Kategori: Canan Koçak

Hep Anladıkları Sandıkları Şeyi Ancak Şimdi Anlıyorlardı: Yoksuldu Onlar ? Canan Koçak

Savaşın şehirlerle birlikte, neleri yok ettiğine yüzyıllardır tanıklık ediyoruz. İnsanın ?keşke yıkılan sadece binalar olsa? diyesi geliyor çoğu zaman. Bazı yıkıntıların tamiri kolaydır, ama insanların iç dünyalarının yıkımı öyle kolayca tamir edilemeyecek türdendir. Ölümle tanışmak, eşinin, arkadaşının, çocuğunun ve tanıdığın onlarca insanın bir hiç uğruna kaybolup gittiğine şahitlik etmek, insan psikolojisi açısından, çabuk kapanacak yaralar

okumak için tıklayınız

Gel Bize, Işık Ol, Ateş Ol, Hayat Ol Hürriyet! – Canan Koçak

Fakirsen, açsan, kirliysen, üşümüşsen hürriyetin ne anlamı var? Kölelik yapmak, kuşkusuz hepimizin tanık olduğunu düşündüğümüz hatta birebir yaşadığımız, pek de yabancısı olmadığımız bir durum. Geçmişten günümüze ismiyle birlikte, içeriğinin de şekil değiştirdiği düşünülürse, çoğumuzun fark etmediği bir durum aynı zamanda. Eğer herkes her şeyin böyle olduğuna ve olması gerektiğine inanıyorsa o zaman insan bunun yanlış

okumak için tıklayınız

Ve ipek bir halıya benzeyen toprak / Bu cehennem, bu cennet bizim!..* ? Canan Koçak

Eski bir Ermeni mahallesinde oturdum bir zamanlar. Ordu?nun, diğer adıyla Kotyora?nın, Zaferi Milli mahallesiydi burası. Boztepe?nin eteklerinden aşağı, azgın bir selden kaçarcasına yuvarlanmış gibi görünen, çoğu müstakil, en çok üç katlı evlerden oluşan bu mahalle, şehirde sayıları toplasan beşi bulmayan, Ermeni ailelerden, sadece birine ev sahipliği yapıyordu. Yaklaşık 60 yaşlarında ki, ev sahibesinin adı Angel?di,

okumak için tıklayınız

Tarihin Akışını Sekteye Uğratanlar? – Canan Koçak

Büyü ve orman ol! Daha ruh dolu, çiçek açmış bir dünyaya! 1968?Bu tarih üzerine geçmişten günümüze çok şey yazıldı ve tartışıldı. Geçtiğimiz yılın 68 hareketinin kırkıncı yılı olması sebebiyle, çeşitli festivallere ve anmalara konu olan bu tarih, anlaşılan Dünya ve Türkiye için önemini hala kaybetmedi. Türkiye ile eş zamanlı, dünyanın hemen her ülkesinde gerçekleşen eylemlerin

okumak için tıklayınız

Mantığın Hükmünün İptali Ve “Kayboluş”un İktidarı – Canan Koçak

Yeraltından notlar 19.yy?ın sonu ve 20.yy?ın başı, kuşkusuz dünyanın hızlı bir değişime ve buhrana sürüklendiği bu yıllar, edebiyat içinde de köklü değişiklikler yarattı. Sistemlerin ve sınırların değiştiği bu dönem, dünyanın hemen her yerine kapitalizmin yerleşmesini ve tüm saldırganlığı ile kök salmasını sağladı. Kapitalizmin güç gösterisi eşliğinde, kapitalist yaşam biçimi ve ahlaki değerleri oturmaya başladığında, bazı

okumak için tıklayınız

Yaşayıp da Farkına Varamadığımız Hayat! – Canan Koçak

Bellek yoksa suçta günahta yoktur? Bir sabah yatağımızdan kalktığımızda, belleksiz, acılarımızdan ve bütün anılarımızdan arınmış olarak uyansak, unutmak istediğimiz tüm ?an?larımız birdenbire silinse ve biz adımız dahil kendimize ait hiçbir şeyi hatırlamasak, ne kadar süredir yaşıyoruz?, kaç yaşındayız? bilmesek, ve tüm bu çok bilinmeyenli denklemin içinde, acaba hayatımız nasıl olurdu? Bir olasılık bu, unutkanlığın zarıyla

okumak için tıklayınız

Kendi Hayatımızın Efendisi Olmak Ya da Olmamak? Canan Koçak

“Kendimize, Nazizme boyun eğmeye mecbur olup olmadığımız sorusunu sormak zorundaydık” (H.Kirk) Hans Kırk, 9 Nisan 1940?ta Almanya?nın Danimarka?yı işgalinden sonra Gestapo tarafından tutuklanan ilk aydınlardan biridir. Kuşkusuz Nazilerin Avrupa?yı işgali ile başlayan süreç, ?Köle? romanının asıl yazılma sebebini oluşturur. Danimarka?nın Nazilere karşı verdiği savaşı kalemiyle destekleyen Kirk?ın, dört duvar arasında, 17.yy. sonlarında gerçekleşen gerçek bir

okumak için tıklayınız

‘Demeğe de dilim varmıyor ama kabahatin çoğu’ kimin?… – Canan Koçak

Tahsin Yücel, “Peygamberin Son Beş Günü” isimli romanında, Rahmi Sönmez ve Fehmi Gülmez adlı, Üsküdarlı iki eski arkadaşı konu edinir. Lise ve üniversite yıllarında tanıştıkları yazın ve sanat hayatı, fikirlerinin ayrışmasına sebep olur ve her zaman birbirini bütünler durumda olan bu iki arkadaş, farklı düşünceler sebebiyle ayrılır. Üstüne üstlük bir de aynı kıza yani Feride?ye

okumak için tıklayınız

Gölgesiz Yoklar Sürüsü – Canan Koçak

?Öyle bir köydü ki; Kendi gölgesinde, benliğine yabancılaşmış insanlarla doluydu. Doğan her günü besleyen dostluklar değil, sebepsiz düşmanlıklardı. Belki her şey kaybolan ilk insanla, yani köyün berberi Cıngıl Nuri ile başladı. Köylüler için Cıngıl Nuri?nin gidişine değin, yok oluşun tek tarifi ?ölüm?dü. Herkesin bir yoku mu vardı bu köyde? Her insan gibi evlerine girip çıkan,

okumak için tıklayınız

Öldürmeyen ?Ölüm? Öldürmüyor ? Canan Koçak

Bir eski Acem şairi: «Ölüm âdildir» ? diyor. ? Biliyorum, ölümün âdil olması için hayatın âdil olması lâzım, diyorsunuz… Nazım Hikmet Ve ertesi gün hiç kimse ölmedi? Sonsuza dek yaşamak, başka bir deyişle ölümsüzlük, insanların yüzyıllardır hayalini kurduğu, peşine düştüğü bir ütopyadır. Kuşkusuz ölüm, her canlı için hayatın bitişini ifade eder. Yeri ve zamanı belli

okumak için tıklayınız

‘Karanlıktaki Adam’ Yada Şu Garip Dünya Yuvarlanıp Giderken? – Canan Koçak

?Bir dakika önce hayatını yaşıyorsundur, bir dakika sonra bir de bakarsın ki savaştasın.? ?Sıradan ve tekdüze hayatından aniden koparak, çapı dört metreyi bulan, silindir bir çukura düşmüş olan adamın adı Owen Brick?tir. Genelkurmayın suikastçısı ve kurtarıcısı görevi verilmiş olan Brick, öyle bir haldedir ki, ne görevini ne de hayatına dair herhangi bir şeyi hatırlamaktadır. Kendine

okumak için tıklayınız

“Örgütlü bir devlet yenik düşmez, yoksa dünyanın sonu gelir, ya da bu, yeni bir dünyanın başlangıcı olur.” – Canan Koçak

Jose Saramago?nun ?Körlük? romanını okuyanlar hatırlayacaktır. Roman araba kullanmakta olan bir adamın, yeşil ışıkta aniden körleşmesi ile başlayıp, körlüğü başkalarına bulaştırması ile devam ediyordu. Bu körlük, bildiğimiz körlüklerden biraz farklıydı. Bir salgın gibi bütün şehre yayılmakla kalmayıp, aynı zamanda halkı sonsuz bir beyazlığa hapsediyordu. Şehirde başlayan bu körlük salgını ile varolan tüm ahlaki değerler yok

okumak için tıklayınız