. Böyle günlerden bir gün, Parmakkapı’da yüzyü­ze geliverdik. Bu o kadar ani oluvermişti ki , ne benim, ne de onun yolumuzu

okumak için tıklayınız